ÇANAKKALE'NİN DÜNYAYA AÇILAN PENCERESİ ::.  

Burası Çanakkale'yi Giriş Sayfanız Yapın Sık Kullanılanlara Ekleyin...



ÇANAKKALE BÖLGESİNDEN TÜM HABERLER ...                                                                                                                                  Son Güncelleme : 19.05.2018


     


Çanakkale’mizin ve tüm ülkemizin 19 Mayıs, Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı’nı meslektaşlarım ve şahsım adına en içten dileklerimle kutlarım. Onur vericidir ki yaşadığımız kadim şehir Çanakkale, Samsun’un habercisidir. 18 Mart, 19 Mayısın adeta müjdecisidir. Bu tarih; bir komutanın, bir şehre ayak basmasının ötesindedir. Kurtuluş mücadelesinde bir kırılma noktası, bağımsızlık destanının ilk sayfası , yeniden doğuşun en önemli anmasıdır.
AVUKATLAR, 19 MAYISTAKİ GİBİ HAKKIN PEŞİNDEDİR
19 Mayıs 1919 Anadolu’su hakkın gaspedildiği, hukuğun hiçe sayıldığı bir coğrafyaydı. Bu coğrafyada Havza’da, Amasya’da, Erzurum ve Sivas’da ve nihayet Ankara’da, büyük bir destanla İnönü’de, Afyon’da, Dumlupınar’da ve nihayet İzmir’de hak bir tamam yerini bulmuştur. O ruhu, avukatlar olarak anlıyoruz. Çünkü hakkın peşinde koşuyor, hukuku yüceltiyoruz.
BAYRAM, ADALET VE DEMOKRASİYLE GÜZEL
Biz avukatlar Atatürk’ü anma gününde onu anlamış olmakla onur duyuyoruz. Hukuk devrimlerini yapan, çağdaş yasalar getiren, fakülteler açan, demokratik bir hukuk devletini kuran Atatürk’le onur duyuyor, meslek mensupları olarak saygıyla ve rahmetle anıyoruz. Öte yandan Gençliğimizin bayramı olan bugün gençlerimizi de kutluyoruz. Bayram tadından bir gün ve bir ülkeyi kendileri için diliyoruz. Bunun yolunun adalet ve demokrasiden geçtiğine inanıyoruz. Geçen süreçte gençlerimizi özellikle uyuşturucudan korumak, çevre ve hukuk bilinci vermek, sanatla aydınlatmak için çok çabaladık. Hukukla ilgilenirken, sportif etkinliklere de sırtımızı dönmedik. Bugün hem Atatürk’ü anlamış olmaktan hem gençliğimizi önemsemekten hem de spora kayıtsız kalmamış olmamaktan mutluluk duyuyor, bayramımızı en içten dileklerle ve saygılarla kutluyorum.
Av. Bülent Şarlan
Çanakkale Barosu Başkanı



Çanakkale'de, 2018 Troya Yılı kapsamında, Dünya'nın tek dostluk ve barış rallisi Europa-Orient Rally'nin Türkiye ayağı 9-10 Mayıs tarihleri arasında gerçekleştiriliyor.
2 gün sürecek olan parkurda katılımcılar Tarihi Gelibolu Yarımadası ve Troya Ören Yeri'ni görme şansı bulacak.

Troya Antik Kenti'nin UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesi'ne kabulünün 20'nci yılında Cumhurbaşkanlığı, Başbakanlık ve Kültür ve Turizm Bakanlığı'nca, 2018 yılı 'Troya Yılı' ilan edilmesiyle birlikte Europa-Orient & Doğu Batı Dostluk ve Barış Rallisi'nin bu yılki ana teması da 2018 Troya Yılı oldu.
Dünyanın her yerinden profesyonel ve amatör ralli tutkunlarının Oldtimer ve Youngtimer araçlarla katılabildiği rallinin bu yıl 3'üncüsü düzenlenecek. Birbirine komşu iki büyük medeniyetin yerleştiği coğrafyada dostlukları çoğaltmak, insanların birbirlerine dokunmaları ve en önemlisi birbirlerini anlamaları için organize edilen Europa-Orient & Doğu Batı Dostluk ve Barış Rallisi'nin Türkiye ayağı, Gestaş Deniz Ulaşım sponsorluğunda Çanakkale'de başladı.
Ralliye bu yıl 15 ülkeden 65 takım,125 araç ve 300 yarışmacı katılacak. Fransa'nın Strazburg kentinden start alacak Europa Rallisi'nin katılımcıları 2018 Troya Yılı'nda Troya'yı ve Çanakkale'yi keşfederek macera dolu farklı bir deneyimi paylaşacak.



Borsa Meslek Komitesi ve Meclis Üyeliği seçimlerinin ardından 21 kişilik Çanakkale Ticaret Borsası Meclisi seçim sonuçlarının kesinleşmesine müteakip Yargı Gözetiminde Yönetim Kurulu Başkan ve Üyeliği, TOBB Birlik Genel Kurul Delegeliği, Disiplin Kurulu Üyeliği seçimleri ile Meclis Başkanlık Divanı seçimleri gerçekleştirdi.
21 kişilik Borsa Meclisinin açılışı en yaşlı Meclis üyesi Mehmet Ok tarafından yapıldı. Mehmet Ok Çanakkale Ticaret Borsası Meclisine seçilen Meclis üyelerini tek tek tebrik ederek, Ticaret Borsası Meclisinin yeni dönemde yapacağı hizmetlerin, ülkemize, ilimize ve borsamıza hayırlı olması dileklerinde bulundu.
Çanakkale Ticaret Borsası'nda yeni dönemde görev yapacak Yönetim Kurulu, Meclis Başkanlık Divanı ile Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Genel Kurul Delege Asil ve Yedek Üyeleri, Disiplin Kurulu Üyeleri seçimleri borsa hizmet binasında gerçekleştirildi. 21 kişilik meclisin tamamının oy kullandığı seçim sonrasında 7 kişilik yeni Yönetim Kurulu, 6 kişiden oluşan yeni Disiplin Kurulu ve 1 kişiden oluşan TOBB Birlik Genel Kurul Delegesi belirlendi.
Borsa Meclis Üyeleri, ilk olarak Meclis Başkan, Başkan Vekilliği ve Katip Üyeyi belirledi. Meclis Başkanı Abdullah Deniz yeniden Meclis Başkanı seçilirken; İzzet Arıcı Başkan Yardımcısı, Sinan Yücel ise Meclis Kâtip Üye olarak seçildi.
Daha sonra meclis üyeleri arasından yargı gözetiminde Yönetim Kurulu Başkanı ve Üyeliği, seçimi yapıldı. Tek liste halinde Yönetim Kurulu Başkanlığı'na aday olan S.Kaya Üzen güven tazeleyerek Yönetim Kurulu Başkanlığı görevine yeniden layık görüldü.
Yönetim Kurulu Üyeleri ise S.Kaya Üzen(Başkan), Birol Çetin, Cahit Akgül, Cahit Cem Demir, Gökhan Uysal, Melih Gündoğdu ve Ruhi Badem olarak seçildi.
Birlik Genel Kurul Delegeliğine Asil üye İzzet Arıcı, Yedek Üye Sinan Yücel seçildi.
Borsa Disiplin Kurulu Üyeliğine ise Mücahit Karaca, Erkan Çetin, Osman Selim Toprak, Ezgi Olgun, Mehmet Öztürk, Korhan Meriç seçildi.
Meclis Başkanı Abdullah Deniz ve Yönetim Kurulu Başkanı S.Kaya ÜZEN seçimlere katılan tüm Meclis üyelerine teşekkür etti. Seçimlerin tüm camiamıza, ilimize ve borsamıza hayırlı olmasını diledi.



Düzenlenen törene, Çanakkale Barosu Başkanı Bülent Şarlan, Çanakkale Belediye Başkan Vekili Adnan Güler ve Çanakkale Barosu’na kayıtlı avukatlar katıldı. Baro Başkanı Av. Bülent Şarlan, 5 Nisan Avukatlar Günü nedeniyle Atatürk Anıtı'na çelenk bıraktı.
Saygı Duruşu ve İstiklal Marşı’nın ardından konuşan Baro Başkanı Bülent Şarlan, avukatların; adaletin bekçisi, hukukun emekçisi, yargının kurucu unsuru, halkın yargıdaki gücü, hukukun üstünlüğünün garantisi, kamunun vicdanı, demokrasinin ve hukuk devletinin teminatı olduğuna dikkat çekti.
"Bizler, bağımlı yargının, bağımlı adalet doğuracağına inanırız" diyerek konuşmasını sürdüren Baro Başkanı Şarlan:"Avukatlar, Atatürk ilkelerine, demokratik, laik ve sosyal hukuk devletine bağlıdır. Bunun için bizler bu ülkenin bağımsız avukatlarıyız.
Biz Avukatlar, herkes için adalet diye haykırırız. Gün olur kumpaslara uğrayanlar için, gün olur hakkı yenilenler için haykırırız. Hiç tanımadığımız, bilmediğimiz hatta karşılaşmadığımız insanlar için haykırırız. Demokrasiyi yüceltmek için haykırırız. Güçler ayrılığı için haykırırız. Silahların eşitliği için haykırırız. Bağımsız, tarafsız, hesap veren, güven veren ideal hukuk sistemi için haykırırız. İnsan hak ve özgürlüklerini geliştirmek için haykırırız.
Bizleri sadece mahkeme salonlarında, bürolarımızda görmezsiniz. Biz karakollardayız, biz adliyelerdeyiz, biz mahkemelerdeyiz. Biz hakları yenilenler neredeyse oradayız. Biz avukatlar her yerdeyiz. Türkiye’nin gerçekten bir hukuk devleti olmasını diliyorum. Savunmanın sorunlarının bitmesini arzu ediyorum. Avukatlığın hak ettiği saygınlığa kavuştuğu günleri görebilmeyi temenni ediyorum. Hukukun üstünlüğünün, insan haklarının, bağımsız ve siyasallıktan uzak, adil yargılanmanın, demokrasinin ve sağduyunun egemen olmasını diliyorum. Herkes için adalet, adalet için avukat diyor, Avukatlar Günümüzü kutluyorum."



Türk Donanma tarihinin en acı olaylarından biri olan
Dumlupınar Denizaltı Faciasının yıl dönümü...

Türk donanmasına ait Dumlupınar Denizaltı, mürettebatıyla beraber zorlu görevlerinin gereği Çanakkale Boğazı Nara Burnu açıklarında talihsiz bir kaza ile batmış, 81 deniz askerimiz denizlerin derinliğinde mahsur kalarak, 4 Nisan 1953’de acı bir şekilde can vererek, şehit oldular.
Dumlupınar Denizaltısı (Ah bir ataş ver türküsünün yürek dağlayan hikayesi)
O kahreden olay 4 Nisan 1953 yılında yaşanmıştı. Çanakkale Boğazı açıklarında Lara bunu açıklarında Türk donanmasına ait Dumlupınar denizaltısı, uzun ve yorucu bir görevden sonra donanmasıyla birlikte istirahata çekilmek üzere limana yanaşıyordu.
Hava şartları çok kötüydü, sis vardı, yağmur vardı... İstirahati hayal eden donanma limana yaklaşırken çok büyük bir gürültüyle sarsıldılar. Denizaltı İsveç donanmasına ait bir şileple çarpışmıştı. O sırada 8 kişi güvertedeydi ve bunlardan 2'si pervaneye takılarak öldü, 1'i boğularak öldü, 5 kişi ise kurtarılabildi. Geminin içerisinde ise 81 mürettebat vardı ve sadece 22 kişi torpidoya saklanarak kurtulmayı başarmışlardı, tabi ki kendilerini bekleyen daha kötü bir sondan habersizce.
Denizaltı denizin dibini boylamıştı. Topridodaki 22 kişi yüzeye bir şamandıra fırlatarak içerisindeki telefon kablosu aracılığıyla merkezle iletişime geçtiler. Olayı anlata mürettebatta merkezden cevap gelmişti "Gerekmedikçe konuşmayın, türkü söylemeyin ve sigara içmeyin"
Kahraman askerler olacaklardna habersiz bir şekilde ülkelerinin kendilerini kurtarmalarını bekliyordu. Fakat kendileri dışındaki herkes durumu biliyordu o zamanın teknolojisiyle o askerleri oradan çıkarmanın mümkünatı yoktu. O sırada O anda askerlere bir anons geldi " rahatça konuşabilirsiniz, türkü söyleyebilirsiniz, sigara içebilirsiniz"
Umutlar tükenmişti askerler artık ölümü bekliyordu. 22 kahraman askerin son sözleri "herşey buraya kadarmış kumandan, birer cigara yakalım mı?" oldu. Tüm ülke seferber olmuştu ama sonuç belliydi kurtulamayacaklardı. Kurtaran gemisi olaydan 12 saat sonra ancak oraya gelebilmişti. 25 saat sonra ise anca sabitlenebilmişti. O sırada şamandıra ile torpido arasındaki kablo kesildi ve iletişim koptu. Dalgıçlar 100 m'ye yakın derinlikteki Dumlupınar batığına erişmeye çalışyorlardı ama nafile. Hava çok kötüydü su altı dalgaları dalgıçları savuruyordu.
Kurtaranın yanlışlıkla kestiği kablo olmayınca dalgıçların kabloyu takip etmesi de olanaksızlaşmıştı. On bir dalış yapıldı ama hiçbiri başarılı olamadı. Yine de Yılmaz Süsen adlı bir dalgıç 80 m dalmayı başarmış hedefine 11 m kalmıştı. İşte o anda basınca dayanamayıp şuurunu kaybetti. Vurgun yemenin kıyısından dönmüştü. 15 saat sonra ancak şuurunu açabildiler. Kurtarma çalışmalarına katılan Amerikalılar dalgıç için şu cümley kullanmışlardı "Ölümle arasında hiçbirşey kalmamıştı" 7 Nisan'da 3 gün süren çalışmalar sonucunda Milli Savunma Bakanlığı artık kurtarma çalışmalarını durdurduğunu ve umutların kesildiğini bildirdi.
22 asker ölüme terkedilmişti. Türkiye'nin en karar günlerinden birisi 4 Nisan 1953 olarak tarihe geçti. "Ah bir ataş ver" türküsü ise buradan gelmektedir. Hikayesini bilen herkes her duyduğundan gözyaşlarına bu nedenle boğulur...



Çanakkale’de, ‘Havacılık ve Savunma Sanayinin İleri Teknoloji Üretime Etkisi’ konferansında konuşan Kale Grubu Başkan Yardımcısı ve Teknik Bölüm Başkanı Osman Okyay, “Kendine yeterli bir savunma sanayisine sahip olmamız ulusal bağımsızlığımız açısından çok önemli” dedi.
Biga Belediyesi Atatürk Kültür Merkezi'nde, Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) Biga Uygulamalı Bilimler Fakültesi Dr. İbrahim Bodur Girişimcilik Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından, ‘Havacılık ve Savunma Sanayinin İleri Teknoloji Üretime Etkisi’ konulu konferans düzenlendi. Konferansa konuşmacı olarak Kale Grubu Başkan Yardımcısı ve Teknik Bölüm Başkanı Osman Okyay katıldı. Osman Okyay, konferansta yaptığı konuşmada, ülkelerin dışarıdan temin edilen silah ve savunma sistemleriyle kendilerini savunamayabileceklerini belirterek, “Kendine yeterli bir savunma sanayisine sahip olmamız ulusal bağımsızlığımız açısından çok önemli.
Birçok açıdan çok önemli ama birinci sıraya tabii ki de ulusal bağımsızlığımızı koyuyoruz. Yani siz dışarıdan temin ettiğiniz silah sistemleriyle, savunma sistemleriyle ülkenizi savunamayabilirsiniz. Savunamayabileceğiniz durumlara düşebilirsiniz. Bunu geçmişte birkaç defa yaşadık. Hâlâ daha zaman zaman yaşıyoruz. Önce topraklara sahip olmamız lazım ki üzerinde bir şeyler yapabilelim. O yüzden de ben ulusal bağımsızlığımızı birinci sıraya koyuyorum. Havacılık, savunma sanayine baktığımız zaman birkaç sebebi daha var. Bir tanesi refahın göstergesi” dedi.
Dünyanın gelişmiş ülkelerinin savunma ve havacılık sanayisinde de öne çıktığına ve bunun bir refah göstergesi olduğuna dikkat çeken Okyay, “Ülke olarak refah seviyemiz yüksek ise siz demek ki savunma ve havacılık sanayisinde de yatırımlarına devam edeceksiniz. Gelişmiş ülkelerde lokomotif sektörlerden bir tanesi de, bence en önemlisi, savunma ve havacılık sanayi. Çünkü birçok teknoloji bu sektörde ortaya çıkıyor. Yani, savunma ve havacılık sanayinde geliştiriliyor, daha sonra sivil sektöre kopyalanıyor. Öte yandan, çok pahalı bir sektör. Siz yapmadığınız, dışarıdan aldığınız bir savunma ürününü alırken, o ürünün fiyatı kaçla çarpılarak size satılıyor bilmiyorsunuz? Dolayısıyla bu ülkenin cebinden çıkan bir paradır. Bundan bir adım daha kötüsü şu: O ürünün gerçek bedeliyle, size fatura edilen bedel arasındaki farkı ile siz o ürünü aldığınız ülkenin bir sonraki savunma ve havacılık sanayisinin Ar-Ge'sini finanse edersiniz” diye konuştu.



Çanakkale köprüsü ve otoyolu projesi için ağırlıklı yabancılardan oluşan 24 banka ve finans kuruluşundan 2.3 milyar euro tutarında kredi finansmanı sağlandı.
Daelim-Limak-SK-Yapı Merkezi ortak girişiminin kurduğu Çanakkale Otoyol ve Köprüsü İnşaat Yatırım ve İşletme AŞ, 10 farklı ülkeden toplam 24 banka ve finans kuruluşundan finansman sağlandığını bildirdi.
Toplam 2.3 milyar euroluk kredinin yüzde 70'ine denk gelen 1.6 milyar euroluk bölümü yabancı bankalardan, yüzde 30'una denk gelen 683 milyon euroluk bölümü ise Türk bankalarının yabancı şubeleri tarafından sağlandı.
Kredinin 5 yılı geri ödemesiz olmak üzere toplam 15 yıl vadesi bulunuyor. Finansmana katılan ülkeler Güney Kore, Almanya, Fransa, İtalya, Birleşik Arap Emirlikleri, Kuveyt, Çin, İngiltere, Danimarka ve Türkiye'den oluştu. Aralarında Deutsche Bank ve Bank of China'nın da bulunduğu 17 yabancı kurum finansmana katılırken, Türk bankaları arasında ise Akbank, Finansbank, Garanti Bankası, İş Bankası, Vakıflar Bankası, Yapı Kredi ve Kuveyt Türk yer aldı.
Uluslararası proje finansman standartlarda yapılandırılan kredinin Export Credit Agency (ECA) ve İslami finansman yöntemlerini de içeren farklı kredi dilimlerinden oluşuyor. Kredide, Koreli ihracat kredi destek kuruluşları KEXIM ve KSURE 1 milyar euro tutarındaki nakit kredi ve garanti destekleri ile Türkiye'deki bir proje için bugüne kadar tahsis edilen en büyük kredi paketi ile yer alırken, Danimarka ihracat kredi destek kuruluşu EKF de projede yer aldı.



AK Parti’nin 81 İl Başkanı içerisinde tek Kadın İl Başkanı olan
Yeşim Karadağ düzenlediği basın toplantısıyla istifasını açıkladı.

Karadağ: ''Hiç kimse kişisel hırslarını partinin üzerinde tutamaz ve tutmamalıdır. İl Başkanı olursunuz, Vekil olursunuz, Grup Başkanvekili olursunuz, Bakan olursunuz, Genel Başkan Yardımcısı olursunuz her şey olursunuz ama bu görevlerin hiçbiri partimizden önemli değildir, önemli olmamalıdır.''

İl Binasında istifasını açıklayan İl Başkanı Yeşim Karadağ; görev yaptığı süre içerisinde kendisine destek olan herkese teşekkür ederek konuşmasına başladı. 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Gününü kutlayan Yeşim Karadağ; 3 Mart’tan bu yana AK PARTİ İl Başkanı olarak görev yaptığını hatırlattı. Görev yaptığı süre boyunca özveri ile çalışmalarını sürdürdüğünü belirten Yeşim Karadağ, İl Kongresiyle İl Başkanı seçilmesi ile yürütülen kara propagandaya karşı AK Parti’nin yıpratılmasına göz yumamayacağını belirterek istifa ettiğini açıkladı.
Yeşim Karadağ istifası ile ilgili olarak; “İl Başkanı seçilmemizin ardından özellikle listemiz ve ismimiz üzerinden partimiz yıpratılmaya çalışıldı. Buna daha fazla göz yumamazdık, müsaade edemezdik. Partimiz her zaman bizlerin isimlerinden önce gelmiştir.
Bundan sonra da öyle olacaktır. Uzun yıllardır partime onur ve gururla hizmet ettim. Bugüne kadar ne görev verilmişse yapmaya çalıştım. Onurla, şeferle ve alnımın akıyla 3 Mart 2016 tarihinde geldiğimiz AK Parti Çanakkale İl Başkanlığı görevinden bugün itibariyle ayrılmanın gurur ve huzuru içerisindeyim” dedi. partimizi çocukça oyunlara ve hırslara daha fazla alet etmemeliyiz Hiç kimse kişisel hırslarını partinin üzerinde tutamaz ve tutmamalıdır. İl Başkanı olursunuz, Vekil olursunuz, Grup Başkanvekili olursunuz, Bakan olursunuz, Genel Başkan Yardımcısı olursunuz her şey olursunuz ama bu görevlerin hiçbiri partimizden önemli değildir, önemli olmamalıdır.



Çanakkale Barosu Avukatları, pazartesi günü itibariyle yeni yerinde hizmet verecek olan Çanakkale Adliyesine geçmeden önce
yaklaşık 32 senedir hizmet veren Adliye binasında bir araya gelerek
eski binaya veda etti.

Düzenlenen programda Çanakkale Barosu Başkanı Av. Bülent Şarlan, Yönetim Kurulu Üyeleri ve çok sayıda avukat ilk olarak Şakir’in Yeri’nde kahvaltıda buluştular. Kahvaltının ardından avukatlar eski adliye binasına gelerek hatıra fotoğrafı çektirdiler. Burada kısa bir açıklamada bulunan Başkan Av. Bülent Şarlan, eski Adliye binasının 32 senedir hizmet verdiğini ve artık yeni yerinde çalışmalara devam edileceğini ifade etti.
Başkan Av. Bülent Şarlan, “Yaklaşık 32 senedir Çanakkale’de hizmet eden Adliye Binası bugün taşınıyor. Mesleğimizi icra ederken, yargıya katkı sağlamaya, hukuka, adalete katkı sağlamaya çalışıyoruz. Pazartesi gününden itibaren yeni Adliye binamızda olacağız. Burada iyi günlerimiz, belki üzüntülü günlerimiz oldu. Umutlarımızı, geleceğimizi hem yaşam anlamında, hem yargı ve adalet anlamında pazartesi gününden itibaren yeni Adliye binamıza taşıyoruz. Her platformda şunu söylüyorum, Çanakkale Barosu bir aile Barosudur. Aile Barosu demek; iyi günde, kötü günde, sevinçli günümüzde, üzüntülü günümüzde her zaman bir arada olmak demek. Bunun bir örneğini de bugün hep birlikte yaşıyoruz. Buraya gelen herkese çok teşekkür ediyorum. Güzel günlerde yeni Adliye binamızda buluşmak üzere” dedi.



CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Çanakkale Milletvekili Muharrem Erkek, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü hakkında bir basın açıklaması yaptı ve 8 Mart’ın direnişin adı olduğunu vurguladı.
Erkek açıklamasında şunları söyledi: “Dünyanın neresine ve tarihin hangi dönemine bakarsanız bakın, başarıya ulaşmış bir kurtuluş mücadelesi, direniş ve varoluş kavgası varsa orada kadının emeği ve gücü vardır. Tarih, aksini kaydetmemiştir. Ülkemizde de Osmanlı’nın son döneminden itibaren, kadınlar eşit koşullarda var olabilmenin mücadelesini vermişlerdir. Kadınların, Kurtuluş Savaşı’nın kazanılmasında gerek cephede gerekse cephe ardında verdikleri mücadele, toplumsal yaşamda elde ettikleri haklarla taçlanmıştır.
1926 yılında Medeni Kanun’un kabulünün, 1930 yılında belediye seçimlerinde, 1934 yılında ise milletvekilliği seçimlerinde seçme ve seçilme haklarının elde edilmesinin yanında, eğitimden sağlığa, iş yaşamından aile yaşamına kadar pek çok alanda kadınlar, büyük önder Mustafa Kemal Atatürk’ün de katkısıyla, ciddi kazanımlar sağlamıştır.
1925 yılında ilk kadın hakim Suat Berk, 1927 yılında ilk kadın avukat Süreyya Ağaoğlu, aynı yıl ilk kadın müzecimiz Seniha Sami Moralı, 1930 yılında ilk kadın belediye başkanı Sadiye Hanım, 1933’te ilk kadın pilot Bedriye Tahir Gökmen, 1934 yılında ehliyeti olan ilk kadın otomobil sürücüsü Asıme Şahsuvaroğlu, 1937 yılında ilk kadın savaş pilotu Sabiha Gökçen, aynı yıl ilk kadın veteriner Sabire Aydemir ve daha niceleri isimlerini tarihe altın harflerle yazdırmışlardır. Tüm bunlara rağmen kadın hakları konusunda geldiğimiz nokta, hak edildiği yer değildir. Türkiye’de nüfusun yarısına yakınını kadınlar oluşturmasına rağmen, cinsiyet eşitliği açısından dünya sıralamasında sonlardayız.
Okuma yazması olmayan kadınların sayısı erkeklerden 5 kat daha fazla ve üstelik belli bölgelerde kız çocuklarının okula gitme oranı yüzde 50’lere kadar düşmektedir. 2017 yılının ilk 10 ayında en az 337 kadın öldürülürken, 246 kadın da cinsel şiddete uğramıştır. Bunlar kamuoyuna yansıyan rakamlardır ki yine şiddet yoluyla gizlenenlerin sayısının çok daha fazla olduğunu tahmin etmekteyiz.
Her gün televizyon ekranlarında kadına ve çocuğa şiddeti, istismarı özendiren ve hiçbir yaptırıma uğramayan, korunan yeni kişilerle karşılaşmaktayız. Unutmayalım ki kadın hakları konusunda verilecek mücadele öncelikle zihinde gerçekleştirilecek devrimle olacaktır. Bu vesileyle kadına ve çocuklara karşı şiddet ve istismara, doğa ve hayvanların katledilmesine karşı seslerini duyurabilmek için Çanakkale’den büyük yürüyüşünü başlatan üç kadın arkadaşımı saygıyla selamlarım. 8 Mart’ın, bu mücadelenin miladı olması dileğimle Dünya Emekçi Kadınlar Gününü kutlarım.”



İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Ümit Özdağ, 16 Nisan 2017 tarihinde Cumhurbaşkanlığı sistemini de içeren Anayasa değişikliği halk oylamasında, sandıkları sağlam tuttuklarını ve oy çaldırtmadıklarını belirterek, “Ama bir şeyi unuttuk. Sandığı çalamayınca, YSK’yı çaldılar” dedi.
İYİ Parti Çanakkale İl Başkanlığı 1. Olağan Kongresi, Çanakkale Belediyesi Türkan Saylan Sosyal Tesisleri’nde yapıldı. Kongreye, İYİ parti Genel Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Ümit Özdağ, Gökçeada Belediye Başkanı İYİ Partili Ünal Çetin, İYİ Parti Merkez İlçe Başkanı İsmet Balkan ile çok sayıda partili katıldı.
Kongrede, konuk olarak Çanakkale Belediye Başkanı CHP’li Ülgür Gökhan, Kepez Belediye Başkanı CHP’li Ömer Faruk Mutan, Demokrat Parti ve Saadet Partisi temsilcileri de katıldı.
Divan Başkanlığı’na, İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Ümit Özdağ seçildi. İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in mesajı okundu. Saygı Duruşu’nda bulunulması ve İstiklal Marşı’nın okunması ardından, kongreye geçildi. Faaliyet, gelir ve gider raporları okunarak ibra edildi. Kongreye tek aday olarak giren İYİ Parti İl Başkanı İrfan Dehmen, teşkilatları 3 ay gibi bir kısa süre içinde kurmayı başardıklarını söyledi.
'KİMSEYE OY ÇALDIRTMAYACAĞIZ'
Prof. Dr. Ümit Özdağ ise, geçen yıl 16 Nisan'daki Cumhurbaşkanlığı sistemini de içeren Anayasa Değişikliği referandum sürecinde, ‘Hayır’ bloğunda verdikleri mücadeleyi anlattı. Özdağ, “Emin olun 16 Nisan günü sandıktan ‘Hayır’ı çıkarttık, 51.7 gerçek devlet rakamı ‘Hayır’dır. Sandıkları sağlam tutuk, aynı 5 Haziran seçimlerinde olduğu gibi. Ama bir şeyi unuttuk, YSK’yı çaldılar, sandığı çalamayınca. Onun üzerine bakın 4 milletvekili YSK’ya gittik, başkanın odasına girdik ve hesap sorduk. Bu 4 milletvekilinin 4’ü de şimdi İYİ Parti’de. Böyle yapmam (eliyle 4 rakamını gösteriyor) yanlış anlaşılmasın. Şimdi basın fotoğraf çeker, ‘Ümit Özdağ ‘Rabia’ işareti yaptı’ der. Yok, bunlar 4 İYİ Parti milletvekili. Korkunun en somut göstergesi en son çıkarılması için çalışılmaya başlanan seçim yasasındaki değişikliktir. Ne korkmuşlar ya. Öyle bir değişiklik yapmaya çalışıyorlar ki; bir tek maddeye indirgenebilir. Nedir o madde. Seçimlerde her türlü hile AKP lehine yapılabilir. Ama bilin ki artık İYİ parti var ve biz adamın canına okuruz. Hiç kimseye hile yaptırtmayız. Türk halkının sandığa attığı oyun sandıktan o şekilde çıkmasını sağlayacağız. Buna yemin ediyoruz. Kimseye oy çaldırtmayacağız, çaldıran da bunun hesabını verecek” dedi.
'İKTİDARA MİLLİ BİRLİĞİ YENİDEN TESİS İÇİN GELİYORUZ'
“İktidara intikam için gelmiyoruz, yeniden inşa için geliyoruz. Biz düşmanlık için gelmiyoruz, dostluk için geliyoruz. Milli birliğimizi yeniden tesis etmek için geliyoruz” diye Prof. Dr. Özdağ, şunları söyledi:
“Bakın Afrin’de ordumuz şimdi bir terörle mücadele operasyonu veriyor. Hepimizin birleşmesi gerektiği bir an. Bu anda bile ayrışma istiyor Erdoğan. ‘Millet Afrin’deki operasyonun arkasında, Kemal ve arkadaşları hariç’ diyor. Kemal ve arkadaşları dediği Sayın Kılıçdaroğlu ve CHP’liler. Bir Cumhurbaşkanı böyle bir şey söyleyebilir mi? Bu nasıl bir ayrıştırıcı zihniyet. Bu nasıl bir düşmanlaştırıcı zihniyet. Bu nasıl kabul edilir. Doğrusu biz işte bu dilin, bu politikanın sona ermesi gerektiğine inanıyoruz siyasette. Onun yerini tekrar milli birliğimizi ön plana çıkartan bir anlayışın alması gerektiğine inanıyoruz.”
İKTİDAR ZIR DELİ PROJE İLE GELİYOR
İYİ Parti’nin akıllı üretim, istihdam ve israftan vazgeçmiş bir Türkiye hedefiyle yola çıktığını belirten Prof. Dr. Ümit Özdağ, “İktidar ise Türkiye’nin önüne hiçbir üretim modeli koyamadığı gibi, zır deli yeni bir proje ile geliyor. Nedir o proje, Kanal İstanbul. Marmara Denizi’ni yok edecek bir proje. Allah korusun bu proje gerçekleşirse emin olun, 15-20-25 sene sonra bu coğrafyada yaşayan her Türk vatandaşı o projenin altına oyuyla dahi destek olan herkese beddua okuyacak. Çünkü bu coğrafya yaşanmaz hale gelecek. Çanakkale yaşanmaz hale gelecek. Bütün Marmara Denizi ölecek. Bir kuruş ekonomik getirisi yok. 65 milyar TL harcayacaklar buna. Neymiş, inşaat şirketlerine rant kazandıracaklarmış. Başkalarına da rant kazandıracaklar. Biz üretim diyoruz, istihdam diyoruz ve akıllı üreten israftan vazgeçmiş bir Türkiye diyoruz” dedi. Konuşmaların ardından seçime geçildi ve tek aday olan İrfan Dehmen, İYİ Parti’nin Çanakkale İl Başkanı seçildi.



Çanakkale’de 3 kadın, ’3 İnsan, 3 Kadın, 3 Anne’ sloganıyla, Türkiye’de yaşanan çocuk istismarları, kadına şiddet ve doğa katliamlarına dikkat çekmek amacıyla Ankara’ya yürümek için yola çıktı.
Ayvacık ilçesine bağlı Ahmetçe köyünden Dilek Taş, Çanakkale'nin Biga ilçesinden Hülya Kurt ve Kocaeli'den Nursel KaragözCumhuriyet Meydanı'nda bir araya gelerek son zamanlarda artan çocuk tecavüzleri, cinsel istismarlar, kadına şiddet, hayvan tecavüzleri ve doğa katliamlarına dur demek amacıyla Ankara'ya yürümek üzere yola çıktı.
Grup adına açıklama yapan Dilek Taş, "Son günlerde sistematik bir şekilde artan çocuk, kadın hayvan ve doğa tecavüzleri, her vicdanlı insan gibi bizleri de derinden yaralamaktadır. Biliyoruz ki, birçok insan bu duruma isyan etmekte ancak çoğunlukla maalesef insanlar tepkilerini ya sosyal medyada, ya da bu konulardaki haberleri gördüğünde içim kaldırmıyor diyerek kanal değiştiriyor. Bir anne, bir kadın, bir insan olarak özellikle çocuklara yapılan insanlık dışı davranışları içime sindirmem yada tepkimi sosyal medya üzerinden göstermekle yetinmem mümkün değildi. Çanakkale'den Ankara'ya kadar yürüyüp, bu konuda topladığım imzaları TBMM'ye vermeye karar verdim. Bu fikrimi önce eşim Tunahan'la sonra sevgili Hülya Kurt ve ardından Cemalettin Karagözoğlu ile Nursel Karagöz'le paylaştım. Hepimizin duyguları çocuk, kadın, hayvan ve doğa konusunda aynıydı. Yaşadığım Çanakkale'nin Ayvacık ilçesine bağlı Ahmetçe köyünden attığım çığlığa kısa sürede Biga'dan ve Kocaeli'nden 'biz de varız' diye yanıt geldi" dedi.
"Yürüyüşümüze siyasi partilerin gölgesi düşmesin"
Yaptıkları yürüyüşün tamamen sivil inisiyatiften oluştuğunu belirten Taş, "3 anne, 3 kadın, 3 insan olarak çıktığımız bu yola hiçbir siyasi partinin gölgesi düşsün istemiyoruz. Bu sivil bir harekettir. Biliyoruz ki anneliğin, kadınlığın, acının rengi, dili, ırkı, dini, siyaseti olmaz. Acı ortaktır. Bu nedenle, yolculuğumuz boyunca bizi uğurlayacak, karşılayacak dostlarımızdan tek istediğimiz siyasi parti bayrakları taşımamalarıdır. Taleplerimizi içeren dilekçemizi ve topladığımız imzaları vermek için az sonra çıkacağımız 750 kilometrelik yolculuğun yaklaşık 35-40 gün sürmesini planlıyoruz. Lapseki, Biga, Bandırma, Karacabey, Bursa, İnegöl, Bozüyük, Eskişehir, Sivrilihisar, Polatlı güzergahından araç kullanmadan Ankara'ya ulaşacağız. Kadın, hayvan, doğa tecavüzlerine ses çıkarmak, tavır koymak, haykırmak için biz varız siz de var mısınız?" diye konuştu.



Çanakkale Baro Başkanı ve çok sayıda Avukat, Türkiye Barolar Birliği’nin çağrısı ile Ankara’da gerçekleştirilen toplantıya katıldı.
Türkiye Barolar Birliği’nin “Barolar ve Türkiye Barolar Birliği, Türkiye’dir” davetiyle Ankara’da buluşan Baro Başkanları, Baroların Kurullarının üyeleri ve Türkiye’nin dört bir yanından 8.000 Avukat, Ankara, Ahmet Taner Kışlalı Spor Salonunda toplandı. Avukatlar hep birlikte Baroların ve Türkiye Barolar Birliğinin yanında oldukları mesajını verdi.
Türkiye Barolar Birliği Başkanı Av.Metin Feyzioğlu'nun davetiyle yapılan toplantıya, Avukatların yanı sıra Şehit yakınları, Gaziler, Gazi yakınları, Milletvekilleri, diğer Meslek Odaları ve Birliklerinin temsilcileri, Sivil Toplum Örgütlerinin temsilcileri de katıldı.
Çanakkale Baro Başkanı Av. Bülent Şarlan ile Yönetim Kurulu Üyeleri Av. İbrahim Cem Erbil, Av. Şennur Tarak, Av. İnci Zeynep Koray, Av. Sahra Yıldız Hıdımoğlu, Av. Mustafa Ertürk, TBB Delegeleri Av. Adnan Güler ile Av. Şerefnur Çakır Demirtaş ile çok sayıda Çanakkale Barosu üyesi Avukat da Ankara'daki toplantıya katıldı. Avukatlar önce Anıtkabir’i ziyaret etti. Anıtkabirdeki ziyarete TBB Başkanı Av. Metin Feyzioğlu, Baro Başkanları ve binlerce avukat katıldı. Sonrasında Ahmet Taner Kışlalı Spor Salonuna geçilerek toplantı gerçekleştirildi.
Çanakkale Baro Başkanı Av. Bülent Şarlan, toplantıyla ilgili; “Milli birlik ve beraberliğe en çok ihtiyaç duyduğumuz bu günlerde, Türkiye Barolar Birliği adından TÜRKİYE ibaresi ile Avukatların Barolara üyelik zorunluluğu kaldırılmak istenmektedir. Türkiye Barolar Birliği ve Barolar, adlarını 1136 Sayılı Avukatlık Kanunundan almaktadır. Her ikisi de kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşudur. Barolar ve Türkiye Barolar Birliği oluşturdukları kurumsal kimlikleriyle yıllardır gerek ülkemizde gerekse uluslararası alanda halkımızla ve ülkemizle özdeşleşmiştir.
Türkiye Barolar Birliği ve Barolar, Devletimizin ve milletimizin her zaman yanında olmuşlardır. Türkiye Barolar Birliği’nden TÜRKİYE adının çıkarılması ile Avukatların Barolara üyelik zorunluluğunun kaldırılmasına ilişkin girişim durdurulmalıdır. Hukuk devletimiz açısından bu girişimin durdurulmasını acil görüyoruz. Bu sebeple Ankara da toplandık. Bu toplantıyla çağrımızı kamuoyuyla paylaştık. Toplantıya meslektaşlarımızın katımı üst düzeydeydi, salon doldu, çok sayıda meslektaşımız toplantıyı dışarıya kurulan ekrandan takip etmek zorunda kaldı. 8.500 kişinin katıldığı büyük bir toplantıydı. Çanakkale Barosu üyesi Avukatlar olarak bu toplantıda bizde bulunduk. Toplantının Avukatlık mesleği, Barolar ve Barolar Birliği açısından yararlı geçtiğini düşünüyorum. Yapılması düşünülen değişikliğin bu toplantı sonrasında durdurulacağına inanıyorum.” dedi.


ÇANAKKALE CHP İL BAŞKANLIĞI
KAMUOYU AÇIKLAMASI

Çanakkale 18 Mart Üniversitesi İlahiyat Fakültesinde kendisini bilim adamı sanan bir densizin basında ve üniversite televizyonunda yaptığı seviyesiz konuşmalar nedeni ile İl Başkanlığımızca bir açıklama yapma gereği duyulmuştur.
Öncelikle Ülkemizin kurucu önderi Mustafa Kemal Atatürk e inanılmaz hakaretler yapan , hatta Heykeline KÖPEK LEŞİ diyecek kadar seviyesizle şen MECZUP Kadir Mısıroğlu nun AKP genel başkanı R. Tayyip ERDOĞAN tarafından ziyaret edilmesi , Abdullah Akın gibi bazı bilgi fukarası densizleri cesaretlendirmektedir. Demek ki hakaret etmenin cezasının olmadığını gören bu bilgi fukaraları hakarette sınır tanımamaya başlamışlardır.

Ülkemizin kurucu değerleri hakkında geçmişte Camileri ahır, lokal, tuvalet yaptılar yalanlarıyla kamuoyunu yönlendirmeye çalışan bu anlayışın mensuplarından Abdullah AKIN isimli hadsiz , ahlaksızlık çıtasını yükselterek bu defa camileri genelev yaptılar diyecek kadar adileşmiştir.
Kurucu önderimize ve halkın ibadet yerlerine aslı astarı olmayan iftiralar ve yalan bilgiler ile saldıran bu bilgiden yoksun ve densiz zat , Üniversitede İLKÖĞRETİM DİN KÜLTÜRÜ VE AHLAK BİLGİSİ eğitimcisi olarak bulunmaktadır. Şimdi Çanakkale kamuoyuna soruyoruz. Bu anlayışta olan bilgisiz ve densiz , geleceğin çocuklarına din dersi eğitimi verebilir mi? Vereceği din dersi eğitimi sağlıklı olur mu?
Densizlik , bilgisizlik ve boşboğazlığın öğretim üyeliği sanıldığı bir yerde , bilgi itibarını yitirir ve yok olur. Kurucu değerlerimize hakaret ederek bir yerlere geleceğini sanan bu bilgisiz ,seviyesiz , cahil öğretim görevlisi müsveddesi hakkında , gerekli her türlü yasal işlemin yapılması için hiçbir girişimden kaçınılmayacaktır.
Üniversite Rektörümüz ile gerekli görüşmeler yapılarak , bu seviyesiz ve densiz hakkında gerekli yasal işlemin yapılması sağlanacaktır.
Yerli ve Milli geçinen AKP İl başkanını da duyarlı davranmaya ve derhal gereğini yapmaya çağırıyoruz.
Ayrıca Cumhuriyetimizi koruma ve kollama görevi verilmiş Cumhuriyet Savcılarımızı da, Kurucu değerlerimize ve inanç yerlerimize hakaret eden bu bilgi fukarası kişi hakkında işlem yapmaları için göreve davet ediyoruz.
Kamuoyuna saygılarımla.
İsmet GÜNEŞHAN  -  CHP İL BAŞKANI



Çanakkale İl Kültür ve Turizm Müdürü Kemal Dokuz,
2017 yılında 329 bin 258 kişinin ziyaret ettiği Troia Ören Yeri için önümüzdeki yıllardaki hedeflerinin 1 milyon ziyaretçi olduğunu söyledi.

Dokuz, '2018 Troia Yılı' çalışmalarını anlattı, ören yerlerini ziyaret edenlerin sayılarını açıkladı. 2016'da 242 bin 27 kişinin ziyaret ettiği Troia Ören Yeri'ne, geçen yıl ise 329 bin 258 ziyaretçinin geldiğini anlatan İl Müdürü Dokuz, Kültür ve Turizm Bakanlığına bağlı ören yerleri arasında Troia'nın 2017'de bir basamak atlayarak dördüncü sıraya yükseldiğini söyledi. Hedeflerinin ise ziyaretçi sayısını ilk etapta 500 bine, ardından da 1 milyona çıkarmak olduğunu açıkladı.
Türkiye'ye 2017 yılında 32.5 milyon turistin geldiğini ve 27 milyar dolar gelir bıraktığını belirten İl Kültür ve Turizm Müdürü Kemal Dokuz, bu yılki hedefin ise 36 milyon turist ve 34 milyar dolar gelir olduğunu kaydetti. Cumhuriyetin 100'üncü yılında turizmdeki hedefin 50 milyon turist ve 50 milyar dolar gelir olduğunu ifade eden Dokuz, "Çanakkale; Troia, Assos, Tarihi Gelibolu Yarımadası, Apollon, Smintheus, Alexandria Troas, Kazdağları, Gökçeada, Bozcaada gibi turizm destinasyonlarımızla birlikte, Türkiye'nin 2023 yılındaki 50 milyon turist ve 50 milyar dolar gelir hedefine katkı sağlayacak potansiyele sahiptir. İnşallah kültür varlıklarımızın ayağa kaldırılmasıyla, Troia Müzemizin açılmasıyla, Assos Ören Yerimizin çevre düzenlemesinin bitmesiyle, Tarihi Gelibolu Yarımadası'na yapılan yatırımlarla birlikte bu rakamlara ulaşacağımızı ümit ediyoruz" dedi.



Çanakkale'nin deniz ulaşım şirketi GESTAŞ kazancını yatırıma dönüştürmeye devam ediyoruz. Çanakkale'nin turizm paydaşı, 500'ü aşkın kişiye istihdam sağlayan ve Çanakkale'nin dışa açılan kapısı olarak bilinen GESTAŞ, yaz sezonuna hazırlanıyor.
GESTAŞ, filosunda dönemsel olarak değişen 16 ila 19 gemiyle, Gelibolu-Lapseki, Eceabat-Çanakkale, Kilitbahir-Çanakkale, Geyikli-Bozcaada, Kabatepe- Gökçeada ve Güney Marmara hatlarında 2017 yılında tam 15 milyon yolcu, 4.5 milyona yakın araç taşıdı. Geçtiğimiz yıl 94 bin sefer gerçekleştiren GESTAŞ, yeni sezon için gemilerine 9 milyon TL, iskelelerine de 3 milyon TL olmak üzere toplam 12 Milyon TL'lik yatırım gerçekleştirdi.
"Gemilerimiz daha donanımlı hale geldi"
GESTAŞ'dan yapılan açıklamada; "Atölye ekibimiz, Ekim ayı başından bu yana belirli bir takvim doğrultusunda yoğun mesai harcadı ve harcamaya devam ediyor. 9 gemimiz teknik ve fiziki açıdan daha donanımla hale getirildi, iki gemimizde de Nisan 2018'e kadar benzer iyileştirmeler yapılacaktır. Gemilerimizde teknik açıdan yapılan yenilemelerde 'daha güvenli bir yolculuk' ilkesine göre hareket edildi. Tüm gemilerimizde jeneratör kontrol sisteminin yenilenmesiyle, 'acil durum' hallerinde daha teknolojik bir sistem oluşturulmuş oldu. Yeni sistemle birlikte, seyir halindeki bir olumsuz durumda jeneratörün devre dışı kalması halinde yedek jeneratör artık otomatik olarak faaliyete geçecek. Böylece acil durumlara müdahalede ciddi bir zaman kazanılmış olacak" ifadelerine yer verildi.
"Her şey daha konforlu bir yolculuk için"
Teknik yenikliklerin yanı sıra fiziki değişikliklerin de yapıldığını belirten yetkililer,"Gemilerimizde fiziki açıdan yapılan yenilemelerde 'daha konforlu bir yolculuk' ilkesine göre hareket edildi. Tuvaletlerin yenilenmesi, dış alan oturma gruplarının yenileriyle değiştirilmesi, yolcu salonlarının zemin ve koltuklarının yenilenmesi, daha konforlu bir yolculuk için öne çıkan çalışmalar oldu. Tüm gemilerimiz, hijyen açısından komple temizlendi ve ilaçlandı. Gemilerimizde dış alanlara kaymaz boya uygulaması yapılırken iç alanların da zeminleri yenilendi. Gökçeada 1 gemisi salonuna çocuklar için oyun parkı, Ayvacık ve Lapseki gemilerine yeni tuvaletler monte edildi.
Güvenli ve konforlu yolculuk için yapılan yeniliklerin yanı sıra yolcularımıza 'zaman' kazandıracak yatırımlar da gerçekleştirdik. İskelelerimize PTS (Plaka tanıma sistemi) kurarak gemi yükleme işi daha da hız kazandırılırken aktarma, günübirlik geçiş gibi kampanyalardaki hataları da ortadan kaldırdık. Gişelerimize kurulan yeni sistemle birlikte artık bilet kesimi daha hızlı gerçekleşmektedir. Plaka tanıma sistemiyle birlikte, aktarma ve günübirlik geçişler 'yolcu beyanı esasına' dayanmaktan çıkarak, tamamen PTS sistemiyle kontrol edilmektedir. Ayrıca mevcut iskelelerimize yaptığımız altyapı ve üstyapı yatırımları, özellikle Gelibolu'da başlayacak yeni feribot terminali yatırımları, güvenli yolculuğun yanında, daha çabuk yükleme boşaltma işlemleriyle deniz taşımacılığına hız da kazandıracaktır" açıklamasında bulundular.



AK Parti Merkez İlçe Yönetim Kurulu Başkanı Gültekin Yıldız ve Yönetim Kurulu üyeleri Odayı ziyaret etti.
Ziyarete Yönetim Kurulu Başkanı T. Selçuk Semizoğlu, Başkan Yardımcıları İbrahim Gün ve Ahmet Selçuk Erdoğan, Yönetim Kurulu Üyeleri Ayhan Çetin, Emin Bacak ve Genel Sekreter Sema Sandal ev sahipliği yaptılar.
Yönetim Kurulu Başkanı T. Selçuk Semizoğlu, ziyaretten duyduğu memnuniyeti dile getirerek Çanakkale için yereldeki tüm aktörler, siyasi partiler, sivil toplum kuruluşları, meslek kuruluşlarının tek vücut olmaları gerektiğini, Çanakkale yararına bir projede diğer kimliklerini bir kenarda bırakarak ortak hareket etmeleri gerektiğini belirtti. "ÇTSO İstiyor"
başlığı ile sunulan 17 maddelik deklarasyonu da bu düşünce ile hazırladıklarını ifade ederek Çanakkale pastasını lezzetini kaybetmeden büyütmek için çalıştıklarını söyledi. ÇTSO'nun üyesi sayısının 7000'e yaklaştığını belirterek üyelerinin ekonomik hayatlarına katkı sunacağına inanılan projeler geliştirdiklerini belirtti.
Deklarasyonda yer alan ve yatırımcı önünde büyük engel teşkil eden mania sorununun Sayın Bülend Engin'in gayretleri ile çözüldüğünü, uçak seferlerinin düzene girdiğini belirterek diğer maddeler ile ilgili de bilgi aktardı.
Yönetim Kurulu Başkanı T. Selçuk Semizoğlu, görüşmenin sonunda günün anısına AK Parti Merkez İlçe Yönetim Kurulu Başkanı Gültekin Yıldız'a plaket takdim etti
CHP Merkez İlçe Yönetim Kurulu Başkanı Ali Uyanık ve Yönetim Kurulu üyeleri Odayı ziyaret etti.
Ziyarete Yönetim Kurulu Başkanı T.Selçuk Semizoğlu, Başkan Yardımcıları İbrahim Gün ve Ahmet Selçuk Erdoğan, Yönetim Kurulu Üyeleri Ayhan Çetin, Emin Bacak, Fatih İş, İbrahim Gürbüz, Murat Aydoğdu ve Genel Sekreter Sema Sandal ev sahipliği yaptılar. Yönetim Kurulu Başkanı T.Selçuk Semizoğlu, iktidar ve bir muhalefet partisinin aynı gün ziyaretinden duyduğu memnuniyeti dile getirdi.
Hepimizin ortak sevdasının Çanakkale olduğunu ve bu düşünce ile hareket edildiğinde , tek vücut olunduğunda aşılamayacak sorun olmadığını belirtti.
"ÇTSO İstiyor" başlığı ile sunulan 17 maddelik deklarasyonu da bu düşünce ile hazırladıklarını ve vekillere sunduklarını ifade ederek Çanakkale pastasını lezzetini kaybetmeden büyütmek için çalıştıklarını söyledi. ÇTSO'nun üyesi sayısının 7000'e yaklaştığını belirterek üyelerinin ekonomik hayatlarına katkı sunacağına inanılan projeler geliştirdiklerini belirtti.
Deklarasyonda yer alan ve yatırımcı önünde büyük engel teşkil eden mania sorununun Sayın Bülend Engin'in gayretleri ile çözüldüğünü, uçak seferlerinin düzene girdiğini belirterek diğer maddeler ile ilgili de bilgi aktardı.
Yönetim Kurulu Başkanı T.Selçuk Semizoğlu , görüşmenin sonunda günün anısına CHP Merkez İlçe Yönetim Kurulu Başkanı Ali Uyanık 'a plaket takdim etti



Çanakkale Tabip Odası olarak ifade etmek isteriz ki, güneşli bir Çanakkale sabahı gibi huzurlu, güven içinde, düşüncelerimizi ifade ederken korkmadığımız, dışlanmadığımız, terörist ya da terörist sevici ilan edilmediğimiz, ekmek paramızın elimizden alınması tehditi ile karşılaşmadığımız bir ülkede yaşamak istiyoruz.
Görüyoruz ki herkesin belli bir biçimde düşünmeye ve davranmaya zorlandığı şu OHAL koşullarında, aykırı tek bir ses bile hınçla, düşmanlıkla, acımasızlıkla boğulmaya çalışılıyor.
Seçilmiş bir kurul olan, Türkiye’deki tabip odalarının çatı yapısı Merkez Konseyi, şimdiye dek savunduğu iyi hekimlik değerleri ile uyumlu olarak bir açıklamada bulunmuştur. ‘Savaş bir toplum sağlığı sorunudur’ diyerek, Türkiye’nin de bulunduğu bölgede çatışmaların ve emperyalist ülkelerin planlarının sağlık açısından ne anlama geldiğini ifade etmeye çalışmıştır.
Cumhurbaşkanının sözü, bir bakanın sözü, bir AKP il başkanının sözü herhangi bir sade vatandaşın sözünden daha değerli ve ifade edilmeye daha layık değildir. Sadece düşüncelerini ifade ettikleri için bir linç kampanyasına maruz bırakılan ve evlerinden, işyerlerinden gözaltına alınan merkez konseyi üyelerimizin arkasındayız, onlar bizim onurumuzdur, onlara karşı yürütülen linç kampanyasını ve adalet sisteminin ayaklar altına alındığı gözaltı işlemini kınıyoruz ve derhal serbest bırakılmalarını talep ediyoruz!
Ülkenin iyiliğini sizin yolunuzdan görmedikleri için insanları hainlikle suçlayamazsınız. Ve siz daha güçlü konumda olduğunuz için sizin her söylediğiniz iyi, doğru ve güzel değildir, üstelik sadece siz bu ülkenin çocuklarıymışsınız gibi vatanseverliği de sadece kendinize sıfat sayamazsınız.
Bizler de bu ülkenin çocuklarıyız ve ülkemizin iyiliğini istiyoruz!
TTB tüm tarihi içinde, her çatışmalı toplumsal iklimin sonuçları konusunda kamuoyunu uyarmıştır. Daha önce Irak’a müdahaleye, Suriye’ye ilk müdahalelere savaş ortamları ve sonuçlarının sağlığa etkileri üzerinden nasıl karşı çıktıysa aldığı tutum yine aynıdır. TTB’nin yıllardır değişmeyen tavrı şimdi neden bu kadar gürültü koparmıştır?
Türkiye’nin dış politikası, içerden yükselecek herhangi bir muhalefeti susturmak için ve inşa edilmek istenen dikta rejiminin tuğlaları olarak kullanılmaktadır. Bu konuda Çanakkale ve Türkiye kamuoyunu uyarmak isteriz. Ve tüm Çanakkalelilere çağrımızdır: Güneşli bir Çanakkale sabahının huzuruna, demokratik, laik ,barışçıl, eşitlikten yana bir cumhuriyet umudumuza elele, hep birlikte, sonuna kadar sahip çıkalım. Bu memleket bizim de, bizlerin yok sayılmasına, hor görülmesine, değerlerimizin yok edilmesine izin vermeyelim..



Sınır güvenliğini sağlamak ve büyük tehdit oluşturan terör koridorunu ortadan kaldırmak amacı ile Afrin'de başlatılan sınır ötesi harekatta Devletimizin kararının arkasında olduğumuzu ve desteklediğimizi bildiririz.
Afrin, Türkiye'nin sınır güvenliğini emniyete almak için çok önemli stratejik bir noktadır ve temizliği zorunludur. Türkiye Cumhuriyeti Devleti, uluslararası hukuktan doğan haklarını kullanmış ve Suriye'nin toprak bütünlüğünü de koruyarak harekat başlatmıştır. Meşru olarak başlatılan ve devam eden bu harekatta Türkiye, terör örgütlerine gereken cevabı ve dersi vermektedir.
Terörle mücadele hepimizin, tüm ülkelerin, tüm insanlığın ortak amacı olmalıdır. Devletimiz ve Milletimizin huzuru, bekası, Milli Güvenliğimiz, siyasetin çok üstünde bizim için çok kıymetlidir ve heba edilemez.
Ülkemize yönelen tehditlere, Vatanımıza ve Milletimizin bütünlüğüne yapılan saldırılara, sınırlarımızda himaye ve destek gören terör örgütlerine karşı meşru zeminde başlatılan "Zeytin Dalı" Harekatını takdir ediyor ve iş dünyası olarak Devletimizin yalnız olmadığını, yanında olduğumuzu duyuruyoruz. Bu aynı zamanda bir şeref meselesi ve şanlı ecdadımıza da görevimizdir. Haine ve düşmana karşı Devletimizce konulan tavır bize yakışan tavırdır.
Çanakkale Ticaret ve Sanayi Odası olarak, teröre karşı her zaman olduğu gibi bugün de tek yürek ve ortak duruş sergiliyor ve teröre hizmet edenleri, destek olanları esefle kınıyoruz. Bu harekatta şehit olanlarla birlikte tüm şehitlerimize Allah'tan rahmet diliyoruz. Allah Mehmetçiklerimizin yardımcısı olsun, Ordumuzu muzaffer eylesin.
T.Selçuk SEMİZOĞLU - Yönetim Kurulu Başkanı



Kültür ve Turizm Bakanı Prof. Dr. Numan Kurtulmuş, Çanakkale’de İÇDAŞ Kongre Merkezi’nde gerçekleşen 2018 Yılı Troia Yılı Lansman Toplantısı’na katıldı.
Lansmanda konuşan Kültür ve Turizm Bakanı Numan Kurtulmuş, "2018 yılını Troia Yılı olarak ilan ettik. Valimizin koordinatörlüğünde bizim bakanlığımızın da bütün imkanlarını seferber ederek, bu yılı inşallah çok güzel bir şekilde değerlendireceğiz. Bildiğiniz gibi 1988 yılında Troia BM UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesine girdi. Bu sene 20'nci yılı. 20'nci yılı vesile kılarak dünyaya tanıtılmasını gerçekleştireceğiz.
Sadece Çanakkalelilerin ve bizim vatandaşlarımızın farkında olması değil, Troia Yılı üzerinden bütün dünyada bütün insanlık Troia Yılı üzerinden Troia'nın Çanakkale'nin Türkiye'nin farkında olmasını sağlayacağız. Türkiye'nin bir yan markası olarak, alt markası olarak dünyaya tanıtacağız. Memleketimizdeki başka bir güzelliğimizi bütün dünyaya tanıtacağız. O yıl içerisinde bütün dünya bizim o yöremiz üzerinde Türkiyeyi daha iyi tanımış olacak’’ Dedi.



Kale Grubu ve Türkiye Bilişim Vakfı (TBV) iş birliğiyle Çanakkale'nin "akıllı şehir" vizyonuna katkı sağlamak amacıyla 1 Şubat'ta başlatılan "Aklım Fikrim Çanakkale" projesinin ilk aşaması tamamlandı. Kale Grubu Başkanı ve Üst Yöneticisi (CEO) Zeynep Bodur Okyay ve TBV Başkanı Faruk Eczacıbaşı'nın katılımıyla düzenlenen toplantıda, projenin ilk aşamasının sonuçları bir raporla paylaşıldı.
"Akıllı Şehir Yolunda Çanakkale" raporuna göre, projenin ilk aşamasında, mevcut durum analizi ve akıllı şehir vizyonunun oluşturulması için gereken çalışmalar belirlendi ve bundan sonrası için akıllı şehir yol haritası sunuldu. Mevcut sıkıntılar ve sorunlar tespit edildi, çözüm önerileri oluşturuldu. Proje için Novusens liderliğinde oluşturulan saha ekibi, kapsamlı bir kaynak taraması yaptı, ardından da proje süresince yoğun saha ziyaretleri ile şehir için durum tespitini derinleştirdi ve şehir genelinde kurumlara yönelik bir anket yapıldı.
Elde edilen bulgular ışığında akıllı şehir semineri ile kurumlar ve gençlerle ayrı ayrı iki ortak akıl çalıştayı gerçekleştirildi. Söz konusu çalışmalar sonucunda ortaya çıkan bulgular, proje ekibi tarafından dünyadaki uygulamalar ışığında değerlendirilerek Çanakkale'ye özgü bir akıllı şehir yol haritası ve öneriler bütünü halinde sunuldu.
Çalışmalar kapsamda Amsterdam, Barselona, Kopenhag ve Montreal gibi akıllı şehir örnekleri incelenirken, akıllı şehir projelerinin bir yandan yerel yönetim kuruluşlarının vizyoner liderliğini gerektirdiği, diğer yandan katılımcılık ve kurumlar arası iş birliğinin en önemli unsurlar olarak ortaya çıktığı belirlendi. Söz konusu örnekler ışığında, Çanakkale'nin bu ve daha önceki çalışmalarla belirlenmiş turizm ve tarım gibi tematik öncelikleri yol haritası kapsamında ele alındı.
Çanakkale'nin sahip olduğu doğal ve kültürel kaynakların değerini ve erişimini artıran çalışmaların devam ettirilip, bunların hem fiziki altyapı ve akıllı teknolojiler ile harmanlanıp hem de katılımcı yöntemlerle Çanakkale'nin sosyal, insan ve yaratıcı sermayesiyle buluşturulmasıyla Çanakkale'nin yaşanabilirliğine, çalışabilirliğine ve sürdürülebilirliğine katkıda bulunulabilecek. Bu sayede Çanakkale'nin hem ulusal hem de uluslararası düzeyde örnek oluşturulması ve görünürlüğünün artırılması da sağlanabilecek.
Proje kapsamında İstanbul-İzmir aksında kalan ve adına "altın çember" denilen bölgenin kalbinde yer alan Çanakkale'nin akıllı şehir olma yolunda atması gereken adımların, tüm yerel paydaşlarla birlikte belirlenmesi ve ortaya bir yol haritası çıkarılması amaçlandı. Projenin nihai hedefi ise Çanakkale'nin yaşanabilirliğine ve sürdürülebilirliğine teknoloji aracılığıyla katkıda bulunarak Çanakkale'nin rekabet gücünün gerek ulusal gerekse küresel ölçekte yükseltilmesi olarak belirlendi.
"ÇANAKKALE, YÜKSEK POTANSİYELE SAHİP BİR ŞEHİR"
TBV Başkanı Faruk Eczacıbaşı da Çanakkale'nin geleneksel ve coğrafi konumundan ötürü yüksek potansiyele sahip bir şehir olduğunu belirterek, "Bu bizim ilk attığımız adım." dedi. Eczacıbaşı, birçok şeyin yolda değişebileceğini, asıl hedefe sadık kalmanın önemli olduğunu söyledi.



24 Kasım gününün önemi açısından başta başöğretmen Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere tüm öğretmenlerimizin Öğretmenler gününü içtenlikle ve saygıyla kutlarım. Günümüzde öğretmenlerimize eskisinden de fazla görev düştüğünü bilerek laik Cumhuriyet ve Atatürk ilkelerini özümseyecek nice nesiller yetiştirmelerini diliyoruz.
25 Kasım “Kadına Karşı Şiddetin ortadan Kaldırılması için mücadele günü”. Dominik Cumhuriyeti’ ni 31 yıl boyunca kanla baskı ve zulümle yöneten diktatör Trujillo’ya karşı mücadele eden yürekli kadınların, kadına karşı şiddetle mücadele etmek adına ölümsüzleştirildiği gün…
Kadına yönelik şiddet ile mücadele ederken öncelikle bu şiddeti onaylayan veya meşrulaştıran zihniyetleri değiştirilmesi gerekmektedir. Çünkü Kadınlar toplumsal yapının neredeyse her alanındadır. Kadınların toplumda üstlenmiş olduğu ekonomik ve sosyal yüklere karşın bir de topluma egemen olan ve ataerkil bakış açısından kaynaklanan baskı ve sindirmeler kadınların karşılaştığı problemlerden sadece biridir. Buna karşılık sosyal devlet anlayışının var olduğuna inandığımız ülkemiz kadınları kaderiyle ne yazık ki baş başa bırakıyor.
27 yaşındaki ilkokul öğretmeni Gülşah, eski erkek arkadaşı tarafından tehdit ediliyordu. Mahkemeye şikayet etti. Valilikten yardım istedi. Vali yardımcısının kendisine en kötü ihtimalle öleceğini, ölümün hak olduğunu, yanında biber gazıyla gezmesini söyledi. Gülşah ailesinin yanına kaçtı fakat kurtulamadı. Başından vurularak öldürüldü. Katilin bilgisayarında yapılan incelemede cinayeti işlemeden önce, kadın cinayetinde en fazla kaç sene yatacağını araştırdığı ortaya çıktı. Katil müebbet hapisle yargılanıyordu ama mahkemeye kravat takıp gelip, iyi halden faydalanıp daha az yatıp çıkabileceğini çok iyi biliyordu.
Söz konusu vali yardımcı 2014 yılında kaymakam olarak atandı ve 2016 yılındaki darbe girişiminden sonra görevinden uzaklaştırıldı. Bunun gibi daha nice fidanlarımız gitti.
Çocuk gelinlerin, fuhuşa sürüklenen kadınların, kız çocuklarına cinsel istismar vakalarının sayısı her geçen gün artmaktadır. Kişi hak ve dokunulmazlığı, tıp ve evrensel etik bağlamında tartışılması gereken kürtaj hususu, dogmatik değerler temelli siyaset propagandaları çerçevesinde ‘kadın bedeninin’ kullanılabildiği düzeyde gündemde yer almaktadır.
Ve ne yazık ki Ülkemizde ve dünyada, kadına yönelik şiddet, hala hiçbir toplumsal sınıf, sosyo ekonomik refah düzeyi, örf ve kültür tabakası, iktidar biçimi tanımaksızın, yükselmeye devam etmektedir.
Mevcut sistemler; kendi elleriyle kadına yönelik şiddeti sistematize etmekte, kadının toplumsal cinsiyet eşitliği temelinde haklarını kazanmasına engel olmakta, en temel insan hakkı olan yaşam hakkını onun elinden almakta, şiddeti olağan hale getirmektedir. Başta Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve Birleşmiş Milletler Evrensel İnsan Hakları Beyannamesi olmak üzere kadının hak ve statülerine ilişkin uluslar arası sözleşmelerce tanınan en temel hakları dahi koruyamayan bir hukuk sisteminde ise, olumlu eylem hükümlerinin uygulanmasını beklemek gerçekçi görülmemektedir.
Biz 25 Kasım Kadınlara Karşı Şiddetle Mücadele Günü olarak değerlendirilen bugün ve her gün hayatın her alanında karşılaştığımız kadına karşı şiddetle mücadele etmeye devam ediyor ve edeceğiz.
Kadın hakları savunucuları olarak Çanakkale Barosu Kadın Hakları Komisyonu, kadının cinsel, fiziksel, psikolojik bütünlüğünün dokunulmaz olduğunu; kadın haklarının temel insan hakları olduğunu hatırlatıyor; kadına yönelik her türlü şiddet sonlanıncaya kadar mücadelemizi sürdüreceğimizi yüksek sesle ifade ediyoruz.
Kamuoyuna saygıyla duyurulur.
Çanakkale Barosu
Kadın Hakları Komisyonu Basın Sözcüsü
Av. Büşra AKSOY



Mardin’de gerçekleşen 6. Genç Avukatlar Kurultayı’na katılan Çanakkale Baro Başkanı Av. Bülent Şarlan, Yönetim Kurulu üyeleri ve Genç Avukatlar Meclisi üyeleri kurultay da açtıkları stant ile illerden gelen hukukçulara, 2018 Troia Yılı ve Çanakkale'yi tanıttılar.
18-19 Kasım tarihlerinde Mardin'de gerçekleşen 6.Genç Avukatlar Kurultayı'na, Barolardan gelen 450 Avukatın katıldığı Kurultayda, Çanakkale Barosu Başkanı Av. Bülent Şarlan, Yönetim Kurulu üyeleri ve Gençlik Meclisi Üyeleri bir stant açtı.
Çanakkale Barosu, 5. Genç Avukatlar Kurultayına Çanakkale de ev sahipliği yapmıştı. Bu sebeple dönem sözcüsü olan Çanakkale Barosu Genç Avukatlar Meclisi üyeleri, Kurultayı ve dönemlerini anlatan bir dergi bastırdı. Açılan stantta hukukçulara dergi ile birlikte, Çanakkale Kültür ve Turizm İl Müdürlüğü’nden ve Çanakkale Belediyesi'nden temin edilen Çanakkale ve 2018 Troia Yılını tanıtan broşürler dağıtıldı.
Çanakkale Baro Başkanı Av. Bülent Şarlan, yaptığı açıklamada “Türkiye’nin her ilinden yüzlerce hukukçuyu geçen yıl Çanakkale’de ağırlamıştık. Onun öncesinde Ege ve Marmara Baro Başkanlarını Bozcaada da misafir etmiştik.
Bir taraftan mesleki ve hukuki konulara eğilirken bir taraftan da ulusal çaplı organizasyonlarda Çanakkale'yi tanıtmaya çalışıyoruz. Çanakkale Barosu, tüm organizasyonlarda Çanakkale’yi öne çıkarmak için her fırsatı değerlendirmektedir.” dedi.


ULUSLARARASI KÜLTÜR
HAZİNESİ 'TRUVA' CANLANIYOR
"2018 Truva Yılı" çalışmalarına destek veren OPET’in Yönetim Kurulu Kurucu Üyesi Nurten Öztürk ileÇanakkale Valisi Orhan Tavlı arasında, Truva Ören Yeri’nin yakınında bulunan Tevfikiye köyünde yapılacak yenileme çalışmaları için protokol imzalandı.

OPET, dünya tarihinin en kıymetli miraslarından biri olan Troia'nın (Truva), Kültür ve Turizm Bakanlığı liderliğinde yapılacak 2018 Troia Yılı çalışmalarına destek veriyor. Troia bölgesinin kalkınması ve yenilenmesinde katkı sağlayacak olan OPET, ilk olarak açılışı gerçekleştirilecek Troia müzesi ve Troia Ören Yeri'nin bitişiğindeki Tevfikiye köyünde yenileme ve rehabilitasyon çalışmalarına başlıyor.
Bu kapsamda Çanakkale Valisi Orhan Tavlı ile OPET Yönetim Kurulu Kurucu Üyesi Nurten Öztürk, 2018 Troia Yılı İcra Kurulu üyeleri ve köy halkının katılımıyla Tevfikiye Köyü'nde düzenlenen törende, yapılacak çalışmalarla ilgili protokol imzaladı.
Törende konuşan Opet Yönetim Kurulu Kurucu Üyesi Nurten Öztürk, "Truva topraklarında belki bizim dünyaya bizde Truvalıyız diyeceğimiz bir günün başlangıcı.
Neden Milattan Öncesi yıllardan bugüne kadar hem aynı yerde yerleşmişiz. Neden dünya üzerindeki pek çok çocuk Troya adını bilmeden büyümez. Neden bu çocuklar Troya atını bilmeden büyümezler. Buda bize gösteriyor ki, aslında dünya Truva'yı bizden çok daha iyi biliyor. Evet, acı gerçek şu. 9 kez üst üste kurulmuş olan bu topraklarda biz 10'ncu kez kurulmuşuz. ve bir bedel ödemişiz. Kanımızla, canımızla bu topraklara sahip olmuşuz. 'Fatih'in torunlarıyız' diyoruz. 'Atatürk'ün çocuklarıyız' diyoruz. Ama iş Truva'yı anlatmaya gelince neden dünyanın bize anlattığı kadar biz onlara bir şey anlatamıyoruz. İşte bugün bizimde dünyaya Troya'yı anlatacağımız günün başlangıcıdır diye düşünüyorum" diye konuştu.
Çanakkale Valisi Orhan Tavlı, "Çanakkale'mizin ve yöre halkının tarih, kültür, turizm, kalkınma ve ekonomik olarak gelişiminin her ögesini içerisinde barındıran Troya Antik Kentinin değerlendirilmesi için tüm kurum ve kuruluşlarımızla birlikte çalışacağız, çalışmaktayız. Opet ile imzalayacağımız protokol ile Troya Antik Kentinin var olan turizm potansiyelini belirginleşmesini sağlayarak yerel ekonomik kalkınmayı, yöresel ürün pazarlarını canlandırarak, istihdam yaratarak vatandaşlarımızın yaşam kalitesini daha da arttıracağız" dedi.



CHP Çanakkale Milletvekili ve Anayasa Komisyonu üyesi Muharrem Erkek, Çanakkale yerel basın mensupları ile bir araya geldi. Gündeme dair açıklamalarda bulunan Milletvekili Erkek, GESTAŞ’ın birilerinin çiftliği halde getirildiğini söyledi. 2015 Sayıştay Raporlarındaki iddialar üzerine Çanakkale Cumhuriyet Başsavcılığının harekete geçerek GESTAŞ’a resen soruşturma başlatmaya davet etti.
Erkek, Türkiye ve Çanakkale gündemine dair değerlendirmelerde bulundu. GESTAŞ’ın büyük sansasyon yaratan 2015 Sayıştay Raporlarını gündeme getiren Milletvekili Muharrem Erkek, Çanakkale halkının paraları ile kurulan kamu şirketi GESTAŞ’ın AK Parti ve bazı kişilerin çiftlik gibi kullandığını söyledi. 2015 Sayıştay raporundaki iddialar üzerine Cumhuriyet Başsavcılığını göreve davet eden Muharrem Erkek, savcılığın GESTAŞ’a soruşturma açması gerektiğine dikkat çekti.
“Kentimizi yakından ilgilendiren, halkımızı, halkımızdan alınan vergileri ilgilendiren çok önemli konular var. Örneğin GESTAŞ.. GESTAŞ bir anonim şirkettir ama sermayesi Çanakkale Halkının parasıdır. GESTAŞ AK Parti’nin çiftliği değildir, GESTAŞ birilerinin çiftliği değildir. Bugün GESTAŞ’ta çalışan birçok işçinin GESTAŞ ile hiç ilgisi olmayan alanlarda çalıştırıldığını görüyoruz. GESTAŞ’tan bütün masrafları karşılanan belli kişilerin makam araçları olarak kullanıldığını görüyoruz. GESTAŞ ile ilgili çok ciddi iddialar var. Evet müfettişlerin burada olduğunu, ciddi incelemeler yaptığını biliyoruz ama artık bu memlekette cesur müfettiş namuslu savcı kaldı mı onu da çok merak ediyoruz. GESTAŞ’ı Çanakkale kamuoyu çok yakından takip ediyor, bizlerde takip ediyoruz.
Birileri GESTAŞ’ı herhalde kendi şirketi gibi görüyor. Partisinin, iktidarın çiftliği gibi görüyor ama bu böyle devam etmeyecek. Zamanı geldiğinde Çanakkale halkı bunlara gereken en güzel cevabı verecektir. Sayıştay raporları geçtiğimiz günlerde yayınlandı. Sayıştay raporlarını ayrıntılı olarak bizlerde inceleyeceğiz. Bildiğimiz kadarıyla İl Genel Meclisi başkanının makam aracını GESTAŞ tahsis etmiş. GESTAŞ’ta maaş alan birçok kişi başka, başka alanlarda çalıştırılmış. Biz bundan sonra hem Sayıştay raporunu inceleyeceğiz, müfettiş raporlarını inceleyeceğiz ve devamında bunları halkımız ile paylaşacağız.
Hepimiz biliyoruz ki; yargı şu an bağımsız değil. Yargı camiası içerisinde biliyoruz ki hala namuslu savcılar, hâkimlerimiz var ama onlarda şu anda hareket edemiyorlar. Herkes korku, baskı ve tehdit altında. Onun için ilk seçimlerde başta Çanakkale halkı olmak üzere Türk halkına güveniyoruz. Takip ettiğimiz konuları basın aracılığı ile halkımızla paylaşacağız. Maalesef geldiğimiz noktada GESTAŞ birilerinin arpalığı haline gelmiş, maalesef birilerinin çiftliği olmuş. Bu iddialar ve Sayıştay raporları ile ilgili olarak Çanakkale Cumhuriyet Başsavcılığı da gereğini yapmalıdır. Resen soruşturmalıdır.
Biz hep ne diyoruz; basın özgürlüğü, demokrasi, adalet diyoruz. Basın yazmazsa halk gerçekleri öğrenebilir mi? Gazetecilik yargılanıyor. Bir gazeteci zaten bunu yapmalıdır. O yüzden bu davalardan sakın korkmayın. Çünkü bu davalarda güçlü olan değil, haklı olanlar kazanır.
Muharrem Erkek, basın mensuplarının AK Partili belediye başkanlarının istifasının sonrasında başta CHP olmak üzere diğer partilerin belediye başkanlarının da görevden alınacağına dair Cumhurbaşkanı’nın söylemleri hatırlatıldı. Çanakkale Belediyesine kayyum atanıp-atanmayacağı ile ilgili soruya Milletvekili Muharrem Erkek; “Öyle bir ihtimal yok. Olamaz. Ama Tek Adam Rejimlerinde, diktatörlük rejimlerinde her şey olabilir” diyerek cevap verdi.
Çanakkale ve Türkiye’nin gündemlerine dair basın mensuplarıyla bir araya gelip açıklamalarda bulunan CHP Çanakkale Milletvekili Muharrem Erkek, basın mensuplarının sorularını da yanıtladı.
Geçtiğimiz ay Belediye Meclis toplantısında yaşanan olaylar ve sonrasında Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 18 Mart Törenlerinde Belediye Başkanı Ülgür Gökhan’ın konuşmasının yasaklanacağını açıklaması, sonrasında Kepez Belediye Başkanı Ömer Faruk Mutan’ın “Çanakkale kayyum kaldırmaz, sakın ha” uyarısı ve son olarak AK Partili Belediye başkanlarının istifasının ardından diğer partili belediye başkanlarının görevlerinden alınacağının açıklaması gündeme geldi. Çanakkale Belediyesine Kayyum atanır mı? Sorusu sorulan CHP Çanakkale Milletvekili Muharrem Erkek, ilgili soruya; “Öyle bir ihtimal yok. Olamaz. Ama Tek Adam Rejimlerinde, diktatörlük rejimlerinde her şey olabilir” diyerek cevap verdi.
KAYYUM ATANIRSA İLK SEÇİMDE % 75-80 OY ALIRIZ
Çanakkale Belediyesine kayyum atanıp atanmayacağı sorusunu yanıtlayan Milletvekili Muharrem Erkek; “Kesinlikle böyle bir şey söz konusu bile olamaz. Türkiye şu an Tek Adam Rejiminde yönetiliyor değil mi? Bu şartlar altında olabilir. Normal şartlar altında ise böyle bir şey kesinlikle olamaz. Eğer bu Tek Adam rejiminde Çanakkale Belediyesine kayyum atanırsa; öyle sanıyorum ki biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak önümüzdeki yerel seçimde yüzde 75-80 oy ile kazanırız diye düşünüyorum” dedi.
HANGİ GEREKÇELERLE KAYYUM ATANACAK?
Çanakkale Belediyesine Kayyum atanabilmesi için hiçbir geçerli sebep olmadığına dikkat çeken Milletvekili Muharrem Erkek, “Çanakkale Belediyesine hangi gerekçelerle kayyum atanacak? Bir tane haklı gerekçe söyleyebilir misiniz? Şu anda AK Parti içerisinde büyük sıkıntı var. Onu örtebilmek için başka belediyelere yöneldiklerini biliyoruz. İç işleri Bakanı talimatıyla birçok belediyeye müfettiş gönderiliyor. Cumhuriyet Halk Partili Belediyelerimiz zaten müfettişlere alışkındır. Senelerdir belediye başkanlarımız müfettişler tarafından didik didik inceleniyor ama tüm incelemelere rağmen bir şey bulamıyorlar” dedi.
Bu tartışmayı başından sonuna kadar izledim. Taraflardan birinin bu tartışma esnasında hakareti varsa; suç işlemişse Çanakkale adliyesine, yargıya gider müracaatını yapar. Bu müfettişlerin konusu değil ki. Siyasette her zaman sert tartışmalar olur, bu tartışmalarda müfettişleri ilgilendirmez. Hakaret veya tehdit varsa; AK Partide olduğu gibi, belediye başkanları aileleri tehdit ediliyor. Kendi belediye başkanlarını lütfen bizim başkanlarımız ile karıştırmasınlar. Bizim başkanlarımız hak, hukuk ve adalet için sonuna kadar mücadele ederler” dedi.
ECEABAT BELEDİYE BAŞKANINI KİM KORUYOR?
Geçtiğimiz aylarda Eceabat Belediyesi’nin AK Partili Belediye Başkanı Adem Ejder’in bir meclis üyesini tehdit ettiği ve darp ettiği, bir kadına da şiddet uyguladığı gerekçesi ile kesinleşmiş ceza aldığı gündeme gelmişti. AK Partililere seslenen Milletvekili Muharrem Erkek, “Eceabat Belediye başkanını kim koruyor” sorusunu yöneltti.
ECEABAT BELEDİYE BAŞKANI KANUNEN BAŞKANLIK YAPAMAZ!
Muharrem Erkek AK Partili Eceabat Belediyesi ve Belediye Başkanı Âdem Ejder ile ilgili olarak; “Çanakkale’de fazla dillendirilmeyen bir şey var. Eceabat Belediye başkanı. AK Partili bir belediye başkanı kendisi değil mi? Belediye meclis üyelerini tehdit ettiği, hakaret ettiği, darp ettiği gerekçesi ile ceza aldı. Aldığı ceza da kesinleşmiştir. Bir belediye meclis üyesini darp ettiği için ceza aldı. Çanakkale’nin AK Parti teşkilatı ne yapıyor Eceabat Belediye Başkanı İle ilgili? Hak mahrumiyeti cezası var; şu an hukuken belediye başkanlığı yapamaz Eceabat Belediye başkanı. 10 ay hak mahrumiyeti cezası almış, 10 ay boyunca kamu haklarından yoksunluk var. Kim koruyor bunu? Kimler koruyor?” sorularını yöneltti.
“AK PARTİ TEŞKİLATI ECEABAT BELEDİYE BAŞKANINI İSTİFAYA ÇAĞIRSIN”;
AK Parti Çanakkale Teşkilatı’nın Eceabat Belediye Başkanı’nı neden görevden almadığını, AK Parti Teşkilatının Eceabat Belediye Başkanı hakkında ne yaptığı sordu; “Yine Eceabat’ta bir siyasi partiye mensup kadınlara hakaret ettiği gerekçesi ile ceza aldı. Ne yapıyor Çanakkale AK Parti teşkilatı. Bir partinin iç meselelerini tartışma yeri Belediye meclisleri değildir. Onların arasında yaşanan bir şey; hakaret olmamış, tehdit olmamış. Yaşanmaması gereken bir tartışma yaşanmıştır. Ama ben şu an yargı kararları ile cezalandırılmış bir olaydan bahsediyorum. Bunları neden sormuyorsunuz? Bunları herkes biliyor. Bu belediye başkanı hakkında ne yaptı AK Parti teşkilatı? İstifaya davet etsinler belediye başkanlarını; kadına hakaret var, belediye meclis üyelerine tehdit var, darp var. Bu Çanakkale’de olduğu için paylaşıyorum, hepiniz mahkeme kararlarını biliyorsunuz” dedi.



Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Berat ALBAYRAK tarafından cevaplandırılması bekleniyor.
Çanakkale’nin 10 kilometre yakınında 51 milyon metreküp su kapasiteli tek içme suyu kaynağı olan, birçok yer altı ve yer üstü su kaynağıyla beslenen Atikhisar Barajının hemen yakınında siyanürlü altın madenciliği yapacak Kanadalı Alamos şirketinin, açık sistem maden arama tekniği ile gerçekleştireceği çalışma öncesi, ÇED raporuna göre Bayramiç’te 1 milyon 800 bin metre kare ve Kirazlı’da 1 milyon 300 bin metre kare alanda bulunan ağaçları keseceği ileri sürülmektedir.
Bahsi geçen alanda katledilmesi planlanan ağaç sayısının 200 binin üzerinde olduğu bilinmektedir. Yine hazırlanan ÇED raporuna göre ise buradaki siyanür girdisi 26 bin ton, zehirli ağır metaller toplamı 40 bin ton ki bunun 17 bin 400 tonu arsenik, 87 tonu cıva, 4 bin 60 ton olmak üzere 40 bin 252 ton ağır metal olacaktır. Bu rakamların ÇED raporunda geçenler olduğu ve aslında çok daha fazla ağaç katledileceği, zehirli maddeler ortaya çıkacağı konunun uzmanları tarafından belirtilmektedir.
Böyle bir ortamda, çevre ve doğa, tarım, hayvancılık ve gıda ürünleri; başka bir ifadeyle canlı yaşamı ve ülkemizin, Çanakkale’nin geleceği doğrudan tehlike altındadır. Çanakkale’nin içme suyu kaynağının ve dolayısıyla Çanakkaleli hemşehrilerimizin sağlıklarının siyanür nedeniyle risk altına alındığı bölgede bir de yüz binlerce ağacın katledilmek istenmesi, bu arama faaliyetine karşı olan yöre halkı tarafından büyük tepkiyle karşılanmaktadır.
Oysa hem insan yaşamının ve yaşam kalitesinin tehlikeye atılması hem de çevre, doğa katliamının gerçekleşmesi olasılığının yanında, firma faaliyetlerine dair açıklanan mali rakamların Çanakkale ekonomisine de ciddi katkı yapmayacağı göz önünde bulundurulduğunda, Alamos şirketinin faaliyetlerinin milli maden politikası kapsamında yer alıp almadığı merak edilmektedir. Bu bağlamda:
1. Ülkemiz genelinde altın araması yapan şirketler hangileridir? Bunlar nerelerde altın araması yapmaktadır? Toplam işlenmesi planlanan rezerv ne kadardır?
2.Türkiye’de altın araması yapan şirketler, hangi yöntemlerle altın aramaktadır? Hangileri siyanürlü altın madenciliği yöntemini kullanmaktadır? Bunlar hangi illerimizdedir?
3.Alamos şirketinin siyanürlü altın arama faaliyetleri hangi aşamadadır? Ruhsat konusunda gelişmeler ne durumdadır? Şirketin sondaj ve arama faaliyetlerine ilişkin süreç bugüne kadar nasıl ilerlemiştir? Şirkete altın arama faaliyeti öncesi hangi izinler verilmiştir?
4.Bölgede tespit edilen cevher ne kadardır? Bunun çıkarılmasında kullanılacak su miktarı ne kadardır? Su kaynağı nereden ve nasıl karşılanacaktır?
5.Şirketin ağaç katletmesi için izin verilmiş midir? Bu izin verilmişse verilmeden önce bölgede kaç ağaç kesileceğine dair araştırma yapılmış mıdır?
6.Şirketin bölgedeki faaliyetlerinin ekonomik değerleri nedir? Canlıların yaşamının olumsuz etkilendiği ve yurt dışına çıkarılacak olan ekonomik değerler düşünüldüğünde, bu faaliyetlerin ülkemize ve Çanakkale’ye katkısı ne olacaktır?
7.Alamos şirketinin bölgedeki altın faaliyetlerinin Çanakkale’nin tek içme suyu kaynağı olan Atikhisar Barajı civarında yapılmasının doğuracağı riskler de göz önüne alındığında, altın arama faaliyetinin Çanakkale’nin geleceğine, insan yaşamına, doğa ve çevreye olumsuz etkilerine dair Bakanlığınızca bir çalışma yapılmış mıdır?
8.Hem insan yaşamının ve yaşam kalitesinin tehlikeye atılması hem de çevre, doğa katliamının gerçekleşmesi olasılığının yanında, firmanın Çanakkale’ye mali anlamda da büyük katkılar yapmayacağı düşünüldüğünde, şirkete verildiği söylenen izinler, milli enerji ve maden politikası kapsamında mıdır?
Av. Muharrem ERKEK - Çanakkale Milletvekili



CHP Çanakkale Milletvekili Bülent ÖZ, son zamanlarda Çanakkale’de artan olayların kentte tedirginlik oluşturduğunu dile getirerek, Emniyetin önlem alıcı tedbirleri arttırmak yerine İl Emniyet binasını ve Çanakkale’nin her iki girişindeki uygulama noktasını beton barikatlar ile çevrelenmesine vatandaşların tepki göstermesi ve konunun medyada yer alması üzerine TBMM Genel Kurulunda söz alarak açıklamalarda bulunup, İçişleri Bakanlığına sorular yöneltti.
Açıklamalarında Çanakkale’nin huzurun kenti olduğunu, fakat yaşanan olayların huzur bozucu olduğunu vurgulayan CHP’li Bülent ÖZ şunları ifade etti:
ÇANAKKALE’DE SON GÜNLERDE ÜZÜCÜ OLAYLAR YAŞANMAKTADIR
Dünyaya barışı kazandıran, huzurun ve barışın kenti Çanakkale'de son günlerde üzücü olaylar yaşanmaktadır.
Elbette tüm Türkiye'de olduğu gibi Çanakkale'de de GBT kontrolleri ve uygulama noktalarında denetimler yapılarak şehrin giriş-çıkışları kontrol altında tutuluyor. Fakat nasıl oluyor da mekânlar basılıyor, büfeler kurşunlanıyor, insanlar öldürülüyor, sokak ortasında gasplar yaşanıyor?
ŞEHİR GİRİŞİ KALE DUVARI ŞEHİR MERKEZİNDE TEDİRGİNLİK YAŞAMI
Çanakkale'nin emniyet tedbirlerini artırmak yerine Emniyet Müdürlüğünün ve uygulama noktalarının etrafına beton barikatlar örerek Emniyet kendi tedbirlerini artırıyor.
Geçtiğimiz Cumartesi Çanakkale'de bulunan bir eğlence mekânına bir grubun saldırmasıyla şehirdeki tedirginlik had safhaya ulaşmıştır ve vatandaşlar şehir merkezinde tedirginlik yaşadığını ifade ederek "Çanakkale Emniyetinin kendi emniyet tedbirlerinden Çanakkale'mizin emniyet tedbirlerine sıra ne zaman gelecek?" diye sormaktadır.
Açıklamalarının ardından İçişleri Bakanlığına sorular yönelten CHP’li ÖZ, “Bu bağlamda gerekli tedbirlerin alınması için ne gibi çalışmalar yapılmaktadır? Çanakkale'de bir kriz masası kurulması düşünülüyor mu?” dedi.



TEMA’nın hazırladığı “Çanakkale İçin Hava Kirliliği ve Sağlık Etki Modellemesi” raporuna göre, bazıları proje aşamasında olan 16 termik santral faaliyete geçtiğinde Çanakkale’de yaşam duracak.
Hava kirliliği üst seviyeye çıkacak. Yılda, 1140 erken ölüm gerçekleşecek. Kirlilik uzun mesafeye de taşınarak İstanbul’a kadar ulaşacak. Halk sağlığını hava kirliliğinden korumak için bir araya gelen sivil toplum kuruluşları, Çanakkale’de Kirazlıdere kömürlü termik santralının yatırımcısı Yıldırım Holding’e projeden vazgeçme çağrısı yaptı. Çanakkale’yi tehdit eden santralların, 3’ü aktif, 2’si inşaat halinde, 11’i ise projede...
Erken ölümler artacak
Raporun sonuçlarına göre Çanakkale’de termik santral projeleri hayata geçerse, bölge yaşanmaz düzeylere ulaşacak. Hava kirliliğine neden olan ve gözle görülemeyen parçacık maddeler rüzgârın etkisi ile çok geniş bir alana yayılabildiğine dikkat çekilen raporda, santralların hava kirliliğini yüzde 50-150 arasında artırabileceğine dikkat çekildi. Bu kirliliğin sağlık etkisinin bölgede her yıl 1130 erken ölüm olacağı ve her yıl 160 bebeğin düşük doğum ağırlığıyla dünyaya geleceği hesaplanıyor.
Kömür devri geçti
Şişli’deki TEMA Genel Merkezi’nde bir araya gelen sivil toplum kuruluşları, termik santrallardan vazgeçilmesini isteyerek “Havamızı bozmayın” dediler. Kazdağı Doğal ve Kültürel Varlıkları Koruma Derneği adına konuşan Nebile Bayrak, santral projelerinden vazgeçilmesini isteyerek “Artık kömür çağı geçti” dedi. Halk Sağlığı Uzmanları Derneği’nden (HASUDER) Doç. Dr. Çiğdem Çağlayan da “Hava kirliliği, bronşit, amfizem ve akciğer kanseri gibi kronik solunum hastalıkları ve kalpdamar hastalıkları gibi ölümcül hastalıklara sebep olabiliyor. Her yıl dünyada 6.5 milyon insan hava kirliliği nedeniyle ölüyor” diye konuştu.














http://www.burasicanakkale.com ©  2000  - Bütün hakları Saklıdır.