www.burasicanakkale.com

 

 

 

 

 


 


Cumhurbaşkanı adaylarının sıralaması belli oldu.
Çekilen kuraya göre; ilk sırada Muharrem İnce, ikinci sırada Meral Akşener,
üçüncü sırada Recep Tayyip Erdoğan, dördüncü sırada Selahattin Demirtaş,
beşinci sırada Temel Karamollaoğlu ve altıncı sırada da Doğu Perinçek yer alıyor.

 


 

 

 


GENÇLERİMİZ GELECEĞE GÜVEN VE
UMUTLA BAKACAK

• 15 - 25 yaş aralığındaki öğrenci veya işsiz olan gençlerimize “Genç Kart” vereceğiz.

• Tren bileti satışlarında Genç Kart sahiplerine % 50 indirim uygulayacağız, ücretsiz aylık 2 GB mobil İnternet erişimini ve kültür sanat etkinlik biletlerinde ve mağazalarda “Gençlik İndirimi” uygulanmasını sağlayacağız.

• Sabit İnternet hatlarında adil kullanım kotasını tamamen kaldıracağız.

• ÖSYM tarafından yapılan tüm sınavlarda giriş ücretini kaldıracağız.

• Üniversite öğrencilerine 19 Mayıs ve 29 Ekim’de 500’er TL olmak üzere yıllık 1.000 TL Gençlik Bursu vereceğiz.

• Yurt sorununu en fazla iki kişilik odalardan oluşan yurtlar inşa ederek 1 yıl içinde çözeceğiz. Mevcut yurtların niteliklerini yükseltecek, yurtlar arasındaki eşitsizlikleri gidereceğiz.

• Üniversiteden yeni mezun olmuş, iş arayan yoksul gençlere İŞKUR’a kayıtlı olmaları halinde 750 TL işsizlik desteği vereceğiz.

 


 

CHP ÇANAKKALE İL BAŞKANI İSMET GÜNEŞHAN'DAN,
AK PARTİ İL BAŞKANININ BASINDA ÇIKAN AÇIKLAMASINA YANIT.

Seçilmiş kadın bir il başkanı, baskıyla, zorla hem de 8 Mart’ta istifa ettirildikten sonra onun yerine oturma onursuzluğunu gösteren ve siyasi ahlaksızlığını yaşayan Ak Parti İl Başkanı Gültekin Yıldız kendi geçmişine, tetikçiliği yaptığı ve kripto FET֒cü olduğu dile getirilen Grup Başkanvekiline bakmadan CHP’ye, belediye başkanımıza ve genel başkan yardımcımıza sözler söylemiş. Bu boş sözlere elbette yanıt vermeyeceğiz. Ama bilsin ki Çanakkale bir markadır. Hep kardeşlik, barış ve güzellikle anılır. Ama kendilerinin neyle anıldığını hatırlatmakta yarar var:

• Fethullah Gülen Hocaefendiyi biz kurtardık diyen ve bunu gazetelere manşet yaptıran Grup Başkanvekili ile hatırlanıyorlar.
• Yalandan bir suikast planıyla kozmik odaya girilip bu ülkenin sırları yabancı ülkelere kaçırılırken, Genelkurmay Başkanı ve milli ordu unsuru komutanlar terörist ilan edilirken, orduya FETÖ ile birlikte kumpas kurarlarken, bizler Silivri Zindanları önünde, göstermelik mahkemelerde direnirken televizyonlara çıkıp kışkırtıcılık yapan, Hocaefendisine selam gönderen dönemin İstanbul, bugünün Çanakkale Milletvekili ile anılıyorlar.
• 15 Temmuz hain darbe girişimine katılan, Atatürkçü komutanların tasfiye edilip yerlerine FET֒cü komutanları hem de 17-25 Aralık’tan sonra getiren yasa teklifine övünerek imza atan, darbe girişimine altyapı hazırlayan yasa teklifinde imzası olan Grupbaşkanvekili ve Çanakkale Milletvekili’nin tetikçisi bir il başkanı olarak anılıyorsunuz.
• Oslo’da “şehirlerin altını bombayla doldurdunuz” diyenleri “oraya ben gönderdim” demekten, Habur’da PKK ile kol kola girmekten, Barzani’ye “Türkiye seninle gurur duyuyor” diye tezahürat yapanlardan çekinmeyenlerin piyonu olarak anılıyorsunuz.
• “Hendeklere göz yumun, terör örgütünün eylemlerine ses çıkarmayın” talimatını verdiğini canlı yayında söyleyenlerin savunucusu olarak biliniyorsunuz.
• Barzaniyle poz vermek için hazır olda bekleyen, FETÖ liderlerinin elini öpmek için sıraya girenlerle iş tutan, IŞİD’lileri öfkeli gençler diyenler olarak anılıyorsunuz.
• Çocuk tecavüzcülerine, bunların vakıflarına siper olanlar, “kadınlar dövülebilir, hamile kadın sokağa çıkmasın” diyenlere destek olanlar biçiminde anılıyorsunuz.
• Camileri genelev yaptılar diyen sözde akademisyen, keşke Yunan galip gelseydi diyen çakma tarihçilerin koruyucusu olarak biliniyorsunuz.

Senin bu sicilin ortadayken, partimize ya da partimizin herhangi bir üyesine söz söylemen için ağzını ve geçmişini temizlemen lazım. Yoksa kalkar birisi “bunca hukuksuzluk olurken, milli orduya kumpas kurulurken, FETÖ, IŞİD, PKK ile kol kola girmişken bir hukukçu olarak sen neredeydin Avukat Yıldız” diye sorar.

İsmet GÜNEŞHAN
Çanakkale CHP İl Başkanı

 


 


Kılıçdaroğlu: Geçin doları kimin cebinde Türk lirası var

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu Çanakkale'de STK'lara seslendi. Kılçdaroğlu, "Asgari ücret 2 bin 200 lira olacak. Hiçbir emekli aylığı 1500 liradan az almayacak. Hiç kimsenin yoksulluğunu deşifre etmeyeceğiz. Dolarları bozdurun diyor. Kimin cebinde dolar var? Geçin doları kimin cebinde Türk lirası var." diye konuştu.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, "24 Haziran'da sandığa gidecek ve vicdanının sesini dinleyecek herkese sesleniyorum. Türkiye'nin büyük bir değişime ve dönüşüme ihtiyacı var" dedi.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Çanakkale'de iş dünyası ve sivil tolum kuruluşları temsilcileri, esnaf ve muhtarlarla salon toplantısında bir araya geldi. Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) İlahiyat Fakültesi İçdaş Kongre Merkezi'ndeki toplantıya Kılıçdaroğlu'nun yanı sıra CHP Genel Başkan Yardımcısı Muharrem Erkek, CHP Yüksek Disiplin Kurulu Üyesi Serdar Soydan, CHP Çanakkale Milletvekili Bülent Öz, CHP İl Başkanı İsmet Güneşhan Çanakkale Belediye Başkanı CHP’li Ülgür Gökhan, ilçe belediye başkanları ve partisinin ilçe başkanları da katıldı. Program, saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başladı.
Toplantıda konuşan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu 24 Haziran'daki seçimlerden galip çıkmaları halinde yapacaklarını anlattı.

UFKU DAR OLANLAR, TÜRKİYE'Yİ YÖNETEMEZ
Türkiye'de şu an için hiç kimsenin can ve mal güvenliğinin bulunmadığını savunan Kılıçdaroğlu, şöyle konuştu:
"Düşüncesini benimsemediniz diye bini aşkın öğretim üyesini bir kararname ile kapının önüne koyarsanız, sizin darbecilerden farkınız yoktur. Şu anda Türkiye 20 Temmuz darbe sürecini yaşıyor. Eğer siz geleceğimizi inşa edecek olan bilim insanlarını kapının önüne koyarsanız, kendi geleceğimizi yok edersiniz. Bu mudur demokrasi? 24 Haziran'da sandığa gidecek ve vicdanının sesini dinleyecek herkese sesleniyorum. Türkiye'nin büyük bir değişime ve dönüşüme ihtiyacı var. Ufku dar olanlar Türkiye Cumhuriyeti'ni yönetemez. Şu anda Türkiye'de can ve mal güvenliği yoktur. Özellikle iş dünyasına sesleniyorum. Hiç kimsenin can ve mal güvenliği yoktur. Bir kararnamelik işleri var. Bir kararname çıkar, öğleden sonra bakarlar ki bütün mal varlıklarına el konulmuş. Bir de gizlilik kararı alırlar, sizin avukatınız dahi sizin mal varlığınıza neden el konulduğunu öğrenemez. Bu mudur demokrasi? 'Efendim, yabancı sermaye gelmiyor.' Nasıl gelsin? Can ve mal güvenliğinin olmadığı yerde yabancı sermaye mi olur, yatırım mı olur."

TAŞIMALI EĞİTİME SON VERECEĞİZ
Eğitim sisteminde yapacakları değişimi de detaylarıyla anlatan CHP Lideri Kılıçdaroğlu, "Sayın İnce'nin cumhurbaşkanı, CHP'nin de parlamentoda çoğunlukta olduğu bir süreçte eğitim sistemini tepeden tırnağa değiştireceğiz. Çocuk sabahleyin okula kahvaltı yapmadan gidecek, kahvaltıyı arkadaşları ve öğretmenleriyle beraber yapacak. Öğle yemeğini de onlarla beraber yiyecek. Aileden 5 kuruş ücret istenmeyecek. Eğitim tam zamanlı olacak. Taşımalı eğitime son vereceğiz. Nerede öğrenci varsa, öğretmen de orada olacak. İlk bir yıl içinde 180 bin öğretmenin atamasını yapacağız. Öğretmenleri devlet memurları kapsamı dışına çıkaracağız. Yargı mensupları için nasıl bir ayrı kanun varsa, öğretmenler için de ayrı bir kanun olacak. Öğretmenlerin meslek kanunu olacak. Hiçbir öğretmen, yoksulluk sınırının altında maaş almayacak. Her öğretmen, bütün zamanını geçim kaygısı duymadan bizim çocuklarımıza verecek. Öğretmeni bu toplumun en saygın kişisi yapmak zorundayız. Sosyal devlet eğitimle başlar, ama sosyal devlet herkesin karnının doyduğu devlettir aslında. O nedenle 1 Ocak 2019'da inşallah asgari ücreti 2 bin 200 lira olacak. Asgari ücretten vergi alınmayacak, net 2 bin 200 lira olacak" dedi.

TÜRKİYE’DE NAMUSLU SİYASET EKSİK'
Türkiye’nin içeride ve dışarıda ödediği faiz miktarının yüksek olduğunu belirten Kılıçdaroğlu, bunu örnekler vererek anlattı. Kılıçdaroğlu, şunları söyledi:
"Açık ve net söylüyorum, son 16 yılda hükümetin tamamı rantiyecilere çalışmıştır. Örnek mi istiyorsunuz, vereyim. İçeride devlet tahvili, hazine bonosu alıyor. Hükümet satar, rantiye sınıfı gider bunları alır ve karşılığında faiz alır. Sizden toplanan vergilerle bunların faizlerini ödüyoruz. Mart 2018 rakamını veriyorum; içeride ödenen faiz miktarı, rantiye sınıfına, yani faiz lobisine 687 milyar 124 milyon lira faiz ödenmiş. Eski para ile 687 katrilyon faiz ödenmiş. Faizciye gelince var, rantiyeciye var. Asgari ücret, para yok. Emekli, para yok. Tarım, eğitim para yok. Okul yapalım, para yok. Rantiyeye dünya kadar para var. Bu içeriye ödenen para. Bir de dışarıya ödenen para var. Diyorlar ya, efendim dolar yükseliyor.

Yükselen dolar falan değil. Dolar yerinde duruyor arkadaşlar, düşen Türk Lirası. Siz köprü geçişini dolarla yapmışsınız, köprüyü dolarla yapmışsınız, ihaleyi dolarla yapıyorsunuz, AVM'lerin kirası dolarla. Ev kiraları neredeyse dolarla, hayatın her alanı dolarla. Türk Lirasını neredeyse sileceksiniz. Dışarıdan gelip yalvarıyorlar, ne olur bize dolar verin. Adam diyor vermem. Verin diyorlar, şartlarınız ne diye soruyorlar. Faizi yükselt, dolar vereyim diyor. Sonra da gelip diyorlar millete, efendim dış güçlerin oyunu. Ne oyunu ya, ne oyunu kardeşim. Eğer bir oyun varsa, bu oyunu sen oynuyorsun. Bu milletin vergisini alıyorsun, tamamını götürüyorsun, rantiye sınıfına veriyorsun. 15 yılda dışarıya 151 milyar 34 milyon dolar faiz ödediler. Bu paranın yatırıma gittiğini düşünün. Eğitime gittiğini düşünün. Üniversitelere gittiğini düşünün. Farklı bir Türkiye çıkacak ortaya. Türkiye'de para yok diyorlar. Nasıl para yok. 151 milyar doları cebinizden mi ödediniz de para yok. 687 milyar lirayı cebinizden mi ödediniz Türkiye'de para yok. Türkiye'de para var, ne eksik ben size söyleyeyim. Türkiye'de namuslu siyaset eksik. Bunu yapacağız."

2 TRİLYON DOLAR NEREYE GİTTİ
Türkiye’nin parası olduğunu belirten ve bunu da örnekler vererek açıklayan Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:
"1923-2002 arasında, 79 yılda gelen geçen bütün hükümetler 713 milyar dolar para harcamışlar. 713 milyar dolarla Karakaya Barajı yapılmış, köprüler yapılmış. Sümerbanklar, Etibanklar yapılmış. Büyük Marmara Depremi yaşanmış. Kıbrıs Barış Harekatı olmuş. Dolayısıyla Amerikan ambargosu yaşamışız. 1940’larda uçak fabrikasının temelini atmışız ve uçak ihraç eden bir ülke haline gelmişiz. Bütün bunlar için harcanan para 713 milyar dolar. 2003-2017, son 14 yılda harcanan para 2 trilyon 94 milyar dolar. Rica ediyorum lütfen not alın. 2 trilyon 94 milyar dolar para harcandı. Üstelik bütün fabrikalar satıldı. Bana söyler misiniz, bir Karakaya, bir Atatürk barajı mı yaptılar. Bir Telekom'u mu kurdular? Yeni bir şeker fabrikası mı kurdular? 2 trilyon dolar nereye gitti.

Bunun bilinmesi lazım. Sandığa böyle gidilmesi lazım. Dikta yönetimine verilen her oy, harama ortak olmak demektir. Bu memlekette eksik olan namuslu siyasettir. Her kuruşun hesabını, her kuruşun, her santimin hesabını Muharrem İnce de verecektir, Kılıçdaroğlu da verecektir. Ben Ak Partili vatandaşlarıma da seslenmek isterim. Onlar da gerçekleri görsünler. Herkesin siyasi görüşüne saygılıyım. Herkesin kimliğine saygılı olduğum gibi. Ama siyaset har vurup harman savurma alanı değildir. Siyaset, siyasetçinin cebini doldurduğu bir alan değildir. Siyaset çok kutsal bir alandır. Siyaset halka ve hakka hizmettir. Siyaset her kuruşun hesabını millete vermek demektir. Biz bunu yapmak istiyoruz.

ORTA DOĞU BARIŞ VE İŞBİRLİĞİ TEŞKİLATI KURACAĞIZ

Türkiye’nin dış politikasında yapacaklarını da anlatan Kılıçdaroğlu, "Bütün komşularımızla kavgalıyız. İlk yapacağımız iş, Sayın Muharrem İnce, cumhurbaşkanlığı koltuğuna oturduktan sonra vereceği mesajların tamamında bütün dünyayla dost olmak olacaktır. Bütün komşularımızla barış içinde olacağız. Bakın Ramazan ayındayız, Orta Doğu’da kan akıyor. Ölen Müslümanlar. Birbirlerini öldürüyorlar veya katlediyorlar. Nasıl tanımlarsanız tanımlayın. Sonunda akan kan Müslüman kanı. Biz ilk hareket olarak şunu yapacağız. Orta Doğu Barış ve İşbirliği Teşkilatı kuracağız" dedi.

 


 

CHP’de seçim bildirgesi açıklandı
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin 24 Haziran seçim bildirgesini açıkladı.
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, “Türkiye’nin geleceğini planlayacak yeni bir kurum oluşturacağız. İlk atacağımız adımlardan birisi bu. Adını da söyleyeyim, İnsani Gelişme Stratejileri ve Bilgi Politikaları Kurumunu kuracağız.” dedi.

Kılıçdaroğlu, JW Marriott Otel’de düzenlenen CHP’nin seçim bildirgesi ve aday tanıtım toplantısında yaptığı konuşmada, bu ülkeyi seven her vatandaşın tarihi bir sorumlulukla karşı karşıya olduğunu belirterek, bu toplantının demokrasi tarihinin en önemli toplantılarından biri olacağını söyledi.
Cumhuriyet Halk Partililerin kavgayı değil barışı savunduğunu ifade eden Kılıçdaroğlu, partilerinin Mustafa Kemal Atatürk ile birlikte yürüyenlerin, çağdaş uygarlık düzeyine ulaşmak ve onu aşmak için mücadele edenlerin, hak, hukuk ve adalet diyenlerin, büyük dönüşümleri gerçekleştirenlerin, egemenliği halka millete verenlerin, ‘ne ezen ne ezilen, insanca, hakça bir düzen’ diyenlerin, birlikte, kavgasız yürüyenlerin partisi olduğunu dile getirdi.
Herkese tarihi bir görev düştüğüne dikkati çeken Kılıçdaroğlu, “Türkiye, kavga değil, huzur istiyor. Türkiye, istibdat değil, hürriyet istiyor. Türkiye tek adam rejimi değil, demokrasi istiyor. Türkiye saraydan değil, halktan yana bir yönetim istiyor. Türkiye, mafya devleti değil, hukuk devleti istiyor. Türkiye, eşi dostu zenginleşmiş, kokuşmuş bir yolsuzluk düzeni değil, herkesin emeğinin, alın terinin karşılığını aldığı emekten yana bir Türkiye istiyor.” diye konuştu.

“Türkiye’nin 5 temel sorununu çözeceğiz”
Cumhuriyetten, demokrasiden, emekten, fakirden, emekten üretimden yana olanların hep birlikte “tamam” diyeceği bir seçimi başlattıklarının altını çizen Kılıçdaroğlu, Türkiye’nin 5 temel sorununu çözeceklerini ifade etti.
Türkiye’nin en temel sorunlu alanlarından birisinin ekonomi olduğunu belirten Kılıçdaroğlu, Türk lirasının dünyanın en büyük değer kaybeden paralarından birisi olduğunu söyledi.
Çiftçinin, emeklinin, işçinin hayatından memnun olmadığını savunan Kılıçdaroğlu, “Fabrikalar yapan değil, hapishaneler yapan bir Türkiye hükümeti gerçeğiyle ile karşı karşıyayız. Varlık içinde yoksulluk yaşayan bir Türkiye gerçeğiyle karşı karşıyayız.” dedi.
Gazetelerin korkudan haber veremediğini ileri süren Kılıçdaroğlu, kendisini yakan işçi, çiftçi, intihar eden esnaflar olduğunu, bunlara bakıldığı zaman işlerin yolunda gitmediğini gördüklerini dile getirdi.

“Halktan, emekten yana bir düzeni yeninden inşa etmeliyiz”
Bu düzenden memnun olan bir sınıf olduğunu savunan Kılıçdaroğlu, “O sınıfın adı ‘rantiye sınıfı’, rantiyeciler memnun. Kendisini yakan, intihar eden, rantiyeci var mı? Hepsi hayatından memnun. Bir masa bir sandalye, ellerinde viski kadehi, milyarlar kazanıyorlar. Bu düzeni değiştirmenin tarihi sorumluluğu hepimize düşüyor.” ifadelerini kullandı.
Halktan, emekten yana bir düzeni yeninden inşa etmek sorunda olduklarını vurgulayan Kemal Kılıçdaroğlu, bu düzeni nasıl değiştireceklerini anlattı.
Toplumun önüne bir gerçeği koyacaklarını dile getiren Kılıçdaroğlu, Türkiye ekonomisinin büyük bir değişime ve dönüşüme ihtiyaç duyduğunu, bunu gerçekleştireceklerini belirtti.

“Bizim seçim bildirgemiz insana ve üretime dönük”
CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, “Kendi seçim bildirgelerini açıkladılar. Ben de büyük bir dikkatle dinledim. Onların seçim bildirgeleri ranta dönük. Bizim seçim bildirgemiz insana ve üretime dönük. Arada siyah ve beyaz kadar fark var. Her yerde bunu anlatacaksınız. Ranta değil, insana ve üretime dönük bir bildirgeyle yola çıktık.” diye konuştu.
Büyük değişimlerin planlamayla olduğuna dikkati çeken Kılıçdaroğlu, “Türkiye’nin geleceğini planlayacak yeni bir kurum oluşturacağız. İlk atacağımız adımlardan birisi bu. Adını da söyleyeyim, İnsani Gelişme Stratejileri ve Bilgi Politikaları Kurumunu kuracağız.” ifadelerini kullandı.
Üniversitelerin bilgi, sanat insanlarının sanat, sanayicinin katma değeri yüksek ürün, çiftçinin kar elde edeceği ürün üreteceğini bildiren Kılıçdaroğlu, insan odaklı bir politikayla geleceği sağlıklı bir şekilde planlayacaklarını söyledi.
Kılıçdaroğlu, İnsani Gelişme Stratejileri ve Bilgi Politikaları Kurumunda, Türkiye’nin en saygın bilim insanlarının çalışacağını aktardı.

“Bilim insanlarının Türkiye’ye gelmesi için her türlü teşviki vereceğiz”
Beyin göçünü tersine çevirecekleri vaadinde bulunan Kılıçdaroğlu, “Sadece Türkiye kökenli değil, dünyanın saygıdeğer bilim insanlarının Türkiye’ye gelmesi için her türlü teşviki vereceğiz.” dedi.
Bilim üretmenin yetmeyeceğini, sanayide de katma değeri yüksek ürün üretmek gerektiğini ifade eden Kılıçdaroğlu, Türkiye, bölgesinde ve dünyada söz sahibi olmak istiyorsa katma değeri yüksek ürün üretmek zorunda olduğuna dikkati çekti.

“KOBİ’lere bir yıl süreyle sıfır faizli kredi”
Dünyanın sanayide 4.0’ı konuştuğunu hatırlatan Kılıçdaroğlu, “Biz neyi konuşuyoruz, yol, köprü yapıyoruz. Dünyanın hiçbir lideri yol, köprü, buzdolabı, çamaşır makinesi yapıyoruz diye övünmez. Çünkü bunu ayıp sayar. Elin oğlu, ben uzaydan altını, madeni nasıl getiririm diye uğraşıyor. Onun mücadelesini veriyor. Bizim mücadelemiz de o mücadeledir. Türkiye’yi bölgesinde 21. yüzyılın lideri yapmaktır.” değerlendirmesinde bulundu.
KOBİ’lere seslenen Kılıçdaroğlu, “Muharrem İnce’nin Cumhurbaşkanı, parlamentoda Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun olduğu bir Türkiye’de vergi ve sigorta prim borcu olmayan bütün KOBİ’lere bir yıl süreyle sıfır faizli kredi vereceğiz.” diye konuştu.
Sigorta prim borcu yoksa, bir yıl süreli ödediğin vergi ve sigorta primi kadar sıfır faizli kredi vereceklerini bildiren Kemal Kılıçdaroğlu, bu proje hayata geçtiğinde, devlet vergi ve sigorta primlerini zamanında toplayacağını kaydetti.

CHP’nin seçim sloganı da “Millet için geliyoruz” olarak açıklandı. CHP, cumhurbaşkanı seçim kampanyasında ise “Hepimizin cumhurbaşkanı” sloganını kullanacak. CHP ayrıca seçimlerde “artık tamam” sloganıyla da seçmenin karşısında olacak.

 

 


 


Çanakkale, Cumhuriyet’in kurulmasını sağlayan Çanakkale. Bayrağımızın ülküsü Çanakkale. Çanakkale’yi unutturmaya çalışanlara nasıl dur yolcu dediysek bugün de ‘dur yolcu’ diyeceğiz.
Burada bir otele gelmiştim, elektriğimizi kestiler, o gün kınalarımızla gelmiştik. Kına adanmışlıktır. Gelenin eline kına yakılır ailesi derki gittiğin aileye sahip çık. Yani adanmışlıktır bir de askere giden oğullarımıza kına yakarız. Şimdi bir tülbent devrimi yapmak için buradayız. Ampül söndü işte buradayız, ampül söndü gitti. Abbas yolcu bağlasan durmaz.
Birinci sorun genç işsizliği. İkincisi bütün şehirlerde anne babaların kulağıma söylediği uyuşturucu problemi. Kadınlarımızın sokakta gezemediği bir Türkiye’deyiz. Çanakkale gibi bir ilde bile. Eli beli silahlı adamların kol gezdiği bir Türkiye’de çocuklarımızın ve kadınlarımızın güvenliğini sağlamak bizim işimiz dedik baktık herkes aynı şeyi söylüyor. Yani biz Türkiye’ye iyi geldik.
Rumeli göçmeni bir ailenin kızı olarak aranızda göçmenler vardır, kızım biz drama pirinciyiz çok su çekeriz. Bu sabır anlamına gelirdi. Ama bazı şeyleri erkenden söyledim örneğin 3600. Baktık sayın Erdoğan bile söylüyor. Fakat en sinir bozucusu şu oldu gençlerimize iş buluncaya kadar vereceğimiz 500 lira vatandaşlık maaşı. Bu ülkeyi 16 senedir yöneten vatandaş kaynak sordu. Hani Mehmet Şimşek’in fındık fıstık dediği bakan arabaları yok mu? Bunların kirası o kadar pahalı ki.. Sevgili gençler ben bu adamları o lüks arabalardan indireceğim ve size iş verinceye kadar, ayda 500 lira size maaş vereceğim adını da vatandaşlık maaşı koyduk. Adı da in arabadan aşağı. Kredi kartlarının borcunu sileceğiz, buna da çok gıcık oldular.
Sanayi yatırımlarının durduğu nispeten sanayi ve tarım şehri olan kentlere bir iki küçük yatırım dışında yatırım yok. 70 milyar dolarlık fabrika sattı bu arkadaş. Çanakkaleli çiftçinin cabine para girdi mi, fabrika yapıldı mı? Geçen gün saydım; Bakın SEKA’yı satmış, limanları sattı, TELEKOM’u sattı. Sattı babam sattı. Çanakkale’yi Anıtkabir’in karşısına diken anlayışa Çanakkaleli karşı bunu da biliyorum. Her alanı birbirinin karşısına diken her vatandaşı bölen devlet anlayışını hayatımıza katanları evlerine göndereceğiz, sorumlu bir devlet anlayışını inşa edeceğiz.
FETÖ adaleti vardı, şimdi Tayyip Erdoğan adaleti var. Her seferinde darbeyi yiyen askeriye. Binalara savaş açtılar. askerlik yapanlar bilirler bir er komutanı yürü dediği zaman hayır diyebilir mi? Kallavileri kaçtı, çaycı çorbacı hapis. Devlete emanet devlete. Bu harbiye’ye verilen çocuklar kime amanet devlete. Sorular çalınırken muhterem sen bostan korkuluğu muydun? Bu gariban Anadolu çocukları sana emanetti sana. Şimdi bu çocuklara müebbet hapisler verin. Emanete hıyanet ettin. Garip kavruk Anadolu çocuklarına sen 116 defa müebbet hapis veriliyor. Türkiye’nin bize birbirimize ihtiyacı var.
Ekonominin ise bu laubaliliğinin arkasında yandaş müteahhitler var. Cumhurbaşkanı olduğum gün Işıklar, Kuleli askeri liselerini hemen açacağım. GATA’yı yeniden açacağım aynı zamanda askeri liseleri yeniden açacağım. Ama FETO’nun METO’nun adamlarına soru çaldırmayacağım. 81 milyon insan bu ülkenin tapusuna sahiptir.
Adam sabah kalkıyor kafası bozuluyor TEOG değiştiriyor, zavallı Milli Eğitim müdürü sabah otobüs durağında öğreniyor. İsmail Kahraman isimli bir Meclis Başkanı var. Bu adam hem de bir iftarda benimle ilgili benim arkadaşlarıma Meral Kılıçdaroğlu dedi. Bir kadın soyadını ancak evlilik yolu ile değiştirir. Ben buna ailemin erkeklerine telefon açtırırdım ama bir mektup yazdım içinde ‘belam’ diye bir söz vardı. Adam 50 bin liraya bana mahkeme açtı ben de ona 1 liraya. 1 lira tuvalet parası. Mahkeme Belam kelimesini hakaret olarak kabul etti. Adalet burada lazım. Bir de dış politika meselesi var. Ey Amerika yaptı. Osmanlı tokadı dedi Trump geldi. Bildiğim kadar lisanı yok, kuşdili mi konuştular.
Köprüler yapılıyor, kiracısın sen orda. Geçsen 10 lira geçmezsen 100 lira. Hepimize hain dedin. kendine yerli ve milli dedin. Türkiye yorgun ve geveze bir şoför tarafından kullanılan içinde bir şöförün olduğu bir otobüsün içinde gidiyor, inşallah 24 Haziran’da bu yorgun şoförü evine göndereceğiz inşallah. İkili bir ol sistemi var kendimi de size emanet ediyorum. Sandığa giderken ‘Tayyip bey karşısında kimi karşısında istemez?’ diye kendinize sorun. Güneşedön Çanakkale diyorum. Allah’a emanet olun.”

 


 

Ben, 2001'de partiyi kurarken Pensilvanya'ya gidip icazet aldın mı' dedim. Bugün, 'Bunu ispatlamazsan namertsin. Nerden duydun bunu' diyor. Bakın açıklıyorum. Aramızda kalsın tamam mı? Değerli hemşerim, Erdoğan, 2001'de Pensilvanya'ya gidip icazet aldığını bana söyleyen kişi beraber gittiğiniz kişi. O aradı beni, 'beraber gittik' dedi. Şimdilik ona zarar vermek istemiyorum. Allah'ın izni, milletin isteğiyle 24 Haziran'da Cumhurbaşkanı olduğumda o arkadaş da rahata ereceği için onun da başına bir şey gelmeyeceği için o zaman ismini vereceğim. Yani çok merak ediyorsan, kimle beraber gittiğini bir düşün. Şimdi onlardan kimle aran bozuk onu bir düşün. Sen zaten çıkarırsın kimin söylediğini" dedi.
'BUNLARI KİM YAPTI'
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın meydanlarda 'Bu CHP'nin dikili ağacı yok' dediğini belirten Muharrem İnce, şunları söyledi:
"Sattığın tekeli kim yaptı. Sattığın limanları kim yaptı. Sattığın SEKA'yı kim yaptı. Bunları kim yaptı. O sattığın şeker fabrikalarını kim yaptı. Hani soruyor ya, 'sen hiç köprü yaptın mı?' Ona soruyorum, sen hiç şeker fabrikası yaptın mı? O sattıklarını kim yaptı. Önce sen bunlara bir cevap ver bakalım. Ben dedim ki; 'tarıma dayalı sanayi' dedim. Yani biz zeytinyağı üretiyoruz. İtalya bizden zeytinyağını alıyor, dökme zeytinyağını alıyor, şişeliyor, markası var. Markasıyla kendi yağıymış gibi satıyor. O sattıklarını kim yaptı. Önce sen bunlara bir cevap ver bakalım. Ben dedim ki, böyle yapmayalım. Domatesi satmak yerine ketçapı satalım. Zeytinyağını dökme satmak yerine, marka olalım. Şişeleyip satalım. Ben bunları anlatmaya çalıştım. Ben ona marka diyorum. Hala arkada kaldığı için markayı anlayamıyor. Çünkü çağın gerisinden geliyor. Çağı kavrayamıyor. Yine bir başkası diyor ki, 'Seçim beyannamesini genel başkan okudu. Cumhurbaşkanı adayı okumadı' diyor. Aramıza fitne çıkarmaya çalışıyor. Ben Cumhurbaşkanı adayı olarak manifestomu okudum. Sayın Genel Başkan seçim bildirgesini okudu. Ya biz ikimiz ayrı görevlere talibiz. Ben yürütmenin başı olacağım. Bakanlar Kurulu'nun başı olacağım. Bakanlar Kurulu'nu ben atayacağım. Sayın Genel Başkan Meclis'te, yasamada olacak. Hala yeni sistemi, kendi getirdiği sistemi anlayamamış. Benim açıklamam yürütmeyle Cumhurbaşkanlığıyla ilgili, Sayın Genel Başkanın açıklaması yasamayla ilgili.”
'TÜRKİYE'YE KAZIK ATANLARIN ORTAĞISIN'
İnce, "Bu aralar Çanakkale'de bir dedikodu geziyor. Kulağım deliktir benim. Diyorlar ki, Muharrem İnce gelince, Çanakkale Köprüsü'nü yapmayacakmış. Şimdi bakın anlatayım. Türkiye’de 3 tane boğaz köprüsü var değil mi? Birincisini Demirel yaptı. İkincisini Özal yaptı. Üçüncüsünü Erdoğan yaptı. Bende dedim ki, dördüncüsünüde İnce yapacak. Şimdi bana cevap veriyor. Diyor ki, 'Sen kim, köprü yapmak kim diyor.' Bende ona Çanakkale'den sesleniyorum. Demirden, betondan köprü yapmak ufak iş, kolay iş. Ben gönüller arasında köprü yapıyorum, gönüller arasında. Muharrem İnce Çanakkale Köprüsünü yapacak mısın? Yapacağım. Ama önce inceleyeceğim. Öyle kusura bakmasın, Demirel'in yaptığı köprüden 10 liraya geçiyoruz da, Erdoğan'ın yaptığı köprüden niye 100 liraya geçiyoruz. Ben bu milletin parasını sokakta bulmadım. Çanakkale Köprüsünü de yeniden inceleyeceğim. Kimse kusura bakmasın. Dört kuruşun hesabını sorarım. Hepsini sorarım. Köprü yapacağız. Ama kazık yemek yok. Köprü yapacağız ama avanta yok. Köprü yapacağız ama rüşvet yok. Öyle yapacağız. Kimi diyor ki, 'Bu diyor dolar kuruyla oynayanlar, bize tuzak hazırladılar' diyor. Sorun çok basit. Sen köprü geçişini, garantiyi dolar üzerinden anlaşmayı yaptın mı yapmadın mı? Ee dolar üzerinden yaptıysan, sen Türkiye'ye kazık atanların ortağısın” dedi.
‘ÇÜNKÜ BENİM DİPLOMAM VAR”
Bugün dünyadaki en büyük 10 şirketten 5 tanesinin bilgi teknolojisi şirketi olduğunu anlatan İnce, “Yani dünya bir başka yere evriliyor. Yani olay şu, burada bir otomobil fabrikası var. Bunun tamponunu yapıyor, kaportasını yapıyor, lastiğini yapıyor. Bir de otomobili yapan robot var. Artık robotlar yapıyor. Birde robotun yazılımını yapan, robotun beynini yapan var. Şimdi size soruyorum. Lastiğini yapan, kaportasını yapan mı güçlüdür, robotu yapan mı güçlüdür, robotun beynini yapan mı güçlüdür. Hangisi ? Erdoğan kaportasına talip, ben robotun beynini yapmaya talibim. Neden, çünkü ben matematik biliyorum. Çünkü ben fizik biliyorum. Çünkü benim diplomam var” diye konuştu.
İnce, konuşmasını, "Burası Türkiye Cumhuriyeti'nin ön sözünün yazıldığı yer. Sizlerden birşey isteyeceğim. Başta Çanakkele şehitleri olmak üzere tüm şehitlerimiz için Fatiha okuyalım. Sonra da buradan ayrılalım" diye sonlandırdı. Bu sözlerin ardından İnce kürsüde ellerini açarak mitinge katılanlarla birlikte şehitler için Fatiha okudu. Ardından sahneye çıkarak kendisine sarılan 103 yaşındaki Kore gazisi Cimşir Kılavuz ile fotoğraf çekildi. Kendisini dinleyenlere kırmızı karanfiller atan İnce, son olarak 4 beyaz güvercini uçurarak mitingini tamamladı.

Muharrem İnce'nin seçim manifestosunda başlıklar
ÖNÜNÜ İLİKLEMEYEN HAKİMLER:
Hukuk devleti kavramını Türkiye için ütopya olmaktan çıkaracak, asgari bir standart haline getireceğiz. Hukuk devleti için ilk adım OHAL'in kaldırılması olacaktır. Yetkin ve tarafsız yargıçların seçilmişleri denetlemesi imkânı sağlanacaktır. Hâkim ve savcıların talimatla hareket etmelerine son verilecektir. Önünü iliklemeyen hâkim ve savcılar görev yapacaktır. Hâkim ve Savcılar Kurulu yeniden yapılandırılacak, Adalet Bakanı ve Müsteşarı HSK'da yer almayacaktır. Yargıdaki siyasallaşma mutlaka önlenecektir. Yargı üyelerinin göreve başlaması siyasi erkin dışında olacaktır. Özel hayatın gizliliği en önemli ilkelerimizden biridir. Telefon dinlemeleri başta olmak üzere devletin, vatandaşın hayatına müdahale edecek hukuksuz uygulamaları engellenecektir. Yeni ve çağdaş bir Anayasa yapılarak, kuvvetler ayrılığına dayalı güçlü bir parlamenter rejim oluşturulacaktır.
DEMOKRASİ:
Demokrasiyi bütün kurum ve kurullarıyla kesintisiz biçimde işletmek vazgeçilmez hedefimizdir. Yerel yönetimler güçlendirilecektir. Merkezde toplanmış ve verimsizliğe yol açan idari yetkiler bu yönetimlere devredilecektir. Medya siyasetin ve sermayenin güç devşirme aracı olmaktan çıkarılacaktır. Tarafsız ve sorumlu yayımcılık anlayışına uygun düzenlemeler ivedilikle yapılacaktır. Demokrasimizi, milli bütünlüğümüzü ve güvenliğimizi tehdit eden FETÖ, PKK, İŞİD ve benzeri bütün terör örgütlerine karşı tavizsiz mücadele edilecektir.
KAMUDA LİYAKAT:
Kamu yöneticilerinin hukuka, bilime, kamu yararına uygun ve tarafsız biçimde görev yapmaları esas olacaktır. Kamu yöneticilerinin seçiminde ve yükseltilmelerinde liyakat ve ehliyet ana ilkemiz olacak, her tür ayırımcılığa son verilecektir. Kamu yönetimi denetlenebilen ve hesap verebilen bir hale getirilecektir. Kamu güvenliğini korumakla görevli polislerin koruma ya da özel güvenlik elemanı gibi kullanılmasına izin verilmeyecektir. Polisimizin özlük hakları iyileştirilecek; sendikal haklar, ek mesai ve 3600 ek gösterge verilecektir.
MİLLİ GELİR 15 BİN DOLAR:
Zengini daha zengin, yoksulu daha yoksul yapan ekonomi politikalarına son vereceğiz. Her ailenin bir evi, her evin bir maaşı olacaktır. Her şeyi ithal edebiliriz anlayışı gidecek, biz yaparız, biz üretiriz anlayışı gelecektir. Yaratıcılık ve girişimcilik teşvik edilecektir. Merkez bankası para politikasını bağımsız bir şekilde uygulayacaktır. Kamu bankaları siyasetin etkisinden çıkarılacaktır. Hedefimiz Türkiye ekonomisinin her yıl en az 7% büyümesidir. Kişi başına düşen milli gelirimizi ilk etapta 15 bin dolar düzeyine çıkartarak orta gelir tuzağından kurtulacağız. Kontrolsüz kamu harcamalarıyla bozulmuş olan bütçe dengesinden kaynaklanan enflasyon %5' e, faiz %7' ye düşürülecektir. Cari açık hedefimiz %3' tür. Dünyanın gelişmiş ülkelerinde neredeyse 10 yıldır devreye girmeye başlayan “dördüncü kuşak endüstrinin”, yani Endüstri 4.0'ın gerektirdiği üretim yapısı ve teknolojisi geciktirilmeden ülkemize kazandırılacaktır. İhracatımız 5 Yıl içerisinde iki katına çıkarılacaktır.
TERMİK SANTRALLERE KISITLAMA:
Enerji politikalarında akılcı olmayan uygulamalar gözden geçirilecek, ithal kömüre dayalı termik santral yapımına kısıtlama getirilecek, yenilenebilir enerji kaynaklarına öncelik verilecektir.
YURTTA BARIŞ, DÜNYADA BARIŞ:
Uluslararası politikada vazgeçilmez ilkemiz, yeniden ve “Her Zaman Yurtta Barış, Her Zaman Dünyada Barış” olacaktır. Batı ülkeleri ve Avrupa Birliği ile ilişkimizi ulusal çıkarlarımız doğrultusunda normalleştireceğiz. Avrupa Birliği ile sonuna kadar müzakere edeceğiz ve bu sürecin kesintiye uğramasına izin vermeyeceğiz. Kıbrıs'ta adil ve iki taraflı hızlı bir çözüme ulaşmak hedefimizdir.
GÖÇ SORUNU ÇÖZÜLECEK:
Ülkemizin, kontrolden çıkmış bir göç politikası sonucunda ortaya çıkan ve 5 milyona yaklaşan göçmen sorunu, insani bir yaklaşımla ve milli çıkarlarımız doğrultusunda acilen çözülecektir.
ÜNİVERSİTELER ÖZERKLEŞECEK:
Yükseköğrenimde idari reform yapılacak, Devlet üniversiteleri özerkleşecektir. Üniversitelerin bölünmesi engellenecektir. Yükseköğrenim gören öğrencilerimize, her 19 Mayıs'ta 500 TL gençlik bursu ve her 29 Ekim'de 500 TL Cumhuriyet bursu verilecektir. Üniversite öğrencilerine verilen burslar, mezuniyetten sonra iş buluncaya kadar iki yıl süreyle ödenmeye devam edecektir. Okul Öncesi Eğitim zorunlu hale getirilecek, ikili eğitim tümüyle kaldırılacak, tam gün eğitim sistemine geçilecektir. Okullar için zorunlu bağış alınması engellenecektir. Hiç bir sınavdan giriş ücreti alınmayacaktır.
ÖĞRETMENLERE 24 KASIM'DA EK MAAŞ:
Başta ekonomik hakları olmak üzere öğretmenliğin statüsünü güçlendireceğiz. Öğretmenlere 3600 ek gösterge verilecektir. Öğretmenlere, Eğitim-Öğretim yılı açılışında verilen ikramiyeden bağımsız olarak, her 24 Kasım'da bir maaş ek ödeme yapılacaktır.
SAĞLIK HİZMETİ ÜCRETSİZ:
18 yaşına kadar herkes, sahip olduğu nüfus cüzdanından başka hiçbir belgeye ve işleme ihtiyaç duymaksızın, bütün sağlık hizmetlerinden ücretsiz yararlanacaktır. Vatandaşlarımızın her türlü ilaca erişmesini temin etmek için gereken düzenlemeler yapılacaktır.
ÇEVREYE SAYGILI SANAYİ:
Şehirleşmede, imar planlamasında, yerüstü ve yeraltı doğal kaynakların kullanımında, ulaştırma ve enerji projelerinde, çevrenin ve doğal hayatın korunması temel hedefimizdir. Ekoloji- Ekonomi dengesini gözeten, çevreye saygılı bir sanayi kurulacaktır.
ÇİFTÇİYE MAZOT 3 TL:
Çiftçinin piyasa koşullarının altında ezilmesine izin verilmeyecektir. Türkiye'yi tarım ve hayvancılıkta ithalatçı olmaktan çıkarıp, kendi kendine yeter ve ihracat yapar hale getireceğiz. Başta mazot ve gübre olmak üzere tarımda girdi fiyatları makul düzeyde tutulacaktır, çiftçiye mazot 3 TL' den verilecektir.
GAP PROJESİ TAMAMLANACAK:
Şeker fabrikalarının özelleştirme kararlarını iptal edeceğiz. Meraların köyün ortak malı olarak kalmasını sağlayacağız. Yıllardır bir türlü bitirilemeyen GAP Projesi tamamlanacaktır.
AİLE SİGORTASI:
İşçilerin sendikal hakları ile grev hakkını kullanılamaz hale getiren yasal hükümleri kaldıracağız. Herkese iş ana hedefimizdir. Asgari ücret 2,200 TL olacaktır. Aile sigortası uygulaması hayata geçirilecektir.
KADINLARA POZİTİF AYRIMCILIK:
Kadınların, özellikle siyasal yaşama katılmalarının ve yönetimde üst makamlara yükselmelerinin önü açılacak, pozitif ayrımcılık desteklenecektir. Kadınların, şu anda %32 olan istihdama katılım oranı 50%'ye çıkarılacaktır.
TURİZMDE HEDEF 60 MİLYAR DOLAR:
Turizm çeşitlendirilerek 12 aya yayılacak, yabancı turist sayısı 60 milyona, turizm gelirlerimiz 60 milyar dolara çıkarılacaktır. Turizm, iki merkeze bağımlı olmaktan kurtarılarak, ülke sathına yayılacaktır. İlk etapta, Doğu ve Güneydoğu Anadolu odaklı “Van Gölü ve Çevresi” ve Orta Anadolu odaklı “Kapadokya ve Çevresi” Turizm Entegre Projeleri başlatılacaktır.
İNSANLARIMIZI BARIŞTIRACAĞIZ:
Yeni dönemde yerine getirmek zorunda olduğumuz bir başka hayati görevimiz, birbirlerine düşmanlaştırılan insanlarımızı barıştırmaktır. Yolumuzu aydınlatan ışık Milletimizin gücüdür. Büyük Atatürk ve arkadaşlarının kutlu uğraşlarında en büyük dayanakları olan bu milletin gücüne güveniyoruz. Cumhurbaşkanlığını kazanacağız, meclis çoğunluğunu alacağız. Hemen ardından, “onarım politikalarımızı” uygulamaya başlayacağız. Anayasal rejimi canlandıracağız, Hukukun üstünlüğü ilkesini hâkim kılacağız, Ekonomiyi güçlendireceğiz, Parlamenter demokrasiyi tekrar bütün kurumlarıyla hayata geçireceğiz ve toplumda yaratılan düşmanlıkları ortadan kaldıracağız. Cumhuriyetimizi, çıkardıkları rotasına yeniden oturtacağız. ‘'Birbirimizle Barışacağız'', ‘'Birlikte Büyüyeceğiz'' ve ‘'Hakça Bölüşeceğiz''.

 


 

CHP GENEL BAŞKAN YARDIMCISI VE ÇANAKKALE MİLLETVEKİLİ
MUHARREM ERKEK: ‘’AK PARTİ İKTİDARININ 16 YILDA YARATTIĞI
5 SORUN BULUNMAKTADIR.’’

1. Adalet ve Demokrasi:
16 yılda adalet yok edildi. Ülkemizin yüzde 85’i adalete güvenmiyor. Türkiye 2017 Yılında Hukukun Üstünlüğü Endeksinde 113 ülke arasında 101. sırada yer aldı. Unutulmasın ki adalet çökerse devlet çöker. Her şey adaletle mümkündür. Bağımsız ve tarafsız yargı yok edilmiş, yargı hırpalanmış, adalet yerlerde sürüklenir olmuştur. En küçük eleştiriye tahammül kalmamış, yargı tek adam sistemine uygun olarak biçimlendirilmiştir. Bu gidişe son vereceğiz. Otoriterliğe karşı hukuk devleti ve bağımsız yargıyı kuracağız. Yargı kararları ve Anayasa Mahkemesi kararlarının herkes tarafından uygulanmasını sağlayacağız. Hâkimler ve Savcılar Kurulunu yeniden yapılandıracağız ve yürütmenin etkisinden, Sarayın baskısından kurtaracağız. Adalet Bakanı ve Müsteşarını Kurul üyesi olmaktan çıkaracağız. Hâkim ve Savcıların bağımsız ve tarafsız olması için gerek maddi gerekse görevlerine dair her türlü önlemi alacağız.

Savunmayı ve onun temsilcisi avukatları iddia makamıyla eşit kılacağız. Kısacası demokratik hukuk devletini kuracağız. Mahkemeler korkulan değil, halkın sorunlarının çözüldüğü yerler olacak ve adalete güveni yeniden sağlayacağız.
Dünya haritasını açıp baktığımızda göreceğiz ki nerede demokrasi, insan hakları, kimliklere ve inançlara saygı, ötekileştirmeme, adalet varsa o ülkeler ilerlemiş, ekonomik olarak gelişmiştir. Bizdeki durum ise tam tersidir. Büyük bir Kurtuluş Savaşı, kanla irfanla kurduğumuz Cumhuriyet ve sağlanan bağımsızlık, egemenliğin kayıtsız şartsız millette olmasıyla taçlanmıştır. Geldiğimiz noktada, 16 Nisan’da gerçekleştirilen hileli ve şaibeli bir referandum sonucunda Saraydan alınarak halka verilen egemenlik yeniden Saraya verilmek istenmiştir.

Buna dur diyeceğiz ve özgürlükler cumhuriyetini inşa edeceğiz. Kimsenin eleştiriden korkmayacağı, özgür bir medya ve interneti sağlayacak, sivil toplumu güçlendireceğiz. Egemenliği Saraydan alınıp yine millete verecek ve millet iradesinin temsil edildiği Meclis’i güçlendireceğiz. OHAL’i derhal kaldırıp, KHK’larla yaratılan mağduriyetleri bitireceğiz. Adil bir yargılamayla demokrasiyi koruma altına alacak, suçlu ve suçsuzu ayıracağız. Kurunun yanında yaş yanmayacak, “at izi it izine” karıştırılmayacak.

2. Eğitim:
16 yıldır tek başına iktidarın olduğu bir ülke düşünün, bu süreçte 14 kez eğitim sistemi değiştirilmişse o ülke nasıl büyür, gelişir, demokrasisi ilerler ve dünya çapında önemli hale gelir? 16 yılda 14 kez eğitim sistemini değiştirmek, çocuklarımıza ihanet, geleceğimizi karartmaktır. Yapboza çevrilmiş eğitim sistemi ancak cehaleti körükler. Bir anne babayı ve öğrenci çocuklarını düşünün. Hangi liseye gideceğini, hangi sınava nasıl gireceğini bilemiyor. Böyle bir yerde ancak kaos olur. AK Parti iktidarı her alanda olduğu gibi, eğitim alanında da bölünme, ayrışmayı siyaset haline getirmiştir.

Okulların nitelikli, niteliksiz diye ayrılmasının ne anlamı olabilir? Hangi anne baba çocuklarını niteliksiz denilen bir okula göndermek ister? Eğitimi, konunun uzmanlarıyla yeni baştan düzenleyecek, her aşamada tamamen nitelikli, eşit ve parasız bir eğitim sistemi inşa edeceğiz. Ailenin cebinden defter, kalem, kitap için 5 kuruş çıkmayacak. Tek yanlı, tek tipleştirici, dayatmacı bir eğitim anlayışından; üreten, sorgulayan, yorumlayan icat yapan bir nesil yaratacak eğitim sistemi ilk hedefimiz olacak. 21. yüzyılda, taşımalı eğitim diye anılan ayıba son verecek, atanamayan öğretmenlerimizin öğrencilerine kavuşmasının önündeki engelleri kaldıracağız. Öğretmenlik meslek yasasını çıkarıp, onların maddi manevi başka bir şey düşünmeden işlerini yapmalarını sağlayacağız.

3. Ekonomi:
Dolar 5, Euro 6, benzin 7 liraya dayandı. 16 yılda yurt dışındaki faiz lobilerine ödenen para 150 milyar dolar. Cari açık zirvede, üniversite mezunu her dört gençten biri işsiz, üretici üretemiyor; çalışan ve esnaf kan ağlıyor. Kredi kartları ve kredi borçları icrada. 25 milyondan fazla icra dosyası mahkemelerde bekliyor. İcralık insan sayısı 7 milyonu geçti. 16 yılda 101 kuruluşta bulunan kamu payları ile 10 liman, 85 elektrik santrali, 40 işletme, 11 otel/sosyal tesis, 3 bin 631 taşınmaz, 37 maden sahası, 3 gemi, 6 bin 808 kalem makine-teçhizat, 155 adet isim hakkı/marka ve araç muayene hizmetlerini, son olarak da şeker fabrikalarını özelleştiren iktidar, bir yandan da Hazine arazilerini satıyor. Son beş yılda 60 milyon metrekare büyüklüğündeki 25 bin taşınmaz satıldı.

Kimse yarınına umutla bakamıyor. Peki, bu ekonominin sorumlusu kim? Muhalefet mi? Dış güçler mi? Muhalefet mi şeker fabrikalarını yok pahasına sat diyor? Dış güçler mi yandaşa para aktar diyor? Ülkede açtığı 1 tane fabrika olmayan AK Parti, Cumhuriyetin ekonomik kazanımlarını sata sata bitirmeye çalışıyor. Bu devran değişecek. İnsanca ve hakça bir düzen kurulacak. Gelir dağılımı adaletini sağlayacağız, faiz borçlarının önemli bir kısmını sileceğiz. Emeklinin, asgari ücretlinin hak ettiği kazancı sağlayacağız. Çiftçiye ucuz mazot verip, destekleme rakamlarını lehlerine düzenleyeceğiz. Yatırımcılara güvenli bir ortam sağlayacağız. Ekonomiyi ters yüz eden OHAL’i kaldıracağız.

4. Dış Politika:
Çanakkale’de dünya tarihini değiştiren, savaşta ölen yabancı askerleri kendi çocuğu sayan, büyük ve kanlı bir Kurtuluş Savaşı sonucunda bağımsızlığını kazanan Cumhuriyetin önderi Mustafa Kemal Atatürk, hedefine yurtta ve dünyada barış politikasını koymuştur. AK Parti iktidarıysa egemen güçlerin sözünü dinleyen uslu çocuk olmuş, dış politikadaki başarısızlıklarıyla enerjiden tarıma, hayvancılıktan güvenliğe kadar her alanda dışa bağımlı bir ülke yaratmıştır. 20 milyon dolar karşılığında ülkemizin itibarını İsrail’e satan AK Parti iktidarı, dış politikada ülkemizi felakete sürüklemiştir. Eskiden herkes dostumuzken, şimdi düşmanımız olmuştur. Buna son verecek, egemen güçlerin değil, milli çıkarlarımızın gereği doğrultusunda dış politikamızı, barış temelinde biçimlendireceğiz.

5. Toplumsal Barış:
Güvenlik ile özgürlük arasında çok ince bir denge vardır. Bu denge demokrasisi gelişmiş ülkelerde çok iyi korunmaktayken, tek adam yönetimlerinde sürekli bozulmaktadır. Kendisi gibi düşünmeyen herkesin terörist ilan edildiği bir sistem, ancak teröristlere hizmet eder. Bu ülkede 2002’de terör yoktu. İnanç ve kimlik üzerinden ötekileştirme olmazdı. Şimdi geldiğimiz noktada komşumuzun inancını sorgular olduk. Bu ülkedeki ayrışma, kutuplaşmanın sorumlusu 16 yıldır ülkeyi yöneten AK Parti iktidarıdır. 2017 yılında Küresel Barış Endeksinde Türkiye 163 ülke arasında 146. sırada. Buna son vermek AK Parti’yi iktidardan göndermekle mümkündür.

Türkiye'nin geleceğini düşünerek, demokrasi ve hukuk devletini yeniden kurmak için büyük siyasi fedakarlıkla bir araya gelen Millet İttifakı hem Türkiye genelinde hem de Çanakkale'de milletimiz tarafından büyük teveccüh görmektedir. Bu teveccüh sonucunda hem parlamentoda çoğunluğu hem de Çanakkale'de 4 milletvekilini Millet İttifakı kazanacaktır.
Barışın ve kardeşliğin kenti Çanakkale, 16 ve özellikle son 5 yılda üvey evlat muamelesi görmüştür. Ekonominin, eğitim sisteminin, adalet ve demokrasinin yaşadığı sorunlar, en çok kentimizi vurmuştur. Esnaf kan ağlıyor. Her gün kepenk kapatılıyor.

Çanakkale’de 2017 yılında 200 şirket kapanmıştır. Kent içinde deniz yolu taşıması bile liyakatten uzak biçimde yapılıyor ve olumsuz sonuçlarını yaşıyoruz. Okullarımızın ne olacağını, çocuklarımızın hangi okula gideceğini bilemiyoruz. Her gün onlarca şikâyet bilgisi geliyor. Halkın ulaşamayacağı türden sağlık sistemi Çanakkale’de de inşa edilmeye çalışılıyor. Şehrin tek içme suyu kaynağı olan Atikhisar Havzası'nda yaşananlar hepinizin malumu. Buna ve diğer sorunlara karşı bundan sonra da mücadele vermeye devam edeceğiz ve 24 Haziran'da yeter diyeceğiz.
Tüm bu olumsuz tabloya karşın, çözüm yolu elimizde. Umutsuzluk, yılgınlık yok. Bu gidişe “TAMAM” demek, çocuklarımıza daha huzurlu ve mutlu bir gelecek inşa etmek için mücadelemize halkla birlikte devam edeceğiz.

Üyesi olmanın onurunun yanında Partimizin, Çanakkale Milletvekili ve Hukuk Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı olma onurunu da yaşamaktayım. 24 Haziran’da gerçekleştirilecek seçimlerde ise Partimizin yeniden Çanakkale Milletvekili adayıyım.
25 Haziran’da hem Cumhurbaşkanlığı hem de Meclis seçiminde; egemenliğin bir kez daha ‘tek adam’dan alınarak millete verileceği, kuvvetler ayrılığının pekiştirileceği, OHAL’in kaldırılacağı, evrensel demokrasi ilkeleri temelinde insan hak ve özgürlüklerinin halka teslim edileceği, tarafsız ve bağımsız yargının inşa edileceği, barışın egemen olacağı, ekonominin normalleşeceği, yandaşın değil halkın kazanacağı bir sistemin kurulacağı, ötekileştirmenin ve kutuplaşmanın son bulacağı, gençlerimizin, kadınlarımızın ve çocuklarımızın güvenlik ve gelecek kaygısı duymayacağı bir sabaha uyanacağımıza inancımız tamdır. Önümüzdeki bir aylık süreçte hem Çanakkale’de hem de tüm ülkemizde bu bilinçle çalışmalarımızı sürdüreceğiz. Muharrem İnce Cumhurbaşkanı olacak, CHP Çanakkale’de ve Türkiye’de birinci parti olacaktır.

Seçim bildirgemiz ve aday tanıtım toplantımız 26 Mayıs Cumartesi günü saat 11.00’de Ankara’da gerçekleştirilecektir. Ayrıca Cumhurbaşkanı adayımız Muharrem İnce, 28 Mayıs Pazartesi günü saat 17.00’de Cumhuriyet Meydanı’nda hemşehrilerimizle buluşacaktır. Yine dünya siyasi tarihine altın harflerle kazınan Adalet Yürüyüşünün mimarı; hak, hukuk, adalet mücadelesinin lideri Genel Başkanımız Kemal Kılıçdaroğlu 3 Haziran Pazar günü Çanakkale’mizde olacaktır.
Yuvamız İl Başkanlığımızda gerçekleştirdiğimiz bu açıklama sonrasında ilk ziyaretimi, mensubu olmaktan onur duyduğum, bir dönem yönetim kurulunda da bulunduğum Baro Başkanlığımıza gerçekleştireceğim. “Adaletsiz gücün zalim olduğunu” bir kez de orada vurgulayacağım. Yarın ise İstanbul Milletvekilimiz ve İstanbul 2. Bölge 1. sıra Milletvekili adayımız Enis Berberoğlu’nu Maltepe Cezaevi’nde ziyaret edeceğim.
Güzel günler için 24 Haziran’da tüm hemşehrilerimi sandık başına, geleceğine sahip çıkmaya davet ediyorum. Ve herkes sandığa giderken şu üç soruyu kendisine sorsun ve oyunu bu soruların yanıtına göre kullansın:

1. Eğer Türkiye’de her şey yolundaysa niye erken seçim yapıyoruz?
2. Eğer işler yolunda değilse neden aynı tekrar kişiyi cumhurbaşkanı seçiyoruz?
3. Eğer ülkeyi kurtaracak olan Erdoğan ise ülkeyi bu hale getiren kim?

 


 

 


 

 


 

Millet ittifakı


DÖRTLÜ İTTİFAK
Cumhurbaşkanlığı seçimi için Cumhuriyet Halk Partisi, İYİ Parti, Saadet Parti ve Demokrat Parti'nin oluşturduğu 4'lü ittifak

 


 


DSP BAŞKANLIK KURULU BİLDİRİSİ
DSP Başkanlık Kurulu Genel Başkan Önder AKSAKAL başkanlığında DSP Genel Merkezinde toplanmış ve aşağıdaki hususların kamuoyuyla paylaşılmasını benimsemiştir.
Demokratik Sol Parti’nin 24 Haziran 2018 Milletvekili Genel Seçimlerine girmesi Yüksek Seçim Kurulu (YSK) tarafından tam kanunsuzluk haliyle engellenmiştir. Bu durum karşısında yürütülen iç hukuk yolları tükendiğinden, yaratılan hak ihlalinin tespiti için T.C. Anayasasının 90. Maddesi gereğince, Türkiye’nin de taraf olduğu Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi kapsamında, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) başvuru yapılmış ve bu hususta kamuoyu basın toplantısıyla bilgilendirilmiştir.
Başkanlık Kurulumuz, bu süreçte diğer demokrasi bileşenlerinin açık desteğini şimdiye kadar yanında hissetmedi ise de, AİHM’e başvuru dosyasının birer örneğinin, demokrasi mücadelesine bundan sonra katkı koyacakları inancıyla, parlamenter sistemin yeniden tesis edilmesini vadeden “Millet İttifakı” çatısı altında yer alan Cumhuriyet Halk Partisi, İyi Parti, Saadet Partisi ve Demokrat Parti’ye de iletilmesini uygun görmüştür.
Başkanlık Kurulumuz, oy verme günü mutlaka sandığa gidilmesi gerektiğini, her seçmenin kendi sandığına sahip çıkmasını, olası kanunsuzluk ve manipülasyonlara karşı tüm DSP’li Avukatların cüppelerini yanlarında bulundurmalarını ısrarla önemsemektedir.
Bu değerlendirmeler kapsamında, Demokratik Sol Parti’ye bağlı olan toplum kesimlerine karşı sorumluluğumuz gereği, 16 yıllık iktidarlarında ülkeyi ekonomik, politik ve sosyal yapısı itibariyle tam bir çöküntünün içine sürüklemiş olan AKP’nin karşısında, seçmenlerin Millet İttifakı’na ve bu ittifak içerisinde demokratik sol politikalarımıza en yakın partinin ve Cumhurbaşkanı adayının desteklenmesi gerektiği hususunun kamuoyuyla paylaşılmasına karar verilmiştir.