ÇANAKKALE'NİN DÜNYAYA AÇILAN PENCERESİ ::.  

Burası Çanakkale'yi Giriş Sayfanız Yapın Sık Kullanılanlara Ekleyin...



ÇANAKKALE BÖLGESİNDEN TÜM HABERLER ...                                                                                                                                  Son Güncelleme : 10.01.2018


     


Kültür ve Turizm Bakanı Prof. Dr. Numan Kurtulmuş, Çanakkale’de İÇDAŞ Kongre Merkezi’nde gerçekleşen 2018 Yılı Troia Yılı Lansman Toplantısı’na katıldı.
Lansmanda konuşan Kültür ve Turizm Bakanı Numan Kurtulmuş, "2018 yılını Troia Yılı olarak ilan ettik. Valimizin koordinatörlüğünde bizim bakanlığımızın da bütün imkanlarını seferber ederek, bu yılı inşallah çok güzel bir şekilde değerlendireceğiz. Bildiğiniz gibi 1988 yılında Troia BM UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesine girdi. Bu sene 20'nci yılı. 20'nci yılı vesile kılarak dünyaya tanıtılmasını gerçekleştireceğiz.
Sadece Çanakkalelilerin ve bizim vatandaşlarımızın farkında olması değil, Troia Yılı üzerinden bütün dünyada bütün insanlık Troia Yılı üzerinden Troia'nın Çanakkale'nin Türkiye'nin farkında olmasını sağlayacağız. Türkiye'nin bir yan markası olarak, alt markası olarak dünyaya tanıtacağız. Memleketimizdeki başka bir güzelliğimizi bütün dünyaya tanıtacağız. O yıl içerisinde bütün dünya bizim o yöremiz üzerinde Türkiyeyi daha iyi tanımış olacak’’ Dedi.



Kale Grubu ve Türkiye Bilişim Vakfı (TBV) iş birliğiyle Çanakkale'nin "akıllı şehir" vizyonuna katkı sağlamak amacıyla 1 Şubat'ta başlatılan "Aklım Fikrim Çanakkale" projesinin ilk aşaması tamamlandı. Kale Grubu Başkanı ve Üst Yöneticisi (CEO) Zeynep Bodur Okyay ve TBV Başkanı Faruk Eczacıbaşı'nın katılımıyla düzenlenen toplantıda, projenin ilk aşamasının sonuçları bir raporla paylaşıldı.
"Akıllı Şehir Yolunda Çanakkale" raporuna göre, projenin ilk aşamasında, mevcut durum analizi ve akıllı şehir vizyonunun oluşturulması için gereken çalışmalar belirlendi ve bundan sonrası için akıllı şehir yol haritası sunuldu. Mevcut sıkıntılar ve sorunlar tespit edildi, çözüm önerileri oluşturuldu. Proje için Novusens liderliğinde oluşturulan saha ekibi, kapsamlı bir kaynak taraması yaptı, ardından da proje süresince yoğun saha ziyaretleri ile şehir için durum tespitini derinleştirdi ve şehir genelinde kurumlara yönelik bir anket yapıldı.
Elde edilen bulgular ışığında akıllı şehir semineri ile kurumlar ve gençlerle ayrı ayrı iki ortak akıl çalıştayı gerçekleştirildi. Söz konusu çalışmalar sonucunda ortaya çıkan bulgular, proje ekibi tarafından dünyadaki uygulamalar ışığında değerlendirilerek Çanakkale'ye özgü bir akıllı şehir yol haritası ve öneriler bütünü halinde sunuldu.
Çalışmalar kapsamda Amsterdam, Barselona, Kopenhag ve Montreal gibi akıllı şehir örnekleri incelenirken, akıllı şehir projelerinin bir yandan yerel yönetim kuruluşlarının vizyoner liderliğini gerektirdiği, diğer yandan katılımcılık ve kurumlar arası iş birliğinin en önemli unsurlar olarak ortaya çıktığı belirlendi. Söz konusu örnekler ışığında, Çanakkale'nin bu ve daha önceki çalışmalarla belirlenmiş turizm ve tarım gibi tematik öncelikleri yol haritası kapsamında ele alındı.
Çanakkale'nin sahip olduğu doğal ve kültürel kaynakların değerini ve erişimini artıran çalışmaların devam ettirilip, bunların hem fiziki altyapı ve akıllı teknolojiler ile harmanlanıp hem de katılımcı yöntemlerle Çanakkale'nin sosyal, insan ve yaratıcı sermayesiyle buluşturulmasıyla Çanakkale'nin yaşanabilirliğine, çalışabilirliğine ve sürdürülebilirliğine katkıda bulunulabilecek. Bu sayede Çanakkale'nin hem ulusal hem de uluslararası düzeyde örnek oluşturulması ve görünürlüğünün artırılması da sağlanabilecek.
Proje kapsamında İstanbul-İzmir aksında kalan ve adına "altın çember" denilen bölgenin kalbinde yer alan Çanakkale'nin akıllı şehir olma yolunda atması gereken adımların, tüm yerel paydaşlarla birlikte belirlenmesi ve ortaya bir yol haritası çıkarılması amaçlandı. Projenin nihai hedefi ise Çanakkale'nin yaşanabilirliğine ve sürdürülebilirliğine teknoloji aracılığıyla katkıda bulunarak Çanakkale'nin rekabet gücünün gerek ulusal gerekse küresel ölçekte yükseltilmesi olarak belirlendi.
"ÇANAKKALE, YÜKSEK POTANSİYELE SAHİP BİR ŞEHİR"
TBV Başkanı Faruk Eczacıbaşı da Çanakkale'nin geleneksel ve coğrafi konumundan ötürü yüksek potansiyele sahip bir şehir olduğunu belirterek, "Bu bizim ilk attığımız adım." dedi. Eczacıbaşı, birçok şeyin yolda değişebileceğini, asıl hedefe sadık kalmanın önemli olduğunu söyledi.



24 Kasım gününün önemi açısından başta başöğretmen Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere tüm öğretmenlerimizin Öğretmenler gününü içtenlikle ve saygıyla kutlarım. Günümüzde öğretmenlerimize eskisinden de fazla görev düştüğünü bilerek laik Cumhuriyet ve Atatürk ilkelerini özümseyecek nice nesiller yetiştirmelerini diliyoruz.
25 Kasım “Kadına Karşı Şiddetin ortadan Kaldırılması için mücadele günü”. Dominik Cumhuriyeti’ ni 31 yıl boyunca kanla baskı ve zulümle yöneten diktatör Trujillo’ya karşı mücadele eden yürekli kadınların, kadına karşı şiddetle mücadele etmek adına ölümsüzleştirildiği gün…
Kadına yönelik şiddet ile mücadele ederken öncelikle bu şiddeti onaylayan veya meşrulaştıran zihniyetleri değiştirilmesi gerekmektedir. Çünkü Kadınlar toplumsal yapının neredeyse her alanındadır. Kadınların toplumda üstlenmiş olduğu ekonomik ve sosyal yüklere karşın bir de topluma egemen olan ve ataerkil bakış açısından kaynaklanan baskı ve sindirmeler kadınların karşılaştığı problemlerden sadece biridir. Buna karşılık sosyal devlet anlayışının var olduğuna inandığımız ülkemiz kadınları kaderiyle ne yazık ki baş başa bırakıyor.
27 yaşındaki ilkokul öğretmeni Gülşah, eski erkek arkadaşı tarafından tehdit ediliyordu. Mahkemeye şikayet etti. Valilikten yardım istedi. Vali yardımcısının kendisine en kötü ihtimalle öleceğini, ölümün hak olduğunu, yanında biber gazıyla gezmesini söyledi. Gülşah ailesinin yanına kaçtı fakat kurtulamadı. Başından vurularak öldürüldü. Katilin bilgisayarında yapılan incelemede cinayeti işlemeden önce, kadın cinayetinde en fazla kaç sene yatacağını araştırdığı ortaya çıktı. Katil müebbet hapisle yargılanıyordu ama mahkemeye kravat takıp gelip, iyi halden faydalanıp daha az yatıp çıkabileceğini çok iyi biliyordu.
Söz konusu vali yardımcı 2014 yılında kaymakam olarak atandı ve 2016 yılındaki darbe girişiminden sonra görevinden uzaklaştırıldı. Bunun gibi daha nice fidanlarımız gitti.
Çocuk gelinlerin, fuhuşa sürüklenen kadınların, kız çocuklarına cinsel istismar vakalarının sayısı her geçen gün artmaktadır. Kişi hak ve dokunulmazlığı, tıp ve evrensel etik bağlamında tartışılması gereken kürtaj hususu, dogmatik değerler temelli siyaset propagandaları çerçevesinde ‘kadın bedeninin’ kullanılabildiği düzeyde gündemde yer almaktadır.
Ve ne yazık ki Ülkemizde ve dünyada, kadına yönelik şiddet, hala hiçbir toplumsal sınıf, sosyo ekonomik refah düzeyi, örf ve kültür tabakası, iktidar biçimi tanımaksızın, yükselmeye devam etmektedir.
Mevcut sistemler; kendi elleriyle kadına yönelik şiddeti sistematize etmekte, kadının toplumsal cinsiyet eşitliği temelinde haklarını kazanmasına engel olmakta, en temel insan hakkı olan yaşam hakkını onun elinden almakta, şiddeti olağan hale getirmektedir. Başta Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve Birleşmiş Milletler Evrensel İnsan Hakları Beyannamesi olmak üzere kadının hak ve statülerine ilişkin uluslar arası sözleşmelerce tanınan en temel hakları dahi koruyamayan bir hukuk sisteminde ise, olumlu eylem hükümlerinin uygulanmasını beklemek gerçekçi görülmemektedir.
Biz 25 Kasım Kadınlara Karşı Şiddetle Mücadele Günü olarak değerlendirilen bugün ve her gün hayatın her alanında karşılaştığımız kadına karşı şiddetle mücadele etmeye devam ediyor ve edeceğiz.
Kadın hakları savunucuları olarak Çanakkale Barosu Kadın Hakları Komisyonu, kadının cinsel, fiziksel, psikolojik bütünlüğünün dokunulmaz olduğunu; kadın haklarının temel insan hakları olduğunu hatırlatıyor; kadına yönelik her türlü şiddet sonlanıncaya kadar mücadelemizi sürdüreceğimizi yüksek sesle ifade ediyoruz.
Kamuoyuna saygıyla duyurulur.
Çanakkale Barosu
Kadın Hakları Komisyonu Basın Sözcüsü
Av. Büşra AKSOY



Mardin’de gerçekleşen 6. Genç Avukatlar Kurultayı’na katılan Çanakkale Baro Başkanı Av. Bülent Şarlan, Yönetim Kurulu üyeleri ve Genç Avukatlar Meclisi üyeleri kurultay da açtıkları stant ile illerden gelen hukukçulara, 2018 Troia Yılı ve Çanakkale'yi tanıttılar.
18-19 Kasım tarihlerinde Mardin'de gerçekleşen 6.Genç Avukatlar Kurultayı'na, Barolardan gelen 450 Avukatın katıldığı Kurultayda, Çanakkale Barosu Başkanı Av. Bülent Şarlan, Yönetim Kurulu üyeleri ve Gençlik Meclisi Üyeleri bir stant açtı.
Çanakkale Barosu, 5. Genç Avukatlar Kurultayına Çanakkale de ev sahipliği yapmıştı. Bu sebeple dönem sözcüsü olan Çanakkale Barosu Genç Avukatlar Meclisi üyeleri, Kurultayı ve dönemlerini anlatan bir dergi bastırdı. Açılan stantta hukukçulara dergi ile birlikte, Çanakkale Kültür ve Turizm İl Müdürlüğü’nden ve Çanakkale Belediyesi'nden temin edilen Çanakkale ve 2018 Troia Yılını tanıtan broşürler dağıtıldı.
Çanakkale Baro Başkanı Av. Bülent Şarlan, yaptığı açıklamada “Türkiye’nin her ilinden yüzlerce hukukçuyu geçen yıl Çanakkale’de ağırlamıştık. Onun öncesinde Ege ve Marmara Baro Başkanlarını Bozcaada da misafir etmiştik.
Bir taraftan mesleki ve hukuki konulara eğilirken bir taraftan da ulusal çaplı organizasyonlarda Çanakkale'yi tanıtmaya çalışıyoruz. Çanakkale Barosu, tüm organizasyonlarda Çanakkale’yi öne çıkarmak için her fırsatı değerlendirmektedir.” dedi.


ULUSLARARASI KÜLTÜR
HAZİNESİ 'TRUVA' CANLANIYOR
"2018 Truva Yılı" çalışmalarına destek veren OPET’in Yönetim Kurulu Kurucu Üyesi Nurten Öztürk ileÇanakkale Valisi Orhan Tavlı arasında, Truva Ören Yeri’nin yakınında bulunan Tevfikiye köyünde yapılacak yenileme çalışmaları için protokol imzalandı.

OPET, dünya tarihinin en kıymetli miraslarından biri olan Troia'nın (Truva), Kültür ve Turizm Bakanlığı liderliğinde yapılacak 2018 Troia Yılı çalışmalarına destek veriyor. Troia bölgesinin kalkınması ve yenilenmesinde katkı sağlayacak olan OPET, ilk olarak açılışı gerçekleştirilecek Troia müzesi ve Troia Ören Yeri'nin bitişiğindeki Tevfikiye köyünde yenileme ve rehabilitasyon çalışmalarına başlıyor.
Bu kapsamda Çanakkale Valisi Orhan Tavlı ile OPET Yönetim Kurulu Kurucu Üyesi Nurten Öztürk, 2018 Troia Yılı İcra Kurulu üyeleri ve köy halkının katılımıyla Tevfikiye Köyü'nde düzenlenen törende, yapılacak çalışmalarla ilgili protokol imzaladı.
Törende konuşan Opet Yönetim Kurulu Kurucu Üyesi Nurten Öztürk, "Truva topraklarında belki bizim dünyaya bizde Truvalıyız diyeceğimiz bir günün başlangıcı.
Neden Milattan Öncesi yıllardan bugüne kadar hem aynı yerde yerleşmişiz. Neden dünya üzerindeki pek çok çocuk Troya adını bilmeden büyümez. Neden bu çocuklar Troya atını bilmeden büyümezler. Buda bize gösteriyor ki, aslında dünya Truva'yı bizden çok daha iyi biliyor. Evet, acı gerçek şu. 9 kez üst üste kurulmuş olan bu topraklarda biz 10'ncu kez kurulmuşuz. ve bir bedel ödemişiz. Kanımızla, canımızla bu topraklara sahip olmuşuz. 'Fatih'in torunlarıyız' diyoruz. 'Atatürk'ün çocuklarıyız' diyoruz. Ama iş Truva'yı anlatmaya gelince neden dünyanın bize anlattığı kadar biz onlara bir şey anlatamıyoruz. İşte bugün bizimde dünyaya Troya'yı anlatacağımız günün başlangıcıdır diye düşünüyorum" diye konuştu.
Çanakkale Valisi Orhan Tavlı, "Çanakkale'mizin ve yöre halkının tarih, kültür, turizm, kalkınma ve ekonomik olarak gelişiminin her ögesini içerisinde barındıran Troya Antik Kentinin değerlendirilmesi için tüm kurum ve kuruluşlarımızla birlikte çalışacağız, çalışmaktayız. Opet ile imzalayacağımız protokol ile Troya Antik Kentinin var olan turizm potansiyelini belirginleşmesini sağlayarak yerel ekonomik kalkınmayı, yöresel ürün pazarlarını canlandırarak, istihdam yaratarak vatandaşlarımızın yaşam kalitesini daha da arttıracağız" dedi.



CHP Çanakkale Milletvekili ve Anayasa Komisyonu üyesi Muharrem Erkek, Çanakkale yerel basın mensupları ile bir araya geldi. Gündeme dair açıklamalarda bulunan Milletvekili Erkek, GESTAŞ’ın birilerinin çiftliği halde getirildiğini söyledi. 2015 Sayıştay Raporlarındaki iddialar üzerine Çanakkale Cumhuriyet Başsavcılığının harekete geçerek GESTAŞ’a resen soruşturma başlatmaya davet etti.
Erkek, Türkiye ve Çanakkale gündemine dair değerlendirmelerde bulundu. GESTAŞ’ın büyük sansasyon yaratan 2015 Sayıştay Raporlarını gündeme getiren Milletvekili Muharrem Erkek, Çanakkale halkının paraları ile kurulan kamu şirketi GESTAŞ’ın AK Parti ve bazı kişilerin çiftlik gibi kullandığını söyledi. 2015 Sayıştay raporundaki iddialar üzerine Cumhuriyet Başsavcılığını göreve davet eden Muharrem Erkek, savcılığın GESTAŞ’a soruşturma açması gerektiğine dikkat çekti.
“Kentimizi yakından ilgilendiren, halkımızı, halkımızdan alınan vergileri ilgilendiren çok önemli konular var. Örneğin GESTAŞ.. GESTAŞ bir anonim şirkettir ama sermayesi Çanakkale Halkının parasıdır. GESTAŞ AK Parti’nin çiftliği değildir, GESTAŞ birilerinin çiftliği değildir. Bugün GESTAŞ’ta çalışan birçok işçinin GESTAŞ ile hiç ilgisi olmayan alanlarda çalıştırıldığını görüyoruz. GESTAŞ’tan bütün masrafları karşılanan belli kişilerin makam araçları olarak kullanıldığını görüyoruz. GESTAŞ ile ilgili çok ciddi iddialar var. Evet müfettişlerin burada olduğunu, ciddi incelemeler yaptığını biliyoruz ama artık bu memlekette cesur müfettiş namuslu savcı kaldı mı onu da çok merak ediyoruz. GESTAŞ’ı Çanakkale kamuoyu çok yakından takip ediyor, bizlerde takip ediyoruz.
Birileri GESTAŞ’ı herhalde kendi şirketi gibi görüyor. Partisinin, iktidarın çiftliği gibi görüyor ama bu böyle devam etmeyecek. Zamanı geldiğinde Çanakkale halkı bunlara gereken en güzel cevabı verecektir. Sayıştay raporları geçtiğimiz günlerde yayınlandı. Sayıştay raporlarını ayrıntılı olarak bizlerde inceleyeceğiz. Bildiğimiz kadarıyla İl Genel Meclisi başkanının makam aracını GESTAŞ tahsis etmiş. GESTAŞ’ta maaş alan birçok kişi başka, başka alanlarda çalıştırılmış. Biz bundan sonra hem Sayıştay raporunu inceleyeceğiz, müfettiş raporlarını inceleyeceğiz ve devamında bunları halkımız ile paylaşacağız.
Hepimiz biliyoruz ki; yargı şu an bağımsız değil. Yargı camiası içerisinde biliyoruz ki hala namuslu savcılar, hâkimlerimiz var ama onlarda şu anda hareket edemiyorlar. Herkes korku, baskı ve tehdit altında. Onun için ilk seçimlerde başta Çanakkale halkı olmak üzere Türk halkına güveniyoruz. Takip ettiğimiz konuları basın aracılığı ile halkımızla paylaşacağız. Maalesef geldiğimiz noktada GESTAŞ birilerinin arpalığı haline gelmiş, maalesef birilerinin çiftliği olmuş. Bu iddialar ve Sayıştay raporları ile ilgili olarak Çanakkale Cumhuriyet Başsavcılığı da gereğini yapmalıdır. Resen soruşturmalıdır.
Biz hep ne diyoruz; basın özgürlüğü, demokrasi, adalet diyoruz. Basın yazmazsa halk gerçekleri öğrenebilir mi? Gazetecilik yargılanıyor. Bir gazeteci zaten bunu yapmalıdır. O yüzden bu davalardan sakın korkmayın. Çünkü bu davalarda güçlü olan değil, haklı olanlar kazanır.
Muharrem Erkek, basın mensuplarının AK Partili belediye başkanlarının istifasının sonrasında başta CHP olmak üzere diğer partilerin belediye başkanlarının da görevden alınacağına dair Cumhurbaşkanı’nın söylemleri hatırlatıldı. Çanakkale Belediyesine kayyum atanıp-atanmayacağı ile ilgili soruya Milletvekili Muharrem Erkek; “Öyle bir ihtimal yok. Olamaz. Ama Tek Adam Rejimlerinde, diktatörlük rejimlerinde her şey olabilir” diyerek cevap verdi.
Çanakkale ve Türkiye’nin gündemlerine dair basın mensuplarıyla bir araya gelip açıklamalarda bulunan CHP Çanakkale Milletvekili Muharrem Erkek, basın mensuplarının sorularını da yanıtladı.
Geçtiğimiz ay Belediye Meclis toplantısında yaşanan olaylar ve sonrasında Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 18 Mart Törenlerinde Belediye Başkanı Ülgür Gökhan’ın konuşmasının yasaklanacağını açıklaması, sonrasında Kepez Belediye Başkanı Ömer Faruk Mutan’ın “Çanakkale kayyum kaldırmaz, sakın ha” uyarısı ve son olarak AK Partili Belediye başkanlarının istifasının ardından diğer partili belediye başkanlarının görevlerinden alınacağının açıklaması gündeme geldi. Çanakkale Belediyesine Kayyum atanır mı? Sorusu sorulan CHP Çanakkale Milletvekili Muharrem Erkek, ilgili soruya; “Öyle bir ihtimal yok. Olamaz. Ama Tek Adam Rejimlerinde, diktatörlük rejimlerinde her şey olabilir” diyerek cevap verdi.
KAYYUM ATANIRSA İLK SEÇİMDE % 75-80 OY ALIRIZ
Çanakkale Belediyesine kayyum atanıp atanmayacağı sorusunu yanıtlayan Milletvekili Muharrem Erkek; “Kesinlikle böyle bir şey söz konusu bile olamaz. Türkiye şu an Tek Adam Rejiminde yönetiliyor değil mi? Bu şartlar altında olabilir. Normal şartlar altında ise böyle bir şey kesinlikle olamaz. Eğer bu Tek Adam rejiminde Çanakkale Belediyesine kayyum atanırsa; öyle sanıyorum ki biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak önümüzdeki yerel seçimde yüzde 75-80 oy ile kazanırız diye düşünüyorum” dedi.
HANGİ GEREKÇELERLE KAYYUM ATANACAK?
Çanakkale Belediyesine Kayyum atanabilmesi için hiçbir geçerli sebep olmadığına dikkat çeken Milletvekili Muharrem Erkek, “Çanakkale Belediyesine hangi gerekçelerle kayyum atanacak? Bir tane haklı gerekçe söyleyebilir misiniz? Şu anda AK Parti içerisinde büyük sıkıntı var. Onu örtebilmek için başka belediyelere yöneldiklerini biliyoruz. İç işleri Bakanı talimatıyla birçok belediyeye müfettiş gönderiliyor. Cumhuriyet Halk Partili Belediyelerimiz zaten müfettişlere alışkındır. Senelerdir belediye başkanlarımız müfettişler tarafından didik didik inceleniyor ama tüm incelemelere rağmen bir şey bulamıyorlar” dedi.
Bu tartışmayı başından sonuna kadar izledim. Taraflardan birinin bu tartışma esnasında hakareti varsa; suç işlemişse Çanakkale adliyesine, yargıya gider müracaatını yapar. Bu müfettişlerin konusu değil ki. Siyasette her zaman sert tartışmalar olur, bu tartışmalarda müfettişleri ilgilendirmez. Hakaret veya tehdit varsa; AK Partide olduğu gibi, belediye başkanları aileleri tehdit ediliyor. Kendi belediye başkanlarını lütfen bizim başkanlarımız ile karıştırmasınlar. Bizim başkanlarımız hak, hukuk ve adalet için sonuna kadar mücadele ederler” dedi.
ECEABAT BELEDİYE BAŞKANINI KİM KORUYOR?
Geçtiğimiz aylarda Eceabat Belediyesi’nin AK Partili Belediye Başkanı Adem Ejder’in bir meclis üyesini tehdit ettiği ve darp ettiği, bir kadına da şiddet uyguladığı gerekçesi ile kesinleşmiş ceza aldığı gündeme gelmişti. AK Partililere seslenen Milletvekili Muharrem Erkek, “Eceabat Belediye başkanını kim koruyor” sorusunu yöneltti.
ECEABAT BELEDİYE BAŞKANI KANUNEN BAŞKANLIK YAPAMAZ!
Muharrem Erkek AK Partili Eceabat Belediyesi ve Belediye Başkanı Âdem Ejder ile ilgili olarak; “Çanakkale’de fazla dillendirilmeyen bir şey var. Eceabat Belediye başkanı. AK Partili bir belediye başkanı kendisi değil mi? Belediye meclis üyelerini tehdit ettiği, hakaret ettiği, darp ettiği gerekçesi ile ceza aldı. Aldığı ceza da kesinleşmiştir. Bir belediye meclis üyesini darp ettiği için ceza aldı. Çanakkale’nin AK Parti teşkilatı ne yapıyor Eceabat Belediye Başkanı İle ilgili? Hak mahrumiyeti cezası var; şu an hukuken belediye başkanlığı yapamaz Eceabat Belediye başkanı. 10 ay hak mahrumiyeti cezası almış, 10 ay boyunca kamu haklarından yoksunluk var. Kim koruyor bunu? Kimler koruyor?” sorularını yöneltti.
“AK PARTİ TEŞKİLATI ECEABAT BELEDİYE BAŞKANINI İSTİFAYA ÇAĞIRSIN”;
AK Parti Çanakkale Teşkilatı’nın Eceabat Belediye Başkanı’nı neden görevden almadığını, AK Parti Teşkilatının Eceabat Belediye Başkanı hakkında ne yaptığı sordu; “Yine Eceabat’ta bir siyasi partiye mensup kadınlara hakaret ettiği gerekçesi ile ceza aldı. Ne yapıyor Çanakkale AK Parti teşkilatı. Bir partinin iç meselelerini tartışma yeri Belediye meclisleri değildir. Onların arasında yaşanan bir şey; hakaret olmamış, tehdit olmamış. Yaşanmaması gereken bir tartışma yaşanmıştır. Ama ben şu an yargı kararları ile cezalandırılmış bir olaydan bahsediyorum. Bunları neden sormuyorsunuz? Bunları herkes biliyor. Bu belediye başkanı hakkında ne yaptı AK Parti teşkilatı? İstifaya davet etsinler belediye başkanlarını; kadına hakaret var, belediye meclis üyelerine tehdit var, darp var. Bu Çanakkale’de olduğu için paylaşıyorum, hepiniz mahkeme kararlarını biliyorsunuz” dedi.



Çanakkale merkeze bağlı Kepez Beldesi'nin ilçe olması için 'Kepez halkı ilçe olmak istiyor' adlı imza kampanyası başlatıldı. Beldenin cadde ve sokakları da 'Erik dalı gevrektir, ilçe olmak gerektir', 'En büyük belde, en şirin ilçe' ve 'Anlatılmaz yaşanır, ilçe olmak yakışır' gibi birbirinden ilginç afiş ve pankartlarla donatıldı.
26 bin nüfuslu Kepez Beldesi'nde, bir ay önce AK Parti Grup Başkanvekili ve Çanakkale Milletvekili Bülent Turan'ın, beldedeki AK Parti Gençlik Kolları toplantısında, 'Kepez'in ilçe olması gerekir. Kepez'e de yakışır' sözleri üzerine, 2 hafta önce Kepez Belediye Başkanı CHP'li Ömer Faruk Mutan ve AK Parti Kepez Belde Teşkilat Başkanı Alper Altınok tarafından başlatılan imza kampanyası kapsamında, Kepez Belediyesi hizmet binası girişindeki imza defterinde 2 bin, AK Parti Kepez Belde Teşkilatı tarafından 3 mahallede kurulan stantlarda ise 3 bin olmak üzere şu ana kadar 5 bin imza toplandı.
KENT PANKART VE AFİŞLERLE DONATILDI
Kepez'in ilçe olması için 15 gün önce başlatılan 'Kepez halkı ilçe olmak istiyor' imza kampanya kapsamında, beldenin cadde ve sokaklarını, 'Erik dalı gevrektir, ilçe olmak gerektir', 'En büyük belde, en şirin ilçe', 'Anlatılmaz yaşanır, ilçe olmak yakışır', 'Çağdaş bir ilçe doğuyor', 'Gönüllerin ilçesi Kepez' ve 'Beldelerin birincisi, ilçelerin en yenisi' yazılı birbirinden ilginç 40'a yakın afiş ve pankart asıldı. Pankart ve afişlere yazılan ilginç sloganların Kepez Belediyesi hizmet binası girişindeki imza masasında slogan kutusuna vatandaşlar tarafından yazılan sloganlar olduğu da belirtildi.
'BİZ MAHALLE DEĞİL, BİZ BELEDİYE OLALIM'
Belediye Başkanı Mutan, Kepez'in ilçe olmasıyla alakalı son 3 ya da 4 haftadır bir takım söylemlerin olduğunu belirtti. Kepez'in ilçe olması düşüncesinin çıkış noktasının AK Partili Turan'ın, Kepez'deki gençlik kollarıyla yaptığı toplantıda sarf ettiği "Kepez'in ilçe olması gerekir. Kepez'e de yakışır" sözleri olduğunu ifade eden Mutan, sözlerine şöyle devam etti:
"Bu açıklamaların üzerine biz de harekete geçtik. Bundan iki hafta önce AK Partili, CHP'li ve o dönem bağımsız belediye meclis üyelerimizin imza onayıyla birlikte, biz de kampanyanın startını verdik. Orası, Belediye Meclisi ve Belediye Başkanıyla birlikte halkın iradesinin tamamını kucaklayan bir ortak zemindi. Bizim ilçe olmamız bütün şehir süreciyle birlikte tartışılmakta. Eğer bütün şehir olunacaksa, o süreçle alakalı beldeler mahalle oluyor. Biz mahalle değil, biz belediye olalım. Ve o idari yapılanma sürsün. Kendi bütçemizi kullanalım. Kendimizi idare edelim. Böyle bir destek noktasına taşındı. Bu destek kendini farklı şekillerde ifade etmeye başladı. Belediye Meclis üyeleriyle birlikte benim imzalamış olduğum mutabakat metni ile birlikte ortaklaştık. Akabinde geçen hafta imza kampanyası başlattık. Vatandaşlarımıza elimizden geldiğince anlatıyoruz."
'LAF AĞIZDAN ÇIKTI'
Kepez Belediyesi hizmet binası girişindeki imza kampanyası masasında halk tarafından slogan kutusuna atılan ilginç sloganlardan dikkat çekici olanların pankart ve afiş halinde beldenin cadde ve sokaklarına asıldığını kaydeden Başkan Mutan, konuşmasına şöyle devam etti:
"Geçen hafta itibariyle beldemizin birçok yerine 30 ile 40 civarında afişlerimizi, pankartlarımızı astık. 3 ya da 4 günde bir bu pankart ve afişlerin yerlerini değiştiriyoruz. 'Erik dalı gevrektir, ilçe olmak gerektir' gibi. Bunları biz bulmadık. Belediye girişindeki slogan kutusuna vatandaşlar, belediye çalışanları tarafından yazılan yazıların içinden etkileyici, akılda kalabilen sloganları pankart haline dönüştürüp, beldemizin birçok yerine astık. Bu kampanyaya katkımızı, aklımızı sunmaya devam ediyoruz. Olur muyuz? İnşallah oluruz. Olur muyuz? Laf ağızdan çıktı. Olmalıyız. Hatta onu da sloganlaştırdık. Onu da Tarım Kredi Kooperatifi önünde ana caddeye astık. Laf ağızdan çıktı. 'İlçe olmak zamanı' dedik. İlçe olma süreciyle alakalı gerekli girişimlerimizi yapmaya devam ediyoruz" dedi.



Çanakkale Valiliği, kentte geçici koruma kapsamında bulunan Suriyelilere, 'Yol İzin Belgeleri' yoksa seyahat kısıtlaması getirildiğini açıkladı. Kara, deniz ve hava taşımacılığı yapan şirketlere gönderilen kararda, belgeleri olmayan Suriyelilere, bilet satışının yasaklandığı belirtildi.
Çanakkale Valiliği, Suriyeli yabancıların kendilerine sağlanan hak ve hizmetlerden gereği gibi faydalanabilmesi, kamu düzeni ve güvenliğini sağlanması, özellikle göçmen kaçaklığı suçuna karışan veya terör örgütleriyle ilişkisi bulunanların tespitinin sağlanması amacıyla Suriyeli yabancılara 'Yol İzin Belgesi' olmadan bilet satışını yasakladı.
Çanakkale Valiliğinden yapılan yazılı açıklamada, il sınırlarında yolcu taşımacılığı faaliyetinde bulunan kara, deniz, hava ve demiryolu taşımacı, acente, taşıma işleri komisyonculuğu, taşıma işleri organizatörlüğü, terminal işletmeciliği, araç kiralama işletmeciliği, taksi durakları gibi ulaşım hizmeti veren firma, şirket ve duraklar tarafından, geçici koruma kapsamında bulunan Suriyeli yabancıların yanlarında 'Yol İzin Belgeleri' olmaksızın bilet satış yapılmasının ve taşımacılık suretiyle Çanakkale dışına çıkarılmalarının yasaklanmasına karar verildiği belirtildi. Kararda bu yasaklara uymayanlara idari para cezası uygulanacağı da kaydedildi.
Alınan bu kararla, İl Göç İdaresi Müdürlüğünce verilen geçerli 'Yol İzin Belgesi' bulunmayanlara bilet satışı ve hizmet verilmesinin durdurularak, geçici koruma kapsamında bulunan Suriyeli yabancıların nüfus hareketliliğinin, ikamet ili değişikliğinin ve mobilitelerinin düzenlenmesi ve kontrol altına alınması, kayıtsız olan Suriyeli yabancıların ise geçici koruma kapsamında kayıt altına alınması ile Çanakkale il sınırları içerisinde huzur ve güvenliğin, kamu esenliğinin sağlanması, suç işlenmesinin önlenmesi ve işlenen suçların aydınlatılması amaçlandığı açıklandı.



Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Berat ALBAYRAK tarafından cevaplandırılması bekleniyor.
Çanakkale’nin 10 kilometre yakınında 51 milyon metreküp su kapasiteli tek içme suyu kaynağı olan, birçok yer altı ve yer üstü su kaynağıyla beslenen Atikhisar Barajının hemen yakınında siyanürlü altın madenciliği yapacak Kanadalı Alamos şirketinin, açık sistem maden arama tekniği ile gerçekleştireceği çalışma öncesi, ÇED raporuna göre Bayramiç’te 1 milyon 800 bin metre kare ve Kirazlı’da 1 milyon 300 bin metre kare alanda bulunan ağaçları keseceği ileri sürülmektedir.
Bahsi geçen alanda katledilmesi planlanan ağaç sayısının 200 binin üzerinde olduğu bilinmektedir. Yine hazırlanan ÇED raporuna göre ise buradaki siyanür girdisi 26 bin ton, zehirli ağır metaller toplamı 40 bin ton ki bunun 17 bin 400 tonu arsenik, 87 tonu cıva, 4 bin 60 ton olmak üzere 40 bin 252 ton ağır metal olacaktır. Bu rakamların ÇED raporunda geçenler olduğu ve aslında çok daha fazla ağaç katledileceği, zehirli maddeler ortaya çıkacağı konunun uzmanları tarafından belirtilmektedir.
Böyle bir ortamda, çevre ve doğa, tarım, hayvancılık ve gıda ürünleri; başka bir ifadeyle canlı yaşamı ve ülkemizin, Çanakkale’nin geleceği doğrudan tehlike altındadır. Çanakkale’nin içme suyu kaynağının ve dolayısıyla Çanakkaleli hemşehrilerimizin sağlıklarının siyanür nedeniyle risk altına alındığı bölgede bir de yüz binlerce ağacın katledilmek istenmesi, bu arama faaliyetine karşı olan yöre halkı tarafından büyük tepkiyle karşılanmaktadır.
Oysa hem insan yaşamının ve yaşam kalitesinin tehlikeye atılması hem de çevre, doğa katliamının gerçekleşmesi olasılığının yanında, firma faaliyetlerine dair açıklanan mali rakamların Çanakkale ekonomisine de ciddi katkı yapmayacağı göz önünde bulundurulduğunda, Alamos şirketinin faaliyetlerinin milli maden politikası kapsamında yer alıp almadığı merak edilmektedir. Bu bağlamda:
1. Ülkemiz genelinde altın araması yapan şirketler hangileridir? Bunlar nerelerde altın araması yapmaktadır? Toplam işlenmesi planlanan rezerv ne kadardır?
2.Türkiye’de altın araması yapan şirketler, hangi yöntemlerle altın aramaktadır? Hangileri siyanürlü altın madenciliği yöntemini kullanmaktadır? Bunlar hangi illerimizdedir?
3.Alamos şirketinin siyanürlü altın arama faaliyetleri hangi aşamadadır? Ruhsat konusunda gelişmeler ne durumdadır? Şirketin sondaj ve arama faaliyetlerine ilişkin süreç bugüne kadar nasıl ilerlemiştir? Şirkete altın arama faaliyeti öncesi hangi izinler verilmiştir?
4.Bölgede tespit edilen cevher ne kadardır? Bunun çıkarılmasında kullanılacak su miktarı ne kadardır? Su kaynağı nereden ve nasıl karşılanacaktır?
5.Şirketin ağaç katletmesi için izin verilmiş midir? Bu izin verilmişse verilmeden önce bölgede kaç ağaç kesileceğine dair araştırma yapılmış mıdır?
6.Şirketin bölgedeki faaliyetlerinin ekonomik değerleri nedir? Canlıların yaşamının olumsuz etkilendiği ve yurt dışına çıkarılacak olan ekonomik değerler düşünüldüğünde, bu faaliyetlerin ülkemize ve Çanakkale’ye katkısı ne olacaktır?
7.Alamos şirketinin bölgedeki altın faaliyetlerinin Çanakkale’nin tek içme suyu kaynağı olan Atikhisar Barajı civarında yapılmasının doğuracağı riskler de göz önüne alındığında, altın arama faaliyetinin Çanakkale’nin geleceğine, insan yaşamına, doğa ve çevreye olumsuz etkilerine dair Bakanlığınızca bir çalışma yapılmış mıdır?
8.Hem insan yaşamının ve yaşam kalitesinin tehlikeye atılması hem de çevre, doğa katliamının gerçekleşmesi olasılığının yanında, firmanın Çanakkale’ye mali anlamda da büyük katkılar yapmayacağı düşünüldüğünde, şirkete verildiği söylenen izinler, milli enerji ve maden politikası kapsamında mıdır?
Av. Muharrem ERKEK - Çanakkale Milletvekili


ÇANAKKALE BELEDİYE MECLİSİNİN
TEK MHP’Lİ ÜYESİ İSTİFA ETTİ…

Çanakkale Belediye Meclisi’nin MHP’li üyesi Ufuk Demirbaş partisinden istifa ettiğini bildirdi. Demirbaş, “Çanakkale Belediyesi, Belediye Meclis Üyeliği görevini yürüttüğüm Milliyetçi Hareket Partisi’nden istifa kararı aldığımı tüm kamuoyuna bildiriyorum” dedi.
“Eğitimin sisteminin çöktüğü, ekonominin can çekiştiği, dış politikası iflas etmiş, genç ve üreten insanının geleceğini yurt dışında aradığı, vatandaşının mutsuz, keyifsiz ve umutsuz olduğu bu ülkede;Elinde sermaye olarak sadece dinin kaldığı, partililerin kendi çocuklarını kolejlere, yurtdışına eğitim için gönderirken, ülkenin fakir ve gariban çocuklarını dindar nesil yetiştiriyoruz diye imam hatiplere teşvik eden, ülkenin kurucu değerlerini önemsizleştiren ve Mustafa Kemal Atatürk’ü ders kitaplarında sıradanlaştıran, herkesle kavga eden, herkesi tehdit eden, metal yorgunluğu zannettikleri aslında çürüme sürecine girmiş ve tüm iradesini tek bir kişiye teslim etmiş bir partiyle, aynı yolda yürümeye karar vermiş siyaset anlayışının bir parçası olmak istemediğimden dolayı;
Çanakkale Belediyesi, Belediye Meclis Üyeliği görevini yürüttüğüm Milliyetçi Hareket Partisi’nden istifa kararı aldığımı tüm kamuoyuna bildiriyorum.
Eğitimde felaket tablonun, bilimde olmayışımızın, sanatta yok oluşumuzun, sporu siyasetin getirdiği noktanın, dünya yapay zekayı tartışırken teknolojide geri kalmışlığımızın ve yoksulluğumuzun nedenleri üzerine kafa yormak ve ortak çözümler bulmak için ülkesini gerçekten seven, niyeti devleti ele geçirmek, gücü elde tutmak değil bu ülkenin temiz insanlarına fayda ve katkı sunmak isteyen insanların bir araya gelmesi gerekiyor.
Bugünkü sistem, öteki gördüğümüz bizden farklı düşünen, farklı inanan, farklı yaşayan toplumun bütün kesimleriyle de diyalog kurmak, duygu birliği oluşturmak ve ortak değerlerimize vurgu yapmayı da gerektiriyor. Bu ülkeyi tek adamın değil; herkesin eşit, özgür, üreten ve insan gibi yaşadığı saygın bir ülke yapabileceğimize insanlarımızı ikna etmek için yakın bir zamanda yola çıkıyoruz”



CHP Çanakkale Milletvekili Bülent ÖZ, son zamanlarda Çanakkale’de artan olayların kentte tedirginlik oluşturduğunu dile getirerek, Emniyetin önlem alıcı tedbirleri arttırmak yerine İl Emniyet binasını ve Çanakkale’nin her iki girişindeki uygulama noktasını beton barikatlar ile çevrelenmesine vatandaşların tepki göstermesi ve konunun medyada yer alması üzerine TBMM Genel Kurulunda söz alarak açıklamalarda bulunup, İçişleri Bakanlığına sorular yöneltti.
Açıklamalarında Çanakkale’nin huzurun kenti olduğunu, fakat yaşanan olayların huzur bozucu olduğunu vurgulayan CHP’li Bülent ÖZ şunları ifade etti:
ÇANAKKALE’DE SON GÜNLERDE ÜZÜCÜ OLAYLAR YAŞANMAKTADIR
Dünyaya barışı kazandıran, huzurun ve barışın kenti Çanakkale'de son günlerde üzücü olaylar yaşanmaktadır.
Elbette tüm Türkiye'de olduğu gibi Çanakkale'de de GBT kontrolleri ve uygulama noktalarında denetimler yapılarak şehrin giriş-çıkışları kontrol altında tutuluyor. Fakat nasıl oluyor da mekânlar basılıyor, büfeler kurşunlanıyor, insanlar öldürülüyor, sokak ortasında gasplar yaşanıyor?
ŞEHİR GİRİŞİ KALE DUVARI ŞEHİR MERKEZİNDE TEDİRGİNLİK YAŞAMI
Çanakkale'nin emniyet tedbirlerini artırmak yerine Emniyet Müdürlüğünün ve uygulama noktalarının etrafına beton barikatlar örerek Emniyet kendi tedbirlerini artırıyor.
Geçtiğimiz Cumartesi Çanakkale'de bulunan bir eğlence mekânına bir grubun saldırmasıyla şehirdeki tedirginlik had safhaya ulaşmıştır ve vatandaşlar şehir merkezinde tedirginlik yaşadığını ifade ederek "Çanakkale Emniyetinin kendi emniyet tedbirlerinden Çanakkale'mizin emniyet tedbirlerine sıra ne zaman gelecek?" diye sormaktadır.
Açıklamalarının ardından İçişleri Bakanlığına sorular yönelten CHP’li ÖZ, “Bu bağlamda gerekli tedbirlerin alınması için ne gibi çalışmalar yapılmaktadır? Çanakkale'de bir kriz masası kurulması düşünülüyor mu?” dedi.



Çanakkale Kent Konseyi Kadın Meclisi üyeleri, belediye meclis toplantısında gündem dışı konuşmalar sırasında AK Parti Grup Başkanvekili Tülay Ömercioğlu ile tartışan Çanakkale Belediye Başkanı CHP'li Ülgür Gökhan'a destek verdi.
Cumhuriyet Meydanı'nda toplanan bir grup kadından Başkan Gökhan'a destek geldi. Gruba, Çanakkale Belediye başkan yardımcıları Rebiye Ünüvar, Handan Özyayla ve Özdeyiş Çetin, CHP'li Çanakkale Belediye Meclis üyeleri Bilge Şimşek ve Emine Kardelen ile Belediye Başkanı Ülgür Gökhan'ın eşi Hale Gökhan da destek verdi. Basın açıklaması öncesinde kadınlar, 'Halkçı başkan bizim başkan', 'En büyük başkan bizim başkan' sloganları attı. Son günlerde Belediye Başkanı Ülgür Gökhan'a yönelik basında ve kamuoyunda algı operasyonu yaratıldığını öne süren Çanakkale Kent Konseyi Kadın Meclisi Başkanı Sevgi Uluşal: "Belediye meclis toplantısında AKP Grup Başkanvekili Sayın Tülay Ömercioğlu'nun CHP'nin parti içi sorunlarını olumsuz çağrışımlarla ısrarla gündeme getirmek istemesine karşı Başkanımız Ülgür Gökhan defalarca uyarıda bulunmuş ve bu siyasi konunun yerinin belediye meclisi olmadığını belirtmiştir.
AKP Grup Başkanı avukat Tülay Ömercioğlu'nun bu konudaki ısrarlı tutumunu devam ettirmesiyle ortaya çıkan gerginlik sonucu yaşananlar hepimizin malumudur. Çanakkale'nin tüm kadınları olarak şunun bilinmesini istiyoruz; barışın kenti Çanakkale'nin belediye başkanına yönelik oluşturulmaya çalışılan bu söylemlerin hiçbir tutarlılığı olamaz, yoktur. Türkiye'de kadınlarımız için en yaşanası, en özgür kent olan bu şehirde bütün kadınlarımız ve çocuklarımız kentimizin tüm imkanlarını gece gündüz demeden özgürce kullanabiliyorsa, 45 yıllık sosyal demokrat anlayışa ve bu anlayışı yöneten belediye başkanlarına borçludur.
'Şiddet ve taciz' kelimelerinin başkanımız ya da bu kenti yöneten tüm üyeler için kullanılması imkânsızdır. Şiddet kelimesinin karşılığını arayanlar her yıl şiddet mağduru olan kadınlara ve hayatları son bulan kadınlara bakmalı. Şiddet ve taciz kelimeleri için Ensar'daki yaşananlara ve sorumlularına bakmalı. Şiddeti görmek istiyorsanız televizyonlara bakın. Bu şehrin belediye başkanı olsa olsa yediden yetmişe herkese sevgi verir, çiçek verir, onları kollar. Bu gerçeği aslında bu iftirayı siyasi emelleri için kullanmak isteyenler de biliyor. Bu anlamsız ve tutarsız algı operasyonunun sonuca ulaşması imkansızdır ve kamuoyunda asla karşılığı yoktur. Başkanımıza kadın dernekleri olarak inancımız ve desteğimiz tamdır."
BAŞKAN GÖKHAN TÜM KADINLARDAN ÖZÜR DİLEDİ
Konuyla ilgili açıklama yapan CHP'li Çanakkale Belediye Başkanı Ülgür Gökhan ise "Çanakkale halkı benim Çanakkale'de kadınlara karşı nasıl pozitif ayrımcılık yaptığımı ve kadınlarla ilgili onların haklarıyla ilgili nasıl mücadelelerde bulunduğumu gayet iyi bilir.
Orada bir kadının mevcut olması siyaseten onu haklı çıkarmaz. Israrla böyle bir algı yaratılmaya çalışılıyor. Belediye meclisindeki sadece bazı kareler medyaya yansıtılıyor. Belediye web sitesine görüntülerin tamamını koyduk. Buradan izlenebilir. Ama böyle bir algı varsa, kadına karşı böyle bir tavır içinde olduğum algısı yayılmışsa, ben özür diliyorum. Tüm kadınlardan özür dilerim. Ama niyetim böyle bir şey değildi. Zaten tavrım da öyle değil" dedi.



Çanakkale Boğazı'ndan 2016 yılında 44 bin 35 gemi geçiş yaparken, 2017 yılının ilk 9 ayında ise 29 bin 164 gemi boğazı kullandı.
Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı Çanakkale Liman Başkanlığı verilerine göre, 37 mil uzunluğundaki Çanakkale Boğazı'nda gemi trafik yoğunluğu artış gösterdi. Son 10 yıllık verilere göre boğazda gemi yoğunluğunun en çok 2009 yılında yaşandığı görülüyor. 2007 yılında Çanakkale Boğazı'ndan 49 bin 453 gemi geçiş yaparken, 2010 yılından itibaren gemi trafik yoğunluğunda yaşanan düşüş 2015 yılında 43 bin 230'a kadar gerilese de 2016 yılında 44 bin 35 gemi geçiş yaptı. 2017 yılının ilk 9 aylık döneminde ise 29 bin 164 gemi geçiş yaptı.
Boğazda tanker ile taşınan tehlikeli yük oranlarında ise her geçen yıl bir artış olması dikkat çekiyor. 2007 yılında tankerlerle taşınan tehlikeli yük 149 milyon ton iken, 2015 yılında bu rakam adeta zirve yaparak yıllık taşınan tehlikeli yük miktarı 156 milyon tona ulaştı. 2016 yılında tankerle taşınan tehlikeli yük miktarı ise 154 milyon ton.
2007 yılında Çanakkale Boğazı'nda 9 bin 271 adet tehlikeli yük taşıyan tanker sayısı 2015 yılında 9 bin 524 ile zirveye ulaştı. 2016 yılında 9 bin 400'e kadar gerileyen bu rakam, 2017 yılının ilk 9 aylık döneminde 6 bin 404 sayısına ulaştı.



Bülend Engin’in imzasıyla ÇTSO’ya ait web sitesinde yayınlanan istifa sonrasında oda seçimlerine kadar ÇTSO’da Vekâleten yönetim kurulundan seçilecek bir adayın başkanlık yapacak.
Engin istifası ile ilgili olarak yaptığı açıklamada: “Çanakkale Ticaret ve Sanayi Odası’nda, Çanakkale’mize ve Ülkemize hizmet için görev yaptık. Yeri geldiği zaman hem Yönetim Kurulunda hem de Meclis toplantılarında; koltuk sevdalısı olmadığımızı, görev adamı olduğumuzu ifade ettik. Memleket sevdası ile hareket etmek daima önceliğimiz oldu.
“Geçtiğimiz günlerde ÇTSO Seçimlerinde herhangi bir görev için aday olmayacağımı açıkladım. Türkiye’nin önde gelen ağır sanayi kuruluşunun yöneticisi olarak iş akışımı, plan ve programımı da bu kararıma göre düzenledim. Çanakkale’mize hizmet için daima varım. Daha çok üreteceğiz, daha çok istihdam sağlayacağız. Tecrübelerimizi paylaşacağız. İş dünyası ile el ele kol kola olacağız. Çanakkale’mizi hak ettiği lider şehirler konumuna hep birlikte taşıyacağız.
Bilindiği gibi Ülkemizdeki oda ve borsalarda seçim süreci ertelenmiş olup, seçim takvimi önümüzdeki Nisan ayında başlayacaktır. Bu gelişme üzerine yeni bir karar alarak uygulamam zorunlu hale gelmiştir. Ülkemize hizmet amacıyla ve Memleket sevdasıyla yaptığımız üretim, iş akışı programı nedeniyle Nisan ayındaki seçim süreci öncesinde görevden ayrılacağıma yönelik kararımı, ÇTSO Yönetim organlarıyla paylaşmış bulunuyorum. ÇTSO Başkanlık görevimden ayrıldığımı siz değerli üyelerimize saygı ve muhabbetle bildirir, atılacak her adımın Çanakkale’miz ve Memleketimiz için hayırlı olmasını dilerim.’’



Çanakkale Boğazı'na yapılacak 1915 Köprüsü'nün belirlenen süre içinde tamamlanabilmesi için Başbakan Binali Yıldırım tarafından genelge yayınlandı.
Lapseki İlçesi Şekerkaya Mevkii ile Gelibolu İlçesi Sütlüce Mevkii arasında, 2023 metre ayak açıklığıyla dünyanın en uzun köprüsü olacak ve Cumhuriyet'in kuruluşunun 100'ncü yılı olan 2023'te tamamlanacak olan 1915 Çanakkale Köprüsü işinin hızlanması ve aksaklıklar yaşanmaması için bir dizi tedbirler alındı.
Resmi Gazete'de Başbakan Binali Yıldırım imzasıyla yayımlanan genelgede, Karayolları Genel Müdürlüğünce (KGM) ihalesi yapılan 'Kınalı-Tekirdağ- Çanakkale- Savaştepe Otoyolu'nun, Malkara-Çanakkale (1915 Çanakkale Köprüsü dahil) Kesimi Projesi' işlerinin belirlenen süre içerisinde tamamlanabilmesi için alınan 18 maddelik tedbirlere yer verildi. Genelgeye göre, proje kapsamında yapılacak kamulaştırmalar için gerekli olacak ödeneklerin serbest bırakma işlemleri, işlerin gecikmesine meydan verilmeyecek şekilde yapılacak, yıl ödeneklerinin tamamının ilk üç ayda serbest bırakılması sağlanacak.
Proje güzergahında yapılması gereken imar planı ve değişiklikleri, ilgili idarelerce 6001 sayılı Karayolları Genel Müdürlüğü'nün Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunun 19'uncu maddesinde belirtilen azami sürelerin sonu beklenmeksizin en kısa sürede neticelendirilecek. Proje güzergahında yapılması gereken imar planı çalışmaları ve bu çalışmalara altlık teşkil edecek halihazır haritaların üretimi, kıyı kenar çizgisinin tespiti, imar planına esas jeolojik ve jeoteknik etüt raporlarının hazırlanması veya onaylanmasına ilişkin her türlü iş ve işlemler ilgili kamu kurum ve kuruluşlarınca en kısa zamanda sonuçlandırılacak. Proje güzergahında bulunan su, kanalizasyon, doğalgaz ve petrol boru hatları ile elektrik,haberleşme hatları ve tesislerinin güzergah dışına taşınması sırasında bunlara ilişkin KGM ilgili birimleri tarafından talep edilecek izin, onay, kabul gibi iş ve işlemler, ilgili kuruluşlar tarafından geciktirilmeden yerine getirilecek.
"İŞLEMLERİNİN HIZLA YÜRÜTÜLEBİLMESİ İÇİN GEREKLİ ÖNLEMLER ALINACAK"
Genelgede, projenin yapımı için gerekli olacak taş ocakları, kum-çakıl ocakları ve ariyet ocakları, enerji nakil hatları, depo alanları, hazır beton tesisleri, asfalt plenti ile alt ve üst yapı imalatları için gereken üretim tesislerinin kamulaştırma, üretim izni, ruhsat ve tahsis işlemlerinin hızla gerçekleştirilebilmesi için gereken işlemler ilgili kamu kurum ve kuruluşlarınca öncelikli ve ivedi olarak neticelendirilecek. Projenin gerçekleştirilmesi için gerekli olan Hazine'nin özel mülkiyetinde veya devletin hüküm ve tasarrufu altındaki taşınmazlar ile ormanlık alanlar ve diğer kamu kurum ve kuruluşlarına ait taşınmazların KGM'nin talebi doğrultusunda tahsis, izin, irtifak, devir veya yola terkin işlemlerinin
hızla yürütülebilmesi için gerekli önlemler ilgili idarelerce alınacak, bunun için gerekirse mevzuatı çerçevesinde ilgili idarelerin taşra birimleri de yetkilendirilerek gecikmeye mahal verilmeyecek. Proje güzergahında 3083 sayılı Sulama Alanlarında Arazi Düzenlenmesine Dair Tarım Reformu Kanunu ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu gereğince Tarım Reformu Genel Müdürlüğü, Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü veya il özel idarelerince yapılacak veya yaptırılacak toplulaştırma çalışmalarına öncelik verilecek.
Proje güzergahında yapılacak kamulaştırmalar için 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 10'uncu maddesi uyarınca açılan bedel tespit ve tescil davalarının kısa sürede neticelenebilmesi için ilgili kamu kurum ve kuruluşlarınca gerekli tedbirler alınacak, kamulaştırılacak taşınmazların değer tespitine yönelik olarak KGM'nin ve mahkemelerin talep edeceği bilgi ve belgeler ilgili kamu kurum ve kuruluşları tarafından gerekli özen gösterilerek en kısa zamanda gönderilecek.
Kamulaştırma çalışmalarının sağlıklı ve acele olarak neticelendirilebilmesi için proje bünyesinde yapılacak çalışmalar sırasında talep edilmesi halinde kamulaştırma planlarının hazırlanmasına ilişkin bilgi ve belgelerin gönderilmesine, planların arazi ve büro kontrollerinin yapılmasına ve 2942 sayılı Kanun uyarınca kamulaştırma işlemleri tamamlanan taşınmazların tapuda tescil-terkin edilmesine dair işlemler de Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü ilgili birimlerince acele olarak gerçekleştirilecek.
ÇED RAPORU ALINDIĞI DA BELİRTİLDİ
Genelgede, proje için 23 Kasım 2016 tarihli ve 4388 sayılı ÇED olumlu kararının alındığı da belirtildi. Çevre mevzuatı gereğince alınması gereken izinlere ilişkin verilecek görüşlerin ise Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'nca ve ilgili diğer kamu kurum ve kuruluşlarınca acele olarak sonuçlandırılacağı ifade edildi.
Proje güzergahı kapsamında bulunan veya yol yapım çalışmaları sırasında ortaya çıkacak taşınır veya taşınmaz tabiat ve kültür varlıklarına konu olan buluntulara rastlanması durumunda, durum ilgili Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğüne ve/veya Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Komisyonu ile diğer ilgili özel kurullara bildirilecek ve komisyon ve/veya kurullar konuyu gündemine ivedilikle alacaktır. Bu konudaki komisyon ve kurul çalışmalarına, sadece üyelere konu hakkında bilgi vermek üzere KGM teknik elemanları da çağrılacak, çalışmaların projenin özellikleri de dikkate alınarak, gecikmesine meydan verilmeden yapılması sağlanacaktır.
DENİZ VE HAVA TRAFİĞİYLE İLGİLİ TALEPLER YERİNE GETİRİLECEK
Proje kapsamında yer alan 1915 Çanakkale Köprüsü'nün yapımı esnasında, KGM tarafından talep edilen zamanlarda bölgedeki deniz ve hava trafiğiyle ve uçuş emniyetiyle ilgili talepler ilgili ve yetkili idarelerce zaman geçirilmeksizin yerine getirilecek, bu konuda ilgili ve yetkili idarelerce alınması gereken tedbirler zamanında alınacak.
Kınalı-Tekirdağ- Çanakkale-Savaştepe Otoyolu, Malkara-Çanakkale (1915 Çanakkale Köprüsü dahil) Kesimi Projesi"nin etkileşim halinde olduğu veya etkileşime girebileceği diğer projelere göre öncelik teşkil edecek. Ayrıca güzergahın geçtiği yerlerdeki mülki ve idari yöneticiler ile ilgili idarelerin taşra birimleri, kamulaştırılması yapılan taşınmaz malların maliklerinin ve adreslerinin tespitinde gecikmeye mahal verilmeyecek şekilde yardımcı olunacak.
Kamu kurum ve kuruluşlarından, belediyelerden ve ilgili tapu müdürlüklerinden proje güzergahında kamulaştırılacak taşınmaz mallar için 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 10'uncu maddesi uyarınca açılabilecek olan davalarda, aynı Kanunun 11'inci maddesi gereğince KGM'ye verilecek emsal verileri ile mahkemelere sunulacak veriler arasında yeknesaklığın sağlanabilmesi için gerekli özen gösterilecek.
DÜNYANIN EN UZUN ASMA KÖPRÜSÜ OLACAK
Çanakkale Köprüsü, ayakları arasındaki açıklık 2 bin 23 metre. Köprü bu özelliği ile dünyanın en uzun asma köprüsü olacak. Köprü tabliyeleri 36 metre genişlikte ve 5 metre yükseklikte planlanıyor. Köprünün toplam boyu ise 3 bin 869 metre olacak. Köprü üzerinde 2x3 taşıt şeridi bulunacak. Ayakları deniz içine inşaat edilecek 1915 Çanakkale Köprüsünün Lapseki tarafındaki yaklaşım viyadüğü 650 metre, Gelibolu tarafındaki yaklaşım viyadüğün ise 900 metre uzunluğunda olacak.
Kınalı-Tekirdağ-Çanakkale-Savaştepe Otoyolu Projesi Malkara-Çanakkale (1915 Çanakkale Köprüsü dahil) kesimi, yap-işlet-devret modeli kapsamında ihale edilmişti.
Köprü için yapılan ihalede en düşük süreyi Daelim (Kore) - Limak - SK (Kore) - Yapı Merkezi OGG teklif etmişti. Ortak girişim grubu köprü ve otoyol yapımı için 10 milyar 354 milyon 576 bin 202 lira proje bedeli ve 5,5 yıllık yapım süresi dahil toplam 16 yıl 2 ay 12 gün işletme süresi teklif etmişti. Köprü ve 100 kilometrelik kısmın 2023'te hizmete açılması hedeflenen otoyolun, toplam uzunluğu 354 kilometre olacak. Yol, İstanbul Silivri'den başlayıp, Balıkesir'in Balya ilçesindeki otobanla birleşecek. Otoyol projesi kapsamında Çanakkale Boğaz Köprüsü'nün yanı sıra toplam 31 viyadük, 5 tünel, 30 köprülü kavşakla 143 alt ve üst geçit köprüsü yapılacak. Köprüden geçiş ücretinin ise otomobiller için 15 Euro artı KDV olması planlanıyor.



Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) Fen Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü öğretim üyesi ve Truva Kazı Heyeti Başkanı Prof. Dr. Rüstem Aslan, 5 bin yıl önce yaşayan Truvalıların yaşadığı deprem gerçeğinin bugün yaşanan depremlere örnek teşkil edebileceğini söyledi.
Antik kentte binlerce yıl önce depreme karşı alınan önlemlerin izlerinin görüldüğünü belirten Prof. Dr. Aslan, "Truva'daki eski dönem mühendislerinin, mimarlarının aldığı bu önlemler sayesinde antik kentteki bu görkemli duvarların binlerce yıl içinde ayakta kaldığını görebiliyoruz" dedi.
Deprem ülkesi olan Türkiye'de uzmanların hemen her gün başta İstanbul olmak üzere çeşitli bölgeler için büyük bir deprem uyarısı yaptığı bugünlerde, İzmir'in Karaburun ilçesi açıklarında meydana gelen 6.2 büyüklüğündeki son deprem, 'Büyük bir depreme hazır mıyız' sorusunu yeniden gündeme getirdi. Türkiye olarak depreme hazır olup olmadığımız halen tartışılmaya devam ederken, bu sorunun en net yanıtını Truvalı mimar ve mühendislerin 5 bin yıl önce verdiği belirtildi. Birinci derece deprem kuşağında bulunan Çanakkale'deki Truva Ören Yeri'nin, sadece 5 bin yıllık geçmişe değil, aynı zamanda bir deprem gerçeğine de ışık tuttuğunu görüldü.
TRUVA'NIN ANLATTIĞI DEPREMG ERÇEĞİ
Çanakkale'nin merkeze bağlı Tevfikiye Köyü sınırları içindeki 5 bin yıllık geçmişe sahip Truva Ören Yeri, günümüze en iyi örnek teşkil edecek deprem gerçeğini yaşamış. Truva Savaşı'nda, 10 yıl boyunca kuşatılan ve alınamayan kent, bir deprem sonucunda yıkılarak terk edilmiş. Ancak Truvalılar, büyük tahribata yol açan depremden ders çıkarıp, kentin savunma sistemlerini ve duvarlarını ona göre inşa etmişler.
Truva Kazı Heyeti Başkanı Prof. Dr. Rüstem Aslan, Truva'yı yerle bir eden deprem gerçeğini ve Truvalıların bu depremden çıkardığı dersi DHA'ya anlattı. Prof. Dr. Rüstem Aslan, son dönemde yaşanan depremlere, Truva'da yaşananların en iyi örnek olabileceğini söyledi.
10 yıl süren Truva Savaşı'ndan çok, o zaman yaşanan büyük depremlerde Truva'nın tahribat yaşadığını ve depremin izlerini 5 bin yıl sonra bugün de hala görmenin mümkün olduğunu belirten Prof. Dr. Aslan şunları söyledi:"Truva'daki yerleşim tarihi M.Ö. 3000'lerde başlamaktadır. M.S. 500'lere kadar yerleşim tarihi olduğunu arkeolojik kazılar sonrasında tespit etmiş bulunuyoruz. Bin yıllarca devam eden yerleşim tarihinde, pek çok büyük depremler olmuş ve kent pek çok kez bu depremlerle yıkılmıştır. 1871'de özellikle Schliemann döneminden başlayıp, 2005 yılındaki Korfmann dönemine kadar devam eden kazılar sonrasında Truva-2, Truva-3, Truva-4, özellikle de Homeros'un Truva Savaşı'yla ilişkilendirilen Truva-6 ve daha sonraki Helenistik Roma döneminde pek çok Truva kentinde büyük deprem tahribatları tespit etmiş bulunuyoruz. Kentin terk edilmesi de bir deprem sonrasında ortaya çıkmıştır."
TEKNİKLERİNİ GELİŞTİRDİLER
Prof. Dr. Rüstem Aslan, Ören Yerindeki Truva Savaşı'yla ilişkilendirilen son Tunç Çağı'na denk gelen Truva-6 duvarları üzerindeki deprem çatlaklarını göstererek, "Özellikle Truva-6 dediğimiz dönemin 1300'lü tarihlerinde çok büyük bir depremin kale duvarlarını, kule duvarlarını tahrip ettiğini izlerden de görebiliyoruz. Bazı büyük taşların deprem sonucu birbirinden ayrıldığı da çok net bir şekilde fark ediliyor. Yani şunu söyleyebiliyoruz. Homeros'un Truva Savaşı'nı anlattığı destanı İlyada'ya göre 10 yıl kuşatılan, alınamayan kent, bir deprem sonucunda yıkılıyor ve bir süre sonra terk ediliyor" dedi.
Truva kentinin aktif fay hatları üzerinde bulunduğunu belirten Prof. Dr. Rüstem Aslan, "Bu nedenle Truva kurulduğu M.Ö. 3000'lerden, son büyük iki depremin olduğu M.S. 500'lere kadar pek çok önemli deprem yaşamıştır" dedi. Prof. Dr. Aslan sözlerini şöyle sürdürdü:
"Truva kentinin en güçlü olduğu, en zengin olduğu M.Ö. 1700'lerden itibaren meydana gelen depremlerden dersler alarak savunma sistemlerini ve duvarlarını ona göre inşa etmiş.
Buradaki savunma duvarının yapım tekniği eğimli ve testere dişi olarak tanımlanan, bir anlamda kiriş görevi de gören bir sistemle yapılmış ve aynı zamanda savunma duvarının temelinin ana kayaya kadar indirilmesi şeklinde, binlerce yıl önce depreme karşı alınan önlemleri tespit edebiliyoruz. Zaten Truva'daki eski dönem mühendislerinin, mimarlarının aldığı bu önlemler sayesinde antik kentteki bu görkemli duvarların binlerce yıl içinde ayakta kaldığını görebiliyoruz."



Yaşadığımız yüzyılın en önemli sorunlarından birisi, hava kirliliğidir. Dünyada pek çok insan temiz havaya erişememektedir. Sağlık dünyası da hava kirliliğinin sağlık üzerindeki olumsuz etkilerine dair çok sayıda bilimsel veri ortaya koymaktadır.
Sadece çocuklar ve yaşlılar değil; hava kirliliğine maruz kalan herkesin kalp ve solunum yolu hastalıkları, felç, kanser ve benzeri hastalıklara yakalanma ve erken ölüm riski artmaktadır. Dünya Sağlık Örgütü’ne göre, 2012 yılında dünyada 8 milyon insanın erken ölümüne sebep olan hava kirliliği, kanserin en önemli çevresel nedenidir.
“Açlığa 60, susuzluğa 6 gün dayanabilen insan; nefes almadan 1 dakika bile duramaz.” diyerek yola çıkan Temiz Hava Hakkı Platformu, doğa koruma ve sağlık alanında çalışan 18 Sivil Toplum Kurumunun bir araya gelmesiyle 2015 yılında kurulmuştur. Yaptığı çalışmalar, uzmanlık alanları nedeniyle yaşamsal öneme sahiptir. Yayınladıkları raporlar da bu konuya bilimsel açıdan dikkat çekmektedir.
Temiz havaya erişim, ülkemiz için de en önemli sorunlardan biridir. Bu konuda sürekli yapılmaya devam edilen kömür ve linyit yakıtlı santraller, özellikle denetimsizlik ve koşulların uygun olmaması nedeniyle hava kirliliğinin hızla artmasına neden olmaktadır. Şu an Türkiye'de bulunan 39 kömür ve linyit yakıtlı termik santralle ek olarak 30 tanesi daha yapılmayı beklemektedir. Başka bir ifadeyle Türkiye, nefes alınamayacak coğrafyalardan biri haline getirilmektedir.
Homeros'un ünlü destanı İlyada'da "hayvanların anası, kaynağı bol, çok pınarlı" olarak geçen ve tarihinin Milattan Önce 7000'lere kadar gittiği bilinen Kaz Dağlarına ev sahipliği yapan Çanakkale bu konuda önemli bir örnektir. Çanakkale’de 11’i proje aşamasında, 2’si inşaat halinde, 3’ü ise aktif durumda olan termik santrallerin aynı anda faaliyete geçmesi halinde, hava kirliliğinin bu ilimizde yüzde 150 oranında; İstanbul’da ise yüzde 25 oranında artacağı tahmin edilmektedir. Ülkemizde ve bölgemizde yaşayan herkes doğrudan yaşam riski taşımaktadır.
Termik santrallerin etkisiyle artış gösterten hava kirliliği sadece sağlığın kaybına neden olmamakta, bununla birlikte ekonomiye olumsuz yük bindirmekte ve gelecek kuşaklara kötü bir ülke miras bırakılmasının yolunu açmaktadır.
Sağlık ve Çevre Birliği’nin (HEAL) yaptığı çalışmaya göre de kömürlü termik santrallerden kaynaklanan hava kirliliği Türkiye'ye bugüne kadar her yıl 2.9 – 3.6 milyar Avro arasında sağlık maliyetine neden olduğu gibi, mevcut kömürlü termik santraller nedeniyle her yıl 3 bin erken ölüm, 637 bin 643 iş günü kaybı, 3 bin 823 yeni kronik bronşit vakası yaşanmıştır. Aynı zamanda tarım ve hayvancılık doğrudan olumsuz etkilenmekte, bu nedenle beslenme riski de söz konusu olmaktadır. Örnek vermek gerekirse Kaz Dağlarıyla birlikte, Edremit Körfez bölgesi zeytinyağları, zeytini, Bayramiç Beyazı, Ezine Peyniri gibi coğrafi işaretli pek çok ürün; kaliteli üretimi yapılan Çanakkale domatesi, kapya biber, şeftali, kiraz ve elma gibi ürünler de yok olacaktır.
Ülkemizdeki illerin neredeyse tamamı, hava kirliliği yaşamaktadır. Dünya Sağlık Örgütü’nün 2016 yılı verilerine göre, havası temiz olan illerimiz sadece Artvin, Adana ve Tunceli’dir.
Bu bağlamda; insan yaşamını, sağlığını, beslenmesini; ülke ekonomisini, tarım ve hayvancılığını doğrudan etkileyen hava kirliğinin nedenlerinin araştırılması, bu kirliliğe neden olan termik santrallerle ilgili önlemlerin alınması, geleceğe temiz bir miras bırakabilmek için dünya örneklerinin incelenebilmesi ve uzmanların görüşlerine başvurulabilmesi amacıyla Anayasa’nın 98. ve TBMM İçtüzüğü’nün 104 ve 105. maddeleri gereğince Meclis Araştırması açılmasını saygılarımızla arz ederiz.
Av. Muharrem ERKEK - Çanakkale Milletvekili



Çanakkale'deki Katrandağı ve Kazdağı'nda başta karaçam ve sahilçamı olmak üzere kestane, gürgen ve kayın ağaçlarında görülen kurumalar, görevlileri harekete geçirdi. Bazı köylüler, ağaçlardaki kurumaya asit yağmurlarının neden olduğunu söylerken, Orman idaresi yetkilileri yaptıkları incelemede, ilk bulgulara göre zararlı organizma tespit edilmediğini, ana faktörün kuraklık olabileceğini belirtti.
Çan İlçesi ormanlarını oluşturan Katrandağı ile Çan, Bayramiç ve Yenice ilçelerini kapsayan Kazdağı bölgesinde, son iki yılda görülen toplu orman kurumaları yetkilileri harekete geçirdi. Çan Katrandağı'nda yoğun olmak üzere Kazdağı'nın kuzey yamaçlarındaki Bayramiç İlçesi Çırpılar, Evciler ve Karaköy bölgelerinde karaçam, sahilçamı, kestane, gürken ve kayın ağaçlarında yaprak ve gövde kurumaları görüldü. Endişe yaratan tabloya köylüler asit yağmurlarının neden olduğu yorumunu yaparken, Orman Genel Müdürlüğü yetkilileri, bir süredir gündemde olan orman kurumalarını mercek altına aldı.
Orman Genel Müdürlüğü'nce İstanbul, Çanakkale ve Bursa orman bölge müdürlüklerindeki ormanlık alanlarda görülen karaçam ve sahilçamı kurumalarını yerinde görmek ve konuyla ilgili incelemeler yapmak üzere bir heyet görevlendirildi. Orman Zararlıları ile Mücadele Dairesi Başkanlığı Şube Müdürü Akın Emin, Isparta Süleyman Demirel Üniversitesi Orman Entomolojisi ve Koruma Ana Bilim Dalı Başkanlığından Prof. Dr. Mustafa Avcı ve Toprak İlmi ve Ekoloji Ana Bilim Dalı Başkanlığından Doç. Dr. Yasin Karatepe'den oluşan teknik heyet, Çanakkale ormanlarında incelemeler yaptı. Çanakkale, Çan, Yenice ve Biga Orman İşletme Müdürlüğünü kapsayan çalışmalarda, 250 metre ile 500 metre rakım aralığındaki bazı bölgelerde karaçam ağaçlarında meydana gelen kurumaların nedeninin tespiti için orman bitkisi ve bitkisel ürünlerinde görülen zararlı organizmalar açısından inceleme yapıldı.
Çanakkale Orman Bölge Müdürü Refik Ulusoy da katıldığı incelemede, kuruyan ağaçların sürgün, dal, gövde ve kök yapıları incelenerek açılan toprak profillerinden tahlil için toprak örnekleri alındı.
Yapılan inceleme ve örnekleme çalışmalarında ilk bulgulara göre zararlı organizma tespiti yapılamadı. Kuruyan karaçamların, optimum dikey yayılış alanının dışında, 700 metre rakımların altında olduğu, kurumaların zararlı organizmalar nedeniyle değil, ana faktörün kuraklık olabileceği kanaatine varıldı. Alınan ağaç ve toprak örneklerinin laboratuvarda incelenmesi sonucunda teknik heyet tarafından bir rapor düzenleneceği bildirildi.
Çanakkale'nin adı son dönemde Çan ve Biga ilçelerindeki termik santrallerin yanı sıra, Kazdağı bölgesindeki altın madenleri ile anılmaya başlamıştı. Çevreciler de bunun ormanlara, sulara ve doğal hayata zarar vereceği endişesiyle bir süredir çeşitli eylemlerle kamuoyuna seslerini duyurmaya çalışıyordu.



TEMA’nın hazırladığı “Çanakkale İçin Hava Kirliliği ve Sağlık Etki Modellemesi” raporuna göre, bazıları proje aşamasında olan 16 termik santral faaliyete geçtiğinde Çanakkale’de yaşam duracak.
Hava kirliliği üst seviyeye çıkacak. Yılda, 1140 erken ölüm gerçekleşecek. Kirlilik uzun mesafeye de taşınarak İstanbul’a kadar ulaşacak. Halk sağlığını hava kirliliğinden korumak için bir araya gelen sivil toplum kuruluşları, Çanakkale’de Kirazlıdere kömürlü termik santralının yatırımcısı Yıldırım Holding’e projeden vazgeçme çağrısı yaptı. Çanakkale’yi tehdit eden santralların, 3’ü aktif, 2’si inşaat halinde, 11’i ise projede...
Erken ölümler artacak
Raporun sonuçlarına göre Çanakkale’de termik santral projeleri hayata geçerse, bölge yaşanmaz düzeylere ulaşacak. Hava kirliliğine neden olan ve gözle görülemeyen parçacık maddeler rüzgârın etkisi ile çok geniş bir alana yayılabildiğine dikkat çekilen raporda, santralların hava kirliliğini yüzde 50-150 arasında artırabileceğine dikkat çekildi. Bu kirliliğin sağlık etkisinin bölgede her yıl 1130 erken ölüm olacağı ve her yıl 160 bebeğin düşük doğum ağırlığıyla dünyaya geleceği hesaplanıyor.
Kömür devri geçti
Şişli’deki TEMA Genel Merkezi’nde bir araya gelen sivil toplum kuruluşları, termik santrallardan vazgeçilmesini isteyerek “Havamızı bozmayın” dediler. Kazdağı Doğal ve Kültürel Varlıkları Koruma Derneği adına konuşan Nebile Bayrak, santral projelerinden vazgeçilmesini isteyerek “Artık kömür çağı geçti” dedi. Halk Sağlığı Uzmanları Derneği’nden (HASUDER) Doç. Dr. Çiğdem Çağlayan da “Hava kirliliği, bronşit, amfizem ve akciğer kanseri gibi kronik solunum hastalıkları ve kalpdamar hastalıkları gibi ölümcül hastalıklara sebep olabiliyor. Her yıl dünyada 6.5 milyon insan hava kirliliği nedeniyle ölüyor” diye konuştu.











http://www.burasicanakkale.com ©  2000  - Bütün hakları Saklıdır.