ÇANAKKALE'NİN DÜNYAYA AÇILAN PENCERESİ ::.  

Burası Çanakkale'yi Giriş Sayfanız Yapın Sık Kullanılanlara Ekleyin...



ÇANAKKALE BÖLGESİNDEN TÜM HABERLER ...                                                                                                                                  Son Güncelleme : 16.08.2017


     


AK Partili milletvekillerinin Çanakkale de havayolu hattının gelişmesi noktasında duyarsız kaldığını söyleyen Güneş, “Siyaset düğünlerde ve yemeklerde değil Çanakkale’ye hizmetle de ölçülmelidir. Sürekli iptal olan deniz uçağı ise göz boyamak ve Çanakkale halkını hafife almaktır” dedi.
10 yıldır bu işi yaptığını söyleyen Güneş, her geçen gün havayolu tercihinde önemli bir artmanın olduğunu kaydetti. Fakat artan bu talebe AK Partili siyasilerin ve AK Parti Çanakkale Milletvekillerinin duyarsız kaldığını aktaran Güneş, “Her türlü uçağın inebileceği bir havaalanı sahasına sahibiz. Ama içerisinde uçağımız yok. Truva, Bozcaada, Assos, Geyikli ve şehitlikleri ile tam bir turizm şehri olan aynı zamanda üniversite vesilesiyle öğrenci şehri özelliği taşıyan Çanakkale’de 6 aydır bir uçağın olmaması başta AK Parti Grup Başkan Vekili Bülent Turan olmak üzeri, bu olaya eğilmeyen siyasilerin ayıbıdır.
İstanbul’dan bütün illere uçuş olmasına rağmen Çanakkale-İstanbul uçağının olmaması büyük bir eksikliktir. 7 kişilik ve sürekli iptal olan deniz uçağı ise tamamen göz boyamak ve Çanakkale halkını hafife almaktır. Bu şekilde Çanakkale’nin yurtdışı bağlantısını sağlayamayız. Siyaset düğünlerde ve yemeklerde değil Çanakkale’ye hizmetle de ölçülmelidir” diye konuştu. Yurtiçi ve yurtdışı bazında en fazla tercih edilen şehirlere de değinen Güneş, yurtiçinde Van, Trabzon, Antalya, Adana ve Antep’e yoğun bir uçuş olduğunu, yurtdışında ise, Almanya’nın birçok şehri başta olmak üzere, Bakü, İtalya ve Balkan ülkelerine talebin olduğunu belirtti.
Haber: Kalem Gazetesi



CHP lideri Kılıçdaroğlu’nun “Adalet Yürüyüşü”nün devamı niteliğinde, Gelibolu yarımadasında gerçekleştirilecek “Adalet Kurultayı” için geri sayım başladı.
Yaklaşık 50 dönümlük arazide yapılacak kurultay için alan çadırlar ve konteynırlarla donatılacak.

CHP lideri Kemal Kılıçdarolğu’nun Ankara’dan İstanbul’a gerçekleştirdiği “Adalet Yürüyüşü”nün devamı niteliğinde, Çanakkale Gelibolu yarımadasında gerçekleştirilecek “Adalet Kurultayı” için geri sayım başladı. Yaklaşık 50 dönümlük arazi üzerinde gerçekleştirilecek kurultay için alan, çadırlar, konteynırlarla donatılacak ve Kılıçdaroğlu’nun da aralarında bulunduğu katılımcılar, 5 gün boyunca bu alanda konaklayacak. CHP Sözcüsü Bülent Tezcan, Kurultay alanının “yaşayan adalet şehri” olacağını söyledi. CHP İstanbul Milletvekili Enis Berberoğlu’nun tutuklanmasının ardından “Adalet Yürüyüşü” gerçekleştiren CHP’nin Gelibolu’da düzenleyeceği Adalet Kurultayı için hazırlıklar devam ediyor. CHP’nin önceki günkü MYK toplantısında, masaya yatırdığı kurultayla ilgili planlamalar ve etkinlikler şöyle:
8 başlıkta adalet: 26-30 Ağustos tarihleri arasında gerçekleştirilecek olan kurultay boyunca, sabah ve akşam oturumlarında konuşulmak üzere 8 ayrı konu belirlendi. Bu kapsamda “mahkemede adalet, devlette adalet, seçimde adalet, geçimde adalet, inançta adalet, eğitimde adalet, yaşamda adalet, medyada adalet” konulu oturumlar yapılacak. Her oturumda, alanlarına göre, adalet mağdurları, tanıklıklarını, yaşadıklarını ilk ağızdan anlatacaklar. Daha sonra ise alanlarındaki uzmanlar, sorunların kaynağı ve çözüm önerilerini anlatacaklar. CHP lideri Kılıçdaroğlu, açış konuşmasını yapacak. Özellikle tanıkların yaşadıkları mağduriyetleri anlattığı bölümleri Kılıçdaroğlu bizzat izleyecek.
Yürüyüşçülere davetiye: CHP, adalet yürüyüşünde olduğu gibi kurultayda da “parti kimliği”ni ön plana çıkarmayacak. Adalet, demokrasi, özgürlük talebi olan bütün kesimlere kurultay açık olacak. Ancak Adalet Yürüyüşü’ne bizzat katılan siyasi parti temsilcileri, siyasetçiler, sivil toplum örgütü temsilcileri için ayrıca davetiye hazırlanıyor. Referandumda “hayır” diyen ve yürüyüşe de destek veren Saadet Partisi, Demokrat Parti, HDP, Meral Akşener hareketine destek siyasetçilerin de aralarında bulunduğu geniş siyasi yelpazeden isimlerin kurultaya katılması bekleniyor. CHP, davetli listesi üzerinde çalışmaları sürdürüyor.
Çadırda konaklama: Kurultayın, Gelibolu’da, “koruma alanları” kapsamında olduğu için Kültür ve Turizm Bakanlığı’ndan kiralanacak 50 dönümlük arazi üzerinde yapılması planlanıyor. Bu kapsamda 5 günlük konaklama da alanda yapılacak ve çadırlar kurulacak. CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu ve katılımcılar da bu alanlarda konaklayacak.
“Adalete bir tuğla da sen koy”: Kurultayın anlamını vurgulamaya dönük, Çanakkale il merkezinde, tüm katılımcıların katkılarıyla “Adalet Anıtı” dikilecek. “Adalete bir tuğla da sen koy” sloganıyla yapılacak olan anıta üzerine isimlerinin yazılacağı tuğla koyabilecek ve katılımcılara “sertifika” verilecek. Kurultay alanında, Türkiye’de haksızlık ve adaletsizliğe uğramış, terör mağduru olanların anılacağı “Hafıza sokağı” oluşturulacak. Bu kapsamda Madımak, Başbağlar katliamında yaşamını yitirenler, Ergenekon’da yaşamını yitiren Kuddusi Okkır’dan, gözaltı, işkencelerde yaşamlarını yitirenlerin de aralarında bulunduğu isimler anılacak.
Yaşayan adalet şehri: Kurultayla ilgili bilgi veren Parti Sözcüsü Bülent Tezcan, kurultay alanının bir anlamda “yaşayan adalet şehri” olacağını belirterek, Türkiye’nin geleceği için, uzlaşma kültürünün oluşması için, legal siyaset platformu için en önemli buluşma zemini adalet zeminidir” dedi. Tezcan, kurultayın sonunda “adalet manifestosu” açıklanacağını bildirdi.



Çanakkale'nin Ezine ilçesindeki zodyak botta 1,5 ton esrar ele geçirilmesine ilişkin soruşturmada 2 şüpheli tutuklandı,
uyuşturucunun, terör örgütü PKK'ya finans sağlamak için Arnavutluk'tan getirildiği belirlendi.

İl Jandarma Komutanlığı ekipleri, 25 Temmuz'da Tavaklı İskelesi yakınlarındaki bölgede 1,5 ton esrar ele geçirilmesiyle ilgili firari şüphelilerin yakalanması için harekete geçti. Otel kayıtları ve güvenlik kameralarını inceleyen ekipler, şüphelilerden H.N.K. ve V.Ç'nin, ilçedeki dinlenme tesisinde sahte isimlerle konakladığını tespit etti. Yakalanan şüpheliler, çıkarıldıkları mahkemece tutuklandı.
Şüphelilerin yurt dışı bağlantıları belirlendi
Soruşturmayı genişleten jandarma, zanlıların yurt dışı bağlantılarını da araştırdı. Teknik çalışmanın ardından el konulan zodyak botun, İtalya'nın Lecce kentinden C.C. tarafından 10 Mayıs'ta satın alındığı belirlendi. C.C'nin, İtalyan polisi tarafından 2015'te düzenlenen uyuşturucu operasyonunda gözaltına alınan 91 şüpheli arasında bulunduğu tespit edildi.
Terör örgütü PKK uzantısı
Ezine'de ele geçirilen 1,5 ton esrarın, terör örgütü PKK'ya finans sağlamak amacıyla Arnavutluk üzerinden deniz yoluyla Türkiye'ye getirildiği belirlendi. Tutuklanan zanlıların ifadeleri ve kamera kayıtlarının incelenmesiyle biri İtalyan uyruklu 9 şüphelinin daha "uyuşturucu ticaretiyle" bağlantısı ortaya çıkarıldı. Birinin evinde yüklü nakit ele geçirilen zanlıların yakalanması için çalışma başlatıldı. İl Jandarma Komutanlığı ekiplerince, 25 Temmuz'da Tavaklı İskelesi yakınlarındaki bölgeye düzenlenen operasyonda kıyıya yanaşan İngiliz bayraklı zodyak bottan karaya çıkarılmak üzere hazırlanmış 73 paket içinde,1,5 ton kubar ve toz (bin 528 kilogram) esrar ele geçirilmişti.



CHP ÇANAKKALE MİLLETVEKİLİ AV. MUHARREM ERKEK’İN
15 TEMMUZ DARBE GİRİŞİMİ HAKKINDA BASIN AÇIKLAMASI

Geçtiğimiz yıl, Türkiye Cumhuriyeti’nde devletin her biriminde konuşlanmasına göz yumulmuş bir örgütün, Türk Silahlı Kuvvetlerindeki yapılarının harekete geçmesiyle hain bir darbe girişimi gerçekleşmiş; halkımızın direnme hakkını kullanması, siyasi partilerin dik duruşu, ordu ve emniyet güçleri içindeki vatansever güvenlik güçlerinin sağduyusu, medyanın gücüyle bu darbe girişimi önlenmiştir. Geride 249 şehit ve 3 binin üzerinde gazi kalmıştır ki onlar sayesinde bugün Parlamento çatısı altında çalışma yapabilmekteyiz. Şehitlerimizi rahmetle anarken, gazilerimize de geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum.
Hukukçu bir Milletvekili olarak en büyük arzum, gelecekte de benzer durumda kalmamak için darbenin tüm yönleriyle açığa çıkarılmasıdır. 15 Temmuz gecesi bir darbe teşebbüsüyle karşı karşıya kalmışsak ve bu acıları yaşamışsak, bir cemaatin, bir yapının, bir örgütün bu imkân ve kabiliyete kavuşması sağlanmışsa devleti yönetenlerin de vicdani, siyasi ve hukuki sorumlukları olduklarını es geçmemeliyiz. Bu hain darbe teşebbüsünün gerek örgütlenme gerekse siyasi ayağının aydınlatılmadığı sürece adaletin tecelli etmeyeceğini düşünüyorum. Bu nedenle yargılamalarda çok hassas davranılmalı, adil yargılanma olmalı ve alınabilecek en ağır cezalar verilmeli, FETÖ ile mücadeleyi sulandıran KHK’lara bir yenisi eklenmemeli ve daha önceden çıkarılanlar da düzeltilmeli, mağduriyetler artık can yakar boyuta ulaştığından bir an önce giderilmeli ve darbe girişimi gecesi masum erlerimize saldırarak onları yaralayan ve hatta ölümüne yol açanlar da darbeciler gibi yargılanmalıdır.
Bugüne kadar FETÖ ile aynı menzile yürüyenlerin hesap vermesinin zorunluluğu gibi, gelecekte de benzer durumlarla karşılaşılmaması için kamuda görev alacaklarda aranacak tek ilke “liyakat” olmalıdır. “Bize yakın, şu cemaatin adamı, bize sıkıntı çıkarmayacak bir yargı olsun” gibi yaklaşımlar, sadece yeni 15 Temmuzları doğuracaktır.
Milletimiz birlik ve beraberlik içinde her türlü sıkıntıyı aşma gücüne sahiptir. Ülkemizi yönetenlerin bunu unutmadan hareket etmesi, gelecek kuşağa iyi bir miras bırakılmasını sağlayacaktır.
Darbe girişiminin bastırılmasını kutladığımız gibi, şehitlerimizi de rahmetle anıyor, gazilerimize geçmiş olsun diyoruz. Bir daha 15 Temmuzlar yaşanmaması dileğimizdir.
Saygılarımla.
Av. Muharrem ERKEK
CHP Çanakkale Milletvekili
TBMM Anayasa Komisyonu Üyesi



Çanakkale'de kent içi trafik tedbirleriyle ilgili toplantı düzenlendi.
Vali Orhan Tavlı başkanlığındaki toplantıda, yaz aylarıyla karayollarında turizm ve tarımsal amaçlı seyahatlerle trafiğin yoğunlaştığı ve buna bağlı olarak kaza sayılarının da arttığı vurgulandı.

Yaz mevsiminin başlamasıyla birlikte, karayollarımızdaki turizm ve tarımsal amaçlı seyahatlerin ve seyahat süreleriyle birlikte, trafik sayısının arttığı gözlenmektedir. Kaza sayısındaki artışla mücadele etmek için, kazalara neden olan başta hız ihlalleri olmak üzere, toplam ve sürekli taşıt kullanma süreleri, şerit kullanma, hatalı dönüşler, yakın takip ve kavşaklara yaklaşırken yavaşlama gibi kural, yasaklama ve kısıtlamalara yönelik, etkin, yoğun ve sürdürülebilir şekilde planlanmış trafik denetimleri önem kazanmaktadır.
Trafik kazalarına sebebiyet veren kural, yasaklama ve kısıtlama ihlalleriyle kısa vadeli mücadele, ancak denetim yoluyla yürütülebilmektedir. Bu nedenle, polis ve jandarma trafik birimlerinin bir plan dâhilinde etkin, yoğun ve sürdürülebilir denetimler yapması ve sürücülerle kural ihlali yapsın veya yapmasın, karayolu üzerinde durdurarak yüz yüze temas etmesi ve iyi iletişim uygulamaları, sürücü davranışlarını değiştirme ve ikna etme yöntemlerinin daha etkin olduğu değerlendirilmiştir.
Trafik Tedbirlerinin görüşüldüğü toplantıda;
-İl Merkezindeki Ulaşım Master Planları gözden geçirilerek, ilin gelişen ve değişen, taşıt ve yolcu sayıları ile beklentilerinin imar planlarında dikkate alınarak değerlendirilmesi, park sorununun kalıcı çözümüne yönelik yerel yönetimlerce politikaların oluşturulması,
-Şehir içinde meydana gelen kazaların; yer, gün, saat, hava, yol koşulları, oluş şekilleri yaya ve sürücü kusurlarının analiz edilerek kaza noktalarında gerekli önlemlerin alınmasının sağlanması,
-Örgün-yaygın eğitim kanalları, iletişim kampanyalarıyla görsel ve yazılı medya aracılığı ile trafik güvenliği bilincinin oluşturulmasının sağlanması,
-İl genelindeki tüm kamu çalışanlarına yönelik güvenli sürücülük ve yol güvenliği konusunda seminer, konferans ve paneller düzenlenmesi,
-Yolcu ve eşya taşımacılığı sektöründe aktif olan okul servis araçları, taşımalı eğitim servis araçları ile toplu taşıma araç şoförlerinin eğitimlerinin sağlanması,
-Şehirlerarası yolcu taşımacılığı yapan otobüsler, TUR otobüsleri ve mevsimlik işçi taşıyan araçlara yönelik özel denetimlerin yapılması, sürücü ve yolcuların da emniyet kemeri kullanımlarına özel önem verilmesinin sağlanması,
-Tatil sezonunun başladığı Temmuz ve Ağustos aylarında kazaların en aza indirilmesine yönelik karayollarındaki kontrol noktalarında dikkat dağınıklığı ve uykusuzluk hali olan sürücülerin dinlendirilmesinin sağlanması,
-Trafik ekiplerinin özellikle kazaların yoğun olduğu sorumluluk güzergâhlarında “gerçek ve algılanan yakalanma riski duygusunun” geliştirilmesine yönelik olarak görünür olmalarının sağlanması,
-Tarımsal faaliyetlerin yoğun olarak yapıldığı bölgelerdeki karayolu üzerinde tarımsal zirai araçların (traktör, biçerdöver) uygunsuz olarak trafikte seyretmelerinin önlenmesi, Konuları üzerinde duruldu.



Çanakkale Boğazı'na yapılacak 1915 Köprüsü'nün belirlenen süre içinde tamamlanabilmesi için Başbakan Binali Yıldırım tarafından genelge yayınlandı.
Lapseki İlçesi Şekerkaya Mevkii ile Gelibolu İlçesi Sütlüce Mevkii arasında, 2023 metre ayak açıklığıyla dünyanın en uzun köprüsü olacak ve Cumhuriyet'in kuruluşunun 100'ncü yılı olan 2023'te tamamlanacak olan 1915 Çanakkale Köprüsü işinin hızlanması ve aksaklıklar yaşanmaması için bir dizi tedbirler alındı.
Resmi Gazete'de Başbakan Binali Yıldırım imzasıyla yayımlanan genelgede, Karayolları Genel Müdürlüğünce (KGM) ihalesi yapılan 'Kınalı-Tekirdağ- Çanakkale- Savaştepe Otoyolu'nun, Malkara-Çanakkale (1915 Çanakkale Köprüsü dahil) Kesimi Projesi' işlerinin belirlenen süre içerisinde tamamlanabilmesi için alınan 18 maddelik tedbirlere yer verildi. Genelgeye göre, proje kapsamında yapılacak kamulaştırmalar için gerekli olacak ödeneklerin serbest bırakma işlemleri, işlerin gecikmesine meydan verilmeyecek şekilde yapılacak, yıl ödeneklerinin tamamının ilk üç ayda serbest bırakılması sağlanacak.
Proje güzergahında yapılması gereken imar planı ve değişiklikleri, ilgili idarelerce 6001 sayılı Karayolları Genel Müdürlüğü'nün Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunun 19'uncu maddesinde belirtilen azami sürelerin sonu beklenmeksizin en kısa sürede neticelendirilecek. Proje güzergahında yapılması gereken imar planı çalışmaları ve bu çalışmalara altlık teşkil edecek halihazır haritaların üretimi, kıyı kenar çizgisinin tespiti, imar planına esas jeolojik ve jeoteknik etüt raporlarının hazırlanması veya onaylanmasına ilişkin her türlü iş ve işlemler ilgili kamu kurum ve kuruluşlarınca en kısa zamanda sonuçlandırılacak. Proje güzergahında bulunan su, kanalizasyon, doğalgaz ve petrol boru hatları ile elektrik,haberleşme hatları ve tesislerinin güzergah dışına taşınması sırasında bunlara ilişkin KGM ilgili birimleri tarafından talep edilecek izin, onay, kabul gibi iş ve işlemler, ilgili kuruluşlar tarafından geciktirilmeden yerine getirilecek.
"İŞLEMLERİNİN HIZLA YÜRÜTÜLEBİLMESİ İÇİN GEREKLİ ÖNLEMLER ALINACAK"
Genelgede, projenin yapımı için gerekli olacak taş ocakları, kum-çakıl ocakları ve ariyet ocakları, enerji nakil hatları, depo alanları, hazır beton tesisleri, asfalt plenti ile alt ve üst yapı imalatları için gereken üretim tesislerinin kamulaştırma, üretim izni, ruhsat ve tahsis işlemlerinin hızla gerçekleştirilebilmesi için gereken işlemler ilgili kamu kurum ve kuruluşlarınca öncelikli ve ivedi olarak neticelendirilecek. Projenin gerçekleştirilmesi için gerekli olan Hazine'nin özel mülkiyetinde veya devletin hüküm ve tasarrufu altındaki taşınmazlar ile ormanlık alanlar ve diğer kamu kurum ve kuruluşlarına ait taşınmazların KGM'nin talebi doğrultusunda tahsis, izin, irtifak, devir veya yola terkin işlemlerinin
hızla yürütülebilmesi için gerekli önlemler ilgili idarelerce alınacak, bunun için gerekirse mevzuatı çerçevesinde ilgili idarelerin taşra birimleri de yetkilendirilerek gecikmeye mahal verilmeyecek. Proje güzergahında 3083 sayılı Sulama Alanlarında Arazi Düzenlenmesine Dair Tarım Reformu Kanunu ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu gereğince Tarım Reformu Genel Müdürlüğü, Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü veya il özel idarelerince yapılacak veya yaptırılacak toplulaştırma çalışmalarına öncelik verilecek.
Proje güzergahında yapılacak kamulaştırmalar için 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 10'uncu maddesi uyarınca açılan bedel tespit ve tescil davalarının kısa sürede neticelenebilmesi için ilgili kamu kurum ve kuruluşlarınca gerekli tedbirler alınacak, kamulaştırılacak taşınmazların değer tespitine yönelik olarak KGM'nin ve mahkemelerin talep edeceği bilgi ve belgeler ilgili kamu kurum ve kuruluşları tarafından gerekli özen gösterilerek en kısa zamanda gönderilecek.
Kamulaştırma çalışmalarının sağlıklı ve acele olarak neticelendirilebilmesi için proje bünyesinde yapılacak çalışmalar sırasında talep edilmesi halinde kamulaştırma planlarının hazırlanmasına ilişkin bilgi ve belgelerin gönderilmesine, planların arazi ve büro kontrollerinin yapılmasına ve 2942 sayılı Kanun uyarınca kamulaştırma işlemleri tamamlanan taşınmazların tapuda tescil-terkin edilmesine dair işlemler de Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü ilgili birimlerince acele olarak gerçekleştirilecek.
ÇED RAPORU ALINDIĞI DA BELİRTİLDİ
Genelgede, proje için 23 Kasım 2016 tarihli ve 4388 sayılı ÇED olumlu kararının alındığı da belirtildi. Çevre mevzuatı gereğince alınması gereken izinlere ilişkin verilecek görüşlerin ise Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'nca ve ilgili diğer kamu kurum ve kuruluşlarınca acele olarak sonuçlandırılacağı ifade edildi.
Proje güzergahı kapsamında bulunan veya yol yapım çalışmaları sırasında ortaya çıkacak taşınır veya taşınmaz tabiat ve kültür varlıklarına konu olan buluntulara rastlanması durumunda, durum ilgili Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğüne ve/veya Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Komisyonu ile diğer ilgili özel kurullara bildirilecek ve komisyon ve/veya kurullar konuyu gündemine ivedilikle alacaktır. Bu konudaki komisyon ve kurul çalışmalarına, sadece üyelere konu hakkında bilgi vermek üzere KGM teknik elemanları da çağrılacak, çalışmaların projenin özellikleri de dikkate alınarak, gecikmesine meydan verilmeden yapılması sağlanacaktır.
DENİZ VE HAVA TRAFİĞİYLE İLGİLİ TALEPLER YERİNE GETİRİLECEK
Proje kapsamında yer alan 1915 Çanakkale Köprüsü'nün yapımı esnasında, KGM tarafından talep edilen zamanlarda bölgedeki deniz ve hava trafiğiyle ve uçuş emniyetiyle ilgili talepler ilgili ve yetkili idarelerce zaman geçirilmeksizin yerine getirilecek, bu konuda ilgili ve yetkili idarelerce alınması gereken tedbirler zamanında alınacak.
Kınalı-Tekirdağ- Çanakkale-Savaştepe Otoyolu, Malkara-Çanakkale (1915 Çanakkale Köprüsü dahil) Kesimi Projesi"nin etkileşim halinde olduğu veya etkileşime girebileceği diğer projelere göre öncelik teşkil edecek. Ayrıca güzergahın geçtiği yerlerdeki mülki ve idari yöneticiler ile ilgili idarelerin taşra birimleri, kamulaştırılması yapılan taşınmaz malların maliklerinin ve adreslerinin tespitinde gecikmeye mahal verilmeyecek şekilde yardımcı olunacak.
Kamu kurum ve kuruluşlarından, belediyelerden ve ilgili tapu müdürlüklerinden proje güzergahında kamulaştırılacak taşınmaz mallar için 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 10'uncu maddesi uyarınca açılabilecek olan davalarda, aynı Kanunun 11'inci maddesi gereğince KGM'ye verilecek emsal verileri ile mahkemelere sunulacak veriler arasında yeknesaklığın sağlanabilmesi için gerekli özen gösterilecek.
DÜNYANIN EN UZUN ASMA KÖPRÜSÜ OLACAK
Çanakkale Köprüsü, ayakları arasındaki açıklık 2 bin 23 metre. Köprü bu özelliği ile dünyanın en uzun asma köprüsü olacak. Köprü tabliyeleri 36 metre genişlikte ve 5 metre yükseklikte planlanıyor. Köprünün toplam boyu ise 3 bin 869 metre olacak. Köprü üzerinde 2x3 taşıt şeridi bulunacak. Ayakları deniz içine inşaat edilecek 1915 Çanakkale Köprüsünün Lapseki tarafındaki yaklaşım viyadüğü 650 metre, Gelibolu tarafındaki yaklaşım viyadüğün ise 900 metre uzunluğunda olacak.
Kınalı-Tekirdağ-Çanakkale-Savaştepe Otoyolu Projesi Malkara-Çanakkale (1915 Çanakkale Köprüsü dahil) kesimi, yap-işlet-devret modeli kapsamında ihale edilmişti.
Köprü için yapılan ihalede en düşük süreyi Daelim (Kore) - Limak - SK (Kore) - Yapı Merkezi OGG teklif etmişti. Ortak girişim grubu köprü ve otoyol yapımı için 10 milyar 354 milyon 576 bin 202 lira proje bedeli ve 5,5 yıllık yapım süresi dahil toplam 16 yıl 2 ay 12 gün işletme süresi teklif etmişti. Köprü ve 100 kilometrelik kısmın 2023'te hizmete açılması hedeflenen otoyolun, toplam uzunluğu 354 kilometre olacak. Yol, İstanbul Silivri'den başlayıp, Balıkesir'in Balya ilçesindeki otobanla birleşecek. Otoyol projesi kapsamında Çanakkale Boğaz Köprüsü'nün yanı sıra toplam 31 viyadük, 5 tünel, 30 köprülü kavşakla 143 alt ve üst geçit köprüsü yapılacak. Köprüden geçiş ücretinin ise otomobiller için 15 Euro artı KDV olması planlanıyor.



Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) Fen Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü öğretim üyesi ve Truva Kazı Heyeti Başkanı Prof. Dr. Rüstem Aslan, 5 bin yıl önce yaşayan Truvalıların yaşadığı deprem gerçeğinin bugün yaşanan depremlere örnek teşkil edebileceğini söyledi.
Antik kentte binlerce yıl önce depreme karşı alınan önlemlerin izlerinin görüldüğünü belirten Prof. Dr. Aslan, "Truva'daki eski dönem mühendislerinin, mimarlarının aldığı bu önlemler sayesinde antik kentteki bu görkemli duvarların binlerce yıl içinde ayakta kaldığını görebiliyoruz" dedi.
Deprem ülkesi olan Türkiye'de uzmanların hemen her gün başta İstanbul olmak üzere çeşitli bölgeler için büyük bir deprem uyarısı yaptığı bugünlerde, İzmir'in Karaburun ilçesi açıklarında meydana gelen 6.2 büyüklüğündeki son deprem, 'Büyük bir depreme hazır mıyız' sorusunu yeniden gündeme getirdi. Türkiye olarak depreme hazır olup olmadığımız halen tartışılmaya devam ederken, bu sorunun en net yanıtını Truvalı mimar ve mühendislerin 5 bin yıl önce verdiği belirtildi. Birinci derece deprem kuşağında bulunan Çanakkale'deki Truva Ören Yeri'nin, sadece 5 bin yıllık geçmişe değil, aynı zamanda bir deprem gerçeğine de ışık tuttuğunu görüldü.
TRUVA'NIN ANLATTIĞI DEPREMG ERÇEĞİ
Çanakkale'nin merkeze bağlı Tevfikiye Köyü sınırları içindeki 5 bin yıllık geçmişe sahip Truva Ören Yeri, günümüze en iyi örnek teşkil edecek deprem gerçeğini yaşamış. Truva Savaşı'nda, 10 yıl boyunca kuşatılan ve alınamayan kent, bir deprem sonucunda yıkılarak terk edilmiş. Ancak Truvalılar, büyük tahribata yol açan depremden ders çıkarıp, kentin savunma sistemlerini ve duvarlarını ona göre inşa etmişler.
Truva Kazı Heyeti Başkanı Prof. Dr. Rüstem Aslan, Truva'yı yerle bir eden deprem gerçeğini ve Truvalıların bu depremden çıkardığı dersi DHA'ya anlattı. Prof. Dr. Rüstem Aslan, son dönemde yaşanan depremlere, Truva'da yaşananların en iyi örnek olabileceğini söyledi.
10 yıl süren Truva Savaşı'ndan çok, o zaman yaşanan büyük depremlerde Truva'nın tahribat yaşadığını ve depremin izlerini 5 bin yıl sonra bugün de hala görmenin mümkün olduğunu belirten Prof. Dr. Aslan şunları söyledi:"Truva'daki yerleşim tarihi M.Ö. 3000'lerde başlamaktadır. M.S. 500'lere kadar yerleşim tarihi olduğunu arkeolojik kazılar sonrasında tespit etmiş bulunuyoruz. Bin yıllarca devam eden yerleşim tarihinde, pek çok büyük depremler olmuş ve kent pek çok kez bu depremlerle yıkılmıştır. 1871'de özellikle Schliemann döneminden başlayıp, 2005 yılındaki Korfmann dönemine kadar devam eden kazılar sonrasında Truva-2, Truva-3, Truva-4, özellikle de Homeros'un Truva Savaşı'yla ilişkilendirilen Truva-6 ve daha sonraki Helenistik Roma döneminde pek çok Truva kentinde büyük deprem tahribatları tespit etmiş bulunuyoruz. Kentin terk edilmesi de bir deprem sonrasında ortaya çıkmıştır."
TEKNİKLERİNİ GELİŞTİRDİLER
Prof. Dr. Rüstem Aslan, Ören Yerindeki Truva Savaşı'yla ilişkilendirilen son Tunç Çağı'na denk gelen Truva-6 duvarları üzerindeki deprem çatlaklarını göstererek, "Özellikle Truva-6 dediğimiz dönemin 1300'lü tarihlerinde çok büyük bir depremin kale duvarlarını, kule duvarlarını tahrip ettiğini izlerden de görebiliyoruz. Bazı büyük taşların deprem sonucu birbirinden ayrıldığı da çok net bir şekilde fark ediliyor. Yani şunu söyleyebiliyoruz. Homeros'un Truva Savaşı'nı anlattığı destanı İlyada'ya göre 10 yıl kuşatılan, alınamayan kent, bir deprem sonucunda yıkılıyor ve bir süre sonra terk ediliyor" dedi.
Truva kentinin aktif fay hatları üzerinde bulunduğunu belirten Prof. Dr. Rüstem Aslan, "Bu nedenle Truva kurulduğu M.Ö. 3000'lerden, son büyük iki depremin olduğu M.S. 500'lere kadar pek çok önemli deprem yaşamıştır" dedi. Prof. Dr. Aslan sözlerini şöyle sürdürdü:
"Truva kentinin en güçlü olduğu, en zengin olduğu M.Ö. 1700'lerden itibaren meydana gelen depremlerden dersler alarak savunma sistemlerini ve duvarlarını ona göre inşa etmiş.
Buradaki savunma duvarının yapım tekniği eğimli ve testere dişi olarak tanımlanan, bir anlamda kiriş görevi de gören bir sistemle yapılmış ve aynı zamanda savunma duvarının temelinin ana kayaya kadar indirilmesi şeklinde, binlerce yıl önce depreme karşı alınan önlemleri tespit edebiliyoruz. Zaten Truva'daki eski dönem mühendislerinin, mimarlarının aldığı bu önlemler sayesinde antik kentteki bu görkemli duvarların binlerce yıl içinde ayakta kaldığını görebiliyoruz."



Yaşadığımız yüzyılın en önemli sorunlarından birisi, hava kirliliğidir. Dünyada pek çok insan temiz havaya erişememektedir. Sağlık dünyası da hava kirliliğinin sağlık üzerindeki olumsuz etkilerine dair çok sayıda bilimsel veri ortaya koymaktadır.
Sadece çocuklar ve yaşlılar değil; hava kirliliğine maruz kalan herkesin kalp ve solunum yolu hastalıkları, felç, kanser ve benzeri hastalıklara yakalanma ve erken ölüm riski artmaktadır. Dünya Sağlık Örgütü’ne göre, 2012 yılında dünyada 8 milyon insanın erken ölümüne sebep olan hava kirliliği, kanserin en önemli çevresel nedenidir.
“Açlığa 60, susuzluğa 6 gün dayanabilen insan; nefes almadan 1 dakika bile duramaz.” diyerek yola çıkan Temiz Hava Hakkı Platformu, doğa koruma ve sağlık alanında çalışan 18 Sivil Toplum Kurumunun bir araya gelmesiyle 2015 yılında kurulmuştur. Yaptığı çalışmalar, uzmanlık alanları nedeniyle yaşamsal öneme sahiptir. Yayınladıkları raporlar da bu konuya bilimsel açıdan dikkat çekmektedir.
Temiz havaya erişim, ülkemiz için de en önemli sorunlardan biridir. Bu konuda sürekli yapılmaya devam edilen kömür ve linyit yakıtlı santraller, özellikle denetimsizlik ve koşulların uygun olmaması nedeniyle hava kirliliğinin hızla artmasına neden olmaktadır. Şu an Türkiye'de bulunan 39 kömür ve linyit yakıtlı termik santralle ek olarak 30 tanesi daha yapılmayı beklemektedir. Başka bir ifadeyle Türkiye, nefes alınamayacak coğrafyalardan biri haline getirilmektedir.
Homeros'un ünlü destanı İlyada'da "hayvanların anası, kaynağı bol, çok pınarlı" olarak geçen ve tarihinin Milattan Önce 7000'lere kadar gittiği bilinen Kaz Dağlarına ev sahipliği yapan Çanakkale bu konuda önemli bir örnektir. Çanakkale’de 11’i proje aşamasında, 2’si inşaat halinde, 3’ü ise aktif durumda olan termik santrallerin aynı anda faaliyete geçmesi halinde, hava kirliliğinin bu ilimizde yüzde 150 oranında; İstanbul’da ise yüzde 25 oranında artacağı tahmin edilmektedir. Ülkemizde ve bölgemizde yaşayan herkes doğrudan yaşam riski taşımaktadır.
Termik santrallerin etkisiyle artış gösterten hava kirliliği sadece sağlığın kaybına neden olmamakta, bununla birlikte ekonomiye olumsuz yük bindirmekte ve gelecek kuşaklara kötü bir ülke miras bırakılmasının yolunu açmaktadır.
Sağlık ve Çevre Birliği’nin (HEAL) yaptığı çalışmaya göre de kömürlü termik santrallerden kaynaklanan hava kirliliği Türkiye'ye bugüne kadar her yıl 2.9 – 3.6 milyar Avro arasında sağlık maliyetine neden olduğu gibi, mevcut kömürlü termik santraller nedeniyle her yıl 3 bin erken ölüm, 637 bin 643 iş günü kaybı, 3 bin 823 yeni kronik bronşit vakası yaşanmıştır. Aynı zamanda tarım ve hayvancılık doğrudan olumsuz etkilenmekte, bu nedenle beslenme riski de söz konusu olmaktadır. Örnek vermek gerekirse Kaz Dağlarıyla birlikte, Edremit Körfez bölgesi zeytinyağları, zeytini, Bayramiç Beyazı, Ezine Peyniri gibi coğrafi işaretli pek çok ürün; kaliteli üretimi yapılan Çanakkale domatesi, kapya biber, şeftali, kiraz ve elma gibi ürünler de yok olacaktır.
Ülkemizdeki illerin neredeyse tamamı, hava kirliliği yaşamaktadır. Dünya Sağlık Örgütü’nün 2016 yılı verilerine göre, havası temiz olan illerimiz sadece Artvin, Adana ve Tunceli’dir.
Bu bağlamda; insan yaşamını, sağlığını, beslenmesini; ülke ekonomisini, tarım ve hayvancılığını doğrudan etkileyen hava kirliğinin nedenlerinin araştırılması, bu kirliliğe neden olan termik santrallerle ilgili önlemlerin alınması, geleceğe temiz bir miras bırakabilmek için dünya örneklerinin incelenebilmesi ve uzmanların görüşlerine başvurulabilmesi amacıyla Anayasa’nın 98. ve TBMM İçtüzüğü’nün 104 ve 105. maddeleri gereğince Meclis Araştırması açılmasını saygılarımızla arz ederiz.
Av. Muharrem ERKEK - Çanakkale Milletvekili



Çanakkale'deki Katrandağı ve Kazdağı'nda başta karaçam ve sahilçamı olmak üzere kestane, gürgen ve kayın ağaçlarında görülen kurumalar, görevlileri harekete geçirdi. Bazı köylüler, ağaçlardaki kurumaya asit yağmurlarının neden olduğunu söylerken, Orman idaresi yetkilileri yaptıkları incelemede, ilk bulgulara göre zararlı organizma tespit edilmediğini, ana faktörün kuraklık olabileceğini belirtti.
Çan İlçesi ormanlarını oluşturan Katrandağı ile Çan, Bayramiç ve Yenice ilçelerini kapsayan Kazdağı bölgesinde, son iki yılda görülen toplu orman kurumaları yetkilileri harekete geçirdi. Çan Katrandağı'nda yoğun olmak üzere Kazdağı'nın kuzey yamaçlarındaki Bayramiç İlçesi Çırpılar, Evciler ve Karaköy bölgelerinde karaçam, sahilçamı, kestane, gürken ve kayın ağaçlarında yaprak ve gövde kurumaları görüldü. Endişe yaratan tabloya köylüler asit yağmurlarının neden olduğu yorumunu yaparken, Orman Genel Müdürlüğü yetkilileri, bir süredir gündemde olan orman kurumalarını mercek altına aldı.
Orman Genel Müdürlüğü'nce İstanbul, Çanakkale ve Bursa orman bölge müdürlüklerindeki ormanlık alanlarda görülen karaçam ve sahilçamı kurumalarını yerinde görmek ve konuyla ilgili incelemeler yapmak üzere bir heyet görevlendirildi. Orman Zararlıları ile Mücadele Dairesi Başkanlığı Şube Müdürü Akın Emin, Isparta Süleyman Demirel Üniversitesi Orman Entomolojisi ve Koruma Ana Bilim Dalı Başkanlığından Prof. Dr. Mustafa Avcı ve Toprak İlmi ve Ekoloji Ana Bilim Dalı Başkanlığından Doç. Dr. Yasin Karatepe'den oluşan teknik heyet, Çanakkale ormanlarında incelemeler yaptı. Çanakkale, Çan, Yenice ve Biga Orman İşletme Müdürlüğünü kapsayan çalışmalarda, 250 metre ile 500 metre rakım aralığındaki bazı bölgelerde karaçam ağaçlarında meydana gelen kurumaların nedeninin tespiti için orman bitkisi ve bitkisel ürünlerinde görülen zararlı organizmalar açısından inceleme yapıldı.
Çanakkale Orman Bölge Müdürü Refik Ulusoy da katıldığı incelemede, kuruyan ağaçların sürgün, dal, gövde ve kök yapıları incelenerek açılan toprak profillerinden tahlil için toprak örnekleri alındı.
Yapılan inceleme ve örnekleme çalışmalarında ilk bulgulara göre zararlı organizma tespiti yapılamadı. Kuruyan karaçamların, optimum dikey yayılış alanının dışında, 700 metre rakımların altında olduğu, kurumaların zararlı organizmalar nedeniyle değil, ana faktörün kuraklık olabileceği kanaatine varıldı. Alınan ağaç ve toprak örneklerinin laboratuvarda incelenmesi sonucunda teknik heyet tarafından bir rapor düzenleneceği bildirildi.
Çanakkale'nin adı son dönemde Çan ve Biga ilçelerindeki termik santrallerin yanı sıra, Kazdağı bölgesindeki altın madenleri ile anılmaya başlamıştı. Çevreciler de bunun ormanlara, sulara ve doğal hayata zarar vereceği endişesiyle bir süredir çeşitli eylemlerle kamuoyuna seslerini duyurmaya çalışıyordu.



Çanakkale'deki Kale Grubu tarafından Türkiye Bilişim Vakfı ve Novusens işbirliğiyle şubat ayında başlatılan 'Aklım Fikrim Çanakkale' projesinde kurumlar arasında işbirliği sağlanması için saha çalışmaları tamamlandı.
Akıllı Şehir Projesi ile ilgili geniş katılımla bir toplantı düzenlendi. 'Aklım Fikrim Çanakkale' projesinin amacı ve gelinen noktanın anlatıldığı toplantıya Çanakkale Valisi Orhan Tavlı, CHP'li Çanakkale Belediye Başkanı Ülgür Gökhan, CHP'li Kepez Belediye Başkanı Ömer Faruk Mutan, Çanakkale Ticaret ve Sanayi Odası Meclis Başkanı Osman Okyay, Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) Rektörü Prof. Dr. Yücel Acer, Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanı İsmail Kaşdemir ile proje ortakları Kale Grubu Başkanı Zeynep Bodur Okyay, Türkiye Bilişim Vakfı Başkanı Faruk Eczacıbaşı ve Novusens İnovasyon ve Girişimcilik Enstitüsü Kurucusu Berrin Benli katıldı. Projenin ilk aşamasında şehrin mevcut durumunun tespit edildiği bildirildi.
Bugüne kadar gerçekleştirilen çalışmalarda Novusens liderliğinde oluşturulan saha ekibi önce kapsamlı bir kaynak taraması yaptı. Ardından yoğun saha ziyaretleriyle kent için durum tespiti derinleştirildi. Eş zamanlı olarak kent genelinde kurumlara ve vatandaşa dönük iki ayrı anket yapıldı. Elde edilen bulguların ışığında bir akıllı şehir semineri ve iki ayrı ortak akıl çalıştayı gerçekleştirildi. Tüm bu çalışmalar sonucu ortaya çıkan bulgular proje ekibi tarafından dünyadaki uygulamalar ışığında değerlendirilerek Çanakkale'ye özgü bir akıllı şehir yol haritası ve öneriler bütünü ortaya koyuldu. Bu yol haritasında ortaya çıkan başlıkları ise, Çanakkale akıllı şehir ortak akıl platformu oluşturulması, finansal sürdürülebilirlik için ortak şehir fonu, akıllı şehir finansal kaynakları yaratılması, akıllı şehir stratejisinin belirlenerek akıllı şehir eylem planının ortaya koyulması ve uluslararası işbirlikleri geliştirilmesi oluşturdu.
ÇANAKKALE DAHA ULAŞILABİLİR HALE GELECEK
Kale Grubu Başkanı CEO'su Zeynep Bodur Okyay, bu yıl 60'ncı kuruluş yıldönümünü kutlayan Kale Grubu'nun, bu projede, kente karşı sorumluluk duygusuyla öncülük ettiğini söyledi. Bodur, "Bizim öncelikli hedefimiz, farklı disiplinlerden gelen kişilerin ve kurumların aynı masa etrafında toplanmasını sağlamak. Yapılan Osmangazi köprüsü ve Çanakkale köprüsü ile İstanbul-İzmir aksında açılan yeni büyüme koridoru Çanakkale'yi belki de daha ulaşılabilir hale getirecek. Bu dönüşüm şehrin gelişmesini sağlarken, yaşam kalitesini yükseltecek. Aramızda İstanbul'dan gelen değerli konuklar var. Onlar da biliyor ki, İstanbul'da yaşam son derece zor, dolayısıyla böyle sancılı şehirlere dönüşmek yerine akıllı politikalarla ama teknolojiyi, ulaşılabilirlikle gelişen bir Çanakkale'nin de çok daha akılcı ve insanı kapsayıcı bir şehre dönüşmesi hepimizin arzusu. Bunu başarabilirsek, Çanakkale bir cazibe merkezine dönüşür. Hayal ettiğimiz gibi tüm dünyanın odağındaki bir barış şehri haline de gelebilir" diye konuştu.
RUMELİ'Yİ ANADOLU'YA BAĞLAYACAK KÖPRÜ
Türkiye Bilişim Vakfı Başkanı Faruk Eczacıbaşı ise Çanakkale Boğazı'nın uluslararası deniz ulaşımına açık bir barış yolu olduğunu belirterek, "Rumeli'yi Anadolu'ya bağlayacak olan büyük bir köprünün yapılmasıyla, Avrupa ile Asya karayolunda bir kez daha bağlanmış olacak.
Bu köprünün getireceği açılımlar, turizmden, tarıma büyük yatırımlara da fırsat verecek. Çanakkale'nin ekonomik ve sosyal nedenlerden akıllı bir şehre dönüşmesi gerekiyor" dedi.
Çanakkale Belediye Başkanı Ülgür Gökhan, geçen 18 Mart'ta temeli atılan 1915 Çanakkale Köprüsü'nün kentin potansiyeline önemli katkı sağlayacağını söyleyerek, "1/100 binlik planımız var ama bununla yetinmeyip, kentin geleceğiyle ilgili bilim ve teknoloji odaklı planlama yapmanın tam zamanı. Artık dünyada devletler yarışmıyor. Şehirler yarışıyor. Biz Çanakkale'nin potansiyelini biliyoruz. Bu potansiyeli akıllı bir kent yaratma adına nasıl projelendirebileceğimizi düşünüyoruz" diye konuştu. Çanakkale Valisi Orhan Tavlı ise kentin gelecek 10 yıl içinde nüfus, sanayileşme, gelişme ve büyüme trendlerini akıllı teknolojiler ile yöneteceklerini dile getirdi.
Aklım Fikrim Çanakkale projesinin kentin akıllı şehre dönüşüm yolculuğunun ilk aşaması olduğunu kaydeden Novusens İnovasyon ve Girişimcilik Enstitüsü Kurucusu Berrin Benli, "Proje ekibi olarak bu uzun dönüşüm yolculuğunda ilk kıvılcımı çakmanın heyecanını yaşıyoruz. Pek çok kentimize örnek olmayı arzu ediyoruz. Akıllı şehir uygulamalarında başarının en büyük anahtarı işbirliği yapabilmekte gizli. Çanakkalemizde gerek kurumlar arası gerekse vatandaşlar arasında bu işbirliğini ve uyumu yaşamanın mutluluğu içindeyiz. Çanakkalemizin sadece ülkemizde değil, küresel ölçekte de rol model olmasını arzu ediyoruz" dedi.



TEMA’nın hazırladığı “Çanakkale İçin Hava Kirliliği ve Sağlık Etki Modellemesi” raporuna göre, bazıları proje aşamasında olan 16 termik santral faaliyete geçtiğinde Çanakkale’de yaşam duracak.
Hava kirliliği üst seviyeye çıkacak. Yılda, 1140 erken ölüm gerçekleşecek. Kirlilik uzun mesafeye de taşınarak İstanbul’a kadar ulaşacak. Halk sağlığını hava kirliliğinden korumak için bir araya gelen sivil toplum kuruluşları, Çanakkale’de Kirazlıdere kömürlü termik santralının yatırımcısı Yıldırım Holding’e projeden vazgeçme çağrısı yaptı. Çanakkale’yi tehdit eden santralların, 3’ü aktif, 2’si inşaat halinde, 11’i ise projede...
Erken ölümler artacak
Raporun sonuçlarına göre Çanakkale’de termik santral projeleri hayata geçerse, bölge yaşanmaz düzeylere ulaşacak. Hava kirliliğine neden olan ve gözle görülemeyen parçacık maddeler rüzgârın etkisi ile çok geniş bir alana yayılabildiğine dikkat çekilen raporda, santralların hava kirliliğini yüzde 50-150 arasında artırabileceğine dikkat çekildi. Bu kirliliğin sağlık etkisinin bölgede her yıl 1130 erken ölüm olacağı ve her yıl 160 bebeğin düşük doğum ağırlığıyla dünyaya geleceği hesaplanıyor.
Kömür devri geçti
Şişli’deki TEMA Genel Merkezi’nde bir araya gelen sivil toplum kuruluşları, termik santrallardan vazgeçilmesini isteyerek “Havamızı bozmayın” dediler. Kazdağı Doğal ve Kültürel Varlıkları Koruma Derneği adına konuşan Nebile Bayrak, santral projelerinden vazgeçilmesini isteyerek “Artık kömür çağı geçti” dedi. Halk Sağlığı Uzmanları Derneği’nden (HASUDER) Doç. Dr. Çiğdem Çağlayan da “Hava kirliliği, bronşit, amfizem ve akciğer kanseri gibi kronik solunum hastalıkları ve kalpdamar hastalıkları gibi ölümcül hastalıklara sebep olabiliyor. Her yıl dünyada 6.5 milyon insan hava kirliliği nedeniyle ölüyor” diye konuştu.











http://www.burasicanakkale.com ©  2000  - Bütün hakları Saklıdır.