ÇANAKKALE'NİN DÜNYAYA AÇILAN PENCERESİ ::.  

Burası Çanakkale'yi Giriş Sayfanız Yapın Sık Kullanılanlara Ekleyin...



ÇANAKKALE BÖLGESİNDEN TÜM HABERLER ...                                                                                                                                  Son Güncelleme : 12.11.2017


     


CHP Çanakkale Milletvekili ve Anayasa Komisyonu üyesi Muharrem Erkek, Çanakkale yerel basın mensupları ile bir araya geldi. Gündeme dair açıklamalarda bulunan Milletvekili Erkek, GESTAŞ’ın birilerinin çiftliği halde getirildiğini söyledi. 2015 Sayıştay Raporlarındaki iddialar üzerine Çanakkale Cumhuriyet Başsavcılığının harekete geçerek GESTAŞ’a resen soruşturma başlatmaya davet etti.
Erkek, Türkiye ve Çanakkale gündemine dair değerlendirmelerde bulundu. GESTAŞ’ın büyük sansasyon yaratan 2015 Sayıştay Raporlarını gündeme getiren Milletvekili Muharrem Erkek, Çanakkale halkının paraları ile kurulan kamu şirketi GESTAŞ’ın AK Parti ve bazı kişilerin çiftlik gibi kullandığını söyledi. 2015 Sayıştay raporundaki iddialar üzerine Cumhuriyet Başsavcılığını göreve davet eden Muharrem Erkek, savcılığın GESTAŞ’a soruşturma açması gerektiğine dikkat çekti.
“Kentimizi yakından ilgilendiren, halkımızı, halkımızdan alınan vergileri ilgilendiren çok önemli konular var. Örneğin GESTAŞ.. GESTAŞ bir anonim şirkettir ama sermayesi Çanakkale Halkının parasıdır. GESTAŞ AK Parti’nin çiftliği değildir, GESTAŞ birilerinin çiftliği değildir. Bugün GESTAŞ’ta çalışan birçok işçinin GESTAŞ ile hiç ilgisi olmayan alanlarda çalıştırıldığını görüyoruz. GESTAŞ’tan bütün masrafları karşılanan belli kişilerin makam araçları olarak kullanıldığını görüyoruz. GESTAŞ ile ilgili çok ciddi iddialar var. Evet müfettişlerin burada olduğunu, ciddi incelemeler yaptığını biliyoruz ama artık bu memlekette cesur müfettiş namuslu savcı kaldı mı onu da çok merak ediyoruz. GESTAŞ’ı Çanakkale kamuoyu çok yakından takip ediyor, bizlerde takip ediyoruz.
Birileri GESTAŞ’ı herhalde kendi şirketi gibi görüyor. Partisinin, iktidarın çiftliği gibi görüyor ama bu böyle devam etmeyecek. Zamanı geldiğinde Çanakkale halkı bunlara gereken en güzel cevabı verecektir. Sayıştay raporları geçtiğimiz günlerde yayınlandı. Sayıştay raporlarını ayrıntılı olarak bizlerde inceleyeceğiz. Bildiğimiz kadarıyla İl Genel Meclisi başkanının makam aracını GESTAŞ tahsis etmiş. GESTAŞ’ta maaş alan birçok kişi başka, başka alanlarda çalıştırılmış. Biz bundan sonra hem Sayıştay raporunu inceleyeceğiz, müfettiş raporlarını inceleyeceğiz ve devamında bunları halkımız ile paylaşacağız.
Hepimiz biliyoruz ki; yargı şu an bağımsız değil. Yargı camiası içerisinde biliyoruz ki hala namuslu savcılar, hâkimlerimiz var ama onlarda şu anda hareket edemiyorlar. Herkes korku, baskı ve tehdit altında. Onun için ilk seçimlerde başta Çanakkale halkı olmak üzere Türk halkına güveniyoruz. Takip ettiğimiz konuları basın aracılığı ile halkımızla paylaşacağız. Maalesef geldiğimiz noktada GESTAŞ birilerinin arpalığı haline gelmiş, maalesef birilerinin çiftliği olmuş. Bu iddialar ve Sayıştay raporları ile ilgili olarak Çanakkale Cumhuriyet Başsavcılığı da gereğini yapmalıdır. Resen soruşturmalıdır.
Biz hep ne diyoruz; basın özgürlüğü, demokrasi, adalet diyoruz. Basın yazmazsa halk gerçekleri öğrenebilir mi? Gazetecilik yargılanıyor. Bir gazeteci zaten bunu yapmalıdır. O yüzden bu davalardan sakın korkmayın. Çünkü bu davalarda güçlü olan değil, haklı olanlar kazanır.
Muharrem Erkek, basın mensuplarının AK Partili belediye başkanlarının istifasının sonrasında başta CHP olmak üzere diğer partilerin belediye başkanlarının da görevden alınacağına dair Cumhurbaşkanı’nın söylemleri hatırlatıldı. Çanakkale Belediyesine kayyum atanıp-atanmayacağı ile ilgili soruya Milletvekili Muharrem Erkek; “Öyle bir ihtimal yok. Olamaz. Ama Tek Adam Rejimlerinde, diktatörlük rejimlerinde her şey olabilir” diyerek cevap verdi.
Çanakkale ve Türkiye’nin gündemlerine dair basın mensuplarıyla bir araya gelip açıklamalarda bulunan CHP Çanakkale Milletvekili Muharrem Erkek, basın mensuplarının sorularını da yanıtladı.
Geçtiğimiz ay Belediye Meclis toplantısında yaşanan olaylar ve sonrasında Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 18 Mart Törenlerinde Belediye Başkanı Ülgür Gökhan’ın konuşmasının yasaklanacağını açıklaması, sonrasında Kepez Belediye Başkanı Ömer Faruk Mutan’ın “Çanakkale kayyum kaldırmaz, sakın ha” uyarısı ve son olarak AK Partili Belediye başkanlarının istifasının ardından diğer partili belediye başkanlarının görevlerinden alınacağının açıklaması gündeme geldi. Çanakkale Belediyesine Kayyum atanır mı? Sorusu sorulan CHP Çanakkale Milletvekili Muharrem Erkek, ilgili soruya; “Öyle bir ihtimal yok. Olamaz. Ama Tek Adam Rejimlerinde, diktatörlük rejimlerinde her şey olabilir” diyerek cevap verdi.
KAYYUM ATANIRSA İLK SEÇİMDE % 75-80 OY ALIRIZ
Çanakkale Belediyesine kayyum atanıp atanmayacağı sorusunu yanıtlayan Milletvekili Muharrem Erkek; “Kesinlikle böyle bir şey söz konusu bile olamaz. Türkiye şu an Tek Adam Rejiminde yönetiliyor değil mi? Bu şartlar altında olabilir. Normal şartlar altında ise böyle bir şey kesinlikle olamaz. Eğer bu Tek Adam rejiminde Çanakkale Belediyesine kayyum atanırsa; öyle sanıyorum ki biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak önümüzdeki yerel seçimde yüzde 75-80 oy ile kazanırız diye düşünüyorum” dedi.
HANGİ GEREKÇELERLE KAYYUM ATANACAK?
Çanakkale Belediyesine Kayyum atanabilmesi için hiçbir geçerli sebep olmadığına dikkat çeken Milletvekili Muharrem Erkek, “Çanakkale Belediyesine hangi gerekçelerle kayyum atanacak? Bir tane haklı gerekçe söyleyebilir misiniz? Şu anda AK Parti içerisinde büyük sıkıntı var. Onu örtebilmek için başka belediyelere yöneldiklerini biliyoruz. İç işleri Bakanı talimatıyla birçok belediyeye müfettiş gönderiliyor. Cumhuriyet Halk Partili Belediyelerimiz zaten müfettişlere alışkındır. Senelerdir belediye başkanlarımız müfettişler tarafından didik didik inceleniyor ama tüm incelemelere rağmen bir şey bulamıyorlar” dedi.
Bu tartışmayı başından sonuna kadar izledim. Taraflardan birinin bu tartışma esnasında hakareti varsa; suç işlemişse Çanakkale adliyesine, yargıya gider müracaatını yapar. Bu müfettişlerin konusu değil ki. Siyasette her zaman sert tartışmalar olur, bu tartışmalarda müfettişleri ilgilendirmez. Hakaret veya tehdit varsa; AK Partide olduğu gibi, belediye başkanları aileleri tehdit ediliyor. Kendi belediye başkanlarını lütfen bizim başkanlarımız ile karıştırmasınlar. Bizim başkanlarımız hak, hukuk ve adalet için sonuna kadar mücadele ederler” dedi.
ECEABAT BELEDİYE BAŞKANINI KİM KORUYOR?
Geçtiğimiz aylarda Eceabat Belediyesi’nin AK Partili Belediye Başkanı Adem Ejder’in bir meclis üyesini tehdit ettiği ve darp ettiği, bir kadına da şiddet uyguladığı gerekçesi ile kesinleşmiş ceza aldığı gündeme gelmişti. AK Partililere seslenen Milletvekili Muharrem Erkek, “Eceabat Belediye başkanını kim koruyor” sorusunu yöneltti.
ECEABAT BELEDİYE BAŞKANI KANUNEN BAŞKANLIK YAPAMAZ!
Muharrem Erkek AK Partili Eceabat Belediyesi ve Belediye Başkanı Âdem Ejder ile ilgili olarak; “Çanakkale’de fazla dillendirilmeyen bir şey var. Eceabat Belediye başkanı. AK Partili bir belediye başkanı kendisi değil mi? Belediye meclis üyelerini tehdit ettiği, hakaret ettiği, darp ettiği gerekçesi ile ceza aldı. Aldığı ceza da kesinleşmiştir. Bir belediye meclis üyesini darp ettiği için ceza aldı. Çanakkale’nin AK Parti teşkilatı ne yapıyor Eceabat Belediye Başkanı İle ilgili? Hak mahrumiyeti cezası var; şu an hukuken belediye başkanlığı yapamaz Eceabat Belediye başkanı. 10 ay hak mahrumiyeti cezası almış, 10 ay boyunca kamu haklarından yoksunluk var. Kim koruyor bunu? Kimler koruyor?” sorularını yöneltti.
“AK PARTİ TEŞKİLATI ECEABAT BELEDİYE BAŞKANINI İSTİFAYA ÇAĞIRSIN”;
AK Parti Çanakkale Teşkilatı’nın Eceabat Belediye Başkanı’nı neden görevden almadığını, AK Parti Teşkilatının Eceabat Belediye Başkanı hakkında ne yaptığı sordu; “Yine Eceabat’ta bir siyasi partiye mensup kadınlara hakaret ettiği gerekçesi ile ceza aldı. Ne yapıyor Çanakkale AK Parti teşkilatı. Bir partinin iç meselelerini tartışma yeri Belediye meclisleri değildir. Onların arasında yaşanan bir şey; hakaret olmamış, tehdit olmamış. Yaşanmaması gereken bir tartışma yaşanmıştır. Ama ben şu an yargı kararları ile cezalandırılmış bir olaydan bahsediyorum. Bunları neden sormuyorsunuz? Bunları herkes biliyor. Bu belediye başkanı hakkında ne yaptı AK Parti teşkilatı? İstifaya davet etsinler belediye başkanlarını; kadına hakaret var, belediye meclis üyelerine tehdit var, darp var. Bu Çanakkale’de olduğu için paylaşıyorum, hepiniz mahkeme kararlarını biliyorsunuz” dedi.



Çanakkale merkeze bağlı Kepez Beldesi'nin ilçe olması için 'Kepez halkı ilçe olmak istiyor' adlı imza kampanyası başlatıldı. Beldenin cadde ve sokakları da 'Erik dalı gevrektir, ilçe olmak gerektir', 'En büyük belde, en şirin ilçe' ve 'Anlatılmaz yaşanır, ilçe olmak yakışır' gibi birbirinden ilginç afiş ve pankartlarla donatıldı.
26 bin nüfuslu Kepez Beldesi'nde, bir ay önce AK Parti Grup Başkanvekili ve Çanakkale Milletvekili Bülent Turan'ın, beldedeki AK Parti Gençlik Kolları toplantısında, 'Kepez'in ilçe olması gerekir. Kepez'e de yakışır' sözleri üzerine, 2 hafta önce Kepez Belediye Başkanı CHP'li Ömer Faruk Mutan ve AK Parti Kepez Belde Teşkilat Başkanı Alper Altınok tarafından başlatılan imza kampanyası kapsamında, Kepez Belediyesi hizmet binası girişindeki imza defterinde 2 bin, AK Parti Kepez Belde Teşkilatı tarafından 3 mahallede kurulan stantlarda ise 3 bin olmak üzere şu ana kadar 5 bin imza toplandı.
KENT PANKART VE AFİŞLERLE DONATILDI
Kepez'in ilçe olması için 15 gün önce başlatılan 'Kepez halkı ilçe olmak istiyor' imza kampanya kapsamında, beldenin cadde ve sokaklarını, 'Erik dalı gevrektir, ilçe olmak gerektir', 'En büyük belde, en şirin ilçe', 'Anlatılmaz yaşanır, ilçe olmak yakışır', 'Çağdaş bir ilçe doğuyor', 'Gönüllerin ilçesi Kepez' ve 'Beldelerin birincisi, ilçelerin en yenisi' yazılı birbirinden ilginç 40'a yakın afiş ve pankart asıldı. Pankart ve afişlere yazılan ilginç sloganların Kepez Belediyesi hizmet binası girişindeki imza masasında slogan kutusuna vatandaşlar tarafından yazılan sloganlar olduğu da belirtildi.
'BİZ MAHALLE DEĞİL, BİZ BELEDİYE OLALIM'
Belediye Başkanı Mutan, Kepez'in ilçe olmasıyla alakalı son 3 ya da 4 haftadır bir takım söylemlerin olduğunu belirtti. Kepez'in ilçe olması düşüncesinin çıkış noktasının AK Partili Turan'ın, Kepez'deki gençlik kollarıyla yaptığı toplantıda sarf ettiği "Kepez'in ilçe olması gerekir. Kepez'e de yakışır" sözleri olduğunu ifade eden Mutan, sözlerine şöyle devam etti:
"Bu açıklamaların üzerine biz de harekete geçtik. Bundan iki hafta önce AK Partili, CHP'li ve o dönem bağımsız belediye meclis üyelerimizin imza onayıyla birlikte, biz de kampanyanın startını verdik. Orası, Belediye Meclisi ve Belediye Başkanıyla birlikte halkın iradesinin tamamını kucaklayan bir ortak zemindi. Bizim ilçe olmamız bütün şehir süreciyle birlikte tartışılmakta. Eğer bütün şehir olunacaksa, o süreçle alakalı beldeler mahalle oluyor. Biz mahalle değil, biz belediye olalım. Ve o idari yapılanma sürsün. Kendi bütçemizi kullanalım. Kendimizi idare edelim. Böyle bir destek noktasına taşındı. Bu destek kendini farklı şekillerde ifade etmeye başladı. Belediye Meclis üyeleriyle birlikte benim imzalamış olduğum mutabakat metni ile birlikte ortaklaştık. Akabinde geçen hafta imza kampanyası başlattık. Vatandaşlarımıza elimizden geldiğince anlatıyoruz."
'LAF AĞIZDAN ÇIKTI'
Kepez Belediyesi hizmet binası girişindeki imza kampanyası masasında halk tarafından slogan kutusuna atılan ilginç sloganlardan dikkat çekici olanların pankart ve afiş halinde beldenin cadde ve sokaklarına asıldığını kaydeden Başkan Mutan, konuşmasına şöyle devam etti:
"Geçen hafta itibariyle beldemizin birçok yerine 30 ile 40 civarında afişlerimizi, pankartlarımızı astık. 3 ya da 4 günde bir bu pankart ve afişlerin yerlerini değiştiriyoruz. 'Erik dalı gevrektir, ilçe olmak gerektir' gibi. Bunları biz bulmadık. Belediye girişindeki slogan kutusuna vatandaşlar, belediye çalışanları tarafından yazılan yazıların içinden etkileyici, akılda kalabilen sloganları pankart haline dönüştürüp, beldemizin birçok yerine astık. Bu kampanyaya katkımızı, aklımızı sunmaya devam ediyoruz. Olur muyuz? İnşallah oluruz. Olur muyuz? Laf ağızdan çıktı. Olmalıyız. Hatta onu da sloganlaştırdık. Onu da Tarım Kredi Kooperatifi önünde ana caddeye astık. Laf ağızdan çıktı. 'İlçe olmak zamanı' dedik. İlçe olma süreciyle alakalı gerekli girişimlerimizi yapmaya devam ediyoruz" dedi.



Çanakkale Valiliği, kentte geçici koruma kapsamında bulunan Suriyelilere, 'Yol İzin Belgeleri' yoksa seyahat kısıtlaması getirildiğini açıkladı. Kara, deniz ve hava taşımacılığı yapan şirketlere gönderilen kararda, belgeleri olmayan Suriyelilere, bilet satışının yasaklandığı belirtildi.
Çanakkale Valiliği, Suriyeli yabancıların kendilerine sağlanan hak ve hizmetlerden gereği gibi faydalanabilmesi, kamu düzeni ve güvenliğini sağlanması, özellikle göçmen kaçaklığı suçuna karışan veya terör örgütleriyle ilişkisi bulunanların tespitinin sağlanması amacıyla Suriyeli yabancılara 'Yol İzin Belgesi' olmadan bilet satışını yasakladı.
Çanakkale Valiliğinden yapılan yazılı açıklamada, il sınırlarında yolcu taşımacılığı faaliyetinde bulunan kara, deniz, hava ve demiryolu taşımacı, acente, taşıma işleri komisyonculuğu, taşıma işleri organizatörlüğü, terminal işletmeciliği, araç kiralama işletmeciliği, taksi durakları gibi ulaşım hizmeti veren firma, şirket ve duraklar tarafından, geçici koruma kapsamında bulunan Suriyeli yabancıların yanlarında 'Yol İzin Belgeleri' olmaksızın bilet satış yapılmasının ve taşımacılık suretiyle Çanakkale dışına çıkarılmalarının yasaklanmasına karar verildiği belirtildi. Kararda bu yasaklara uymayanlara idari para cezası uygulanacağı da kaydedildi.
Alınan bu kararla, İl Göç İdaresi Müdürlüğünce verilen geçerli 'Yol İzin Belgesi' bulunmayanlara bilet satışı ve hizmet verilmesinin durdurularak, geçici koruma kapsamında bulunan Suriyeli yabancıların nüfus hareketliliğinin, ikamet ili değişikliğinin ve mobilitelerinin düzenlenmesi ve kontrol altına alınması, kayıtsız olan Suriyeli yabancıların ise geçici koruma kapsamında kayıt altına alınması ile Çanakkale il sınırları içerisinde huzur ve güvenliğin, kamu esenliğinin sağlanması, suç işlenmesinin önlenmesi ve işlenen suçların aydınlatılması amaçlandığı açıklandı.



Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Berat ALBAYRAK tarafından cevaplandırılması bekleniyor.
Çanakkale’nin 10 kilometre yakınında 51 milyon metreküp su kapasiteli tek içme suyu kaynağı olan, birçok yer altı ve yer üstü su kaynağıyla beslenen Atikhisar Barajının hemen yakınında siyanürlü altın madenciliği yapacak Kanadalı Alamos şirketinin, açık sistem maden arama tekniği ile gerçekleştireceği çalışma öncesi, ÇED raporuna göre Bayramiç’te 1 milyon 800 bin metre kare ve Kirazlı’da 1 milyon 300 bin metre kare alanda bulunan ağaçları keseceği ileri sürülmektedir.
Bahsi geçen alanda katledilmesi planlanan ağaç sayısının 200 binin üzerinde olduğu bilinmektedir. Yine hazırlanan ÇED raporuna göre ise buradaki siyanür girdisi 26 bin ton, zehirli ağır metaller toplamı 40 bin ton ki bunun 17 bin 400 tonu arsenik, 87 tonu cıva, 4 bin 60 ton olmak üzere 40 bin 252 ton ağır metal olacaktır. Bu rakamların ÇED raporunda geçenler olduğu ve aslında çok daha fazla ağaç katledileceği, zehirli maddeler ortaya çıkacağı konunun uzmanları tarafından belirtilmektedir.
Böyle bir ortamda, çevre ve doğa, tarım, hayvancılık ve gıda ürünleri; başka bir ifadeyle canlı yaşamı ve ülkemizin, Çanakkale’nin geleceği doğrudan tehlike altındadır. Çanakkale’nin içme suyu kaynağının ve dolayısıyla Çanakkaleli hemşehrilerimizin sağlıklarının siyanür nedeniyle risk altına alındığı bölgede bir de yüz binlerce ağacın katledilmek istenmesi, bu arama faaliyetine karşı olan yöre halkı tarafından büyük tepkiyle karşılanmaktadır.
Oysa hem insan yaşamının ve yaşam kalitesinin tehlikeye atılması hem de çevre, doğa katliamının gerçekleşmesi olasılığının yanında, firma faaliyetlerine dair açıklanan mali rakamların Çanakkale ekonomisine de ciddi katkı yapmayacağı göz önünde bulundurulduğunda, Alamos şirketinin faaliyetlerinin milli maden politikası kapsamında yer alıp almadığı merak edilmektedir. Bu bağlamda:
1. Ülkemiz genelinde altın araması yapan şirketler hangileridir? Bunlar nerelerde altın araması yapmaktadır? Toplam işlenmesi planlanan rezerv ne kadardır?
2.Türkiye’de altın araması yapan şirketler, hangi yöntemlerle altın aramaktadır? Hangileri siyanürlü altın madenciliği yöntemini kullanmaktadır? Bunlar hangi illerimizdedir?
3.Alamos şirketinin siyanürlü altın arama faaliyetleri hangi aşamadadır? Ruhsat konusunda gelişmeler ne durumdadır? Şirketin sondaj ve arama faaliyetlerine ilişkin süreç bugüne kadar nasıl ilerlemiştir? Şirkete altın arama faaliyeti öncesi hangi izinler verilmiştir?
4.Bölgede tespit edilen cevher ne kadardır? Bunun çıkarılmasında kullanılacak su miktarı ne kadardır? Su kaynağı nereden ve nasıl karşılanacaktır?
5.Şirketin ağaç katletmesi için izin verilmiş midir? Bu izin verilmişse verilmeden önce bölgede kaç ağaç kesileceğine dair araştırma yapılmış mıdır?
6.Şirketin bölgedeki faaliyetlerinin ekonomik değerleri nedir? Canlıların yaşamının olumsuz etkilendiği ve yurt dışına çıkarılacak olan ekonomik değerler düşünüldüğünde, bu faaliyetlerin ülkemize ve Çanakkale’ye katkısı ne olacaktır?
7.Alamos şirketinin bölgedeki altın faaliyetlerinin Çanakkale’nin tek içme suyu kaynağı olan Atikhisar Barajı civarında yapılmasının doğuracağı riskler de göz önüne alındığında, altın arama faaliyetinin Çanakkale’nin geleceğine, insan yaşamına, doğa ve çevreye olumsuz etkilerine dair Bakanlığınızca bir çalışma yapılmış mıdır?
8.Hem insan yaşamının ve yaşam kalitesinin tehlikeye atılması hem de çevre, doğa katliamının gerçekleşmesi olasılığının yanında, firmanın Çanakkale’ye mali anlamda da büyük katkılar yapmayacağı düşünüldüğünde, şirkete verildiği söylenen izinler, milli enerji ve maden politikası kapsamında mıdır?
Av. Muharrem ERKEK - Çanakkale Milletvekili


ÇANAKKALE BELEDİYE MECLİSİNİN
TEK MHP’Lİ ÜYESİ İSTİFA ETTİ…

Çanakkale Belediye Meclisi’nin MHP’li üyesi Ufuk Demirbaş partisinden istifa ettiğini bildirdi. Demirbaş, “Çanakkale Belediyesi, Belediye Meclis Üyeliği görevini yürüttüğüm Milliyetçi Hareket Partisi’nden istifa kararı aldığımı tüm kamuoyuna bildiriyorum” dedi.
“Eğitimin sisteminin çöktüğü, ekonominin can çekiştiği, dış politikası iflas etmiş, genç ve üreten insanının geleceğini yurt dışında aradığı, vatandaşının mutsuz, keyifsiz ve umutsuz olduğu bu ülkede;Elinde sermaye olarak sadece dinin kaldığı, partililerin kendi çocuklarını kolejlere, yurtdışına eğitim için gönderirken, ülkenin fakir ve gariban çocuklarını dindar nesil yetiştiriyoruz diye imam hatiplere teşvik eden, ülkenin kurucu değerlerini önemsizleştiren ve Mustafa Kemal Atatürk’ü ders kitaplarında sıradanlaştıran, herkesle kavga eden, herkesi tehdit eden, metal yorgunluğu zannettikleri aslında çürüme sürecine girmiş ve tüm iradesini tek bir kişiye teslim etmiş bir partiyle, aynı yolda yürümeye karar vermiş siyaset anlayışının bir parçası olmak istemediğimden dolayı;
Çanakkale Belediyesi, Belediye Meclis Üyeliği görevini yürüttüğüm Milliyetçi Hareket Partisi’nden istifa kararı aldığımı tüm kamuoyuna bildiriyorum.
Eğitimde felaket tablonun, bilimde olmayışımızın, sanatta yok oluşumuzun, sporu siyasetin getirdiği noktanın, dünya yapay zekayı tartışırken teknolojide geri kalmışlığımızın ve yoksulluğumuzun nedenleri üzerine kafa yormak ve ortak çözümler bulmak için ülkesini gerçekten seven, niyeti devleti ele geçirmek, gücü elde tutmak değil bu ülkenin temiz insanlarına fayda ve katkı sunmak isteyen insanların bir araya gelmesi gerekiyor.
Bugünkü sistem, öteki gördüğümüz bizden farklı düşünen, farklı inanan, farklı yaşayan toplumun bütün kesimleriyle de diyalog kurmak, duygu birliği oluşturmak ve ortak değerlerimize vurgu yapmayı da gerektiriyor. Bu ülkeyi tek adamın değil; herkesin eşit, özgür, üreten ve insan gibi yaşadığı saygın bir ülke yapabileceğimize insanlarımızı ikna etmek için yakın bir zamanda yola çıkıyoruz”



CHP Çanakkale Milletvekili Bülent ÖZ, son zamanlarda Çanakkale’de artan olayların kentte tedirginlik oluşturduğunu dile getirerek, Emniyetin önlem alıcı tedbirleri arttırmak yerine İl Emniyet binasını ve Çanakkale’nin her iki girişindeki uygulama noktasını beton barikatlar ile çevrelenmesine vatandaşların tepki göstermesi ve konunun medyada yer alması üzerine TBMM Genel Kurulunda söz alarak açıklamalarda bulunup, İçişleri Bakanlığına sorular yöneltti.
Açıklamalarında Çanakkale’nin huzurun kenti olduğunu, fakat yaşanan olayların huzur bozucu olduğunu vurgulayan CHP’li Bülent ÖZ şunları ifade etti:
ÇANAKKALE’DE SON GÜNLERDE ÜZÜCÜ OLAYLAR YAŞANMAKTADIR
Dünyaya barışı kazandıran, huzurun ve barışın kenti Çanakkale'de son günlerde üzücü olaylar yaşanmaktadır.
Elbette tüm Türkiye'de olduğu gibi Çanakkale'de de GBT kontrolleri ve uygulama noktalarında denetimler yapılarak şehrin giriş-çıkışları kontrol altında tutuluyor. Fakat nasıl oluyor da mekânlar basılıyor, büfeler kurşunlanıyor, insanlar öldürülüyor, sokak ortasında gasplar yaşanıyor?
ŞEHİR GİRİŞİ KALE DUVARI ŞEHİR MERKEZİNDE TEDİRGİNLİK YAŞAMI
Çanakkale'nin emniyet tedbirlerini artırmak yerine Emniyet Müdürlüğünün ve uygulama noktalarının etrafına beton barikatlar örerek Emniyet kendi tedbirlerini artırıyor.
Geçtiğimiz Cumartesi Çanakkale'de bulunan bir eğlence mekânına bir grubun saldırmasıyla şehirdeki tedirginlik had safhaya ulaşmıştır ve vatandaşlar şehir merkezinde tedirginlik yaşadığını ifade ederek "Çanakkale Emniyetinin kendi emniyet tedbirlerinden Çanakkale'mizin emniyet tedbirlerine sıra ne zaman gelecek?" diye sormaktadır.
Açıklamalarının ardından İçişleri Bakanlığına sorular yönelten CHP’li ÖZ, “Bu bağlamda gerekli tedbirlerin alınması için ne gibi çalışmalar yapılmaktadır? Çanakkale'de bir kriz masası kurulması düşünülüyor mu?” dedi.



Çanakkale Kent Konseyi Kadın Meclisi üyeleri, belediye meclis toplantısında gündem dışı konuşmalar sırasında AK Parti Grup Başkanvekili Tülay Ömercioğlu ile tartışan Çanakkale Belediye Başkanı CHP'li Ülgür Gökhan'a destek verdi.
Cumhuriyet Meydanı'nda toplanan bir grup kadından Başkan Gökhan'a destek geldi. Gruba, Çanakkale Belediye başkan yardımcıları Rebiye Ünüvar, Handan Özyayla ve Özdeyiş Çetin, CHP'li Çanakkale Belediye Meclis üyeleri Bilge Şimşek ve Emine Kardelen ile Belediye Başkanı Ülgür Gökhan'ın eşi Hale Gökhan da destek verdi. Basın açıklaması öncesinde kadınlar, 'Halkçı başkan bizim başkan', 'En büyük başkan bizim başkan' sloganları attı. Son günlerde Belediye Başkanı Ülgür Gökhan'a yönelik basında ve kamuoyunda algı operasyonu yaratıldığını öne süren Çanakkale Kent Konseyi Kadın Meclisi Başkanı Sevgi Uluşal: "Belediye meclis toplantısında AKP Grup Başkanvekili Sayın Tülay Ömercioğlu'nun CHP'nin parti içi sorunlarını olumsuz çağrışımlarla ısrarla gündeme getirmek istemesine karşı Başkanımız Ülgür Gökhan defalarca uyarıda bulunmuş ve bu siyasi konunun yerinin belediye meclisi olmadığını belirtmiştir.
AKP Grup Başkanı avukat Tülay Ömercioğlu'nun bu konudaki ısrarlı tutumunu devam ettirmesiyle ortaya çıkan gerginlik sonucu yaşananlar hepimizin malumudur. Çanakkale'nin tüm kadınları olarak şunun bilinmesini istiyoruz; barışın kenti Çanakkale'nin belediye başkanına yönelik oluşturulmaya çalışılan bu söylemlerin hiçbir tutarlılığı olamaz, yoktur. Türkiye'de kadınlarımız için en yaşanası, en özgür kent olan bu şehirde bütün kadınlarımız ve çocuklarımız kentimizin tüm imkanlarını gece gündüz demeden özgürce kullanabiliyorsa, 45 yıllık sosyal demokrat anlayışa ve bu anlayışı yöneten belediye başkanlarına borçludur.
'Şiddet ve taciz' kelimelerinin başkanımız ya da bu kenti yöneten tüm üyeler için kullanılması imkânsızdır. Şiddet kelimesinin karşılığını arayanlar her yıl şiddet mağduru olan kadınlara ve hayatları son bulan kadınlara bakmalı. Şiddet ve taciz kelimeleri için Ensar'daki yaşananlara ve sorumlularına bakmalı. Şiddeti görmek istiyorsanız televizyonlara bakın. Bu şehrin belediye başkanı olsa olsa yediden yetmişe herkese sevgi verir, çiçek verir, onları kollar. Bu gerçeği aslında bu iftirayı siyasi emelleri için kullanmak isteyenler de biliyor. Bu anlamsız ve tutarsız algı operasyonunun sonuca ulaşması imkansızdır ve kamuoyunda asla karşılığı yoktur. Başkanımıza kadın dernekleri olarak inancımız ve desteğimiz tamdır."
BAŞKAN GÖKHAN TÜM KADINLARDAN ÖZÜR DİLEDİ
Konuyla ilgili açıklama yapan CHP'li Çanakkale Belediye Başkanı Ülgür Gökhan ise "Çanakkale halkı benim Çanakkale'de kadınlara karşı nasıl pozitif ayrımcılık yaptığımı ve kadınlarla ilgili onların haklarıyla ilgili nasıl mücadelelerde bulunduğumu gayet iyi bilir.
Orada bir kadının mevcut olması siyaseten onu haklı çıkarmaz. Israrla böyle bir algı yaratılmaya çalışılıyor. Belediye meclisindeki sadece bazı kareler medyaya yansıtılıyor. Belediye web sitesine görüntülerin tamamını koyduk. Buradan izlenebilir. Ama böyle bir algı varsa, kadına karşı böyle bir tavır içinde olduğum algısı yayılmışsa, ben özür diliyorum. Tüm kadınlardan özür dilerim. Ama niyetim böyle bir şey değildi. Zaten tavrım da öyle değil" dedi.



Çanakkale Boğazı'ndan 2016 yılında 44 bin 35 gemi geçiş yaparken, 2017 yılının ilk 9 ayında ise 29 bin 164 gemi boğazı kullandı.
Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı Çanakkale Liman Başkanlığı verilerine göre, 37 mil uzunluğundaki Çanakkale Boğazı'nda gemi trafik yoğunluğu artış gösterdi. Son 10 yıllık verilere göre boğazda gemi yoğunluğunun en çok 2009 yılında yaşandığı görülüyor. 2007 yılında Çanakkale Boğazı'ndan 49 bin 453 gemi geçiş yaparken, 2010 yılından itibaren gemi trafik yoğunluğunda yaşanan düşüş 2015 yılında 43 bin 230'a kadar gerilese de 2016 yılında 44 bin 35 gemi geçiş yaptı. 2017 yılının ilk 9 aylık döneminde ise 29 bin 164 gemi geçiş yaptı.
Boğazda tanker ile taşınan tehlikeli yük oranlarında ise her geçen yıl bir artış olması dikkat çekiyor. 2007 yılında tankerlerle taşınan tehlikeli yük 149 milyon ton iken, 2015 yılında bu rakam adeta zirve yaparak yıllık taşınan tehlikeli yük miktarı 156 milyon tona ulaştı. 2016 yılında tankerle taşınan tehlikeli yük miktarı ise 154 milyon ton.
2007 yılında Çanakkale Boğazı'nda 9 bin 271 adet tehlikeli yük taşıyan tanker sayısı 2015 yılında 9 bin 524 ile zirveye ulaştı. 2016 yılında 9 bin 400'e kadar gerileyen bu rakam, 2017 yılının ilk 9 aylık döneminde 6 bin 404 sayısına ulaştı.



Bülend Engin’in imzasıyla ÇTSO’ya ait web sitesinde yayınlanan istifa sonrasında oda seçimlerine kadar ÇTSO’da Vekâleten yönetim kurulundan seçilecek bir adayın başkanlık yapacak.
Engin istifası ile ilgili olarak yaptığı açıklamada: “Çanakkale Ticaret ve Sanayi Odası’nda, Çanakkale’mize ve Ülkemize hizmet için görev yaptık. Yeri geldiği zaman hem Yönetim Kurulunda hem de Meclis toplantılarında; koltuk sevdalısı olmadığımızı, görev adamı olduğumuzu ifade ettik. Memleket sevdası ile hareket etmek daima önceliğimiz oldu.
“Geçtiğimiz günlerde ÇTSO Seçimlerinde herhangi bir görev için aday olmayacağımı açıkladım. Türkiye’nin önde gelen ağır sanayi kuruluşunun yöneticisi olarak iş akışımı, plan ve programımı da bu kararıma göre düzenledim. Çanakkale’mize hizmet için daima varım. Daha çok üreteceğiz, daha çok istihdam sağlayacağız. Tecrübelerimizi paylaşacağız. İş dünyası ile el ele kol kola olacağız. Çanakkale’mizi hak ettiği lider şehirler konumuna hep birlikte taşıyacağız.
Bilindiği gibi Ülkemizdeki oda ve borsalarda seçim süreci ertelenmiş olup, seçim takvimi önümüzdeki Nisan ayında başlayacaktır. Bu gelişme üzerine yeni bir karar alarak uygulamam zorunlu hale gelmiştir. Ülkemize hizmet amacıyla ve Memleket sevdasıyla yaptığımız üretim, iş akışı programı nedeniyle Nisan ayındaki seçim süreci öncesinde görevden ayrılacağıma yönelik kararımı, ÇTSO Yönetim organlarıyla paylaşmış bulunuyorum. ÇTSO Başkanlık görevimden ayrıldığımı siz değerli üyelerimize saygı ve muhabbetle bildirir, atılacak her adımın Çanakkale’miz ve Memleketimiz için hayırlı olmasını dilerim.’’



CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin Gelibolu'da düzenlediği 4 günlük Adalet Kurultayı'nın sonuç bildirisini açıkladı.
Tek adam dünyanın hiçbir yerinde uzun süreli olmamıştır. Bizim kültürümüzde de yoktur. Tarihimizde de yoktur. Tek adam rejimini asla ve asla kabul etmeyeceğiz. Demokratik bir devlette olması gereken hukukun üstünlüğüdür. Devleti yönetenler hukukun kurallarına uymak zorundadırlar. Ama siz mafya yöntemleriyle racon kesmeye kalkarsanız mafyanın hukuku egemen olur. Bunu da reddediyoruz.
Bu toplantı ve çalıştaylardan oraya çıkan bir sonuç bildirgesi hazırladık. Adaletin yok edildiği, korku, endişe ve çaresizlik duygusunun toplumu esir aldığı süreçte milyonlar adalet için yürüyor. Korku zinciri kırıldı. Adalet yürüyüşü ile başlayan süreç adalet arayışının en geniş süreci ile konuşulması için kurultay talebi ortaya koydu. Demokrasi ve hukuk ekseninde bir hat çizilmiştir. Bu hat demokrasi, adalet ve huzur isteyenlerin ortak hattıdır.
1- Adalet mücadelesi meşrudur. Adaletten sapan iktidarlara karşı halkın mücadelesi meşrudur.
2- Adalet hakkı temel bir haktır. Devlet kişinin ekonomiki, toplumsal ve siyasal düzenden adaletli olarak pay almasını sağlamakla yükümlüdür.
3- Bugün adalet hakkı sistematik olarak ihlal edilmektedir. Örneğin mahkemelerde adalet yoktur. Millet mahkemelerden umudu kesmiş, siyaset yargıya hakim olmuştur. Çözüm, derhal bağımsız ve tarafsız yargı inşa edilmelidir. Tutuklu milletvekilleri serbest bırakılmalıdır. Liyakat yerine sadakat tercih edilmektedir. Devlet parti devletine dönüşmüş, kuvvetler ayrılığı yok edilmiştir. Fiilen tek adam rejimi inşa edilmiştir.
Hukuk düzeni darbe hukukundan temizlenmelidir.
Örneğin seçimde adalet yoktur. Seçimlere hile karışmıştır. Seçim barajı ve siyasi parti düzeni milli iradenin parlamentoya yansıması engellenmektedir.
Eğitimde adalet yoktur. Eğitimden bütün paydaşlar şikayetçidir. Müfredat ideolojik esaslara göre hazırlanmaktadır. Herkes tek tip okula mecbur edilmektedir.
Medyada adalet yoktur. Fiili bir sansür söz konusudur.
Bugün güçlünün hüküm sürdüğü bir düzen vardır. Bu düzen değişmelidir ve mutlaka değişecektir. Bu düzeni adalet ve huzur talebi ekseninde oluşacak kollektif demokratik bir güç değiştirecektir. Adalet ve huzur hareketi doğmaktadır. Bu hareket farklılıklar üzerinden değil, ortak noktalar üzerinden kurulan bir harekettir.



CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Bülent Tecan,
kurultayın bayram havasında devam ettiğini ve gösterilen ilgiden
mutlu olduklarını söyledi.

"Yaklaşık 30 bin kişinin günlük sirküle olduğu bir çalıştay yapıyoruz. 30 bin kişiye yemek servisi yapıldı. Herkes bütün etkinlikleri büyük bir ilgiyle takip ediyor. Dinamik bir biçimde kurultay beklediğimizin üzerinde bir etki yapmaya ve ilgi görmeye baladı. Bu da bizi oldukça mutlu ediyor."
"KURULTAYI KARALAMA PEŞİNDELER"
AK Parti Grup Başkan Vekili ve Çanakkale Milletvekili Bülent Turan'ın, Twitter hesabından fotoğraf ve video ekleyerek, "Kimin ne içtiğinde değiliz, ama hiç olmazsa mekanın hatırası için şehitlikte yapmasaydınız. Ayıptır, yazıktır" paylaşımına ilişkin bir açıklamada bulunan Bülent Tezcan, şunları söyledi:
"Tabii bu kurultaydaki büyük ilgi belirli çevreleri olduğu gibi rahatsız ediyor. AK Parti Grup Başkanvekili ve Çanakkale Milletvekili Bülent Turan, sosyal medya hesabından gerçek olup olmadığı belli olmayan ve burada asla müsaade etmeyeceğimiz bazı görüntüleri paylaşarak, bu büyük önemli toplantıya, bu güzel buluşmaya çamur atma telaşı içindeler. Gezi direnişi itibarını düşürmek için 'Kadıköy'de türbanlı bacımıza saldırdılar' diye yalan uydurmuşlardı. Arkasından 'camide içki içildi' yalanıyla ortaya çıktılar. Onun da yalan olduğu anlaşıldı. Şimdi aynı dil, aynı üslupla, aynı iftiralarla Adalet Kurultayı'nı karalama peşindeler.
Bu alan içerisinde böylesi bir girişime bizim müsaade etmemiz, es geçmemiz, görmemezlikten gelmemiz mümkün değildir. Demek ki birileri bir şeyleri planlı bir şekilde buralara soktu. Şehitlerin mekanında kimse içki içemez buna da müsaade etmeyiz. Bunu her şeye rağmen birileri yapıyorsa bu en büyük ahlaksızlıktır."



CHP Parti Sözcüsü Bülent Tezcan gerçekleşecek Adalet Kurultayı için bulunduğu Çanakkale'de, milletvekillerinin işleyeceği suçlarla ilgili Ankara'nın yetkili kılınmasının, Türkiye'nin suç yerindeki mahkemelerinin yetkisini ortadan kaldıran bir düzenleme olduğunu savundu.
Hükümetin, FETÖ soruşturmaları kapsamındaki iddianamelere müdahale ettiğini iddia eden Tezcan, "Bu darbenin siyasi ayağını gizlemeye dönük bir adımdır" dedi. Milletvekillerinin soruşturma ve kovuşturma dosyalarının bundan böyle Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nca yürütüleceğini ifade eden Tezcan, bunun milletvekilleriyle ilgili soruşturmaları daha kolay kontrol edebilme niyetine dönük bir uygulama ve düzenleme olduğunu öne sürdü. Tezcan, "Aslında bu tabii hakim ilkesine aykırı bir uygulamadır. Çünkü suç, fiil işlenmeden önce, hangi mahkemede yargılanacağının önceden belli olması lazım.
Tabii hakim ilkesi bunu öngörür. Milletvekillerinin işleyeceği suçlarla ilgili Ankara'nın yetkili kılınması, Türkiye'nin suç yerindeki mahkemelerinin yetkisini ortadan kaldıran bir düzenlemedir. Bunun Kanun Hükmünde Kararname ile yapılması, olağanüstü hal şartları altında bu tip esaslı ciddi bir soruşturma değişikliğinin yapılması, hem Anayasaya, hem hukuka açıkça aykırı bir düzenleme. Bu çerçevede milletvekillerinin yargılanmasına ilişkin özel bir düzenlemenin bu biçimde, 20 Temmuz olağanüstü hal darbesinin şartları altında yeniden düzenlendiğini görüyoruz. Bugüne kadar ki uygulamalarla birlikte değerlendirdiğimizde bunun samimi, iyi niyetli bir düzenleme değil, gerçekten teknik ihtiyaçtan kaynaklanan bir düzenleme değil, otoriter rejimin ihtiyacına dönük tek elden yargılamaları yönlendirme irade ve niyetine bağlı bin düzenleme olduğunu düşünüyoruz. Bundan derhal vazgeçilmeli. Doğru bir uygulama, düzenleme değil" dedi.
"İDDİANAMELERE MÜDAHALE"
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun, FETÖ iddianamesinden çıkartıldığını söylediği 2 paragraf ile ilgili de değerlendirmelerde bulunan Parti Sözcüsü Bülent Tezcan, hükümetin, FETÖ soruşturmaları kapsamındaki iddianamelere müdahale ettiğini ileri sürdü. Tezcan konuyla ilgili şunları söyledi:
"Hoşuna gitmeyen paragrafları çıkarıyor. İddianamelerin Adalet Bakanlığı'nda toplanıp, daha dava açılmadan önce belli paragrafların çıkarıldığı, temizlendiği, redakte edilip ondan sonra mahkemeye verildiği söylentileri vardı. İddianamelerin karşılaştırılmasıyla bu söylentilerin gerçek olduğu ortaya çıktı. Çünkü daha önceki iddianamelerde hükümetin uygulamalarını, FETÖ'yle hükümetin ilişkilerini gösteren paragrafların çıkarıldığını görüyoruz.
Özellikle bu çerçevede iddianamelerde FETÖ'nün hükümeti kullanarak, siyasi iktidarı kullanarak kanunlar çıkardığı, düzenlemeler yaptığı, parlamentoya müdahale ettiği, milletvekilleri vasıtasıyla sistemi düzenlediğine ilişkin hükümler vardı. Kuşkusuz 15 yıldır Türkiye'de AK Parti iktidarı var ve AK Parti iktidarı döneminde yapılan düzenlemelere işaret ediyordu. Bu hükümeti rahatsız etmiş ki iddianameleri artık zapturapt altına almak ve hükümete dönük, ucu hükümete ulaşabilecek bu tip ifadeleri temizlemek için iddianamelere müdahale ediyorlar. Bu darbenin siyasi ayağını gizlemeye dönük bir adımdır. Suçüstü yakalandılar."



AK Partili milletvekillerinin Çanakkale de havayolu hattının gelişmesi noktasında duyarsız kaldığını söyleyen Güneş, “Siyaset düğünlerde ve yemeklerde değil Çanakkale’ye hizmetle de ölçülmelidir. Sürekli iptal olan deniz uçağı ise göz boyamak ve Çanakkale halkını hafife almaktır” dedi.
10 yıldır bu işi yaptığını söyleyen Güneş, her geçen gün havayolu tercihinde önemli bir artmanın olduğunu kaydetti. Fakat artan bu talebe AK Partili siyasilerin ve AK Parti Çanakkale Milletvekillerinin duyarsız kaldığını aktaran Güneş, “Her türlü uçağın inebileceği bir havaalanı sahasına sahibiz. Ama içerisinde uçağımız yok. Truva, Bozcaada, Assos, Geyikli ve şehitlikleri ile tam bir turizm şehri olan aynı zamanda üniversite vesilesiyle öğrenci şehri özelliği taşıyan Çanakkale’de 6 aydır bir uçağın olmaması başta AK Parti Grup Başkan Vekili Bülent Turan olmak üzeri, bu olaya eğilmeyen siyasilerin ayıbıdır.
İstanbul’dan bütün illere uçuş olmasına rağmen Çanakkale-İstanbul uçağının olmaması büyük bir eksikliktir. 7 kişilik ve sürekli iptal olan deniz uçağı ise tamamen göz boyamak ve Çanakkale halkını hafife almaktır. Bu şekilde Çanakkale’nin yurtdışı bağlantısını sağlayamayız. Siyaset düğünlerde ve yemeklerde değil Çanakkale’ye hizmetle de ölçülmelidir” diye konuştu. Yurtiçi ve yurtdışı bazında en fazla tercih edilen şehirlere de değinen Güneş, yurtiçinde Van, Trabzon, Antalya, Adana ve Antep’e yoğun bir uçuş olduğunu, yurtdışında ise, Almanya’nın birçok şehri başta olmak üzere, Bakü, İtalya ve Balkan ülkelerine talebin olduğunu belirtti.
Haber: Kalem Gazetesi



Çanakkale'nin Ezine ilçesindeki zodyak botta 1,5 ton esrar ele geçirilmesine ilişkin soruşturmada 2 şüpheli tutuklandı,
uyuşturucunun, terör örgütü PKK'ya finans sağlamak için Arnavutluk'tan getirildiği belirlendi.

İl Jandarma Komutanlığı ekipleri, 25 Temmuz'da Tavaklı İskelesi yakınlarındaki bölgede 1,5 ton esrar ele geçirilmesiyle ilgili firari şüphelilerin yakalanması için harekete geçti. Otel kayıtları ve güvenlik kameralarını inceleyen ekipler, şüphelilerden H.N.K. ve V.Ç'nin, ilçedeki dinlenme tesisinde sahte isimlerle konakladığını tespit etti. Yakalanan şüpheliler, çıkarıldıkları mahkemece tutuklandı.
Şüphelilerin yurt dışı bağlantıları belirlendi
Soruşturmayı genişleten jandarma, zanlıların yurt dışı bağlantılarını da araştırdı. Teknik çalışmanın ardından el konulan zodyak botun, İtalya'nın Lecce kentinden C.C. tarafından 10 Mayıs'ta satın alındığı belirlendi. C.C'nin, İtalyan polisi tarafından 2015'te düzenlenen uyuşturucu operasyonunda gözaltına alınan 91 şüpheli arasında bulunduğu tespit edildi.
Terör örgütü PKK uzantısı
Ezine'de ele geçirilen 1,5 ton esrarın, terör örgütü PKK'ya finans sağlamak amacıyla Arnavutluk üzerinden deniz yoluyla Türkiye'ye getirildiği belirlendi. Tutuklanan zanlıların ifadeleri ve kamera kayıtlarının incelenmesiyle biri İtalyan uyruklu 9 şüphelinin daha "uyuşturucu ticaretiyle" bağlantısı ortaya çıkarıldı. Birinin evinde yüklü nakit ele geçirilen zanlıların yakalanması için çalışma başlatıldı. İl Jandarma Komutanlığı ekiplerince, 25 Temmuz'da Tavaklı İskelesi yakınlarındaki bölgeye düzenlenen operasyonda kıyıya yanaşan İngiliz bayraklı zodyak bottan karaya çıkarılmak üzere hazırlanmış 73 paket içinde,1,5 ton kubar ve toz (bin 528 kilogram) esrar ele geçirilmişti.



CHP ÇANAKKALE MİLLETVEKİLİ AV. MUHARREM ERKEK’İN
15 TEMMUZ DARBE GİRİŞİMİ HAKKINDA BASIN AÇIKLAMASI

Geçtiğimiz yıl, Türkiye Cumhuriyeti’nde devletin her biriminde konuşlanmasına göz yumulmuş bir örgütün, Türk Silahlı Kuvvetlerindeki yapılarının harekete geçmesiyle hain bir darbe girişimi gerçekleşmiş; halkımızın direnme hakkını kullanması, siyasi partilerin dik duruşu, ordu ve emniyet güçleri içindeki vatansever güvenlik güçlerinin sağduyusu, medyanın gücüyle bu darbe girişimi önlenmiştir. Geride 249 şehit ve 3 binin üzerinde gazi kalmıştır ki onlar sayesinde bugün Parlamento çatısı altında çalışma yapabilmekteyiz. Şehitlerimizi rahmetle anarken, gazilerimize de geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum.
Hukukçu bir Milletvekili olarak en büyük arzum, gelecekte de benzer durumda kalmamak için darbenin tüm yönleriyle açığa çıkarılmasıdır. 15 Temmuz gecesi bir darbe teşebbüsüyle karşı karşıya kalmışsak ve bu acıları yaşamışsak, bir cemaatin, bir yapının, bir örgütün bu imkân ve kabiliyete kavuşması sağlanmışsa devleti yönetenlerin de vicdani, siyasi ve hukuki sorumlukları olduklarını es geçmemeliyiz. Bu hain darbe teşebbüsünün gerek örgütlenme gerekse siyasi ayağının aydınlatılmadığı sürece adaletin tecelli etmeyeceğini düşünüyorum. Bu nedenle yargılamalarda çok hassas davranılmalı, adil yargılanma olmalı ve alınabilecek en ağır cezalar verilmeli, FETÖ ile mücadeleyi sulandıran KHK’lara bir yenisi eklenmemeli ve daha önceden çıkarılanlar da düzeltilmeli, mağduriyetler artık can yakar boyuta ulaştığından bir an önce giderilmeli ve darbe girişimi gecesi masum erlerimize saldırarak onları yaralayan ve hatta ölümüne yol açanlar da darbeciler gibi yargılanmalıdır.
Bugüne kadar FETÖ ile aynı menzile yürüyenlerin hesap vermesinin zorunluluğu gibi, gelecekte de benzer durumlarla karşılaşılmaması için kamuda görev alacaklarda aranacak tek ilke “liyakat” olmalıdır. “Bize yakın, şu cemaatin adamı, bize sıkıntı çıkarmayacak bir yargı olsun” gibi yaklaşımlar, sadece yeni 15 Temmuzları doğuracaktır.
Milletimiz birlik ve beraberlik içinde her türlü sıkıntıyı aşma gücüne sahiptir. Ülkemizi yönetenlerin bunu unutmadan hareket etmesi, gelecek kuşağa iyi bir miras bırakılmasını sağlayacaktır.
Darbe girişiminin bastırılmasını kutladığımız gibi, şehitlerimizi de rahmetle anıyor, gazilerimize geçmiş olsun diyoruz. Bir daha 15 Temmuzlar yaşanmaması dileğimizdir.
Saygılarımla.
Av. Muharrem ERKEK
CHP Çanakkale Milletvekili
TBMM Anayasa Komisyonu Üyesi



Çanakkale'de kent içi trafik tedbirleriyle ilgili toplantı düzenlendi.
Vali Orhan Tavlı başkanlığındaki toplantıda, yaz aylarıyla karayollarında turizm ve tarımsal amaçlı seyahatlerle trafiğin yoğunlaştığı ve buna bağlı olarak kaza sayılarının da arttığı vurgulandı.

Yaz mevsiminin başlamasıyla birlikte, karayollarımızdaki turizm ve tarımsal amaçlı seyahatlerin ve seyahat süreleriyle birlikte, trafik sayısının arttığı gözlenmektedir. Kaza sayısındaki artışla mücadele etmek için, kazalara neden olan başta hız ihlalleri olmak üzere, toplam ve sürekli taşıt kullanma süreleri, şerit kullanma, hatalı dönüşler, yakın takip ve kavşaklara yaklaşırken yavaşlama gibi kural, yasaklama ve kısıtlamalara yönelik, etkin, yoğun ve sürdürülebilir şekilde planlanmış trafik denetimleri önem kazanmaktadır.
Trafik kazalarına sebebiyet veren kural, yasaklama ve kısıtlama ihlalleriyle kısa vadeli mücadele, ancak denetim yoluyla yürütülebilmektedir. Bu nedenle, polis ve jandarma trafik birimlerinin bir plan dâhilinde etkin, yoğun ve sürdürülebilir denetimler yapması ve sürücülerle kural ihlali yapsın veya yapmasın, karayolu üzerinde durdurarak yüz yüze temas etmesi ve iyi iletişim uygulamaları, sürücü davranışlarını değiştirme ve ikna etme yöntemlerinin daha etkin olduğu değerlendirilmiştir.
Trafik Tedbirlerinin görüşüldüğü toplantıda;
-İl Merkezindeki Ulaşım Master Planları gözden geçirilerek, ilin gelişen ve değişen, taşıt ve yolcu sayıları ile beklentilerinin imar planlarında dikkate alınarak değerlendirilmesi, park sorununun kalıcı çözümüne yönelik yerel yönetimlerce politikaların oluşturulması,
-Şehir içinde meydana gelen kazaların; yer, gün, saat, hava, yol koşulları, oluş şekilleri yaya ve sürücü kusurlarının analiz edilerek kaza noktalarında gerekli önlemlerin alınmasının sağlanması,
-Örgün-yaygın eğitim kanalları, iletişim kampanyalarıyla görsel ve yazılı medya aracılığı ile trafik güvenliği bilincinin oluşturulmasının sağlanması,
-İl genelindeki tüm kamu çalışanlarına yönelik güvenli sürücülük ve yol güvenliği konusunda seminer, konferans ve paneller düzenlenmesi,
-Yolcu ve eşya taşımacılığı sektöründe aktif olan okul servis araçları, taşımalı eğitim servis araçları ile toplu taşıma araç şoförlerinin eğitimlerinin sağlanması,
-Şehirlerarası yolcu taşımacılığı yapan otobüsler, TUR otobüsleri ve mevsimlik işçi taşıyan araçlara yönelik özel denetimlerin yapılması, sürücü ve yolcuların da emniyet kemeri kullanımlarına özel önem verilmesinin sağlanması,
-Tatil sezonunun başladığı Temmuz ve Ağustos aylarında kazaların en aza indirilmesine yönelik karayollarındaki kontrol noktalarında dikkat dağınıklığı ve uykusuzluk hali olan sürücülerin dinlendirilmesinin sağlanması,
-Trafik ekiplerinin özellikle kazaların yoğun olduğu sorumluluk güzergâhlarında “gerçek ve algılanan yakalanma riski duygusunun” geliştirilmesine yönelik olarak görünür olmalarının sağlanması,
-Tarımsal faaliyetlerin yoğun olarak yapıldığı bölgelerdeki karayolu üzerinde tarımsal zirai araçların (traktör, biçerdöver) uygunsuz olarak trafikte seyretmelerinin önlenmesi, Konuları üzerinde duruldu.



Çanakkale Boğazı'na yapılacak 1915 Köprüsü'nün belirlenen süre içinde tamamlanabilmesi için Başbakan Binali Yıldırım tarafından genelge yayınlandı.
Lapseki İlçesi Şekerkaya Mevkii ile Gelibolu İlçesi Sütlüce Mevkii arasında, 2023 metre ayak açıklığıyla dünyanın en uzun köprüsü olacak ve Cumhuriyet'in kuruluşunun 100'ncü yılı olan 2023'te tamamlanacak olan 1915 Çanakkale Köprüsü işinin hızlanması ve aksaklıklar yaşanmaması için bir dizi tedbirler alındı.
Resmi Gazete'de Başbakan Binali Yıldırım imzasıyla yayımlanan genelgede, Karayolları Genel Müdürlüğünce (KGM) ihalesi yapılan 'Kınalı-Tekirdağ- Çanakkale- Savaştepe Otoyolu'nun, Malkara-Çanakkale (1915 Çanakkale Köprüsü dahil) Kesimi Projesi' işlerinin belirlenen süre içerisinde tamamlanabilmesi için alınan 18 maddelik tedbirlere yer verildi. Genelgeye göre, proje kapsamında yapılacak kamulaştırmalar için gerekli olacak ödeneklerin serbest bırakma işlemleri, işlerin gecikmesine meydan verilmeyecek şekilde yapılacak, yıl ödeneklerinin tamamının ilk üç ayda serbest bırakılması sağlanacak.
Proje güzergahında yapılması gereken imar planı ve değişiklikleri, ilgili idarelerce 6001 sayılı Karayolları Genel Müdürlüğü'nün Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunun 19'uncu maddesinde belirtilen azami sürelerin sonu beklenmeksizin en kısa sürede neticelendirilecek. Proje güzergahında yapılması gereken imar planı çalışmaları ve bu çalışmalara altlık teşkil edecek halihazır haritaların üretimi, kıyı kenar çizgisinin tespiti, imar planına esas jeolojik ve jeoteknik etüt raporlarının hazırlanması veya onaylanmasına ilişkin her türlü iş ve işlemler ilgili kamu kurum ve kuruluşlarınca en kısa zamanda sonuçlandırılacak. Proje güzergahında bulunan su, kanalizasyon, doğalgaz ve petrol boru hatları ile elektrik,haberleşme hatları ve tesislerinin güzergah dışına taşınması sırasında bunlara ilişkin KGM ilgili birimleri tarafından talep edilecek izin, onay, kabul gibi iş ve işlemler, ilgili kuruluşlar tarafından geciktirilmeden yerine getirilecek.
"İŞLEMLERİNİN HIZLA YÜRÜTÜLEBİLMESİ İÇİN GEREKLİ ÖNLEMLER ALINACAK"
Genelgede, projenin yapımı için gerekli olacak taş ocakları, kum-çakıl ocakları ve ariyet ocakları, enerji nakil hatları, depo alanları, hazır beton tesisleri, asfalt plenti ile alt ve üst yapı imalatları için gereken üretim tesislerinin kamulaştırma, üretim izni, ruhsat ve tahsis işlemlerinin hızla gerçekleştirilebilmesi için gereken işlemler ilgili kamu kurum ve kuruluşlarınca öncelikli ve ivedi olarak neticelendirilecek. Projenin gerçekleştirilmesi için gerekli olan Hazine'nin özel mülkiyetinde veya devletin hüküm ve tasarrufu altındaki taşınmazlar ile ormanlık alanlar ve diğer kamu kurum ve kuruluşlarına ait taşınmazların KGM'nin talebi doğrultusunda tahsis, izin, irtifak, devir veya yola terkin işlemlerinin
hızla yürütülebilmesi için gerekli önlemler ilgili idarelerce alınacak, bunun için gerekirse mevzuatı çerçevesinde ilgili idarelerin taşra birimleri de yetkilendirilerek gecikmeye mahal verilmeyecek. Proje güzergahında 3083 sayılı Sulama Alanlarında Arazi Düzenlenmesine Dair Tarım Reformu Kanunu ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu gereğince Tarım Reformu Genel Müdürlüğü, Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü veya il özel idarelerince yapılacak veya yaptırılacak toplulaştırma çalışmalarına öncelik verilecek.
Proje güzergahında yapılacak kamulaştırmalar için 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 10'uncu maddesi uyarınca açılan bedel tespit ve tescil davalarının kısa sürede neticelenebilmesi için ilgili kamu kurum ve kuruluşlarınca gerekli tedbirler alınacak, kamulaştırılacak taşınmazların değer tespitine yönelik olarak KGM'nin ve mahkemelerin talep edeceği bilgi ve belgeler ilgili kamu kurum ve kuruluşları tarafından gerekli özen gösterilerek en kısa zamanda gönderilecek.
Kamulaştırma çalışmalarının sağlıklı ve acele olarak neticelendirilebilmesi için proje bünyesinde yapılacak çalışmalar sırasında talep edilmesi halinde kamulaştırma planlarının hazırlanmasına ilişkin bilgi ve belgelerin gönderilmesine, planların arazi ve büro kontrollerinin yapılmasına ve 2942 sayılı Kanun uyarınca kamulaştırma işlemleri tamamlanan taşınmazların tapuda tescil-terkin edilmesine dair işlemler de Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü ilgili birimlerince acele olarak gerçekleştirilecek.
ÇED RAPORU ALINDIĞI DA BELİRTİLDİ
Genelgede, proje için 23 Kasım 2016 tarihli ve 4388 sayılı ÇED olumlu kararının alındığı da belirtildi. Çevre mevzuatı gereğince alınması gereken izinlere ilişkin verilecek görüşlerin ise Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'nca ve ilgili diğer kamu kurum ve kuruluşlarınca acele olarak sonuçlandırılacağı ifade edildi.
Proje güzergahı kapsamında bulunan veya yol yapım çalışmaları sırasında ortaya çıkacak taşınır veya taşınmaz tabiat ve kültür varlıklarına konu olan buluntulara rastlanması durumunda, durum ilgili Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğüne ve/veya Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Komisyonu ile diğer ilgili özel kurullara bildirilecek ve komisyon ve/veya kurullar konuyu gündemine ivedilikle alacaktır. Bu konudaki komisyon ve kurul çalışmalarına, sadece üyelere konu hakkında bilgi vermek üzere KGM teknik elemanları da çağrılacak, çalışmaların projenin özellikleri de dikkate alınarak, gecikmesine meydan verilmeden yapılması sağlanacaktır.
DENİZ VE HAVA TRAFİĞİYLE İLGİLİ TALEPLER YERİNE GETİRİLECEK
Proje kapsamında yer alan 1915 Çanakkale Köprüsü'nün yapımı esnasında, KGM tarafından talep edilen zamanlarda bölgedeki deniz ve hava trafiğiyle ve uçuş emniyetiyle ilgili talepler ilgili ve yetkili idarelerce zaman geçirilmeksizin yerine getirilecek, bu konuda ilgili ve yetkili idarelerce alınması gereken tedbirler zamanında alınacak.
Kınalı-Tekirdağ- Çanakkale-Savaştepe Otoyolu, Malkara-Çanakkale (1915 Çanakkale Köprüsü dahil) Kesimi Projesi"nin etkileşim halinde olduğu veya etkileşime girebileceği diğer projelere göre öncelik teşkil edecek. Ayrıca güzergahın geçtiği yerlerdeki mülki ve idari yöneticiler ile ilgili idarelerin taşra birimleri, kamulaştırılması yapılan taşınmaz malların maliklerinin ve adreslerinin tespitinde gecikmeye mahal verilmeyecek şekilde yardımcı olunacak.
Kamu kurum ve kuruluşlarından, belediyelerden ve ilgili tapu müdürlüklerinden proje güzergahında kamulaştırılacak taşınmaz mallar için 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 10'uncu maddesi uyarınca açılabilecek olan davalarda, aynı Kanunun 11'inci maddesi gereğince KGM'ye verilecek emsal verileri ile mahkemelere sunulacak veriler arasında yeknesaklığın sağlanabilmesi için gerekli özen gösterilecek.
DÜNYANIN EN UZUN ASMA KÖPRÜSÜ OLACAK
Çanakkale Köprüsü, ayakları arasındaki açıklık 2 bin 23 metre. Köprü bu özelliği ile dünyanın en uzun asma köprüsü olacak. Köprü tabliyeleri 36 metre genişlikte ve 5 metre yükseklikte planlanıyor. Köprünün toplam boyu ise 3 bin 869 metre olacak. Köprü üzerinde 2x3 taşıt şeridi bulunacak. Ayakları deniz içine inşaat edilecek 1915 Çanakkale Köprüsünün Lapseki tarafındaki yaklaşım viyadüğü 650 metre, Gelibolu tarafındaki yaklaşım viyadüğün ise 900 metre uzunluğunda olacak.
Kınalı-Tekirdağ-Çanakkale-Savaştepe Otoyolu Projesi Malkara-Çanakkale (1915 Çanakkale Köprüsü dahil) kesimi, yap-işlet-devret modeli kapsamında ihale edilmişti.
Köprü için yapılan ihalede en düşük süreyi Daelim (Kore) - Limak - SK (Kore) - Yapı Merkezi OGG teklif etmişti. Ortak girişim grubu köprü ve otoyol yapımı için 10 milyar 354 milyon 576 bin 202 lira proje bedeli ve 5,5 yıllık yapım süresi dahil toplam 16 yıl 2 ay 12 gün işletme süresi teklif etmişti. Köprü ve 100 kilometrelik kısmın 2023'te hizmete açılması hedeflenen otoyolun, toplam uzunluğu 354 kilometre olacak. Yol, İstanbul Silivri'den başlayıp, Balıkesir'in Balya ilçesindeki otobanla birleşecek. Otoyol projesi kapsamında Çanakkale Boğaz Köprüsü'nün yanı sıra toplam 31 viyadük, 5 tünel, 30 köprülü kavşakla 143 alt ve üst geçit köprüsü yapılacak. Köprüden geçiş ücretinin ise otomobiller için 15 Euro artı KDV olması planlanıyor.



Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) Fen Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü öğretim üyesi ve Truva Kazı Heyeti Başkanı Prof. Dr. Rüstem Aslan, 5 bin yıl önce yaşayan Truvalıların yaşadığı deprem gerçeğinin bugün yaşanan depremlere örnek teşkil edebileceğini söyledi.
Antik kentte binlerce yıl önce depreme karşı alınan önlemlerin izlerinin görüldüğünü belirten Prof. Dr. Aslan, "Truva'daki eski dönem mühendislerinin, mimarlarının aldığı bu önlemler sayesinde antik kentteki bu görkemli duvarların binlerce yıl içinde ayakta kaldığını görebiliyoruz" dedi.
Deprem ülkesi olan Türkiye'de uzmanların hemen her gün başta İstanbul olmak üzere çeşitli bölgeler için büyük bir deprem uyarısı yaptığı bugünlerde, İzmir'in Karaburun ilçesi açıklarında meydana gelen 6.2 büyüklüğündeki son deprem, 'Büyük bir depreme hazır mıyız' sorusunu yeniden gündeme getirdi. Türkiye olarak depreme hazır olup olmadığımız halen tartışılmaya devam ederken, bu sorunun en net yanıtını Truvalı mimar ve mühendislerin 5 bin yıl önce verdiği belirtildi. Birinci derece deprem kuşağında bulunan Çanakkale'deki Truva Ören Yeri'nin, sadece 5 bin yıllık geçmişe değil, aynı zamanda bir deprem gerçeğine de ışık tuttuğunu görüldü.
TRUVA'NIN ANLATTIĞI DEPREMG ERÇEĞİ
Çanakkale'nin merkeze bağlı Tevfikiye Köyü sınırları içindeki 5 bin yıllık geçmişe sahip Truva Ören Yeri, günümüze en iyi örnek teşkil edecek deprem gerçeğini yaşamış. Truva Savaşı'nda, 10 yıl boyunca kuşatılan ve alınamayan kent, bir deprem sonucunda yıkılarak terk edilmiş. Ancak Truvalılar, büyük tahribata yol açan depremden ders çıkarıp, kentin savunma sistemlerini ve duvarlarını ona göre inşa etmişler.
Truva Kazı Heyeti Başkanı Prof. Dr. Rüstem Aslan, Truva'yı yerle bir eden deprem gerçeğini ve Truvalıların bu depremden çıkardığı dersi DHA'ya anlattı. Prof. Dr. Rüstem Aslan, son dönemde yaşanan depremlere, Truva'da yaşananların en iyi örnek olabileceğini söyledi.
10 yıl süren Truva Savaşı'ndan çok, o zaman yaşanan büyük depremlerde Truva'nın tahribat yaşadığını ve depremin izlerini 5 bin yıl sonra bugün de hala görmenin mümkün olduğunu belirten Prof. Dr. Aslan şunları söyledi:"Truva'daki yerleşim tarihi M.Ö. 3000'lerde başlamaktadır. M.S. 500'lere kadar yerleşim tarihi olduğunu arkeolojik kazılar sonrasında tespit etmiş bulunuyoruz. Bin yıllarca devam eden yerleşim tarihinde, pek çok büyük depremler olmuş ve kent pek çok kez bu depremlerle yıkılmıştır. 1871'de özellikle Schliemann döneminden başlayıp, 2005 yılındaki Korfmann dönemine kadar devam eden kazılar sonrasında Truva-2, Truva-3, Truva-4, özellikle de Homeros'un Truva Savaşı'yla ilişkilendirilen Truva-6 ve daha sonraki Helenistik Roma döneminde pek çok Truva kentinde büyük deprem tahribatları tespit etmiş bulunuyoruz. Kentin terk edilmesi de bir deprem sonrasında ortaya çıkmıştır."
TEKNİKLERİNİ GELİŞTİRDİLER
Prof. Dr. Rüstem Aslan, Ören Yerindeki Truva Savaşı'yla ilişkilendirilen son Tunç Çağı'na denk gelen Truva-6 duvarları üzerindeki deprem çatlaklarını göstererek, "Özellikle Truva-6 dediğimiz dönemin 1300'lü tarihlerinde çok büyük bir depremin kale duvarlarını, kule duvarlarını tahrip ettiğini izlerden de görebiliyoruz. Bazı büyük taşların deprem sonucu birbirinden ayrıldığı da çok net bir şekilde fark ediliyor. Yani şunu söyleyebiliyoruz. Homeros'un Truva Savaşı'nı anlattığı destanı İlyada'ya göre 10 yıl kuşatılan, alınamayan kent, bir deprem sonucunda yıkılıyor ve bir süre sonra terk ediliyor" dedi.
Truva kentinin aktif fay hatları üzerinde bulunduğunu belirten Prof. Dr. Rüstem Aslan, "Bu nedenle Truva kurulduğu M.Ö. 3000'lerden, son büyük iki depremin olduğu M.S. 500'lere kadar pek çok önemli deprem yaşamıştır" dedi. Prof. Dr. Aslan sözlerini şöyle sürdürdü:
"Truva kentinin en güçlü olduğu, en zengin olduğu M.Ö. 1700'lerden itibaren meydana gelen depremlerden dersler alarak savunma sistemlerini ve duvarlarını ona göre inşa etmiş.
Buradaki savunma duvarının yapım tekniği eğimli ve testere dişi olarak tanımlanan, bir anlamda kiriş görevi de gören bir sistemle yapılmış ve aynı zamanda savunma duvarının temelinin ana kayaya kadar indirilmesi şeklinde, binlerce yıl önce depreme karşı alınan önlemleri tespit edebiliyoruz. Zaten Truva'daki eski dönem mühendislerinin, mimarlarının aldığı bu önlemler sayesinde antik kentteki bu görkemli duvarların binlerce yıl içinde ayakta kaldığını görebiliyoruz."



Yaşadığımız yüzyılın en önemli sorunlarından birisi, hava kirliliğidir. Dünyada pek çok insan temiz havaya erişememektedir. Sağlık dünyası da hava kirliliğinin sağlık üzerindeki olumsuz etkilerine dair çok sayıda bilimsel veri ortaya koymaktadır.
Sadece çocuklar ve yaşlılar değil; hava kirliliğine maruz kalan herkesin kalp ve solunum yolu hastalıkları, felç, kanser ve benzeri hastalıklara yakalanma ve erken ölüm riski artmaktadır. Dünya Sağlık Örgütü’ne göre, 2012 yılında dünyada 8 milyon insanın erken ölümüne sebep olan hava kirliliği, kanserin en önemli çevresel nedenidir.
“Açlığa 60, susuzluğa 6 gün dayanabilen insan; nefes almadan 1 dakika bile duramaz.” diyerek yola çıkan Temiz Hava Hakkı Platformu, doğa koruma ve sağlık alanında çalışan 18 Sivil Toplum Kurumunun bir araya gelmesiyle 2015 yılında kurulmuştur. Yaptığı çalışmalar, uzmanlık alanları nedeniyle yaşamsal öneme sahiptir. Yayınladıkları raporlar da bu konuya bilimsel açıdan dikkat çekmektedir.
Temiz havaya erişim, ülkemiz için de en önemli sorunlardan biridir. Bu konuda sürekli yapılmaya devam edilen kömür ve linyit yakıtlı santraller, özellikle denetimsizlik ve koşulların uygun olmaması nedeniyle hava kirliliğinin hızla artmasına neden olmaktadır. Şu an Türkiye'de bulunan 39 kömür ve linyit yakıtlı termik santralle ek olarak 30 tanesi daha yapılmayı beklemektedir. Başka bir ifadeyle Türkiye, nefes alınamayacak coğrafyalardan biri haline getirilmektedir.
Homeros'un ünlü destanı İlyada'da "hayvanların anası, kaynağı bol, çok pınarlı" olarak geçen ve tarihinin Milattan Önce 7000'lere kadar gittiği bilinen Kaz Dağlarına ev sahipliği yapan Çanakkale bu konuda önemli bir örnektir. Çanakkale’de 11’i proje aşamasında, 2’si inşaat halinde, 3’ü ise aktif durumda olan termik santrallerin aynı anda faaliyete geçmesi halinde, hava kirliliğinin bu ilimizde yüzde 150 oranında; İstanbul’da ise yüzde 25 oranında artacağı tahmin edilmektedir. Ülkemizde ve bölgemizde yaşayan herkes doğrudan yaşam riski taşımaktadır.
Termik santrallerin etkisiyle artış gösterten hava kirliliği sadece sağlığın kaybına neden olmamakta, bununla birlikte ekonomiye olumsuz yük bindirmekte ve gelecek kuşaklara kötü bir ülke miras bırakılmasının yolunu açmaktadır.
Sağlık ve Çevre Birliği’nin (HEAL) yaptığı çalışmaya göre de kömürlü termik santrallerden kaynaklanan hava kirliliği Türkiye'ye bugüne kadar her yıl 2.9 – 3.6 milyar Avro arasında sağlık maliyetine neden olduğu gibi, mevcut kömürlü termik santraller nedeniyle her yıl 3 bin erken ölüm, 637 bin 643 iş günü kaybı, 3 bin 823 yeni kronik bronşit vakası yaşanmıştır. Aynı zamanda tarım ve hayvancılık doğrudan olumsuz etkilenmekte, bu nedenle beslenme riski de söz konusu olmaktadır. Örnek vermek gerekirse Kaz Dağlarıyla birlikte, Edremit Körfez bölgesi zeytinyağları, zeytini, Bayramiç Beyazı, Ezine Peyniri gibi coğrafi işaretli pek çok ürün; kaliteli üretimi yapılan Çanakkale domatesi, kapya biber, şeftali, kiraz ve elma gibi ürünler de yok olacaktır.
Ülkemizdeki illerin neredeyse tamamı, hava kirliliği yaşamaktadır. Dünya Sağlık Örgütü’nün 2016 yılı verilerine göre, havası temiz olan illerimiz sadece Artvin, Adana ve Tunceli’dir.
Bu bağlamda; insan yaşamını, sağlığını, beslenmesini; ülke ekonomisini, tarım ve hayvancılığını doğrudan etkileyen hava kirliğinin nedenlerinin araştırılması, bu kirliliğe neden olan termik santrallerle ilgili önlemlerin alınması, geleceğe temiz bir miras bırakabilmek için dünya örneklerinin incelenebilmesi ve uzmanların görüşlerine başvurulabilmesi amacıyla Anayasa’nın 98. ve TBMM İçtüzüğü’nün 104 ve 105. maddeleri gereğince Meclis Araştırması açılmasını saygılarımızla arz ederiz.
Av. Muharrem ERKEK - Çanakkale Milletvekili



Çanakkale'deki Katrandağı ve Kazdağı'nda başta karaçam ve sahilçamı olmak üzere kestane, gürgen ve kayın ağaçlarında görülen kurumalar, görevlileri harekete geçirdi. Bazı köylüler, ağaçlardaki kurumaya asit yağmurlarının neden olduğunu söylerken, Orman idaresi yetkilileri yaptıkları incelemede, ilk bulgulara göre zararlı organizma tespit edilmediğini, ana faktörün kuraklık olabileceğini belirtti.
Çan İlçesi ormanlarını oluşturan Katrandağı ile Çan, Bayramiç ve Yenice ilçelerini kapsayan Kazdağı bölgesinde, son iki yılda görülen toplu orman kurumaları yetkilileri harekete geçirdi. Çan Katrandağı'nda yoğun olmak üzere Kazdağı'nın kuzey yamaçlarındaki Bayramiç İlçesi Çırpılar, Evciler ve Karaköy bölgelerinde karaçam, sahilçamı, kestane, gürken ve kayın ağaçlarında yaprak ve gövde kurumaları görüldü. Endişe yaratan tabloya köylüler asit yağmurlarının neden olduğu yorumunu yaparken, Orman Genel Müdürlüğü yetkilileri, bir süredir gündemde olan orman kurumalarını mercek altına aldı.
Orman Genel Müdürlüğü'nce İstanbul, Çanakkale ve Bursa orman bölge müdürlüklerindeki ormanlık alanlarda görülen karaçam ve sahilçamı kurumalarını yerinde görmek ve konuyla ilgili incelemeler yapmak üzere bir heyet görevlendirildi. Orman Zararlıları ile Mücadele Dairesi Başkanlığı Şube Müdürü Akın Emin, Isparta Süleyman Demirel Üniversitesi Orman Entomolojisi ve Koruma Ana Bilim Dalı Başkanlığından Prof. Dr. Mustafa Avcı ve Toprak İlmi ve Ekoloji Ana Bilim Dalı Başkanlığından Doç. Dr. Yasin Karatepe'den oluşan teknik heyet, Çanakkale ormanlarında incelemeler yaptı. Çanakkale, Çan, Yenice ve Biga Orman İşletme Müdürlüğünü kapsayan çalışmalarda, 250 metre ile 500 metre rakım aralığındaki bazı bölgelerde karaçam ağaçlarında meydana gelen kurumaların nedeninin tespiti için orman bitkisi ve bitkisel ürünlerinde görülen zararlı organizmalar açısından inceleme yapıldı.
Çanakkale Orman Bölge Müdürü Refik Ulusoy da katıldığı incelemede, kuruyan ağaçların sürgün, dal, gövde ve kök yapıları incelenerek açılan toprak profillerinden tahlil için toprak örnekleri alındı.
Yapılan inceleme ve örnekleme çalışmalarında ilk bulgulara göre zararlı organizma tespiti yapılamadı. Kuruyan karaçamların, optimum dikey yayılış alanının dışında, 700 metre rakımların altında olduğu, kurumaların zararlı organizmalar nedeniyle değil, ana faktörün kuraklık olabileceği kanaatine varıldı. Alınan ağaç ve toprak örneklerinin laboratuvarda incelenmesi sonucunda teknik heyet tarafından bir rapor düzenleneceği bildirildi.
Çanakkale'nin adı son dönemde Çan ve Biga ilçelerindeki termik santrallerin yanı sıra, Kazdağı bölgesindeki altın madenleri ile anılmaya başlamıştı. Çevreciler de bunun ormanlara, sulara ve doğal hayata zarar vereceği endişesiyle bir süredir çeşitli eylemlerle kamuoyuna seslerini duyurmaya çalışıyordu.



Çanakkale'deki Kale Grubu tarafından Türkiye Bilişim Vakfı ve Novusens işbirliğiyle şubat ayında başlatılan 'Aklım Fikrim Çanakkale' projesinde kurumlar arasında işbirliği sağlanması için saha çalışmaları tamamlandı.
Akıllı Şehir Projesi ile ilgili geniş katılımla bir toplantı düzenlendi. 'Aklım Fikrim Çanakkale' projesinin amacı ve gelinen noktanın anlatıldığı toplantıya Çanakkale Valisi Orhan Tavlı, CHP'li Çanakkale Belediye Başkanı Ülgür Gökhan, CHP'li Kepez Belediye Başkanı Ömer Faruk Mutan, Çanakkale Ticaret ve Sanayi Odası Meclis Başkanı Osman Okyay, Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) Rektörü Prof. Dr. Yücel Acer, Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanı İsmail Kaşdemir ile proje ortakları Kale Grubu Başkanı Zeynep Bodur Okyay, Türkiye Bilişim Vakfı Başkanı Faruk Eczacıbaşı ve Novusens İnovasyon ve Girişimcilik Enstitüsü Kurucusu Berrin Benli katıldı. Projenin ilk aşamasında şehrin mevcut durumunun tespit edildiği bildirildi.
Bugüne kadar gerçekleştirilen çalışmalarda Novusens liderliğinde oluşturulan saha ekibi önce kapsamlı bir kaynak taraması yaptı. Ardından yoğun saha ziyaretleriyle kent için durum tespiti derinleştirildi. Eş zamanlı olarak kent genelinde kurumlara ve vatandaşa dönük iki ayrı anket yapıldı. Elde edilen bulguların ışığında bir akıllı şehir semineri ve iki ayrı ortak akıl çalıştayı gerçekleştirildi. Tüm bu çalışmalar sonucu ortaya çıkan bulgular proje ekibi tarafından dünyadaki uygulamalar ışığında değerlendirilerek Çanakkale'ye özgü bir akıllı şehir yol haritası ve öneriler bütünü ortaya koyuldu. Bu yol haritasında ortaya çıkan başlıkları ise, Çanakkale akıllı şehir ortak akıl platformu oluşturulması, finansal sürdürülebilirlik için ortak şehir fonu, akıllı şehir finansal kaynakları yaratılması, akıllı şehir stratejisinin belirlenerek akıllı şehir eylem planının ortaya koyulması ve uluslararası işbirlikleri geliştirilmesi oluşturdu.
ÇANAKKALE DAHA ULAŞILABİLİR HALE GELECEK
Kale Grubu Başkanı CEO'su Zeynep Bodur Okyay, bu yıl 60'ncı kuruluş yıldönümünü kutlayan Kale Grubu'nun, bu projede, kente karşı sorumluluk duygusuyla öncülük ettiğini söyledi. Bodur, "Bizim öncelikli hedefimiz, farklı disiplinlerden gelen kişilerin ve kurumların aynı masa etrafında toplanmasını sağlamak. Yapılan Osmangazi köprüsü ve Çanakkale köprüsü ile İstanbul-İzmir aksında açılan yeni büyüme koridoru Çanakkale'yi belki de daha ulaşılabilir hale getirecek. Bu dönüşüm şehrin gelişmesini sağlarken, yaşam kalitesini yükseltecek. Aramızda İstanbul'dan gelen değerli konuklar var. Onlar da biliyor ki, İstanbul'da yaşam son derece zor, dolayısıyla böyle sancılı şehirlere dönüşmek yerine akıllı politikalarla ama teknolojiyi, ulaşılabilirlikle gelişen bir Çanakkale'nin de çok daha akılcı ve insanı kapsayıcı bir şehre dönüşmesi hepimizin arzusu. Bunu başarabilirsek, Çanakkale bir cazibe merkezine dönüşür. Hayal ettiğimiz gibi tüm dünyanın odağındaki bir barış şehri haline de gelebilir" diye konuştu.
RUMELİ'Yİ ANADOLU'YA BAĞLAYACAK KÖPRÜ
Türkiye Bilişim Vakfı Başkanı Faruk Eczacıbaşı ise Çanakkale Boğazı'nın uluslararası deniz ulaşımına açık bir barış yolu olduğunu belirterek, "Rumeli'yi Anadolu'ya bağlayacak olan büyük bir köprünün yapılmasıyla, Avrupa ile Asya karayolunda bir kez daha bağlanmış olacak.
Bu köprünün getireceği açılımlar, turizmden, tarıma büyük yatırımlara da fırsat verecek. Çanakkale'nin ekonomik ve sosyal nedenlerden akıllı bir şehre dönüşmesi gerekiyor" dedi.
Çanakkale Belediye Başkanı Ülgür Gökhan, geçen 18 Mart'ta temeli atılan 1915 Çanakkale Köprüsü'nün kentin potansiyeline önemli katkı sağlayacağını söyleyerek, "1/100 binlik planımız var ama bununla yetinmeyip, kentin geleceğiyle ilgili bilim ve teknoloji odaklı planlama yapmanın tam zamanı. Artık dünyada devletler yarışmıyor. Şehirler yarışıyor. Biz Çanakkale'nin potansiyelini biliyoruz. Bu potansiyeli akıllı bir kent yaratma adına nasıl projelendirebileceğimizi düşünüyoruz" diye konuştu. Çanakkale Valisi Orhan Tavlı ise kentin gelecek 10 yıl içinde nüfus, sanayileşme, gelişme ve büyüme trendlerini akıllı teknolojiler ile yöneteceklerini dile getirdi.
Aklım Fikrim Çanakkale projesinin kentin akıllı şehre dönüşüm yolculuğunun ilk aşaması olduğunu kaydeden Novusens İnovasyon ve Girişimcilik Enstitüsü Kurucusu Berrin Benli, "Proje ekibi olarak bu uzun dönüşüm yolculuğunda ilk kıvılcımı çakmanın heyecanını yaşıyoruz. Pek çok kentimize örnek olmayı arzu ediyoruz. Akıllı şehir uygulamalarında başarının en büyük anahtarı işbirliği yapabilmekte gizli. Çanakkalemizde gerek kurumlar arası gerekse vatandaşlar arasında bu işbirliğini ve uyumu yaşamanın mutluluğu içindeyiz. Çanakkalemizin sadece ülkemizde değil, küresel ölçekte de rol model olmasını arzu ediyoruz" dedi.



TEMA’nın hazırladığı “Çanakkale İçin Hava Kirliliği ve Sağlık Etki Modellemesi” raporuna göre, bazıları proje aşamasında olan 16 termik santral faaliyete geçtiğinde Çanakkale’de yaşam duracak.
Hava kirliliği üst seviyeye çıkacak. Yılda, 1140 erken ölüm gerçekleşecek. Kirlilik uzun mesafeye de taşınarak İstanbul’a kadar ulaşacak. Halk sağlığını hava kirliliğinden korumak için bir araya gelen sivil toplum kuruluşları, Çanakkale’de Kirazlıdere kömürlü termik santralının yatırımcısı Yıldırım Holding’e projeden vazgeçme çağrısı yaptı. Çanakkale’yi tehdit eden santralların, 3’ü aktif, 2’si inşaat halinde, 11’i ise projede...
Erken ölümler artacak
Raporun sonuçlarına göre Çanakkale’de termik santral projeleri hayata geçerse, bölge yaşanmaz düzeylere ulaşacak. Hava kirliliğine neden olan ve gözle görülemeyen parçacık maddeler rüzgârın etkisi ile çok geniş bir alana yayılabildiğine dikkat çekilen raporda, santralların hava kirliliğini yüzde 50-150 arasında artırabileceğine dikkat çekildi. Bu kirliliğin sağlık etkisinin bölgede her yıl 1130 erken ölüm olacağı ve her yıl 160 bebeğin düşük doğum ağırlığıyla dünyaya geleceği hesaplanıyor.
Kömür devri geçti
Şişli’deki TEMA Genel Merkezi’nde bir araya gelen sivil toplum kuruluşları, termik santrallardan vazgeçilmesini isteyerek “Havamızı bozmayın” dediler. Kazdağı Doğal ve Kültürel Varlıkları Koruma Derneği adına konuşan Nebile Bayrak, santral projelerinden vazgeçilmesini isteyerek “Artık kömür çağı geçti” dedi. Halk Sağlığı Uzmanları Derneği’nden (HASUDER) Doç. Dr. Çiğdem Çağlayan da “Hava kirliliği, bronşit, amfizem ve akciğer kanseri gibi kronik solunum hastalıkları ve kalpdamar hastalıkları gibi ölümcül hastalıklara sebep olabiliyor. Her yıl dünyada 6.5 milyon insan hava kirliliği nedeniyle ölüyor” diye konuştu.











http://www.burasicanakkale.com ©  2000  - Bütün hakları Saklıdır.