ÇANAKKALE'NİN DÜNYAYA AÇILAN PENCERESİ ::.  

Burası Çanakkale'yi Giriş Sayfanız Yapın Sık Kullanılanlara Ekleyin...



ÇANAKKALE BÖLGESİNDEN TÜM HABERLER ...                                                                                                                                  Son Güncelleme : 08.09.2017


     


Savaşlar ve yokluklar içinde yaşayan ve dünyanın "Hasta Adam" olarak nitelendirdiği bir ulus 19 Mayıs 1919 da Samsun'da yüce lideri Mustafa Kemal Atatürk önderliğinde bir Kurtuluş Savaşı başlatır. Öyle büyük bir mücadeledir ki bu 7 den 77 ye herkes vatanı için canını ortaya koyar. O büyük destansı mücadele 9 Eylül 1922 de zaferle sonuçlanır.
Partimiz Zaferden bir sene sonra 9 Eylül 1923 tarihinde Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları tarafından “ Halk Fırkası” adıyla kurulur. 1924 yılında “Cumhuriyet Halk Fırkası” 1935 yılında ise “Cumhuriyet Halk Partisi” adını almıştır.
1927 yılında Cumhuriyetçilik, Halkçılık, Milliyetçilik ve Laiklik
Cumhuriyet Halk Partisinin dört temel ilkesi olarak benimsenmiştir.
1935 yılında DEVLETÇİLİK ve DEVRİMCİLİK de eklenerek ilkeler altıya çıkarılmıştır. Partimizin amblemi olan altı ok bu ilkeleri simgelemektedir.
Kurulan Parti; Cumhuriyeti ve Cumhuriyet'in bizlere sunduğu tüm insanca yaşama haklarını ve İlkeleri savunup, kollamaktadır.
Bizler; Milli mücadelenin belkemiğini oluşturan ve Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Mustafa Kemal Atatürk'ün "Benim iki büyük eserim vardır. Biri Türkiye Cumhuriyeti, diğeri Cumhuriyet Halk Partisidir" sözünün onur ve gururunu her zaman yaşamaktayız ve bu bilinçle çalışmalarımızı sürdürmekteyiz.
Ne mutlu bizlere ki Dünyanın tanıdığı ve örnek aldığı eşsiz bir lider tarafından kurulan Cumhuriyet Halk Partisi; dün olduğu gibi bugün de Atatürk Devrimlerine sahip çıkarak 94. yaşını kutluyor. Cumhuriyet Halk Partisi 94 yıldır ülkemizin karanlığa karşı direnen bir güneşidir.94 Yıldan beri ışıyan bu değer tüm halkımıza kutlu ve mutlu olsun.
BİROL ARSLAN
CUMHURİYET HALK PARTİSİ KEPEZ BELDE BAŞKANI


Anadolunun bağımsızlık ve aydınlanma hareketinden, Kuvayi Milliye'nin direniş ruhundan doğan Cumhuriyet Halk Partisi'nin yurt ve yurttaş mücadelesi 94. yılına erişmiştir. Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk'ün manevi mirası olan Cumhuriyet Halk Partisi 94 yıla bir Cumhuriyet sığdırdırmıştır.
Sömürge halklara ilham olmuştur.Kendi coğrafyasında bir rönesansın öncüsü olmuştur.
Mevcut zorbalık ve karanlık altında dahi akli ve manevi bağımsızlığın güvencesi olmuştur.
Cumhuriyet Halk Partisi herkes için adaletin sesidir. Kadının eşitçe saygıdeğer statüsünün savaşımıdır.
Düşüncenin, ifadenin, inancın, kültürün, sosyal yaşamın nabzıdır. Sansürlenen sanatın, meczupça inkar edilen seküler bilimin sığınağıdır.
Ekoloji mücadelesinin kalkanıdır. Gezi ruhudur. Emek dayanışmasıdır.
12 Martların, 12 Eylüllerin, 15 Temmuzların ve 15 yıllık darbe girişiminin deviremediği çınardır.
Varlığı sahtekarlığa, zorbalığa ve kararnamelere değil, Cumhuriyetin onurunu karakterinde taşıyan Türk halkına emanettir. Zorbalık karşısında hak için, hukuk için, adalet için kenetlenen Türk halkına selam olsun. Zihinlerimiz kararmadıkça, geleceğimiz de kararmayacak. Gelecek aydınlıktır. Gelecek Cumhuriyetindir. Gelecek halkındır.
Av. Güneş Pehlivan
Cumhuriyet Halk Partisi Çanakkale İl Başkan Yardımcısı



30 Ağustos Zafer Bayramının 95.yıldönümünü büyük bir gururla kutluyoruz. Zaferin yaklaşık bir asır öncesinde bize verdiği ders milletimizin her türlü saldırı karşısında vatanını, bağımsızlığını koruma mücadelesindeki kararlılıktır.
30 Ağustos ve öncesinde atalarımızın yaptığı gibi ülkemizi koruma inancı cemre gibi yüreklerimize düşmüştür. Bugün de her türlü saldırı, 95 yıl önce olduğu gibi milletimizin kararlılığı ve hukuk devletine olan inancımızla püskürtülecektir.
Mustafa Kemal Atatürk, 30 Ağustos 1922’deki Büyük Zafer’i, 1924 Dumlupınar konuşmasında şöyle anlatıyordu; “Ulusal tarihimiz çok büyük, parlak zaferlerle doludur. Ama Türk Ulusu’nun burada kazandığı zafer kadar kesin sonuçlu, yalnız bizim tarihimize değil, dünya tarihine yeni bir akım vermekte kesin etkili bir meydan savaşı hatırlamıyorum. Türk Devleti’nin, genç Türkiye Cumhuriyeti’nin temeli burada sağlamlaştırıldı, ölümsüz yaşayışı burada taçlandırıldı.”
30 Ağustos Zaferi; ülkemizi parçalamak isteyenlere karşı, çok zor koşullarda yüce milletimizin sarsılmaz azmi, vatanseverliği ve kahramanlığı ile kazanılmıştır. Mustafa Kemal Atatürk önderliğindeki ordumuzun kazandığı bu şanlı zafer, milletimizin birlik ve bütünlüğüne yönelik saldırılar karşısında hiçbir gücün birliğimizi ve bağımsızlığımızı elimizden alınmasına fırsat vermeyeceğimizin simgesidir.
Biz avukatlar, bundan sonra da atalarımızdan emanet aldığımız Cumhuriyetimize kararlılıkla sahip çıkacağız. Türkiye Cumhuriyeti’ni yıkmaya çalışanları geçmişte olduğu gibi gelecekte de layık olduğu yere göndereceğiz. 30 Ağustos Zafer Bayramının 95.yıldönümünde başta Çanakkale ve Kurtuluş Savaşı Kahramanımız, Cumhuriyetimizin Kurucusu Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere tüm şehitlerimize ve gazilerimize rahmet ve minnetlerimi sunar, tarihi zaferlerle dolu şanlı ordumuzun mensuplarını kutlarım.
Av. Bülent ŞARLAN - Çanakkale Baro Başkanı



CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin Gelibolu'da düzenlediği 4 günlük Adalet Kurultayı'nın sonuç bildirisini açıkladı.
Tek adam dünyanın hiçbir yerinde uzun süreli olmamıştır. Bizim kültürümüzde de yoktur. Tarihimizde de yoktur. Tek adam rejimini asla ve asla kabul etmeyeceğiz. Demokratik bir devlette olması gereken hukukun üstünlüğüdür. Devleti yönetenler hukukun kurallarına uymak zorundadırlar. Ama siz mafya yöntemleriyle racon kesmeye kalkarsanız mafyanın hukuku egemen olur. Bunu da reddediyoruz.
Bu toplantı ve çalıştaylardan oraya çıkan bir sonuç bildirgesi hazırladık. Adaletin yok edildiği, korku, endişe ve çaresizlik duygusunun toplumu esir aldığı süreçte milyonlar adalet için yürüyor. Korku zinciri kırıldı. Adalet yürüyüşü ile başlayan süreç adalet arayışının en geniş süreci ile konuşulması için kurultay talebi ortaya koydu. Demokrasi ve hukuk ekseninde bir hat çizilmiştir. Bu hat demokrasi, adalet ve huzur isteyenlerin ortak hattıdır.
1- Adalet mücadelesi meşrudur. Adaletten sapan iktidarlara karşı halkın mücadelesi meşrudur.
2- Adalet hakkı temel bir haktır. Devlet kişinin ekonomiki, toplumsal ve siyasal düzenden adaletli olarak pay almasını sağlamakla yükümlüdür.
3- Bugün adalet hakkı sistematik olarak ihlal edilmektedir. Örneğin mahkemelerde adalet yoktur. Millet mahkemelerden umudu kesmiş, siyaset yargıya hakim olmuştur. Çözüm, derhal bağımsız ve tarafsız yargı inşa edilmelidir. Tutuklu milletvekilleri serbest bırakılmalıdır. Liyakat yerine sadakat tercih edilmektedir. Devlet parti devletine dönüşmüş, kuvvetler ayrılığı yok edilmiştir. Fiilen tek adam rejimi inşa edilmiştir.
Hukuk düzeni darbe hukukundan temizlenmelidir.
Örneğin seçimde adalet yoktur. Seçimlere hile karışmıştır. Seçim barajı ve siyasi parti düzeni milli iradenin parlamentoya yansıması engellenmektedir.
Eğitimde adalet yoktur. Eğitimden bütün paydaşlar şikayetçidir. Müfredat ideolojik esaslara göre hazırlanmaktadır. Herkes tek tip okula mecbur edilmektedir.
Medyada adalet yoktur. Fiili bir sansür söz konusudur.
Bugün güçlünün hüküm sürdüğü bir düzen vardır. Bu düzen değişmelidir ve mutlaka değişecektir. Bu düzeni adalet ve huzur talebi ekseninde oluşacak kollektif demokratik bir güç değiştirecektir. Adalet ve huzur hareketi doğmaktadır. Bu hareket farklılıklar üzerinden değil, ortak noktalar üzerinden kurulan bir harekettir.



CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Bülent Tecan,
kurultayın bayram havasında devam ettiğini ve gösterilen ilgiden
mutlu olduklarını söyledi.

"Yaklaşık 30 bin kişinin günlük sirküle olduğu bir çalıştay yapıyoruz. 30 bin kişiye yemek servisi yapıldı. Herkes bütün etkinlikleri büyük bir ilgiyle takip ediyor. Dinamik bir biçimde kurultay beklediğimizin üzerinde bir etki yapmaya ve ilgi görmeye baladı. Bu da bizi oldukça mutlu ediyor."
"KURULTAYI KARALAMA PEŞİNDELER"
AK Parti Grup Başkan Vekili ve Çanakkale Milletvekili Bülent Turan'ın, Twitter hesabından fotoğraf ve video ekleyerek, "Kimin ne içtiğinde değiliz, ama hiç olmazsa mekanın hatırası için şehitlikte yapmasaydınız. Ayıptır, yazıktır" paylaşımına ilişkin bir açıklamada bulunan Bülent Tezcan, şunları söyledi:
"Tabii bu kurultaydaki büyük ilgi belirli çevreleri olduğu gibi rahatsız ediyor. AK Parti Grup Başkanvekili ve Çanakkale Milletvekili Bülent Turan, sosyal medya hesabından gerçek olup olmadığı belli olmayan ve burada asla müsaade etmeyeceğimiz bazı görüntüleri paylaşarak, bu büyük önemli toplantıya, bu güzel buluşmaya çamur atma telaşı içindeler. Gezi direnişi itibarını düşürmek için 'Kadıköy'de türbanlı bacımıza saldırdılar' diye yalan uydurmuşlardı. Arkasından 'camide içki içildi' yalanıyla ortaya çıktılar. Onun da yalan olduğu anlaşıldı. Şimdi aynı dil, aynı üslupla, aynı iftiralarla Adalet Kurultayı'nı karalama peşindeler.
Bu alan içerisinde böylesi bir girişime bizim müsaade etmemiz, es geçmemiz, görmemezlikten gelmemiz mümkün değildir. Demek ki birileri bir şeyleri planlı bir şekilde buralara soktu. Şehitlerin mekanında kimse içki içemez buna da müsaade etmeyiz. Bunu her şeye rağmen birileri yapıyorsa bu en büyük ahlaksızlıktır."



CHP Parti Sözcüsü Bülent Tezcan gerçekleşecek Adalet Kurultayı için bulunduğu Çanakkale'de, milletvekillerinin işleyeceği suçlarla ilgili Ankara'nın yetkili kılınmasının, Türkiye'nin suç yerindeki mahkemelerinin yetkisini ortadan kaldıran bir düzenleme olduğunu savundu.
Hükümetin, FETÖ soruşturmaları kapsamındaki iddianamelere müdahale ettiğini iddia eden Tezcan, "Bu darbenin siyasi ayağını gizlemeye dönük bir adımdır" dedi. Milletvekillerinin soruşturma ve kovuşturma dosyalarının bundan böyle Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nca yürütüleceğini ifade eden Tezcan, bunun milletvekilleriyle ilgili soruşturmaları daha kolay kontrol edebilme niyetine dönük bir uygulama ve düzenleme olduğunu öne sürdü. Tezcan, "Aslında bu tabii hakim ilkesine aykırı bir uygulamadır. Çünkü suç, fiil işlenmeden önce, hangi mahkemede yargılanacağının önceden belli olması lazım.
Tabii hakim ilkesi bunu öngörür. Milletvekillerinin işleyeceği suçlarla ilgili Ankara'nın yetkili kılınması, Türkiye'nin suç yerindeki mahkemelerinin yetkisini ortadan kaldıran bir düzenlemedir. Bunun Kanun Hükmünde Kararname ile yapılması, olağanüstü hal şartları altında bu tip esaslı ciddi bir soruşturma değişikliğinin yapılması, hem Anayasaya, hem hukuka açıkça aykırı bir düzenleme. Bu çerçevede milletvekillerinin yargılanmasına ilişkin özel bir düzenlemenin bu biçimde, 20 Temmuz olağanüstü hal darbesinin şartları altında yeniden düzenlendiğini görüyoruz. Bugüne kadar ki uygulamalarla birlikte değerlendirdiğimizde bunun samimi, iyi niyetli bir düzenleme değil, gerçekten teknik ihtiyaçtan kaynaklanan bir düzenleme değil, otoriter rejimin ihtiyacına dönük tek elden yargılamaları yönlendirme irade ve niyetine bağlı bin düzenleme olduğunu düşünüyoruz. Bundan derhal vazgeçilmeli. Doğru bir uygulama, düzenleme değil" dedi.
"İDDİANAMELERE MÜDAHALE"
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun, FETÖ iddianamesinden çıkartıldığını söylediği 2 paragraf ile ilgili de değerlendirmelerde bulunan Parti Sözcüsü Bülent Tezcan, hükümetin, FETÖ soruşturmaları kapsamındaki iddianamelere müdahale ettiğini ileri sürdü. Tezcan konuyla ilgili şunları söyledi:
"Hoşuna gitmeyen paragrafları çıkarıyor. İddianamelerin Adalet Bakanlığı'nda toplanıp, daha dava açılmadan önce belli paragrafların çıkarıldığı, temizlendiği, redakte edilip ondan sonra mahkemeye verildiği söylentileri vardı. İddianamelerin karşılaştırılmasıyla bu söylentilerin gerçek olduğu ortaya çıktı. Çünkü daha önceki iddianamelerde hükümetin uygulamalarını, FETÖ'yle hükümetin ilişkilerini gösteren paragrafların çıkarıldığını görüyoruz.
Özellikle bu çerçevede iddianamelerde FETÖ'nün hükümeti kullanarak, siyasi iktidarı kullanarak kanunlar çıkardığı, düzenlemeler yaptığı, parlamentoya müdahale ettiği, milletvekilleri vasıtasıyla sistemi düzenlediğine ilişkin hükümler vardı. Kuşkusuz 15 yıldır Türkiye'de AK Parti iktidarı var ve AK Parti iktidarı döneminde yapılan düzenlemelere işaret ediyordu. Bu hükümeti rahatsız etmiş ki iddianameleri artık zapturapt altına almak ve hükümete dönük, ucu hükümete ulaşabilecek bu tip ifadeleri temizlemek için iddianamelere müdahale ediyorlar. Bu darbenin siyasi ayağını gizlemeye dönük bir adımdır. Suçüstü yakalandılar."



Çanakkale'nin Eceabat Belediye Başkanı Ak Partili Adem Ejder, CHP'li Belediye Meclis üyesi Timur Koşal'ı tehdit etmek ve kasten yaralamak suçlarından yargılandığı davada 10 ay hapis cezasına çarptırıldı.
Başkan Ejder'in İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesi'ne yaptığı istinat başvurusu da reddedildi ve böylece karar kesinleşti. Ancak Ejder, kanun hükmündeki bir kararnameye göre tutuklanmadı.
Eceabat Belediyesi'nde 13 Temmuz 2015'te meydana gelen olay, iddiaya göre şöyle gelişti: CHP Belediye Meclis Üyesi Timur Koşal, Belediye Başkanı Ak Partili Adem Ejder tarafından darp edilerek, yaralandı. Koşal, o dönem encümen üyesi olduğunu belirterek, Yazı İşleri Müdürü tarafından toplantıya çağrılması üzerine Başkanlık makamına gittiğini, tokalaşmak istediği Başkan Ejder'in ise kendisiyle tokalaşmadığını ileri sürdü.
Koşal, "Başkan Adem Ejder bana, sürekli kendisini şikayet ettiğimi ve çalıştırmadığımı söyledi. CHP'li Meclis Üyesi Metin Övün ile aralarındaki bir davaya da Övün'ün şahidi olarak katılmamı bahane ederek, ayağa kalkıp üzerime yürüyerek vurmaya çalıştı. Bu olay üzerine makamdan çıkıp, Yazı İşleri Müdürü'nün odasına geçtim. Arkamdan gelerek 'adam dövmenin cezası 3 bin lira' diyerek saldırdı. Boğazıma sarıldı, yaralandım. Sağlık Ocağı'na giderek rapor aldım ve kendisinden şikayetçi oldum" dedi.
Çanakkale 2. Asliye Ceza Mahkemesi'nde 21 Nisan 2017'de görülen duruşmada, CHP'li Eceabat Belediye Meclis Üyesi Timur Koşal'ın şikayeti nedeniyle Belediye Başkanı Adem Ejder sanık sıfatıyla çıktı. Mahkeme, Başkan Ejder'e, 'adam yaralama' suçundan 4 ay, 'tehdit' suçundan ise 6 ay olmak üzere toplam 10 ay hapis cezası verdi.
Çanakkale 2. Asliye Ceza Mahkemesi, Başkan Ejder hakkında verdiği hapis cezasının ertelenmesine, indirim yapılmasına ya da seçenek yaptırımlara çevrilmesine yer olmadığı yönündeki kararında ayrıca 'Sanığın dosyaya yansıyan olumsuz kişilik özelliklerine göre bir daha suç işlemeyeceği yolunda mahkememizde olumlu kanaat oluşmadığından, ayrıca hakkında daha önce verilmiş HAGB kararı bulunduğundan ve sanık bu kararda öngörülen denetim süresi içinde davamıza konu suçu işlediğinden, 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 SK.nın 72. maddesi ile değişik CMK'nın 231/8 maddesi uyarınca yasal şartları oluşmayan CMK 231 maddesinin uygulanmasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına" ifadelerine yer verdi.
Eceabat Belediye Başkanı Adem Ejder, Çanakkale 2. Asliye Ceza Mahkemesi'nin verdiği kararı İzmir Bölge Adliye Mahkemesi'ne götürdü. Ancak istinat başvurusu, 9. Ceza Dairesi'nce rededilince, cezası onandı.
Başkan Ejder ile husumetinin bulunmadığını, aynı mahallenin çocukları olduklarını belirten CHP Belediye Meclis Üyesi Timur Koşal ise, "Ben halen meclis toplantılarına gidiyorum. O seçilmiş olduğu kadar, ben de seçilmiş meclis üyesiyim. Eceabat'ın yararına olan konularda fikir belirtiyorum ve belirtmeye devam edeceğim" diye konuştu.
Hakkındaki hapis cezasıyla ilgili olarak, "10 ay zaten hapis cezası var. Bir gün teslim olduk, çıktık geldik" demekle yetinen Başkan Ejder, konuyla ilgili basında yer alan haberler üzerine Facebook hesabından yazılı bir açıklama yayınladı. Başkan Ejder, 'Kamuoyuna Duyuru' başlığıyla yayınladığı açıklamasında, şöyle dedi: "Bazı basın yayın ve sosyal medya hesaplarında 17.08.2017 tarihinde yer alan şahsıma yönelik maksatlı karalama kampanyası hakkında kamuoyuna açıklama yapma zaruriyeti doğmuştur. Eceabat halkından aldığım büyük destek ve güvene layık olabilmek adına yıllardır onurla, şerefle, azimle ve kararlılıkla yürüttüğüm Eceabat Belediye Başkanlığı görevimde başarılarımızı
hazmedemeyen bazı menfaat odakların, ahlak dışı iftiralarını ve oyunlarını ibretle izliyoruz. Sebebi ve sonucu ne olursa olsun, hukukun önünde boynumuz kıldan ince, hakkımızda verilmiş kararlara saygımız sonsuzdur. Ancak halkımızın başını öne eğecek, bu büyük güveni sarsacak hiçbir olumsuzluğa ve suça bugüne kadar karışmadığım gibi, böyle bir durumun bundan sonra yaşanması dahi söz konusu değildir. Menfaat odaklarının şahsımla olan kişisel meselelerinden dolayı halkımızın gözünde itibarımı zedelemeye, siyasi kariyerimi bitirmeye yönelik bu algı yönetim çabaları son derece açık ve nettir. Sağduyu sahibi halkımızın bu yalan yanlış girişimlere karşı tavrı ve tutumu ile şahsıma yönelik büyük desteğinden ötürü minnet ve şükranlarımı sunuyorum. Biliyoruz ki, halkımızla olan birliğimizi ve bütünlüğümüzü, sevgimizi ve saygımızı yok etmeye çalışan odakların bu ve benzeri girişimleri bugüne kadar olduğu gibi her zaman sonuçsuz kalacaktır. Hiçbir durum ve hiçbir gerekçe bizim Eceabat halkına hizmet aşkımızı ve bu yöndeki kararlılığımızı engelleyemeyecektir." 1 Temmuz 2016 öncesinde işlenmiş, üst sınırı 2 yıla kadar olan hapis cezalarında kanun hükmünde kararnameyle hükümlülerin lehine olarak getirilen denetimli serbestli kararından böylelikte Başkan Ejder de faydalanmış oldu.



AK Partili milletvekillerinin Çanakkale de havayolu hattının gelişmesi noktasında duyarsız kaldığını söyleyen Güneş, “Siyaset düğünlerde ve yemeklerde değil Çanakkale’ye hizmetle de ölçülmelidir. Sürekli iptal olan deniz uçağı ise göz boyamak ve Çanakkale halkını hafife almaktır” dedi.
10 yıldır bu işi yaptığını söyleyen Güneş, her geçen gün havayolu tercihinde önemli bir artmanın olduğunu kaydetti. Fakat artan bu talebe AK Partili siyasilerin ve AK Parti Çanakkale Milletvekillerinin duyarsız kaldığını aktaran Güneş, “Her türlü uçağın inebileceği bir havaalanı sahasına sahibiz. Ama içerisinde uçağımız yok. Truva, Bozcaada, Assos, Geyikli ve şehitlikleri ile tam bir turizm şehri olan aynı zamanda üniversite vesilesiyle öğrenci şehri özelliği taşıyan Çanakkale’de 6 aydır bir uçağın olmaması başta AK Parti Grup Başkan Vekili Bülent Turan olmak üzeri, bu olaya eğilmeyen siyasilerin ayıbıdır.
İstanbul’dan bütün illere uçuş olmasına rağmen Çanakkale-İstanbul uçağının olmaması büyük bir eksikliktir. 7 kişilik ve sürekli iptal olan deniz uçağı ise tamamen göz boyamak ve Çanakkale halkını hafife almaktır. Bu şekilde Çanakkale’nin yurtdışı bağlantısını sağlayamayız. Siyaset düğünlerde ve yemeklerde değil Çanakkale’ye hizmetle de ölçülmelidir” diye konuştu. Yurtiçi ve yurtdışı bazında en fazla tercih edilen şehirlere de değinen Güneş, yurtiçinde Van, Trabzon, Antalya, Adana ve Antep’e yoğun bir uçuş olduğunu, yurtdışında ise, Almanya’nın birçok şehri başta olmak üzere, Bakü, İtalya ve Balkan ülkelerine talebin olduğunu belirtti.
Haber: Kalem Gazetesi



Çanakkale'nin Ezine ilçesindeki zodyak botta 1,5 ton esrar ele geçirilmesine ilişkin soruşturmada 2 şüpheli tutuklandı,
uyuşturucunun, terör örgütü PKK'ya finans sağlamak için Arnavutluk'tan getirildiği belirlendi.

İl Jandarma Komutanlığı ekipleri, 25 Temmuz'da Tavaklı İskelesi yakınlarındaki bölgede 1,5 ton esrar ele geçirilmesiyle ilgili firari şüphelilerin yakalanması için harekete geçti. Otel kayıtları ve güvenlik kameralarını inceleyen ekipler, şüphelilerden H.N.K. ve V.Ç'nin, ilçedeki dinlenme tesisinde sahte isimlerle konakladığını tespit etti. Yakalanan şüpheliler, çıkarıldıkları mahkemece tutuklandı.
Şüphelilerin yurt dışı bağlantıları belirlendi
Soruşturmayı genişleten jandarma, zanlıların yurt dışı bağlantılarını da araştırdı. Teknik çalışmanın ardından el konulan zodyak botun, İtalya'nın Lecce kentinden C.C. tarafından 10 Mayıs'ta satın alındığı belirlendi. C.C'nin, İtalyan polisi tarafından 2015'te düzenlenen uyuşturucu operasyonunda gözaltına alınan 91 şüpheli arasında bulunduğu tespit edildi.
Terör örgütü PKK uzantısı
Ezine'de ele geçirilen 1,5 ton esrarın, terör örgütü PKK'ya finans sağlamak amacıyla Arnavutluk üzerinden deniz yoluyla Türkiye'ye getirildiği belirlendi. Tutuklanan zanlıların ifadeleri ve kamera kayıtlarının incelenmesiyle biri İtalyan uyruklu 9 şüphelinin daha "uyuşturucu ticaretiyle" bağlantısı ortaya çıkarıldı. Birinin evinde yüklü nakit ele geçirilen zanlıların yakalanması için çalışma başlatıldı. İl Jandarma Komutanlığı ekiplerince, 25 Temmuz'da Tavaklı İskelesi yakınlarındaki bölgeye düzenlenen operasyonda kıyıya yanaşan İngiliz bayraklı zodyak bottan karaya çıkarılmak üzere hazırlanmış 73 paket içinde,1,5 ton kubar ve toz (bin 528 kilogram) esrar ele geçirilmişti.



CHP ÇANAKKALE MİLLETVEKİLİ AV. MUHARREM ERKEK’İN
15 TEMMUZ DARBE GİRİŞİMİ HAKKINDA BASIN AÇIKLAMASI

Geçtiğimiz yıl, Türkiye Cumhuriyeti’nde devletin her biriminde konuşlanmasına göz yumulmuş bir örgütün, Türk Silahlı Kuvvetlerindeki yapılarının harekete geçmesiyle hain bir darbe girişimi gerçekleşmiş; halkımızın direnme hakkını kullanması, siyasi partilerin dik duruşu, ordu ve emniyet güçleri içindeki vatansever güvenlik güçlerinin sağduyusu, medyanın gücüyle bu darbe girişimi önlenmiştir. Geride 249 şehit ve 3 binin üzerinde gazi kalmıştır ki onlar sayesinde bugün Parlamento çatısı altında çalışma yapabilmekteyiz. Şehitlerimizi rahmetle anarken, gazilerimize de geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum.
Hukukçu bir Milletvekili olarak en büyük arzum, gelecekte de benzer durumda kalmamak için darbenin tüm yönleriyle açığa çıkarılmasıdır. 15 Temmuz gecesi bir darbe teşebbüsüyle karşı karşıya kalmışsak ve bu acıları yaşamışsak, bir cemaatin, bir yapının, bir örgütün bu imkân ve kabiliyete kavuşması sağlanmışsa devleti yönetenlerin de vicdani, siyasi ve hukuki sorumlukları olduklarını es geçmemeliyiz. Bu hain darbe teşebbüsünün gerek örgütlenme gerekse siyasi ayağının aydınlatılmadığı sürece adaletin tecelli etmeyeceğini düşünüyorum. Bu nedenle yargılamalarda çok hassas davranılmalı, adil yargılanma olmalı ve alınabilecek en ağır cezalar verilmeli, FETÖ ile mücadeleyi sulandıran KHK’lara bir yenisi eklenmemeli ve daha önceden çıkarılanlar da düzeltilmeli, mağduriyetler artık can yakar boyuta ulaştığından bir an önce giderilmeli ve darbe girişimi gecesi masum erlerimize saldırarak onları yaralayan ve hatta ölümüne yol açanlar da darbeciler gibi yargılanmalıdır.
Bugüne kadar FETÖ ile aynı menzile yürüyenlerin hesap vermesinin zorunluluğu gibi, gelecekte de benzer durumlarla karşılaşılmaması için kamuda görev alacaklarda aranacak tek ilke “liyakat” olmalıdır. “Bize yakın, şu cemaatin adamı, bize sıkıntı çıkarmayacak bir yargı olsun” gibi yaklaşımlar, sadece yeni 15 Temmuzları doğuracaktır.
Milletimiz birlik ve beraberlik içinde her türlü sıkıntıyı aşma gücüne sahiptir. Ülkemizi yönetenlerin bunu unutmadan hareket etmesi, gelecek kuşağa iyi bir miras bırakılmasını sağlayacaktır.
Darbe girişiminin bastırılmasını kutladığımız gibi, şehitlerimizi de rahmetle anıyor, gazilerimize geçmiş olsun diyoruz. Bir daha 15 Temmuzlar yaşanmaması dileğimizdir.
Saygılarımla.
Av. Muharrem ERKEK
CHP Çanakkale Milletvekili
TBMM Anayasa Komisyonu Üyesi



Çanakkale'de kent içi trafik tedbirleriyle ilgili toplantı düzenlendi.
Vali Orhan Tavlı başkanlığındaki toplantıda, yaz aylarıyla karayollarında turizm ve tarımsal amaçlı seyahatlerle trafiğin yoğunlaştığı ve buna bağlı olarak kaza sayılarının da arttığı vurgulandı.

Yaz mevsiminin başlamasıyla birlikte, karayollarımızdaki turizm ve tarımsal amaçlı seyahatlerin ve seyahat süreleriyle birlikte, trafik sayısının arttığı gözlenmektedir. Kaza sayısındaki artışla mücadele etmek için, kazalara neden olan başta hız ihlalleri olmak üzere, toplam ve sürekli taşıt kullanma süreleri, şerit kullanma, hatalı dönüşler, yakın takip ve kavşaklara yaklaşırken yavaşlama gibi kural, yasaklama ve kısıtlamalara yönelik, etkin, yoğun ve sürdürülebilir şekilde planlanmış trafik denetimleri önem kazanmaktadır.
Trafik kazalarına sebebiyet veren kural, yasaklama ve kısıtlama ihlalleriyle kısa vadeli mücadele, ancak denetim yoluyla yürütülebilmektedir. Bu nedenle, polis ve jandarma trafik birimlerinin bir plan dâhilinde etkin, yoğun ve sürdürülebilir denetimler yapması ve sürücülerle kural ihlali yapsın veya yapmasın, karayolu üzerinde durdurarak yüz yüze temas etmesi ve iyi iletişim uygulamaları, sürücü davranışlarını değiştirme ve ikna etme yöntemlerinin daha etkin olduğu değerlendirilmiştir.
Trafik Tedbirlerinin görüşüldüğü toplantıda;
-İl Merkezindeki Ulaşım Master Planları gözden geçirilerek, ilin gelişen ve değişen, taşıt ve yolcu sayıları ile beklentilerinin imar planlarında dikkate alınarak değerlendirilmesi, park sorununun kalıcı çözümüne yönelik yerel yönetimlerce politikaların oluşturulması,
-Şehir içinde meydana gelen kazaların; yer, gün, saat, hava, yol koşulları, oluş şekilleri yaya ve sürücü kusurlarının analiz edilerek kaza noktalarında gerekli önlemlerin alınmasının sağlanması,
-Örgün-yaygın eğitim kanalları, iletişim kampanyalarıyla görsel ve yazılı medya aracılığı ile trafik güvenliği bilincinin oluşturulmasının sağlanması,
-İl genelindeki tüm kamu çalışanlarına yönelik güvenli sürücülük ve yol güvenliği konusunda seminer, konferans ve paneller düzenlenmesi,
-Yolcu ve eşya taşımacılığı sektöründe aktif olan okul servis araçları, taşımalı eğitim servis araçları ile toplu taşıma araç şoförlerinin eğitimlerinin sağlanması,
-Şehirlerarası yolcu taşımacılığı yapan otobüsler, TUR otobüsleri ve mevsimlik işçi taşıyan araçlara yönelik özel denetimlerin yapılması, sürücü ve yolcuların da emniyet kemeri kullanımlarına özel önem verilmesinin sağlanması,
-Tatil sezonunun başladığı Temmuz ve Ağustos aylarında kazaların en aza indirilmesine yönelik karayollarındaki kontrol noktalarında dikkat dağınıklığı ve uykusuzluk hali olan sürücülerin dinlendirilmesinin sağlanması,
-Trafik ekiplerinin özellikle kazaların yoğun olduğu sorumluluk güzergâhlarında “gerçek ve algılanan yakalanma riski duygusunun” geliştirilmesine yönelik olarak görünür olmalarının sağlanması,
-Tarımsal faaliyetlerin yoğun olarak yapıldığı bölgelerdeki karayolu üzerinde tarımsal zirai araçların (traktör, biçerdöver) uygunsuz olarak trafikte seyretmelerinin önlenmesi, Konuları üzerinde duruldu.



Çanakkale Boğazı'na yapılacak 1915 Köprüsü'nün belirlenen süre içinde tamamlanabilmesi için Başbakan Binali Yıldırım tarafından genelge yayınlandı.
Lapseki İlçesi Şekerkaya Mevkii ile Gelibolu İlçesi Sütlüce Mevkii arasında, 2023 metre ayak açıklığıyla dünyanın en uzun köprüsü olacak ve Cumhuriyet'in kuruluşunun 100'ncü yılı olan 2023'te tamamlanacak olan 1915 Çanakkale Köprüsü işinin hızlanması ve aksaklıklar yaşanmaması için bir dizi tedbirler alındı.
Resmi Gazete'de Başbakan Binali Yıldırım imzasıyla yayımlanan genelgede, Karayolları Genel Müdürlüğünce (KGM) ihalesi yapılan 'Kınalı-Tekirdağ- Çanakkale- Savaştepe Otoyolu'nun, Malkara-Çanakkale (1915 Çanakkale Köprüsü dahil) Kesimi Projesi' işlerinin belirlenen süre içerisinde tamamlanabilmesi için alınan 18 maddelik tedbirlere yer verildi. Genelgeye göre, proje kapsamında yapılacak kamulaştırmalar için gerekli olacak ödeneklerin serbest bırakma işlemleri, işlerin gecikmesine meydan verilmeyecek şekilde yapılacak, yıl ödeneklerinin tamamının ilk üç ayda serbest bırakılması sağlanacak.
Proje güzergahında yapılması gereken imar planı ve değişiklikleri, ilgili idarelerce 6001 sayılı Karayolları Genel Müdürlüğü'nün Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunun 19'uncu maddesinde belirtilen azami sürelerin sonu beklenmeksizin en kısa sürede neticelendirilecek. Proje güzergahında yapılması gereken imar planı çalışmaları ve bu çalışmalara altlık teşkil edecek halihazır haritaların üretimi, kıyı kenar çizgisinin tespiti, imar planına esas jeolojik ve jeoteknik etüt raporlarının hazırlanması veya onaylanmasına ilişkin her türlü iş ve işlemler ilgili kamu kurum ve kuruluşlarınca en kısa zamanda sonuçlandırılacak. Proje güzergahında bulunan su, kanalizasyon, doğalgaz ve petrol boru hatları ile elektrik,haberleşme hatları ve tesislerinin güzergah dışına taşınması sırasında bunlara ilişkin KGM ilgili birimleri tarafından talep edilecek izin, onay, kabul gibi iş ve işlemler, ilgili kuruluşlar tarafından geciktirilmeden yerine getirilecek.
"İŞLEMLERİNİN HIZLA YÜRÜTÜLEBİLMESİ İÇİN GEREKLİ ÖNLEMLER ALINACAK"
Genelgede, projenin yapımı için gerekli olacak taş ocakları, kum-çakıl ocakları ve ariyet ocakları, enerji nakil hatları, depo alanları, hazır beton tesisleri, asfalt plenti ile alt ve üst yapı imalatları için gereken üretim tesislerinin kamulaştırma, üretim izni, ruhsat ve tahsis işlemlerinin hızla gerçekleştirilebilmesi için gereken işlemler ilgili kamu kurum ve kuruluşlarınca öncelikli ve ivedi olarak neticelendirilecek. Projenin gerçekleştirilmesi için gerekli olan Hazine'nin özel mülkiyetinde veya devletin hüküm ve tasarrufu altındaki taşınmazlar ile ormanlık alanlar ve diğer kamu kurum ve kuruluşlarına ait taşınmazların KGM'nin talebi doğrultusunda tahsis, izin, irtifak, devir veya yola terkin işlemlerinin
hızla yürütülebilmesi için gerekli önlemler ilgili idarelerce alınacak, bunun için gerekirse mevzuatı çerçevesinde ilgili idarelerin taşra birimleri de yetkilendirilerek gecikmeye mahal verilmeyecek. Proje güzergahında 3083 sayılı Sulama Alanlarında Arazi Düzenlenmesine Dair Tarım Reformu Kanunu ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu gereğince Tarım Reformu Genel Müdürlüğü, Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü veya il özel idarelerince yapılacak veya yaptırılacak toplulaştırma çalışmalarına öncelik verilecek.
Proje güzergahında yapılacak kamulaştırmalar için 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 10'uncu maddesi uyarınca açılan bedel tespit ve tescil davalarının kısa sürede neticelenebilmesi için ilgili kamu kurum ve kuruluşlarınca gerekli tedbirler alınacak, kamulaştırılacak taşınmazların değer tespitine yönelik olarak KGM'nin ve mahkemelerin talep edeceği bilgi ve belgeler ilgili kamu kurum ve kuruluşları tarafından gerekli özen gösterilerek en kısa zamanda gönderilecek.
Kamulaştırma çalışmalarının sağlıklı ve acele olarak neticelendirilebilmesi için proje bünyesinde yapılacak çalışmalar sırasında talep edilmesi halinde kamulaştırma planlarının hazırlanmasına ilişkin bilgi ve belgelerin gönderilmesine, planların arazi ve büro kontrollerinin yapılmasına ve 2942 sayılı Kanun uyarınca kamulaştırma işlemleri tamamlanan taşınmazların tapuda tescil-terkin edilmesine dair işlemler de Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü ilgili birimlerince acele olarak gerçekleştirilecek.
ÇED RAPORU ALINDIĞI DA BELİRTİLDİ
Genelgede, proje için 23 Kasım 2016 tarihli ve 4388 sayılı ÇED olumlu kararının alındığı da belirtildi. Çevre mevzuatı gereğince alınması gereken izinlere ilişkin verilecek görüşlerin ise Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'nca ve ilgili diğer kamu kurum ve kuruluşlarınca acele olarak sonuçlandırılacağı ifade edildi.
Proje güzergahı kapsamında bulunan veya yol yapım çalışmaları sırasında ortaya çıkacak taşınır veya taşınmaz tabiat ve kültür varlıklarına konu olan buluntulara rastlanması durumunda, durum ilgili Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğüne ve/veya Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Komisyonu ile diğer ilgili özel kurullara bildirilecek ve komisyon ve/veya kurullar konuyu gündemine ivedilikle alacaktır. Bu konudaki komisyon ve kurul çalışmalarına, sadece üyelere konu hakkında bilgi vermek üzere KGM teknik elemanları da çağrılacak, çalışmaların projenin özellikleri de dikkate alınarak, gecikmesine meydan verilmeden yapılması sağlanacaktır.
DENİZ VE HAVA TRAFİĞİYLE İLGİLİ TALEPLER YERİNE GETİRİLECEK
Proje kapsamında yer alan 1915 Çanakkale Köprüsü'nün yapımı esnasında, KGM tarafından talep edilen zamanlarda bölgedeki deniz ve hava trafiğiyle ve uçuş emniyetiyle ilgili talepler ilgili ve yetkili idarelerce zaman geçirilmeksizin yerine getirilecek, bu konuda ilgili ve yetkili idarelerce alınması gereken tedbirler zamanında alınacak.
Kınalı-Tekirdağ- Çanakkale-Savaştepe Otoyolu, Malkara-Çanakkale (1915 Çanakkale Köprüsü dahil) Kesimi Projesi"nin etkileşim halinde olduğu veya etkileşime girebileceği diğer projelere göre öncelik teşkil edecek. Ayrıca güzergahın geçtiği yerlerdeki mülki ve idari yöneticiler ile ilgili idarelerin taşra birimleri, kamulaştırılması yapılan taşınmaz malların maliklerinin ve adreslerinin tespitinde gecikmeye mahal verilmeyecek şekilde yardımcı olunacak.
Kamu kurum ve kuruluşlarından, belediyelerden ve ilgili tapu müdürlüklerinden proje güzergahında kamulaştırılacak taşınmaz mallar için 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 10'uncu maddesi uyarınca açılabilecek olan davalarda, aynı Kanunun 11'inci maddesi gereğince KGM'ye verilecek emsal verileri ile mahkemelere sunulacak veriler arasında yeknesaklığın sağlanabilmesi için gerekli özen gösterilecek.
DÜNYANIN EN UZUN ASMA KÖPRÜSÜ OLACAK
Çanakkale Köprüsü, ayakları arasındaki açıklık 2 bin 23 metre. Köprü bu özelliği ile dünyanın en uzun asma köprüsü olacak. Köprü tabliyeleri 36 metre genişlikte ve 5 metre yükseklikte planlanıyor. Köprünün toplam boyu ise 3 bin 869 metre olacak. Köprü üzerinde 2x3 taşıt şeridi bulunacak. Ayakları deniz içine inşaat edilecek 1915 Çanakkale Köprüsünün Lapseki tarafındaki yaklaşım viyadüğü 650 metre, Gelibolu tarafındaki yaklaşım viyadüğün ise 900 metre uzunluğunda olacak.
Kınalı-Tekirdağ-Çanakkale-Savaştepe Otoyolu Projesi Malkara-Çanakkale (1915 Çanakkale Köprüsü dahil) kesimi, yap-işlet-devret modeli kapsamında ihale edilmişti.
Köprü için yapılan ihalede en düşük süreyi Daelim (Kore) - Limak - SK (Kore) - Yapı Merkezi OGG teklif etmişti. Ortak girişim grubu köprü ve otoyol yapımı için 10 milyar 354 milyon 576 bin 202 lira proje bedeli ve 5,5 yıllık yapım süresi dahil toplam 16 yıl 2 ay 12 gün işletme süresi teklif etmişti. Köprü ve 100 kilometrelik kısmın 2023'te hizmete açılması hedeflenen otoyolun, toplam uzunluğu 354 kilometre olacak. Yol, İstanbul Silivri'den başlayıp, Balıkesir'in Balya ilçesindeki otobanla birleşecek. Otoyol projesi kapsamında Çanakkale Boğaz Köprüsü'nün yanı sıra toplam 31 viyadük, 5 tünel, 30 köprülü kavşakla 143 alt ve üst geçit köprüsü yapılacak. Köprüden geçiş ücretinin ise otomobiller için 15 Euro artı KDV olması planlanıyor.



Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) Fen Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü öğretim üyesi ve Truva Kazı Heyeti Başkanı Prof. Dr. Rüstem Aslan, 5 bin yıl önce yaşayan Truvalıların yaşadığı deprem gerçeğinin bugün yaşanan depremlere örnek teşkil edebileceğini söyledi.
Antik kentte binlerce yıl önce depreme karşı alınan önlemlerin izlerinin görüldüğünü belirten Prof. Dr. Aslan, "Truva'daki eski dönem mühendislerinin, mimarlarının aldığı bu önlemler sayesinde antik kentteki bu görkemli duvarların binlerce yıl içinde ayakta kaldığını görebiliyoruz" dedi.
Deprem ülkesi olan Türkiye'de uzmanların hemen her gün başta İstanbul olmak üzere çeşitli bölgeler için büyük bir deprem uyarısı yaptığı bugünlerde, İzmir'in Karaburun ilçesi açıklarında meydana gelen 6.2 büyüklüğündeki son deprem, 'Büyük bir depreme hazır mıyız' sorusunu yeniden gündeme getirdi. Türkiye olarak depreme hazır olup olmadığımız halen tartışılmaya devam ederken, bu sorunun en net yanıtını Truvalı mimar ve mühendislerin 5 bin yıl önce verdiği belirtildi. Birinci derece deprem kuşağında bulunan Çanakkale'deki Truva Ören Yeri'nin, sadece 5 bin yıllık geçmişe değil, aynı zamanda bir deprem gerçeğine de ışık tuttuğunu görüldü.
TRUVA'NIN ANLATTIĞI DEPREMG ERÇEĞİ
Çanakkale'nin merkeze bağlı Tevfikiye Köyü sınırları içindeki 5 bin yıllık geçmişe sahip Truva Ören Yeri, günümüze en iyi örnek teşkil edecek deprem gerçeğini yaşamış. Truva Savaşı'nda, 10 yıl boyunca kuşatılan ve alınamayan kent, bir deprem sonucunda yıkılarak terk edilmiş. Ancak Truvalılar, büyük tahribata yol açan depremden ders çıkarıp, kentin savunma sistemlerini ve duvarlarını ona göre inşa etmişler.
Truva Kazı Heyeti Başkanı Prof. Dr. Rüstem Aslan, Truva'yı yerle bir eden deprem gerçeğini ve Truvalıların bu depremden çıkardığı dersi DHA'ya anlattı. Prof. Dr. Rüstem Aslan, son dönemde yaşanan depremlere, Truva'da yaşananların en iyi örnek olabileceğini söyledi.
10 yıl süren Truva Savaşı'ndan çok, o zaman yaşanan büyük depremlerde Truva'nın tahribat yaşadığını ve depremin izlerini 5 bin yıl sonra bugün de hala görmenin mümkün olduğunu belirten Prof. Dr. Aslan şunları söyledi:"Truva'daki yerleşim tarihi M.Ö. 3000'lerde başlamaktadır. M.S. 500'lere kadar yerleşim tarihi olduğunu arkeolojik kazılar sonrasında tespit etmiş bulunuyoruz. Bin yıllarca devam eden yerleşim tarihinde, pek çok büyük depremler olmuş ve kent pek çok kez bu depremlerle yıkılmıştır. 1871'de özellikle Schliemann döneminden başlayıp, 2005 yılındaki Korfmann dönemine kadar devam eden kazılar sonrasında Truva-2, Truva-3, Truva-4, özellikle de Homeros'un Truva Savaşı'yla ilişkilendirilen Truva-6 ve daha sonraki Helenistik Roma döneminde pek çok Truva kentinde büyük deprem tahribatları tespit etmiş bulunuyoruz. Kentin terk edilmesi de bir deprem sonrasında ortaya çıkmıştır."
TEKNİKLERİNİ GELİŞTİRDİLER
Prof. Dr. Rüstem Aslan, Ören Yerindeki Truva Savaşı'yla ilişkilendirilen son Tunç Çağı'na denk gelen Truva-6 duvarları üzerindeki deprem çatlaklarını göstererek, "Özellikle Truva-6 dediğimiz dönemin 1300'lü tarihlerinde çok büyük bir depremin kale duvarlarını, kule duvarlarını tahrip ettiğini izlerden de görebiliyoruz. Bazı büyük taşların deprem sonucu birbirinden ayrıldığı da çok net bir şekilde fark ediliyor. Yani şunu söyleyebiliyoruz. Homeros'un Truva Savaşı'nı anlattığı destanı İlyada'ya göre 10 yıl kuşatılan, alınamayan kent, bir deprem sonucunda yıkılıyor ve bir süre sonra terk ediliyor" dedi.
Truva kentinin aktif fay hatları üzerinde bulunduğunu belirten Prof. Dr. Rüstem Aslan, "Bu nedenle Truva kurulduğu M.Ö. 3000'lerden, son büyük iki depremin olduğu M.S. 500'lere kadar pek çok önemli deprem yaşamıştır" dedi. Prof. Dr. Aslan sözlerini şöyle sürdürdü:
"Truva kentinin en güçlü olduğu, en zengin olduğu M.Ö. 1700'lerden itibaren meydana gelen depremlerden dersler alarak savunma sistemlerini ve duvarlarını ona göre inşa etmiş.
Buradaki savunma duvarının yapım tekniği eğimli ve testere dişi olarak tanımlanan, bir anlamda kiriş görevi de gören bir sistemle yapılmış ve aynı zamanda savunma duvarının temelinin ana kayaya kadar indirilmesi şeklinde, binlerce yıl önce depreme karşı alınan önlemleri tespit edebiliyoruz. Zaten Truva'daki eski dönem mühendislerinin, mimarlarının aldığı bu önlemler sayesinde antik kentteki bu görkemli duvarların binlerce yıl içinde ayakta kaldığını görebiliyoruz."



Yaşadığımız yüzyılın en önemli sorunlarından birisi, hava kirliliğidir. Dünyada pek çok insan temiz havaya erişememektedir. Sağlık dünyası da hava kirliliğinin sağlık üzerindeki olumsuz etkilerine dair çok sayıda bilimsel veri ortaya koymaktadır.
Sadece çocuklar ve yaşlılar değil; hava kirliliğine maruz kalan herkesin kalp ve solunum yolu hastalıkları, felç, kanser ve benzeri hastalıklara yakalanma ve erken ölüm riski artmaktadır. Dünya Sağlık Örgütü’ne göre, 2012 yılında dünyada 8 milyon insanın erken ölümüne sebep olan hava kirliliği, kanserin en önemli çevresel nedenidir.
“Açlığa 60, susuzluğa 6 gün dayanabilen insan; nefes almadan 1 dakika bile duramaz.” diyerek yola çıkan Temiz Hava Hakkı Platformu, doğa koruma ve sağlık alanında çalışan 18 Sivil Toplum Kurumunun bir araya gelmesiyle 2015 yılında kurulmuştur. Yaptığı çalışmalar, uzmanlık alanları nedeniyle yaşamsal öneme sahiptir. Yayınladıkları raporlar da bu konuya bilimsel açıdan dikkat çekmektedir.
Temiz havaya erişim, ülkemiz için de en önemli sorunlardan biridir. Bu konuda sürekli yapılmaya devam edilen kömür ve linyit yakıtlı santraller, özellikle denetimsizlik ve koşulların uygun olmaması nedeniyle hava kirliliğinin hızla artmasına neden olmaktadır. Şu an Türkiye'de bulunan 39 kömür ve linyit yakıtlı termik santralle ek olarak 30 tanesi daha yapılmayı beklemektedir. Başka bir ifadeyle Türkiye, nefes alınamayacak coğrafyalardan biri haline getirilmektedir.
Homeros'un ünlü destanı İlyada'da "hayvanların anası, kaynağı bol, çok pınarlı" olarak geçen ve tarihinin Milattan Önce 7000'lere kadar gittiği bilinen Kaz Dağlarına ev sahipliği yapan Çanakkale bu konuda önemli bir örnektir. Çanakkale’de 11’i proje aşamasında, 2’si inşaat halinde, 3’ü ise aktif durumda olan termik santrallerin aynı anda faaliyete geçmesi halinde, hava kirliliğinin bu ilimizde yüzde 150 oranında; İstanbul’da ise yüzde 25 oranında artacağı tahmin edilmektedir. Ülkemizde ve bölgemizde yaşayan herkes doğrudan yaşam riski taşımaktadır.
Termik santrallerin etkisiyle artış gösterten hava kirliliği sadece sağlığın kaybına neden olmamakta, bununla birlikte ekonomiye olumsuz yük bindirmekte ve gelecek kuşaklara kötü bir ülke miras bırakılmasının yolunu açmaktadır.
Sağlık ve Çevre Birliği’nin (HEAL) yaptığı çalışmaya göre de kömürlü termik santrallerden kaynaklanan hava kirliliği Türkiye'ye bugüne kadar her yıl 2.9 – 3.6 milyar Avro arasında sağlık maliyetine neden olduğu gibi, mevcut kömürlü termik santraller nedeniyle her yıl 3 bin erken ölüm, 637 bin 643 iş günü kaybı, 3 bin 823 yeni kronik bronşit vakası yaşanmıştır. Aynı zamanda tarım ve hayvancılık doğrudan olumsuz etkilenmekte, bu nedenle beslenme riski de söz konusu olmaktadır. Örnek vermek gerekirse Kaz Dağlarıyla birlikte, Edremit Körfez bölgesi zeytinyağları, zeytini, Bayramiç Beyazı, Ezine Peyniri gibi coğrafi işaretli pek çok ürün; kaliteli üretimi yapılan Çanakkale domatesi, kapya biber, şeftali, kiraz ve elma gibi ürünler de yok olacaktır.
Ülkemizdeki illerin neredeyse tamamı, hava kirliliği yaşamaktadır. Dünya Sağlık Örgütü’nün 2016 yılı verilerine göre, havası temiz olan illerimiz sadece Artvin, Adana ve Tunceli’dir.
Bu bağlamda; insan yaşamını, sağlığını, beslenmesini; ülke ekonomisini, tarım ve hayvancılığını doğrudan etkileyen hava kirliğinin nedenlerinin araştırılması, bu kirliliğe neden olan termik santrallerle ilgili önlemlerin alınması, geleceğe temiz bir miras bırakabilmek için dünya örneklerinin incelenebilmesi ve uzmanların görüşlerine başvurulabilmesi amacıyla Anayasa’nın 98. ve TBMM İçtüzüğü’nün 104 ve 105. maddeleri gereğince Meclis Araştırması açılmasını saygılarımızla arz ederiz.
Av. Muharrem ERKEK - Çanakkale Milletvekili



Çanakkale'deki Katrandağı ve Kazdağı'nda başta karaçam ve sahilçamı olmak üzere kestane, gürgen ve kayın ağaçlarında görülen kurumalar, görevlileri harekete geçirdi. Bazı köylüler, ağaçlardaki kurumaya asit yağmurlarının neden olduğunu söylerken, Orman idaresi yetkilileri yaptıkları incelemede, ilk bulgulara göre zararlı organizma tespit edilmediğini, ana faktörün kuraklık olabileceğini belirtti.
Çan İlçesi ormanlarını oluşturan Katrandağı ile Çan, Bayramiç ve Yenice ilçelerini kapsayan Kazdağı bölgesinde, son iki yılda görülen toplu orman kurumaları yetkilileri harekete geçirdi. Çan Katrandağı'nda yoğun olmak üzere Kazdağı'nın kuzey yamaçlarındaki Bayramiç İlçesi Çırpılar, Evciler ve Karaköy bölgelerinde karaçam, sahilçamı, kestane, gürken ve kayın ağaçlarında yaprak ve gövde kurumaları görüldü. Endişe yaratan tabloya köylüler asit yağmurlarının neden olduğu yorumunu yaparken, Orman Genel Müdürlüğü yetkilileri, bir süredir gündemde olan orman kurumalarını mercek altına aldı.
Orman Genel Müdürlüğü'nce İstanbul, Çanakkale ve Bursa orman bölge müdürlüklerindeki ormanlık alanlarda görülen karaçam ve sahilçamı kurumalarını yerinde görmek ve konuyla ilgili incelemeler yapmak üzere bir heyet görevlendirildi. Orman Zararlıları ile Mücadele Dairesi Başkanlığı Şube Müdürü Akın Emin, Isparta Süleyman Demirel Üniversitesi Orman Entomolojisi ve Koruma Ana Bilim Dalı Başkanlığından Prof. Dr. Mustafa Avcı ve Toprak İlmi ve Ekoloji Ana Bilim Dalı Başkanlığından Doç. Dr. Yasin Karatepe'den oluşan teknik heyet, Çanakkale ormanlarında incelemeler yaptı. Çanakkale, Çan, Yenice ve Biga Orman İşletme Müdürlüğünü kapsayan çalışmalarda, 250 metre ile 500 metre rakım aralığındaki bazı bölgelerde karaçam ağaçlarında meydana gelen kurumaların nedeninin tespiti için orman bitkisi ve bitkisel ürünlerinde görülen zararlı organizmalar açısından inceleme yapıldı.
Çanakkale Orman Bölge Müdürü Refik Ulusoy da katıldığı incelemede, kuruyan ağaçların sürgün, dal, gövde ve kök yapıları incelenerek açılan toprak profillerinden tahlil için toprak örnekleri alındı.
Yapılan inceleme ve örnekleme çalışmalarında ilk bulgulara göre zararlı organizma tespiti yapılamadı. Kuruyan karaçamların, optimum dikey yayılış alanının dışında, 700 metre rakımların altında olduğu, kurumaların zararlı organizmalar nedeniyle değil, ana faktörün kuraklık olabileceği kanaatine varıldı. Alınan ağaç ve toprak örneklerinin laboratuvarda incelenmesi sonucunda teknik heyet tarafından bir rapor düzenleneceği bildirildi.
Çanakkale'nin adı son dönemde Çan ve Biga ilçelerindeki termik santrallerin yanı sıra, Kazdağı bölgesindeki altın madenleri ile anılmaya başlamıştı. Çevreciler de bunun ormanlara, sulara ve doğal hayata zarar vereceği endişesiyle bir süredir çeşitli eylemlerle kamuoyuna seslerini duyurmaya çalışıyordu.



Çanakkale'deki Kale Grubu tarafından Türkiye Bilişim Vakfı ve Novusens işbirliğiyle şubat ayında başlatılan 'Aklım Fikrim Çanakkale' projesinde kurumlar arasında işbirliği sağlanması için saha çalışmaları tamamlandı.
Akıllı Şehir Projesi ile ilgili geniş katılımla bir toplantı düzenlendi. 'Aklım Fikrim Çanakkale' projesinin amacı ve gelinen noktanın anlatıldığı toplantıya Çanakkale Valisi Orhan Tavlı, CHP'li Çanakkale Belediye Başkanı Ülgür Gökhan, CHP'li Kepez Belediye Başkanı Ömer Faruk Mutan, Çanakkale Ticaret ve Sanayi Odası Meclis Başkanı Osman Okyay, Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) Rektörü Prof. Dr. Yücel Acer, Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanı İsmail Kaşdemir ile proje ortakları Kale Grubu Başkanı Zeynep Bodur Okyay, Türkiye Bilişim Vakfı Başkanı Faruk Eczacıbaşı ve Novusens İnovasyon ve Girişimcilik Enstitüsü Kurucusu Berrin Benli katıldı. Projenin ilk aşamasında şehrin mevcut durumunun tespit edildiği bildirildi.
Bugüne kadar gerçekleştirilen çalışmalarda Novusens liderliğinde oluşturulan saha ekibi önce kapsamlı bir kaynak taraması yaptı. Ardından yoğun saha ziyaretleriyle kent için durum tespiti derinleştirildi. Eş zamanlı olarak kent genelinde kurumlara ve vatandaşa dönük iki ayrı anket yapıldı. Elde edilen bulguların ışığında bir akıllı şehir semineri ve iki ayrı ortak akıl çalıştayı gerçekleştirildi. Tüm bu çalışmalar sonucu ortaya çıkan bulgular proje ekibi tarafından dünyadaki uygulamalar ışığında değerlendirilerek Çanakkale'ye özgü bir akıllı şehir yol haritası ve öneriler bütünü ortaya koyuldu. Bu yol haritasında ortaya çıkan başlıkları ise, Çanakkale akıllı şehir ortak akıl platformu oluşturulması, finansal sürdürülebilirlik için ortak şehir fonu, akıllı şehir finansal kaynakları yaratılması, akıllı şehir stratejisinin belirlenerek akıllı şehir eylem planının ortaya koyulması ve uluslararası işbirlikleri geliştirilmesi oluşturdu.
ÇANAKKALE DAHA ULAŞILABİLİR HALE GELECEK
Kale Grubu Başkanı CEO'su Zeynep Bodur Okyay, bu yıl 60'ncı kuruluş yıldönümünü kutlayan Kale Grubu'nun, bu projede, kente karşı sorumluluk duygusuyla öncülük ettiğini söyledi. Bodur, "Bizim öncelikli hedefimiz, farklı disiplinlerden gelen kişilerin ve kurumların aynı masa etrafında toplanmasını sağlamak. Yapılan Osmangazi köprüsü ve Çanakkale köprüsü ile İstanbul-İzmir aksında açılan yeni büyüme koridoru Çanakkale'yi belki de daha ulaşılabilir hale getirecek. Bu dönüşüm şehrin gelişmesini sağlarken, yaşam kalitesini yükseltecek. Aramızda İstanbul'dan gelen değerli konuklar var. Onlar da biliyor ki, İstanbul'da yaşam son derece zor, dolayısıyla böyle sancılı şehirlere dönüşmek yerine akıllı politikalarla ama teknolojiyi, ulaşılabilirlikle gelişen bir Çanakkale'nin de çok daha akılcı ve insanı kapsayıcı bir şehre dönüşmesi hepimizin arzusu. Bunu başarabilirsek, Çanakkale bir cazibe merkezine dönüşür. Hayal ettiğimiz gibi tüm dünyanın odağındaki bir barış şehri haline de gelebilir" diye konuştu.
RUMELİ'Yİ ANADOLU'YA BAĞLAYACAK KÖPRÜ
Türkiye Bilişim Vakfı Başkanı Faruk Eczacıbaşı ise Çanakkale Boğazı'nın uluslararası deniz ulaşımına açık bir barış yolu olduğunu belirterek, "Rumeli'yi Anadolu'ya bağlayacak olan büyük bir köprünün yapılmasıyla, Avrupa ile Asya karayolunda bir kez daha bağlanmış olacak.
Bu köprünün getireceği açılımlar, turizmden, tarıma büyük yatırımlara da fırsat verecek. Çanakkale'nin ekonomik ve sosyal nedenlerden akıllı bir şehre dönüşmesi gerekiyor" dedi.
Çanakkale Belediye Başkanı Ülgür Gökhan, geçen 18 Mart'ta temeli atılan 1915 Çanakkale Köprüsü'nün kentin potansiyeline önemli katkı sağlayacağını söyleyerek, "1/100 binlik planımız var ama bununla yetinmeyip, kentin geleceğiyle ilgili bilim ve teknoloji odaklı planlama yapmanın tam zamanı. Artık dünyada devletler yarışmıyor. Şehirler yarışıyor. Biz Çanakkale'nin potansiyelini biliyoruz. Bu potansiyeli akıllı bir kent yaratma adına nasıl projelendirebileceğimizi düşünüyoruz" diye konuştu. Çanakkale Valisi Orhan Tavlı ise kentin gelecek 10 yıl içinde nüfus, sanayileşme, gelişme ve büyüme trendlerini akıllı teknolojiler ile yöneteceklerini dile getirdi.
Aklım Fikrim Çanakkale projesinin kentin akıllı şehre dönüşüm yolculuğunun ilk aşaması olduğunu kaydeden Novusens İnovasyon ve Girişimcilik Enstitüsü Kurucusu Berrin Benli, "Proje ekibi olarak bu uzun dönüşüm yolculuğunda ilk kıvılcımı çakmanın heyecanını yaşıyoruz. Pek çok kentimize örnek olmayı arzu ediyoruz. Akıllı şehir uygulamalarında başarının en büyük anahtarı işbirliği yapabilmekte gizli. Çanakkalemizde gerek kurumlar arası gerekse vatandaşlar arasında bu işbirliğini ve uyumu yaşamanın mutluluğu içindeyiz. Çanakkalemizin sadece ülkemizde değil, küresel ölçekte de rol model olmasını arzu ediyoruz" dedi.



TEMA’nın hazırladığı “Çanakkale İçin Hava Kirliliği ve Sağlık Etki Modellemesi” raporuna göre, bazıları proje aşamasında olan 16 termik santral faaliyete geçtiğinde Çanakkale’de yaşam duracak.
Hava kirliliği üst seviyeye çıkacak. Yılda, 1140 erken ölüm gerçekleşecek. Kirlilik uzun mesafeye de taşınarak İstanbul’a kadar ulaşacak. Halk sağlığını hava kirliliğinden korumak için bir araya gelen sivil toplum kuruluşları, Çanakkale’de Kirazlıdere kömürlü termik santralının yatırımcısı Yıldırım Holding’e projeden vazgeçme çağrısı yaptı. Çanakkale’yi tehdit eden santralların, 3’ü aktif, 2’si inşaat halinde, 11’i ise projede...
Erken ölümler artacak
Raporun sonuçlarına göre Çanakkale’de termik santral projeleri hayata geçerse, bölge yaşanmaz düzeylere ulaşacak. Hava kirliliğine neden olan ve gözle görülemeyen parçacık maddeler rüzgârın etkisi ile çok geniş bir alana yayılabildiğine dikkat çekilen raporda, santralların hava kirliliğini yüzde 50-150 arasında artırabileceğine dikkat çekildi. Bu kirliliğin sağlık etkisinin bölgede her yıl 1130 erken ölüm olacağı ve her yıl 160 bebeğin düşük doğum ağırlığıyla dünyaya geleceği hesaplanıyor.
Kömür devri geçti
Şişli’deki TEMA Genel Merkezi’nde bir araya gelen sivil toplum kuruluşları, termik santrallardan vazgeçilmesini isteyerek “Havamızı bozmayın” dediler. Kazdağı Doğal ve Kültürel Varlıkları Koruma Derneği adına konuşan Nebile Bayrak, santral projelerinden vazgeçilmesini isteyerek “Artık kömür çağı geçti” dedi. Halk Sağlığı Uzmanları Derneği’nden (HASUDER) Doç. Dr. Çiğdem Çağlayan da “Hava kirliliği, bronşit, amfizem ve akciğer kanseri gibi kronik solunum hastalıkları ve kalpdamar hastalıkları gibi ölümcül hastalıklara sebep olabiliyor. Her yıl dünyada 6.5 milyon insan hava kirliliği nedeniyle ölüyor” diye konuştu.











http://www.burasicanakkale.com ©  2000  - Bütün hakları Saklıdır.